Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEKİR ÇAVUŞ (Simitci)
Hicrî 1280, milâdî 1864 senesinde Gedikpaşada, o zamanların âdetince geceleri fırından yeni çıkmış tâze, sıcaksıcak simit satar onaltı yaşlarında ve eşsiz güzellikde bekâr uşağı, diyar garibi Safranbolulu bir çocukdur.
Bir gece Gedikpaşa Tiyatrosunda “İstanbulun Fethi” adındaki bir piyes ilk defa oynanıyor imiş; tiyatro hınca hınç dolmuş. Piyesde, İmparator Kontastinden rüşvet alan Sadırâzam Halil Paşa ile İmparator arasında muhabere vasıtası olan bir çavuş rolü varmış, çavuşun oyundaki adı Süleyman imiş; sahneye dört beş defa çıkacak, “Evet efendimiz; Bâşüstüne Efendimiz; Sadrazâm Hazretleri selâm ederler” gibi bir kaç lâfı olan bir rol imiş; kim ise bu rolü ifa edecek figüran-aktör bir meseleden kızmış, perde açılınca tiyatrodan kaçmış; tiyatro direktörü, her halde Güllü Agob olacak, şaşırmış, sokakdan birini bulub sahmeye çıkarmaktan başka çare yok, dışarı fırlamış, bu Simitci Bekire rastlamış, oğlanın tablasındaki bütün simitleri satın almış, kaç simit parası ise bir mislini de bahşiş vermiş, güzel çocuğu alelâcele bir çavuş kılığına sokmuş, her çıkışında söyleyeceklerini kulis arasında tâlim ederek sahneye çıkarmış. Zeki oğlan Çavuş Süleyman rolünü muvaffakiyetle başarmış, üstelik halkı güzelliği ile de teshir etmiş, hattâ seyircilerden, bu kadar dilber bir gence bu sevimsi...
⇓ Read more...
Hicrî 1280, milâdî 1864 senesinde Gedikpaşada, o zamanların âdetince geceleri fırından yeni çıkmış tâze, sıcaksıcak simit satar onaltı yaşlarında ve eşsiz güzellikde bekâr uşağı, diyar garibi Safranbolulu bir çocukdur.
Bir gece Gedikpaşa Tiyatrosunda “İstanbulun Fethi” adındaki bir piyes ilk defa oynanıyor imiş; tiyatro hınca hınç dolmuş. Piyesde, İmparator Kontastinden rüşvet alan Sadırâzam Halil Paşa ile İmparator arasında muhabere vasıtası olan bir çavuş rolü varmış, çavuşun oyundaki adı Süleyman imiş; sahneye dört beş defa çıkacak, “Evet efendimiz; Bâşüstüne Efendimiz; Sadrazâm Hazretleri selâm ederler” gibi bir kaç lâfı olan bir rol imiş; kim ise bu rolü ifa edecek figüran-aktör bir meseleden kızmış, perde açılınca tiyatrodan kaçmış; tiyatro direktörü, her halde Güllü Agob olacak, şaşırmış, sokakdan birini bulub sahmeye çıkarmaktan başka çare yok, dışarı fırlamış, bu Simitci Bekire rastlamış, oğlanın tablasındaki bütün simitleri satın almış, kaç simit parası ise bir mislini de bahşiş vermiş, güzel çocuğu alelâcele bir çavuş kılığına sokmuş, her çıkışında söyleyeceklerini kulis arasında tâlim ederek sahneye çıkarmış. Zeki oğlan Çavuş Süleyman rolünü muvaffakiyetle başarmış, üstelik halkı güzelliği ile de teshir etmiş, hattâ seyircilerden, bu kadar dilber bir gence bu sevimsiz rolün verilmesine kızanlar olmuş.
Ertesi gece kumpanyaya Süleyman rolü için baska bir figüran bulunmuş, fakat halk :
— Dün geceki Süleymanı isteriz! diye öyle bir nümayiş yapmış ki, Güllü Agop (?) ertesi gün Simitci Bekirin izine, peşine düşmüş, bulmuş, ömründe göremiyeceği bir parayı vererek kandırmış, fırından çıkartıp kumpanyasına almış. Oğlanın simitci fırınındaki hemşehrileri ayaklanmışlar, Zabtiye Nazırlığına giderek ermeninin, beş vakit namazında bir müslüman evlâdını oyuncu yaptığını, bu nâmussuzluğa aslâ tahammül edemiyeceklerini arz etmişler, mesele büyümüş, fırın uşakları galebe çalup Bekiri tiyatro kumpanyasından geri almışlar, öylesine ki, çocuğu hemen o civardaki Gedikpaşa Hamamına sokup boy abdesti aldırtıp tövbe ile istiğfar ile tecdidi îman ettirdikten sonra fırına götürmüşler ve simit tablakârlığından çıkarup hamurkâr yamağı yapmışlar.
Vak’a pâdişaha kadar aksetmiş, Simitci Bekiri merak eden Sultan Aziz oğlanı huzuruna getirtmiş, bunu fırsat bilen güzel çocuk pâdişahın ayaklarına kapanarak kendisine düşman kesilen ve oyunculuğa heves ettiği için her vesile ile hakaaret etmeğe başlamış olan hemşehrilerinin cevrü cefâsından kurtarmasını istirham etmiş, pâdişah da hemen o anda Bekiri saray muhâfız kıt’asına nefer yazdırmış, bir kaç zaman sonra da Simitçi Bekir hünkâr çavuşu olmuş.
Abdülâziz ne zaman sarayından çıksa bu güzel çavuşunu dâimâ maiyetinde bulundururmuş, hattâ 1867 de Avrupaya giderken de beraberinde götürmüş, o zaman Bekir Çavuş 19 - 20 yaşlarında bir genc imiş.
Bibl. : Vâsıf Hiç. Not; Mir’atı İstanbul müellifi Mehmed Râif, oğlu General H. R. Ayyıldızdaki notları.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050165
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2429-2430
Bibliography Note
Bibl. : Vâsıf Hiç. Not; Mir’atı İstanbul müellifi Mehmed Râif, oğlu General H. R. Ayyıldızdaki notları.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.