Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEKTÂŞÎLERİN MUAŞERET ÂDÂBI
İstanbulda Yeniçerilerin yanında hatıraları şehrin târihine geçmiş bektâşîlerin muaşeret âdabı hakkında aşağıdaki notları M. Zeki Pakalın’ın “Osmanlı Târih Deyim ve Terimleri” leri” adındaki değerli eserinden alıyoruz :
Tarîkata girme merâsimi — “El alacak can, (tarîkata girecek kimse bir müddet Pîr Evi denilen tekkeye devam eder, tekkenin bâzı hizmetlerini görür), sonra tanınmış bir bektâşîye baş vurur, bir müddet daha tecrübe edilir ve kendisine sâhib adı ile bir rehber tâyin edilir, (bektâşîliğe liyâketi görülürse) kabul merâsimi günü akşama doğru sâhibi ile beraber tekkeye gidilir. İstikbal olunurlar, mukannen saat gelinceye kadar tekkenin bir höcresinde otururlar. Ortalık kararırken tekbir sesleri işidilmeğe başlanır. O zaman sâhib âşıkı alır, hamam odasına geçerler. Âşık yıkanır, temiz çamaşır giyer. Çıkılınca eller göğüsde olarak hazır bulunanların önünde durulur, hafif bir baş öğmesi ile herbiri selâmlanır. Âşığı hiç konuşdurmadan (çırılçıplak soyarlar) bir kefene sararlar, bir tabuta yatırır, tabutun kapağı kapanır, telkin verilir. Telkin şudur:
“Erenler meyanında, pir huzurunda, murşidine teslimi rızâda oldun mu, yalan söyleme, haram yeme, livâta ve simâ etme, elinle koymadığın bir şeyi alma, gözünle her gördüğünü söyleme, gelme gelme, dönme dönme, gelenin başı, dönenin...
⇓ Read more...
İstanbulda Yeniçerilerin yanında hatıraları şehrin târihine geçmiş bektâşîlerin muaşeret âdabı hakkında aşağıdaki notları M. Zeki Pakalın’ın “Osmanlı Târih Deyim ve Terimleri” leri” adındaki değerli eserinden alıyoruz :
Tarîkata girme merâsimi — “El alacak can, (tarîkata girecek kimse bir müddet Pîr Evi denilen tekkeye devam eder, tekkenin bâzı hizmetlerini görür), sonra tanınmış bir bektâşîye baş vurur, bir müddet daha tecrübe edilir ve kendisine sâhib adı ile bir rehber tâyin edilir, (bektâşîliğe liyâketi görülürse) kabul merâsimi günü akşama doğru sâhibi ile beraber tekkeye gidilir. İstikbal olunurlar, mukannen saat gelinceye kadar tekkenin bir höcresinde otururlar. Ortalık kararırken tekbir sesleri işidilmeğe başlanır. O zaman sâhib âşıkı alır, hamam odasına geçerler. Âşık yıkanır, temiz çamaşır giyer. Çıkılınca eller göğüsde olarak hazır bulunanların önünde durulur, hafif bir baş öğmesi ile herbiri selâmlanır. Âşığı hiç konuşdurmadan (çırılçıplak soyarlar) bir kefene sararlar, bir tabuta yatırır, tabutun kapağı kapanır, telkin verilir. Telkin şudur:
“Erenler meyanında, pir huzurunda, murşidine teslimi rızâda oldun mu, yalan söyleme, haram yeme, livâta ve simâ etme, elinle koymadığın bir şeyi alma, gözünle her gördüğünü söyleme, gelme gelme, dönme dönme, gelenin başı, dönenin malı..
“Allah, Muhammed, Ali, On iki İmam, Hânedânı Ehli Beyte imân ettin mi, bunun ikisini bir bilip gece ve gündüz gönülde Allah, Muhammed Al’iyi mürşidin vâsıtâsiyle bir bildin mi, hak dediğimizi hak, bâtıl dediğimizi bâtıl bildin mi, Tarîkati Nâciyeden olup Câfer Sâdık’ın mezhebini hak tanıdın mı, bu ikrardan dönersen Rûzî Mahşerde yüzün kara olsun mu?. Allah, Muhammed, Ali, Hünkâr Hacı Bektâşı Veli ikrârında kademin sâbit eyle!.. hu!”.
“Sonra sâhib tabutu açıp âşıkı alır, bir odaya götürür, namaz kıldırır ve :
— Ey can! Öldün, namazını da kendin kıldın, kendini şimdi mürşidine teslim edince yeni bir hayat gireceksin, buyur erler meydânına!.. der.
“Ve âşıkı yerden kaldırır, kefeni çıkarır, (çamaşırını giydirir) boynuna Tîgibend denilen bir çevreyi geçirir, bağlar.
“Son zamanlarda merâsimin bu kısmı tâdil edilmişdir, yalnız abdest ve namazla iktifâ olunmuşdur.
“Sâhib aşıkı tigibendinin uclarından tutub çekerek Meydana getirir, Meydan, tekkenin büyük âyin salonunun adıdır. Evliyâ Çerağı denilen tek bir kandille aydınlatılmışdır. Hiç bir ses işidilmez, hiç bir hareket görülmez, ortalık yarı karanlık, esrârâlûd bir haldedir.
“Mürşid Baba hususî makaamında vekaar ile oturmuşdur. Meydanda Oniki İmam makaamını temsil eden on iki post vardır ve her birinde bir baba oturmuşdur, elleri göğüslerinde ve başları da göğüsleri üzerine eğik dururlar.
“Sâhible âşık, Meydan kapusundan eşiğinde niyâz ettikden sonra girerler, âşıkın boynundaki tîgibendin ucları sâhibin elinde ve sâhib önde, âşık arkada olarak girerler. Meydanı bir buhur kokusu doldurmuş olub alışık olanları gasyeder.
“Sâhible âşıkın ayakları çıplakdır, sağ ayaklarının baş parmaklarını üzerine koyarak bir müddet dururlar. Bu duruş, mürşide teslim olarak hayatda doğrulukdan ayrılmayacaklarına remizdir (B.: Ayak Mühürlemek).
“Sâhib yanık bir sesle bir münacaat okur sonra Mürşid Baba gür sesle feseyekfikühümullah âyetini okur, herkes oturduğu yerde niyâz vaziyeti alarak tasdik eder.
“Sâhib ile âşık dört kapu selâmını verirler; dört kapu Şerîat, Tarîkat; Hakikat ve Mârifet kapularıdır. (Selâm şekli: — Esselâmü aleyküm şerîat Erenleri!, Tarîkat Erenler... Hakikat Erenler!.. ve nihâyet Mârifet Erenleri!. dir). Her selâmda ileriye doğru bir adım atarlar, bu adımlar, dört kapudan ayrı ayrı girilmiş olduğunu temsil eder. Sonra yine, göğüste, çıplak ayaklarının baş parmakları târif edilen şekilde niyâz vaziyetinde dururlar.
“Mürşid sağ eli ile âşıkın sol elini tutar, ikrar alır. Kendisi de tâlimatını verir :
— Yalan söyleme, haram yeme, zinâ ve livâta etme; elinle koymadığını alma, eline, beline, diline pek ol!.. der.
“Tekke sazı başlar. Münacaatler, naitler, nefesler birbirini tâkib eder.
“Âşık babaların ellerini öpmeğe başlarken getirdiği kurban tığlanır.
“Ufak bir âyini cem olur. Meydanda demler alınır, gülbankler çekilir. Yine nefesler okunarak meclis dağılır. Âşık o gece, tekkede, sâhibinin, rehberinin odasında yatar; (soyunub, bektâşî zeynine girib yoluna sapmış olur)”.
El öpme — “Ein dış tarafı, üstü değil, avuç öpülür”.
Tanışma işâretleri — “Bir bektâşînin diğer bektâşî ile tanışması için bir takım işâretler vardır, en mârufu sağ eli, baş parmak yukarıya doğru kaldırılmak sûretiyle kalb üzerine koymak ve bu sırada boyun bükmektir. Fakat ârif olanlar bıyıklarından, sakallarından, bakışlarından tanışırlar”.
Bâzı âdetler — “Kaşık sofrada dâima içi açık olarak durur, aslâ yüz üstüne kapatılmaz, kapanırsa nasib, kısmet kapanır bilinirdi.
“Kapunun eşiğine asla ayak basılmaz, eşik atlanılarak aşılır: zirâ bektâşî inancına Kapu Medinei ilim Alidir, kapunun sağ kanadı Hasan, sol kanadı Hüseyin, üst pervazı Peygamber, eşiği de Fâtimedir.
“Bektâşî eşiği atlayub çıkınca, pabucunu kapu eşiğine muvazî olarak koyduktan sonra giyer; kapuya arka çevirmek günahdı.
Dem meclisi — (Bektâşî tekkelerinde kurulan meclislerde babalar ve canlar rakı ve şarab içegelmişler idi, o meclislerde dem sunulması da hususî bir şekle tâbi idi).
“Sâki kadehi, fincanı sağ elinin avucu içine alır, baş parmağını serbest bırakır; sol elini göğsünün altına koyar; fincanı, kadehi öne doğru eğilerek sunardı; sunulan can da: — Eyvallah!.. diyerek ayni vaziyet ve usulde alır, aldıktan sonra kadehi göğsüne götürür ve boyun keserdi; ve kadehi avucunun içinde tutarak içerdi (Yâni kadeh, verilirken, alınırken, içilirken parmak ucları ile tutulmazdı). Kadehi iki avucu ile tutan bektâşîler de vardı, (bu takdirde, sol elin avucu, içinde kadeh bulunan sağ avucu sarar, tutardı).
“Şarab veya rakının kadehde görülmemesi içindir ki elleri ile örterler idi; içdikden sonra Sâki:
— Aşk olsun! der ve kadehi ayni usul ve erkânla alır, arka arka çekilir ve bu minvâl üzere meclisdekilere kadeh dolaşdırır, ihvan sulanır, demlenirlerdi.
Lokma gülbanki — “Sofraya oturuldukta yemeğe başlamadan çekilen gülbankdir:
“Bismi Şâh, evvel Allah diyelim, kadim Alah!..
“Geldi Ali sofrası, yâ Şâh diyelim, Şâh versin, biz yiyelim!.. Allah, eyvallah! Dost!..”.
Sofra gülbanki — Yemek yenildikden sonra çekilen gülbanktir :
“Allah.. Allah.. İllallah..
“Bu gitti, yenisi gele; Hak bereket vere, yiyenlere nur ola. Pişirip kurtaran (kutaran) derviş derdmendin Hak erenler destgîri ve destgîrimiz ola.
“On iki İmam, on dört mâsumu pâk efendilerimiz bâbı saadetinden tanıyanlarımız ganî ola.
“Üçler, Yediler, Kırklar.. Gülbanki Muhammedi, nûri, Nebî, keremî Ali, pîrimiz Hacı Bektaş Velî, cümle pîran ve cömerdler, gerçek erenler demine devrânına hû diyelim!.. Hûuu!..”.
Teslim taşı — “Bektâşî babalarının göğüslerinde, gümüş mecidiye büyüklüğünde on iki köşeli bir taş bulunurdu, “Teslim taşı” derlerdi, 12 köşeli oluşu on iki imama işâretti.
“Bu taş Ürgüb’den çıkar. Gûyâ Hacı Bektaşı zehirlemişler, kendisine derhal mâlûm olmuş, hemen kusmuş, (bu taşın cevheri) o kusmuktan hâsıl olmuş.
Pîr emânetleri — “Tâc, hırka, sancak, çerağ ve sofradır. Hepsine bir kudsiyet atfedilmişdi. Bektâşî tâcı on iki dilmli idi”. (M. Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri).
Üsküdarlı halk şâiri Vâsıf Hoca bektâşî âdâbı üzerine şu şirin notu vermiştir: Tophâne ketebesinden şâir Âşık Râzi ki, edebü terbiye ile pervâsızlıkda dünyaya emsâli ender gelir, bektâşî idi. İstanbul Ansiklopedisinin Üssü Zâfer nam eserden naklen bu günahkârın göz gezdirmesi istenilen evrâkı mütalâa ettiğimde o yazıların şu kadar asır sonra dahi hakikat olduğunu gördüm. Âşık Râzî merhum tâzeliğinde gaayetle dilber bir genc imiş, bir maddeden pederine gücenüb Üsküdardaki hânei pederi terk ile Merdiven Köyüne kaçmış, on beş yaşında imiş, oradaki meşhur Şahkulu Baba Dergâhına gitmiş sığınmış, bir kaç ay orada dergâhın bostanında yanaşmalık yapmışdır. Hüsnü ânı ile âteşin zekâsı derhal nazarı dikkatı celbetmiş, o zaman büyük baba Efendi kim ise Râziyi bostan yanaşmalığından kendi hizmetine almışdır; şâirliğe olan istidâdı da evvelâ orada terbiye edilmişdir. Râzî; Merdivenköylülerle Tekke halkı o zamanlar hiç sevişmez idi, hattâ Sultan Mahmud bektâşîliği kaldırdığında dergâhı evvelâ köylü tahribetmiş derlerdi, dergâhdaki bektâşî fukârasının hemen hepsi arnavud idi, câhil fakat kalben hepsi şefîk rahîm insanlardı diye anlatırdı; hattâ dergâh kapusunda ilk rastladığı bir arnavud bağçıvanı kendisine mânevi peder ittihaz etmişdi. Defterlerinden birinde manzurumuz şu manzûmesi bektâşî hayatı rindânesi bakımından hoş bir hâtıradır”.
Vâsıf Hocanın üzerinde kalem oynattığında şüphemiz olmayan manzûme şudur :
Vardım gittim Babanın Pîr Evine
Selâm verdim arnavudun birine
More dedi yalın uşak hoş geldin
Nedir taleb nedir aşkınla derdin
Derde derman aşka timar bizdedir
Mürşid rehber nûr ile nar bizdedir
Her girene işte açık kapumuz
Eklidene hazır pişmiş aşumuz
Ahretimiz mâmur ettik sağ iken
Bizde açan gülde bulunmaz diken
Biz mahbûbu önce soyar yunarız
Pervâneyiz ol çerağa yanarız
Âşık abdal yalın ayak baş kaba
Altda imam postu üstde bir aba
Sırrullahdır fâni dünyâ vâdemiz
Anın içün dâim elde bâdemiz
Eşik atla gel civânım efendim
Benim kaşı keman servi bülendim
Gir yun al abdesti at çirkü gamı
Dilküşâdır Hacı Bektaş Hamamı
Atş ile kanımı içesi dilber
Ser virelim sır içün gel beraber
Ebrûlerin tâki bu câna mihrab
Kevserdir kâsei lâ’linde şarab
Çeşmi kebûdunda nedir bu mestî
Hatırlatır câna Bezmi Elesti
Ya pâyin nakşine ne diyem şâhım
Ayağın öpdüğüm gün pâdişâhım
Şahkulu Sultanım dergâhıdır bu
Cümle âşıkların penâhıdır bu
Cennet bülbülüne altun kafesdir
Gül kokan havâsı pirden nefesdir
Erenler durağı bu âsitâne
Temâşâ kıl âşıkane mestâne
Yokdur bâyü gedâ burda can vardır
Pirû civanında husn ü an vardır
Burdadır şerîat tarikat bâbı
Burdadır mârifet hakikat bâbı
Kefenpûş olduk öldük dirildik
Bu sakfin tahtında muhabbet, birlik
Bâdei aşk ile mestü müdâm ol
Havuz gibi boşal, pınarından dol
Ayak mühürleyüb gel dur niyâza
Erenler tâcın koy seri şehbâza
Bektâşî Babası
(Resim : B. Şeren)
Theme
Folklore
Contributor
B. Şeren
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050194
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
B. Şeren
Description
Volume 5, pages 2447-2450
Note
Image: volume 5, page 2448
See Also Note
B.: Ayak Mühürlemek
Theme
Folklore
Contributor
B. Şeren
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.