Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BEKİR EFENDİ (Matbaacı)
İkinci Abdülhamid devrinde Matbaai Âmire (Devlet Matbaası) müdürlüğünde bulunmuş ve sonra Vezir Hanında bir matbaa açmış, zenginliği ve son derecede hasisliği ile tanımmış bir zât, Karadeniz Yalısında İnebolu, Giresun yolunda Zonguldak’dan gelmiş, memleketinin fukarasından iken İstanbulda zengin olduktan sonra o taraflarda da emlâk, akar ve çiftlik sâhibi olmuştur; 1900 - 1912 arasında seçkin bir mizah muharriri olup bilhassa Karagöz Gazetesinde çalışan, bu münâsebetle “Karagöz muhmud”, bir tık olarak dâima gözünü kırpıştırdığı için de “Kırpışık Mahmud” diye anılan Mahmud Nedim Beyin babasıdır. Melih bir yüze sâhib olan, gayet nâzik, zarif ve gece gündüz içen Mahmud Beyi, tek erkek evlâdı olduğu halde sefahâtle suçlayarak evinden koğduğu, bu genc adamın yıllarca İkdam gazetesi muharrirlerinden Ekrem Reşad Beyin evinde selâmlık odasında barındığı söylenir. Nihâyet insafa gelerek oğlunu memleketindeki ciftliğine göndermiş ve Mahmud Bey orada, genc yaşında, bir kış gecesi donarak ölmüştür.
Bekir Efendinin büyük servetini, matbaasının işlerinden ziyâde o devrin zâbıta âmirleri ve bilhassa zabtiye nâzırları ile kurmaya muvaffak olduğu yakınlık sâyesinde yaptığı muhakkak gibidir; siyasî suç isnâdı ile mâsum olarak tevkif edilenler, mâsumiyetlerini ancak bu Bekir Efendinin tavassutu ile...
⇓ Devamını okuyunuz...
İkinci Abdülhamid devrinde Matbaai Âmire (Devlet Matbaası) müdürlüğünde bulunmuş ve sonra Vezir Hanında bir matbaa açmış, zenginliği ve son derecede hasisliği ile tanımmış bir zât, Karadeniz Yalısında İnebolu, Giresun yolunda Zonguldak’dan gelmiş, memleketinin fukarasından iken İstanbulda zengin olduktan sonra o taraflarda da emlâk, akar ve çiftlik sâhibi olmuştur; 1900 - 1912 arasında seçkin bir mizah muharriri olup bilhassa Karagöz Gazetesinde çalışan, bu münâsebetle “Karagöz muhmud”, bir tık olarak dâima gözünü kırpıştırdığı için de “Kırpışık Mahmud” diye anılan Mahmud Nedim Beyin babasıdır. Melih bir yüze sâhib olan, gayet nâzik, zarif ve gece gündüz içen Mahmud Beyi, tek erkek evlâdı olduğu halde sefahâtle suçlayarak evinden koğduğu, bu genc adamın yıllarca İkdam gazetesi muharrirlerinden Ekrem Reşad Beyin evinde selâmlık odasında barındığı söylenir. Nihâyet insafa gelerek oğlunu memleketindeki ciftliğine göndermiş ve Mahmud Bey orada, genc yaşında, bir kış gecesi donarak ölmüştür.
Bekir Efendinin büyük servetini, matbaasının işlerinden ziyâde o devrin zâbıta âmirleri ve bilhassa zabtiye nâzırları ile kurmaya muvaffak olduğu yakınlık sâyesinde yaptığı muhakkak gibidir; siyasî suç isnâdı ile mâsum olarak tevkif edilenler, mâsumiyetlerini ancak bu Bekir Efendinin tavassutu ile isbat edebilmişlerdir. Yine o devrin namlı gezete patronlarından Basîretci Ali Efendi (B. : Ali Efendi, Basîretci). “İstanbulda yarım asırlık vekaaayini mühimme” adını taşıyan hâtıralarında bu hususu açıkca yazıyor :
“Muharrirlerimizden Hayreddin: “Avrupada gazeteciler o kadar mûteberdir ki, bunlardan hâriciye nâzırlığına kadar yükselenler vardır, Türkiyede ise bir zabtiye neferi kadar haysiyetleri yoktur” diye bir fıkra yazmışdı. Zabtiye neferlerini tahkirden tevkif edildim, Divânı Zabtiyede doksan gün habse mahkûm oldum. Bir saat sonra, evvelki hapislerinde olduğu gibi Matbaai Âmîre müdürü Bekir Efendiyi çağırtdım, Zabtiye Müşürü Paşaya âid olmak üzere yüz elli lira maktû fidyei necat resmini verdim, iki saat sonra da tahliye edildim.
“Hâvadis olarak Üsküdarda Haremeyn tercümanı ak hadım ağalardan Hasan Efendinin öldüğünü yazmışız, bu adam Valde Sultanın bendegânından imiş. Bâsîretde okumuş, çok müteessir olmuş; meğer adam ölmemiş, gelmiş, beni öldürdüler diye Müşür Paşaya şikâyetde bulunmuş, “yalan haber verişi ile Vâlide Sultanın teessürüne sebeb olma” suçundan yüz yirmi gün hapsime karar verildi. Allah râzı olsun Bekir Efendi bu sefer de yüz yirmi lira masrafla beni iki saat sonra halâs etti.
“Ne zaman tevkif edilsem, mahbushânedeki eşirrâ iki üç saatlik misâfirimiz geldi derlerdi”.
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050166
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2430-2431
Bakınız Notu
B. : Ali Efendi, Basîretci
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.