Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEKÂR HANLARI, BEKÂR ODALARI
Fetih’den Tanzimat’a kadar, dört asır boyunca İstanbulda bekâr uşaklarının toplu olarak iskân edildikleri yerlere verilmiş olan isimlerdir. Bekâr uşağının târifini, hayatını ve dört asır boyunca tâbi olduğu nizâmı bu ansiklopedide müstakil madde olarak tesbit ettik (B. : Bekâr, Bekâr Uşağı).
Zamanımızda da yurdumuzun herhangi bir köşesi halkından olup iş hacmi dar olduğu için yoksulluk içinde yaşayan ve büyük şehir İstanbula para kazanmak için gelenler pek çokdur, beldenin, bilhassa son yıllarda nüfusunun sür’atle ve gayri tabiî olarak kabartan bu diyar garibi bekâr uşağı amele, lrgar, işçi akınıdır (B.: Amele). Fakat artık, “bekâr uşağı”, İstanbulda yaşayış hürriyeti tahdid eden, kendilerini dâimâ göz önünde, kontrol altında bulundurmak için belli, hükûmetce tâyin edilen hanlarda ve odalarda oturmağa mecbur kılan bir damga olmakdan çıkmışdır; zamanımızın İstanbul bekâr uşakları, şehrin yerleşmiş halkından farksız, maddî imkânları ölçüsünde dilediği yerde oturmaktadır. Bir kısmı yine handa, bekâr odalarındadır, fakat bunları da artık yalnız bu diyar garibi bekâr tâifesinin oturduğu yer olmakdan çıkmışdır. İçlerinde şehrî bekârlar da barınmaktadırlar.
Eski bekâr hanlarının hepsinin isimlerini tesbit edemedik; Bekâr Hanı oldukları kesin olarak bilinen Vefâ Meydanındaki Büyük Vefâ H...
⇓ Read more...
Fetih’den Tanzimat’a kadar, dört asır boyunca İstanbulda bekâr uşaklarının toplu olarak iskân edildikleri yerlere verilmiş olan isimlerdir. Bekâr uşağının târifini, hayatını ve dört asır boyunca tâbi olduğu nizâmı bu ansiklopedide müstakil madde olarak tesbit ettik (B. : Bekâr, Bekâr Uşağı).
Zamanımızda da yurdumuzun herhangi bir köşesi halkından olup iş hacmi dar olduğu için yoksulluk içinde yaşayan ve büyük şehir İstanbula para kazanmak için gelenler pek çokdur, beldenin, bilhassa son yıllarda nüfusunun sür’atle ve gayri tabiî olarak kabartan bu diyar garibi bekâr uşağı amele, lrgar, işçi akınıdır (B.: Amele). Fakat artık, “bekâr uşağı”, İstanbulda yaşayış hürriyeti tahdid eden, kendilerini dâimâ göz önünde, kontrol altında bulundurmak için belli, hükûmetce tâyin edilen hanlarda ve odalarda oturmağa mecbur kılan bir damga olmakdan çıkmışdır; zamanımızın İstanbul bekâr uşakları, şehrin yerleşmiş halkından farksız, maddî imkânları ölçüsünde dilediği yerde oturmaktadır. Bir kısmı yine handa, bekâr odalarındadır, fakat bunları da artık yalnız bu diyar garibi bekâr tâifesinin oturduğu yer olmakdan çıkmışdır. İçlerinde şehrî bekârlar da barınmaktadırlar.
Eski bekâr hanlarının hepsinin isimlerini tesbit edemedik; Bekâr Hanı oldukları kesin olarak bilinen Vefâ Meydanındaki Büyük Vefâ Hanı ile Sirkeci civârında Hocapaşa Hanı, Uzunçarşıda Silâhdar Hanıdır. Vefâ Hanı yıkılmışdır, en küçük bir izi bile kalmamışdır. Silâhdar Hanı, içine küçük atölyeler yerleşmiş ve harab halde durmaktadır. Fakat eski Bekâr Odalarının dış manzarası, iç görünüşü, plânı tamamen meçhulümüzdür.
Tarih kaynaklarımız arasında eski bekâr hanlarından ve bekâr odalarından bahseden ilk eser Evliyâ Çelebinin ölmez seyahatnâmesidir. Aşağıdaki satırlar Evliyâdan edindiğimiz bilgidir:
“Bekâr odalarının, hâkim ve zâbitleri vardır. Ancak kefili odalara koyarlar; XVII. asır ortasında başlıca bekâr odaları şunlardır.
“Yolgeçen Odaları - En büyük bekâr odalarıdır. 400 hücredir. Ama lüzumunda bin aded eli silâhlı yiğit çıkarır.
“Cebehâne Odaları - Mahmudpaşa yanında.
“Pertevpaşa Hilâlci Odaları - Süleymaniyede.
“Karaman Çarşısı Odaları - Kırk bekârhâne.
“Gedikpaşa Odaları - Gedikpaşada.
“Azeb Odaları - Yedi aded odalardır, Unkapanında (B.: Azebler)
“Mercan’da Pabuccu Odaları - Sekiz aded bekâr odalarıdır.
“Bir kere Kanunî Sultan Süleyman Han Yeniçerilere kırılarak gazaba geldiğinde:
— Terbiyeli olun, yoksa sizi Mercan Çarşısında Pabuccu Bekârlarına kırdırırım!.. demiş.
“Bu söz pabuccu bekârlarına vardığında der akeb eli muştalı beli puşkalı kırkbın nâmdar yara fetâlar “Allah!. Allah!..” diyerek Bâbı Hümâyundan içeriye girmiş ve bir de gülbangi Muhammedî çekmişler. Süleyman Han işitdiğinde bunların eşbehlerini, (gösterişlilerini, ileri gelen kabadayılarını) huzuruna çağırıp:
— Nedir şehbazlarım? diye sormuş
— Demin Yeniçerileri kırdırmak için bizi istemişsiniz, ferman Padişâhımızındır, işte bir göz kırpıması içinde kırk bin yiğit hazır başdır, eğer sabaha kalacak olursa seksen bine çıkarız, ferman buyurun!. demişler.
Süleyman Han haz idüb:
— Benden ne diler isinez dileyin!. dedikde:
— Pâdişâhım! malımız sûkî sultânîde bahâsı mâlûm olmak için bir pabuc ve mest yüz, ikiyüz hesab ile satılsın!. diye rica etmişler, Ricaları kabul edilmiş.
“İstanbulda daha bir çok bekâr odaları vardır. Bunların her birinde ikişer yüz adam vardır ki sarıca arı erlerdir”.
O tarihte İstanbulun şöhretleri bekâr odaları arasında, kendi adına nisbetle anılan semtde “Sarachâne Odaları” ile Kasımpaşada “Debbağhâne Odaları” idi; bunlar bu bekâr uşaklarının hem sanatlarını işledikleri hem de içinde barındıkları birer kışla - imalâthâne idi. Evliyâ Saraçhâneyi hiç târif etmiyor. Kasımpaşa Debbağhânesinden ise bekâr odaları diye aydınlatmadan şöyle bahsediyor:
“Kasımpaşada ezcümle debbağlar esnâfı gümrâh tâifedir; 300 kadar büyük kârhâneleri vardır ki her birinde yirmişer otuzar zeberdest pehlivanlar işler. Bu tâife arasına bir kanlı veya hırsız girse cümlesi baş kaldırıp o mücrimi hâkime vermezler. Ammâ o mücrim de ölünceyedek bunların içinden halâs olamaz, bir hizmete tâyin ederek sanatı öğrenir ve harâmilikden müstagni olur”. Bu satırlar içinde bekâr uşakları işleyen bir kışla -imalâthâne tasviridir. Nitekim büyük muharrir Yedikule Debbağhânelerinden bahsederken debbağ esnafının cümle bekâr uşakları olduğunu açıkca yazıyor:
“300 aded debbağ dükkânı, 50 aded tutkalcı kârhânesi, lebideryâda 70 aded kirişçi kârhânesi vardır. Amma müteehhil mahallesi azdır. Cümlesi bekârlar pazarıdır. Kavga oldukda 5000 tuvana debbağ bekâr şehbazlar çıkar ki her biri demirden insana benzer”.
Evliya Çelebinin bu notlarından açıkca anlatılmış gibi anlaşılıyor ki bekâr odaları ve hanları bir misafirhâne, otel yahud bir kışla - imalâthâne, bekâr uşaklarını başına buyruk barındıkları yerler değildir. Yeniçeri Ocağı teşkilâtında olduğu gibi odabaşı denilen koğuş-oda zabitlerinin nezâretinde, ve odabaşıların da üstünde müessese âmirlerinin idâresinde disiplinli yerlerdir. Kefilsiz adam alınıp barındırılmamakla da, dolayısı ile yabancı, bilhassa serseri, uygunsuz gürûhu, oda sâkinlerinden bir bekâr uşağının misâfiri olarak dahi kabul edilmemektedir. O hayatı yaşamış gibi güvenle söyliyebiliriz, bekâr hanlarının ve odalarının kapıları sabah ezanı açılmakda ve akşam namazından sonra da kapanmakda, hattâ yatsı namazı handa veya odalarda kılınmakda idi.
O asırlarda “oda” koğuş mânasına kullanırdı; bu kelimenin çoğulu “odalar”da kışla anlamına gelirdi, nitekim İstanbuldaki iki Yeniçeri kışlasının isimleri “Eski Odalar” ve “Yeni Odalar” dır, bu yoldan, “Bekâr Odaları” da, hanlardan daha büyük “Bekâr Kışlası” anlamına kullanılmış olacakdır.
XVIII. asırda devşirme kanunu kaldırıp Yeniçeri Asker Ocağının kapusu herkese açılınca, hemen hepsi ayak takımından olan, daha yerinden bir tâbir ile İstanbul şehrinin ayak takımını teşkil eden bekâr uşakları hemen yolunu bulub ocağa yazıldılar; ve ocağın disiplini süratle bozularak İstanbulun bir eşkiyâ yatağı haline geldi; bekâr hanları ve odaları da evleviyet ile, tamamen kontrolsüz, disiplinsiz müverrih Cevdet Paşanın güzel tâbiri ile birer “Dârülnedvei haşarat” oldu; (“Dürülnedve” Peygamberimizin aleyhinde bulunanların toplandığı yerin adı; tezvir ve fesad erbâbının meclisi).
Son bekâr odalarının hâlini anlatmak için, o devri yazmış olan müverrih Cevdet Paşanın kendi adına nisbetle anılan meşhur târihinden iki parça nakletmekle iktifâ ediyoruz; hicrî 1226 (M. 1811) vekaayiinden:
“Üsküdarda Balaban iskelesi arkasında ve debbağhâne civarında ve sâhili deryâya yakın diğer köşe ve kenarlarda bulunan bekâr odaları ötedenberi Dârülnedvei Eşkiyâ ve erâzili eşhâsa me’vâ olup bu esnâda bâzı eşkiya bir kaç ehli ırz hâtunları cebren mezkûr odalara götürmek üzere yoldan çevirecek olduklarında Üsküdar ehâlisi toplanub kurtarmakla keyfiyeti Bâbıâliye ihbar etmeleri üzerine bu odaların yıkılması için ferman çıkub bostancıbaşı, sekbanbaşı ve mimar ağa recebin üçüncü çarşamba günü (24 haziran) Üsküdara geçüb ikiyüz kadar bekâr odalarını yıkdılar. Bâzılarında çocuklu kahbeler için beşikler çıkmışdı” (B.: Balaban).
Hicrî 1227 (M. 1712) vekaayiinden:
“Vebâ salgınının başlıca sebeblerinden birisi (B. : Bin ikiyüz yirmi yedi salgını) fisik ve zinâ çokluğu olduğundan uygunsuz takımının oturdukları bekâr odalarının yıkılmasına ferman çıkdı; kaymakam paşa, mimar ağa ve ocaklıdan bir mikdar zâbitan Bağçekapusuna gelib Melekgirmez Sokağındaki (B.: Melekgirmez Sokağı; Hidâyet Camii) ve kayıkhâneler üzerindeki odaların cümlesini bir kaç saatde yıkdılar. Kaptan Paşa da Galata ve Kasımpaşa taraflarındaki kalyoncu ve kalafatçı erâzili odalarını yıkdırttı. Bâzı kâgir hanlarda olan erâzil ve fâhişeler de çıkarılarak odaları mühürlendi. Yıkılan ve yıkılmayub da mühürlenen odaların bâzılarında vebâdan henüz ölmüş erkekler ve fâhişelere de rastlandı”.
Cevdet Paşanın bu fıkrasında, son bekâr odalarına âlenen fâhişe kapatıldığı açıkca gösteriyor, yine buradan bekâr odalarının umumiyetle ahşab yapılar olduğu anlaşılıyor. Müverrih kaydetmiyor ama, yıkdırılan bekâr odaları ile mühürlenen han odalarından çıkarılan bekâr uşaklarının memleketlerine sürüldüğü âşikârdır.
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050136
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2406-2408
See Also Note
B. : Bekâr, Bekâr Uşağı; B.: Amele; B.: Azebler; B.: Balaban; B. : Bin ikiyüz yirmi yedi salgını; B.: Melekgirmez Sokağı; Hidâyet Camii
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.