Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
BEKİR AĞA (Binbaşı)
Geçen asrın ikinci yarısında Bayazıdda Seraskerlik Dâiresindeki askerî mahbushânenin müdürlerinden; şiddeti, merhametsizliği, mevkuflara ve mahkûmlara hattâ zâlimâne muamelesi ile İstanbulda muhitine dehşet saçmış bir sîmâ; öylesineki bu mahbushânenin idâresi ve muhâfazası için bütün efrâdı bu Bekir Ağa tarafından teker teker seçilmiş zehri kaatil misâli adamlardan müteşekkil bir bölük de kumandanlarına nisbetle “Bekirağa Bölüğü” adını almış, ayni isim bu askerî mahbushâneye de alem olmuşdu. Zamanımızda İstanbul Üniversitesinin merkez binâsı olan Seraskerlik Dâiresi avlusunun Süleymâniye tarafında olan Bekirağa Bölüğü 1950 -1955 arasında yıktırılmıştır. Bilhassa 1908 meşrutiyetinden sonra İttihad ve Terakki Fırkasının tahakküm ve istibdad devrinde Bekirağa Bölüğü denilen mahbushâne nice mâsum vatandaşların zâlimâne işkenceler altında inim inim inlediği meş’um bir binâ olmuşdu.
Bekir Ağa, 1957 - 1958 arasında vefat iden kitabcı-sahhaf Ahmed Hamdi Tanyelinin babası olup arkadaşları arasında Kör Ahmed diye tanılan bu zat, “Tarih Dünyası” mecmuasında “Bekir Ağanın hayatda kalmış biricik evlâdı” diye imzalayarak neşrettiği iki makalede gençliğinde şakî, ömrünün büyük kısmında da zâlim zındancı olan babasını Aydın zeybekleri arasından çıkmış bir kahraman olarak göstermeğe çalışmıştır. ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Geçen asrın ikinci yarısında Bayazıdda Seraskerlik Dâiresindeki askerî mahbushânenin müdürlerinden; şiddeti, merhametsizliği, mevkuflara ve mahkûmlara hattâ zâlimâne muamelesi ile İstanbulda muhitine dehşet saçmış bir sîmâ; öylesineki bu mahbushânenin idâresi ve muhâfazası için bütün efrâdı bu Bekir Ağa tarafından teker teker seçilmiş zehri kaatil misâli adamlardan müteşekkil bir bölük de kumandanlarına nisbetle “Bekirağa Bölüğü” adını almış, ayni isim bu askerî mahbushâneye de alem olmuşdu. Zamanımızda İstanbul Üniversitesinin merkez binâsı olan Seraskerlik Dâiresi avlusunun Süleymâniye tarafında olan Bekirağa Bölüğü 1950 -1955 arasında yıktırılmıştır. Bilhassa 1908 meşrutiyetinden sonra İttihad ve Terakki Fırkasının tahakküm ve istibdad devrinde Bekirağa Bölüğü denilen mahbushâne nice mâsum vatandaşların zâlimâne işkenceler altında inim inim inlediği meş’um bir binâ olmuşdu.
Bekir Ağa, 1957 - 1958 arasında vefat iden kitabcı-sahhaf Ahmed Hamdi Tanyelinin babası olup arkadaşları arasında Kör Ahmed diye tanılan bu zat, “Tarih Dünyası” mecmuasında “Bekir Ağanın hayatda kalmış biricik evlâdı” diye imzalayarak neşrettiği iki makalede gençliğinde şakî, ömrünün büyük kısmında da zâlim zındancı olan babasını Aydın zeybekleri arasından çıkmış bir kahraman olarak göstermeğe çalışmıştır.
Oğlu A. H. Tanyelinin anlatdığına göre Bekir Ağa 1817 de Aydının Bayındır kazasında doğmuştur; babası Bağçıvanoğlu Mustafa adında biridir, anası Tireli Gülsüm Kadındır; Bekir bu âilenin üçüncü ve en küçük oğludur. Onyedi yaşında iken vücut yapısı kendisine genc irisi dedirtecek şekilde inkişaf etmiş, sırım gibi, eli ayağı düzgün, kaşı gözü yerinde, son derecede hırçın ve kavgacı olan bu delikanlı muhitinde şerrinden çekinilmesi gereken insanlardan bilinmiş, nitekim yirmi yaşında kaatil olarak silâhını almış ve dağa çıkıp şekaavet yolnu tutmuşdur, bir yıl dağda kalmışdır.
İkinci Sultan Abdülhamidin çok zengin resim koleksiyonu arasında Aydın Mahbushânesindeki mahkûmlara âid de bir fotoğraf albumü vardır. Bu albümde şekavetden mahkûm zeybeklerin kıyâfetleri son derece şayânı dikkattir; hemen hepsi, başlarında zeybek fesleri, zeybek yemenileri, bellerinde kalça üstünden koltuk altlarına kadar çıkan zeybek kuşakları ile üstlerinde bir don bir gömlek, baldırı çıplak, yalın ayakdır; Bayındırlı Bekirin de dağda ayni kılık ve kıyafetde dolaştığı muhakkakdır.
Genc kaatil ve haydud bir müsademede yaralanır, yaralandığını haber alan anası Gülsüm Kadın tarafından aranarak bir ormanda perîşan bir halde bulunur, yarası ana eliyle timar edilen Bekir Kadının ısrarı ile dağdan iner, hükûmete teslim olur. Yirmi bir yaşındadır, Bayındırdan İstanbula sevkedilir, kaatil ağır suçu bağışlanıp asker olur ve Rumeli hududuna sevkedilir. Hududda fevkalâde cesareti ile kısa bir zamanda şöhret kazanır, Çavuş olur; Totrekan muhasarasındaki fedâkârlığı üzerine de mülâzimliğe terfi eder. Girid isyânı başlayınca tenkile memur kıt’aların birinde vazifeli olarak adaya gönderilir; orada, eline düşenleri amansızca yok etmek suretiyle adalı eşkiyanın gözlerini öylesine yıldırır ki kumandanı Kaymakam Hüseyin Avni Bey (istikbâlin serasker Hüseyin Avni Paşası) bu Bekir Ağanın ileride kendisine lüzumu olacağını düşünerek hâs bendesi yerine koyar, İstanbula dönerken maiyetinde getirir.
Bekir Ağa 1870 de yüzbaşı olur (53 yaşında); Birinci Hassa ordusu 2. Alayının 4. Taburunun 2. Bölüğü kumandanı tâyin edilir, bir müddet sonra da binbaşılığa terfî ederek Seraskerlik Dâiresi mahbushâne müdürlüğüne tâyin edilir; ve hâmisi Serasker Hüseyin Avni Paşanın arzusu ve tensîbi ile Hassa Orudusunun diğer bölüklerinden seçdiği ikiyüz neferle mâhud mahbushâne bölüğünü kurar.
Hüseyin Avni Paşa ve onu tâkib eden seraskerler tarafından o kadar şımartılır ki, seraskerlik makamında her değişiklik olduğunda bütün erkân ve ümerâ tebrike toplu olarak çıkdıkları halde Bekir Ağa, âmiyâne birg urur ve azametle Serasker Paşanın huzuruna dâima tek başına girer. Pilevne kahramanı Gazi Osmanın Seraskerliğinde de ayni tavır ve edâ ile tebrike vardığında Osman Paşa tarafından: “Sen kim olursun be adam böyle teferrüd iddasındasın!..” diye tekdir edilir. Dışarda akran emsâlinin zâhid olduğu bu istiskaal üzerine Bekir Ağa da hemen bir istidâ yazdırarak tekaüdlüğünü ister; Osman Paşa da hiç tereddüd etmeden kabul idüb derhal muamelesini yaptırır. Zâlim bir mahbushâne müdürü ve bilhassa Hüseyin Avni Paşa gibi bir müstebidin âleti olmanın etrafında ne kadar büyük nefret uyandırdığını ancak tekaüd edildikten sonra gören Bekir Ağa kendisini içkiye verir, gece ve gündüz içer, yirmi dört saatde bir rakı binliğini deviren bir ayyaş olur; bu hal de dört sene kadar sürerek 12 ekim 1887 de ölür, Silivrikapusu dışında Bayrampaşa Çeşmesi yolunda sed üstündeki mezarlığa gömülür. Kabir taşının oğlu Ahmed Hamdi Tanyeli tarafından istinsah edilmiş kitâbesi şudur:
“Lâ ilâhe illlallah Muhammedün Resûlûllah. Mahbushâne Askeri Müdürü Binbaşı Bekir Ağanın rühuna El Fâtiha; Sene 1303”.
Binbaşı Bekir Ağa
(Resim : B. Şeren)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
B. Şeren
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM050160
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
B. Şeren
Tanım
Cilt 5, sayfalar 2425-2426
Not
Görsel: cilt 5, sayfa 2425
Tema
Kişi
Emeği Geçen
B. Şeren
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.