Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEKÂRLIK SULTANLIK MI DEDİN
Ahmed Midhat Efendinin “Letâifi Rivâyat” külliyâtının onuncu kitabının ikinci küçük hikâyesinin adı; eser hicrî 1294 (Milâdî 1877) yılında neşredilmişdir (B.: Ahmed Midhat).
Muharrir, eğlence yerlerinde rahatca gezib tozmak için bekâr hayatına özenen gençlere o âlemin insanı kese ve sihhatçe yıpratan taraflarını göstermek istemiş, “Bekârlık Sultanlıkdır” diyen kalender sözüne inanmış kahramanını o âlemlerde bir yıl dolaştırdıktan sonra hakikî sultanlığa temiz bir türk kızı ile evlendirerek nâmuskâr aile yuvasındaki saadetde kavuşturmuşdur.
Hikâyenin mevzuu gaayet basittir; fakat geçen asır sonundaki Beyoğlunu tavsir bakımından çok kıymetli bir vesikadır. Bâbıâliden yetişmiş olan Surûri Efendi 21-22 yaşlarında iken Kastamoniye memuriyetle gider; bekârlığın sultanlık olduğuna inanmışdır, bir gün Beyoğlunda sultan gibi bekâr hayatı sürmek için onbeş sene kaldığı Kastamonide birikdirdiği 2500 altını kemerine koyar ve 36-37 yaşlarında İstanbula döner, Beyoğlunda bir otele yerleşir; altınları ile “Konsolid” denilen o devrin fâizli tahvillerinden satın alır, aylık fâiz geliri 25 altın tutmaktadır; ama paraya dokunmadan bu 25 lira ile gül gibi geçinirim der, fakat, irâde sâhibi oldu ve hesâbını da pek iyi bildiği halde geçinemez; her yerde gördüğü hürmet, alâka, hizmet daimâ bir riyâkâr...
⇓ Read more...
Ahmed Midhat Efendinin “Letâifi Rivâyat” külliyâtının onuncu kitabının ikinci küçük hikâyesinin adı; eser hicrî 1294 (Milâdî 1877) yılında neşredilmişdir (B.: Ahmed Midhat).
Muharrir, eğlence yerlerinde rahatca gezib tozmak için bekâr hayatına özenen gençlere o âlemin insanı kese ve sihhatçe yıpratan taraflarını göstermek istemiş, “Bekârlık Sultanlıkdır” diyen kalender sözüne inanmış kahramanını o âlemlerde bir yıl dolaştırdıktan sonra hakikî sultanlığa temiz bir türk kızı ile evlendirerek nâmuskâr aile yuvasındaki saadetde kavuşturmuşdur.
Hikâyenin mevzuu gaayet basittir; fakat geçen asır sonundaki Beyoğlunu tavsir bakımından çok kıymetli bir vesikadır. Bâbıâliden yetişmiş olan Surûri Efendi 21-22 yaşlarında iken Kastamoniye memuriyetle gider; bekârlığın sultanlık olduğuna inanmışdır, bir gün Beyoğlunda sultan gibi bekâr hayatı sürmek için onbeş sene kaldığı Kastamonide birikdirdiği 2500 altını kemerine koyar ve 36-37 yaşlarında İstanbula döner, Beyoğlunda bir otele yerleşir; altınları ile “Konsolid” denilen o devrin fâizli tahvillerinden satın alır, aylık fâiz geliri 25 altın tutmaktadır; ama paraya dokunmadan bu 25 lira ile gül gibi geçinirim der, fakat, irâde sâhibi oldu ve hesâbını da pek iyi bildiği halde geçinemez; her yerde gördüğü hürmet, alâka, hizmet daimâ bir riyâkâr menfaat içindir. Yüz sene evvelki Beyoğlunu tasvir eden aşağıdaki satırlar bu hikâyeden seçilmiş parçalardır.
1877 de Beyoğlunda bir otelin bir haftalık masraf faturası — “Amerikan Hoteline geldiğinin tamam haftası, bir cumartesi günü hotelci bir haftalık masarif defterini takdim eder. Kuşlukda, akamda yenilmiş on iki aded bifteğin haberi altışar kuruşdan 72 kuruş. Şu kadar makaronya 2 şer kuruşdan bu kadar, ve şu kadar ıspanak 4 derden bu kadar, elma tatlısı, ayva soğuğu, but sıcağı gibi kalemler yek diğerini tâkib ettikce, biçâre adamcağız akşam rakıcağızını kadeh hesabı ile içdiğinden, kadeh adedlerine katılacak fesadı târife hâced yok, altı gün zarfında 145 kadeh rakı 40 paradan, ve 15 konyak 60 paradan, 28 bira 2 kuruşdan yalnız içki parası 123,5 kuruşa vardığına görünce... hesabın yekûnu 7 lira 3 mecidiye 3 çeyreğe bâliğ olduğunu...”
Otelde yatıp kalkan bekârlara karşı muamele — “Bir otele girildiği zaman yeni müşteriye o kadar riayet, hürmet, ikram ederler ki gerçekden prensler dahi bu kadar ikram görür. Lâkin bu bir hafta devam eder. İkinci hafta uşağı çağırdığınız zaman:
— Mösyö, geliyor! diye ses verdiği halde bir saatde gelmez.
“Su şişesi, kadehleri temizlenmez. Yatak gaayet ehemmiyetsiz bir yolda düzeltilir. Kahve güzel kaynamadan gelir. Hafta üç oldukda en fena biftek size gelir, üç günden kalma makarna size takdim olunur”.
Kafe Kurun — “... mütekaabil bulunan aynaların iki sıra yanmakda bulunan gazları yekdiğerine aksettirerek bu suretle ayna ayna içinde ve gazlar diğer gazlar hizasında gözün vâsıl olamayacağı yere kadar uzayıp gitmesi..”.
Kafe Kristal — “... tekmil hizmetcileri kızlardan intihab edilmiş. Şu tarafda on tâne perîpeyker alman kızları çalgı çalıyorlar. Birkaç tâne âfeti cihan fransız işvebazları şarkı çağırıyorlar. Koca salon kırk elli gazla tenvir edilmiş. Hizmetçi diye çağıracağın herkesin nazarı rağbetini kazanabilecek bir mahbûbedir, ne de şeker handelerle geliyor. Vereceğin topu 60 para. Çalgı çalan kız nihâyet dört defa gelirse onar paradan 1 kuruş da ona verirsin. 100 para ile prensler gibi vakit geçir.
“... çalgıcı alman kızlarının fasıl arasında müşterilerin yanına gelerek yarım yamalak türkce ile çıtı pıtı diller dökmeleri..
“... bir akşam bunlardan birini yanınıza dâvet edersiniz, fakat ikinci akşam iki üç olub gelirler. Kendilerine ikram için ne istediklerini sual edince mutlakaa sütlü kahve ile pasta isterler. Ama pastaları ceblerine koydukları bin defa görülmüşdür, sonradan yemek için değil, kahveciye satmak için”.
Kafe Kristal ve Kafe Flam gibi şarkılı kahvelerdeki hizmetçi kızları gece evlerine götürme şerefi — “... işbu hizmetçi kızlar gece yarısından sonra hânelerine avdet ederlerken bir müşterinin kendisine refâkat etmesi, oradan dönme zahmeti olmayub o gece o evde müşteri efendiye de bir yer bulunabilmesi âdet hükmündedir. Siz de o gece hizmetçi hanımı hânesine kadar götürmek nîmetinin kendinize teveccüh etmesi gayreti ile konyakların veya şartrözlerin yekdiğerini teakub etmesini ez cânü dil istersiniz. Gece yarısından sonra kadar kalırsınız, bir de hizmetçi hanım:
— Affınızı rica ederim, bu gece refâkat için başka efendiye söz vermişdim, size de başka bir zaman için söz veririm!. deyince ne olursunuz?..”.
Alkazar — “... orada da mızıka var, fakat alman kızları yok.. şarkılar dinle, pardomimalar seyret, danslar seyret! yalnız bir kahve 2 kuruş..”.
Kapuları her gelene açık evler — “... kafe şantanlar hizmetçilerine refâkatden ibaret bulunan hareket her zaman müsmir olamadığı cihetle bir aralık bunlardan vaz geçerek her girildiği anda nâili emel mümkin olan mahallere devama başladı. Derken bu hânelerin birisinden aldığı müstekreh hastalık bîçâreyi yatağa serdi, iki ay sürdü..”
Genel evde mukaveleli dost — “,.. bir de bu yolu tecrübe etti.. haftada bir defa gitti, ayda iki lira verdi. Ama bir akşam bir başka zorlu adam geldi, çenesine bir yumruk yedi. Kırk yaşında adam külhânîler gibi döğüşe mi kalkdı? Kendisi gelen belâlıya el bile kaldırmadı, hattâ “Vurma!” diye yalvardı, lâkin sarhoşa meram anlatmak mümkin olmadı,” Senin karnını deşmeyeyim de kimin karnını deşeyim!..” diye kamaya davrandığı zaman kendisini kapu dışında buldu. Böyle rezîlâne kovulduğu mahalle artık bir daha adım atamayacağını anladı..”.
Bekâr evinde ermeni aşcı kadın rum uşak — “... Feriköyünde bir evceğiz tuttu.. ne pek genc, ne pek ihtiyar bir kadın tutarım dedi, yemek pişirir, çamaşır yıkar, bana da bakar!!. dedi. Bir de uşak, çarşı hizmetini görür, yangelir keyfine bakarsın, cuma günleri de dışarı çıkar teneffüs edersin, dervişâne bir maişet ki işte bekârlığın sultanlığı budur..
“... Seropik, bir ermeni karısı, gencliğe yakın, dikkat edilirse güzelce de.. Petraki adında bir de rum uşak buldu, otuz yaşında genc ve dinc bir adam.. Bana da bakar ümidine nâil olamadı, Seropik Dudu bir tavrı iffet fürûşâne ile: — Yok, bir daha sarkıntılık ederseniz hesabı kesdiğim gibi giderim!. dedi.
“... ama hizmetkârları yemek yerler iken karının: — Şebek herif!. bana sataşmak istiyor, Petrakiciğim dururken senin hangi yüzüne bakayım dediğini kulakları ile işitti..”.
Cihangirde bir aile yuvası — “... dört odalı kutu gibi bir evceğizin içinde bir valde, bir kız, bir de damad, selâmlıkda bir Mehmedcik, ve haremde bir Fedâî kalfa.. kayın vâlide hanım damadın malı kaybolmasın diye meraklı, Mehmedin çarşıdan satın alacağı şeyleri birer birer tarifden sonra paraları dahi ayrı ayrı verir. Günde beş on defa mutfağa inerek arabın işine nezâret eder. Gelin hanım ise her gün yeni gelin gibi süslenip kocasını merdiven başında karşılar, elbisesini çıkartır, geceliklerini giydirir, her hizmetinde pervâne gibi..
“... bizim Surûri Efendi sultanlığı bekârlıkda değil bu evde bulmuşdur. Koca evin masrafları onbeş altınla döner, her ay on altın ana paranın üstüne eklenirdi..”.
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050137
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2408-2410
See Also Note
B.: Ahmed Midhat
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.