Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
BEBEK
Boğaziçinin Rumeli kıyısında, Arnavudköyü ile Rumelihisar arasında, güzel bir koy kenarında lâtif bir köydür. Kuzey kısmına Büyük Bebek derler, poyraz rüzgârına karşı gerisindeki sırt ile korunmuşdur; güney kısmı küçük Bebekdir.
İdârî teşkilât bakımından Beşiktaş kazasının Arnavudköyü nâhiyesine bağlıdır.
Boğaziçi köylerini çoğu ve umumiyetle İstanbul çevresi gibi târihden önceki çağlardan beri meskûn olduğu kuvvetle muhtemeldir.
Bebek köyünün bugün bilinen en eski adı “İskele” mânasına gelen Kallae (Challae) dir (R. Janin, Constantinople Byzantine, Paris 1950; E. Mamboury, İstanbul Touristique, İstanbul 1951). Mehmed Ziya Bey “İstanbul ve Boğaziçi” adlı eserinde Khile (Chilai), Türk Ansiklopedisi de Khelai şeklinde yazıyorlar.
Hıristiyanlıkdan evvel Bebekde avcıların ve balıkcıların koruyucusu Diana (Artenis Diktinna adına kurulmuş bir putperest mâbedi vardı; bugün yeri kesin olarak bilinememekdedir.
Buralarda hiristiyanlığın yerleşmesinden sonra Bebekde St. Michel veyâ muhtemelen St. Gabriel adına bir kilise yapılmışdır (R. Janin, Const. Byzan; ayni yazar, La geographie ecclesiastique de l’Empire Byzatin, Paris 1953). Bu kilisenin yeri de bugün belli değildir. O zamanın âdetleri gereğince Diktinna (Dyctinna) Mâbedinin yerinde kurulmuş olması hâtıra gelebilir.
O zamanki Kallae’n...
⇓ Read more...
Boğaziçinin Rumeli kıyısında, Arnavudköyü ile Rumelihisar arasında, güzel bir koy kenarında lâtif bir köydür. Kuzey kısmına Büyük Bebek derler, poyraz rüzgârına karşı gerisindeki sırt ile korunmuşdur; güney kısmı küçük Bebekdir.
İdârî teşkilât bakımından Beşiktaş kazasının Arnavudköyü nâhiyesine bağlıdır.
Boğaziçi köylerini çoğu ve umumiyetle İstanbul çevresi gibi târihden önceki çağlardan beri meskûn olduğu kuvvetle muhtemeldir.
Bebek köyünün bugün bilinen en eski adı “İskele” mânasına gelen Kallae (Challae) dir (R. Janin, Constantinople Byzantine, Paris 1950; E. Mamboury, İstanbul Touristique, İstanbul 1951). Mehmed Ziya Bey “İstanbul ve Boğaziçi” adlı eserinde Khile (Chilai), Türk Ansiklopedisi de Khelai şeklinde yazıyorlar.
Hıristiyanlıkdan evvel Bebekde avcıların ve balıkcıların koruyucusu Diana (Artenis Diktinna adına kurulmuş bir putperest mâbedi vardı; bugün yeri kesin olarak bilinememekdedir.
Buralarda hiristiyanlığın yerleşmesinden sonra Bebekde St. Michel veyâ muhtemelen St. Gabriel adına bir kilise yapılmışdır (R. Janin, Const. Byzan; ayni yazar, La geographie ecclesiastique de l’Empire Byzatin, Paris 1953). Bu kilisenin yeri de bugün belli değildir. O zamanın âdetleri gereğince Diktinna (Dyctinna) Mâbedinin yerinde kurulmuş olması hâtıra gelebilir.
O zamanki Kallae’nin küçük bir balıkcı ve kayıkcı köyü olması muhtemeldir.
Bizans İmparatorluğunun İstanbul surları dışında hiç bir nüfuz ve kudretinin kalmadığı, Osmanlı askerleri, hattâ Rumeli Hisarının yerine tâyin için bizzat pâdişâhın hiç çekinmeden surlar dışında, Boğazın iki kıyısı arasında gidip geldikleri, ve hisarın yapısında çalışdırılan binlerce türk usta amele, ırgadının yine Anadoludan getirildiği bu sıralarda (Âşık paşazâde, Târihi âliosman; Hoca Sadeddin, Tâcüttevârih; G. Schlumberger, İstanbulun muhasarası ve zabtı, M. Nâhid tercümesi, İstanbul 1911) esâsen Bizansdan ziyâde Galataya bağlı olması gereken bu küçük balıkcı köyü halkının, olub bitenlere sâdece seyirci kalmış olması pek muhtemeldir.
Fâtih Sultan Mehmed buraya inzibâtı sağlamak için bir bölükbaşı göndermiştir. Bu zâtin lakabı “Bebek” olub köyde, muhtemelen fetihden sonra bu isimle adlanmıştır (Türk Ansiklopedisi).
Bölükbaşının fetihden sonra gönderilmiş olması kadar Rumeli Hisarının inşâsı sırasında da bu vazifeye tâyin edilmiş olması vâriddir.
Evliyâ Çelebi XVII. yüz yıl ortalarında Bebek çevrelerini, Arnavudköyünden başlayarak mevzii bir sıra tâkibi ile Rumelihisarına doğru giderek şöyle anlatıyor (E. Ç., Seyahatnâme, cild I., s. 452):
“Akıntı Burnundan içeri bir körfez limanlı yer olmağla vakti şitâda bir çok keştî kışlar, fakat Akıntı burnu bir kayalı mahal olduğundan pek muhâtaralı ve keştî imrârında çok müşkilât çekilir. Bu mahalli Murad Hanın (Dördüncü Sultan Murad) ruznâmecisi İbrahim Efendi tâmir idüb bir çeşmesâr câri ettirdi. Hâkimi Galata nâibi (yâni Galata kadılığına bağlı), sübaşı; Bostancıbaşıdır. (B.: Galata kadısı; sübaşı; Bostancıbaşı). Bu mahalden biraz ileri varıldıkda Hasan Halîfe Bağı görülür ki hâlen pâdişah bağçesidir (B.: Hasan Hâlife), Murad Hânı Râbi asrında kul (asker) isyan idüb yeniçeri ağası Hasan Hâlifeyi paraladılar, bunun üzerine bağçesi mîrî oldu. Buradan bir mikdar ileride Bebe Bağçesi vardır ki pâdişahlara mahsustur, Selim Hânı Evvelin bir kasrı var ise de bağçesi o kadar mâmur değildir, anmâ âzim servileri vardır. Burası da ubur olundukda Deli Hüseyin Paşa Bağına varılır, bu bağ sâfi sanavber ağacı (fıfstık çamı) ile müzeyyendir. Kayalar nâm mahalde kırk elli nâme ve Sıdkı Efendi Camii vardır, bu câmi fevkaanîdir, altında bir kayadan bir ayni zülâl cereyan ider. Buradan ötesi Rumeli Hisarıdır”.
Evliyânın bu güzel târifini, elimizdeki başka kaynaklardan aldığımız notlarla zaman seyrine göre tamamlayalım.
Fetihden sonra Bebekde ilk görülen türk yapısı Yavuz Sultan Selimin (1512-1520) adı ile anılan kasırdır. Bu kasrın mirî Bebek Bağçesi içinde olması gerekir, belki de Üçüncü Sultan Ahmed devrinde inşâ edilmiş olan meşhur Hümayun âbâd kasrı (resimleri ile mâlûm Bebek kasrı) Sultan Selim kasrının yerinde yapılmış olacaktır.
1529 yılından evvel bu çevrede Kayalar mevkiinde bir tekke bulunduğu ve bu tekkenin sonraları “Durmuş Dede Tekkesi” adını aldığı bilinmektedir (Atâî, Şakaaik Zeyli).
Dördüncü Murad devrinde (1623-1640) ruznâmeci İbrahim Efendi Bebekde bir çeşme yapdırıyor.
Yeniçeri Ağası Hasan Halîfe Dördüncü Muradın mahremi has gözdelerindendir; bir askeri ihtilâlde paralanmasından sonra mîrî emlâke katılan bağçesinin pek mâmûr bir zevkii safâ yeri olduğunda şübhe etmemelidir.
Kayalar Camiinin bânisi Sıdkı Efendi, Sultan İbrahim ve Dördüncü Sultan Mehmed devirleri ricâlindendir; reisülküttâb ve üçtuğlu vezir olarak nişancı Sıdkı Ahmed Paşadır. Bu camiin civarında 40-50 ev görülüyor.
Köprülü Mehmed Paşanın bir mürteşî olarak idam ettirdiği Deli Hüseyin paşa (B.: Hüseyin Paşa, Deli) asrının büyük şöhretlerindendir; o da Sultan Murad gözdelerinden, mahremlerindendir; bağı muhakkak ki Bebek etrafının lebi deryâda en güzel yerlerindendir.
Üçüncü Mustafa devrinde (1757-1774) reisülküttâb olan Mustafa Efendi Kayalar Mescidinin alatında bir çeşme yaptırmıştır (Hadikatül Cevâmi); bu çeşme caddenin yeniden tanziminde 1914 de yıkdırıldı (M. Ziya, İstanbul ve Boğaz içi, II); Bu civarda yukarıda adı geçen Mustafa Efendinin direkli büyük bir konağı vardı yabancı elçileri bazan burada kabul ederdi (M. Ziya, ayni eser).
Üçüncü Ahmed (1703-1730) Bebekde bir cami yapdırdı (B.: Bebek Camii). Yine bu pâdişâhın zamanında Bebek kasrı Hümâyunu, “Hümayunâbâd” yapıldı (B.: Bebek kasrı).
İkinci Sultan Mahmud zamanında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından az evvel 1814-1815 arasında bir Bostancıbaşı defterinde (B.: Bostancıbaşı Defterleri) Bebeğin yalı boyu, Arnavud köyünden Rumelihisarına doğru şöyle tesbit edilmişdir:
... Akıntıburnu - Beyhan Sultan çeşmesi-Başeski Bostancının kahvesi - Beş aded dükkân - Berber - Bakkal - Halil paşazâde Nuri Paşanın yalısı - Nuri Paşanın kardeşi İstanbul kadısı Ârif Efendinin yalısı-Binişi hümâyun yeri (pâdişaha mehsus kayık iskelesi) - Mehmed Paşa kasrı Beyhan Sultan sahil sarayı-Bedestânî Ahmed Ağanın yalısı-Hazınedar başı Şâkir Ağanın yalısı-Sadâret kethüdâsı İbrahim Efendi zevcesinin yalısı-Mîri peksimed fırını-Hekimbaşı yalısı-Himmetzâde yalısı-Şeyhülislâm Dürrîzâde yalısı Müderris Elmasebezâde Efendinin yalısı-Yesârîzâde Efendi yalısı - Diviti güzel zevcesinin yalısı - Bebek Bostancılar Ocağı - Bebek kasrı - Sultan Ahmed Camii - Mekteb - Bebek İskelesi - Kadı Mehmed Efendinin yalısı - Soğancıbaşızâde Kadri Beyin yalısı - Sâbık Haremeyn müftüsünün yalısı-Paşa Mehmed Ağa zevcesinin yalısı - Cüce Hanımın yalısı-Haznedar Osman Ağanın yalısı - Ömer Efendi zevcesinin yalısı - Küçük Bebek – Bebek ustası Mehmed ustanın evi - Hamamcı Mustafa Ağanın yalısı - Atâ Efendi zâde yalısı - Balıkcıbaşının odası - Bebek Bostanı denilen yer - Dürrîzâde kızının yalısı - Molla Efendi yalısı - Sabık Hekimbaşı Behçet Efendi yalısı - Atâ efendi torunu Nuri Molla yalısı - Nurullahzâde İlyas Efendi yalısı - kardeşinin yalısı - Yeniçeri Ocağı dîvan kâtibi efendinin yalısı - Topcubaşı Emin Ağa zâdenin yalısı - Süleyman Râşid Efendi zâde Mehmed Bey yalısı - Binyüzcü Halil Ağa yalısı - Musullu Ali Efendi kızının yalısı - İbrahim zâde Vakfı câbîsinin yalısı - Attar Ali Beyin yalısı - Camii şerif mevzileri - Hasan Tahsin Efendi yalısı - Kayalar denilen yer...
Bu Kıymetli vesikaya ekleyebildiğimiz notlar şudur:
Dürrîzade yalısının yeri bugünkü Mısır konsoloshânesi (Valdepaşa yalısı) ile Amerikan koleji arâzisinin arasındaki geniş sahâdır.
Halilpaşazâde Ârif Efendi yalısı Rauf Paşaya, sonra sadırazam Âli Paşa, daha sonra da Mısır Hidivi İsmail Paşanın kızı Emine Hanımefendiye satılmışdır. Prenses Emine Osmanlı Devletine bağlı hidivlerin sonuncusu Abbas Hilmi Paşanın annesidir, İstanbulda Vâlidepaşa unvânı ile meşhurdu, bu yalı da uzun zaman Valdepaşa yalısı diye anıldı. Eski târihî yalı fevkalâde bir tâmir gördü ise de ahşab oluşu, yangın korkusu yüzünden yıkdırıldı, yerine bugün görülen kâğır yalı yapıldı. Prenses Emine Hanım ölürken yalısını Mısır kırallığına yazlık sefârethâne olarak bağışladı, Türkiyenin devlet merkezi Ankaraya nakledilince yalı da sefirlik yerine konsolosluk yalısı oldu.
Hekimbaşı, Behçet Efendi yalısı sonra kardeşi Abdülhak Mollaya intikal etti. Abdülhak Molla büyük şâirimiz Abdülhak Hâmid Tarhanın dedesidir ve devrinin hekimbaşılarındandır. Bu yalıdaki eczâhânesinin kapusu üstüne “Ne ararsan bulunur derse devâdan gayri..” mısrâını yazdırıp asdırdığı söylenir.
Tanzimatdan sonradır ki Bebek yalı boyu bir yazlık olmakdan çıkmağa başlamış, bilhassa Şirketi Hayriyenin kurulması ve İstanbula muntazam vapur seferleri ile bağlanınca İstanbulun Boğaziçi varoşuna katılmıştır. Tramvay hattı döşendikden sonra da süratle büyümüş, her tabakadan ailelerin yerleşdiği deniz kıyısı bir mahalle olmuşdur.
Şirketi Hayriye tarafından 1914 de neşredilmiş “Boğaziçi” adındaki eserde Bebek hakkında şu malûmat vardır:
“Burası, ekserisi islâm olmak üzere İngiliz, Amerikalı, bir az da Fransızlarla meskûndur. Ecnebilerin Bebeğe rağmet edişleri harasının îtidâli ile çocuklarını okutacak ecnebi mekteblerinin bulunuşu, bilhassa Robert Kollej’in yakınlığıdır.
“Bebeğin mehtabı meşhurdur. Mevkii bakımından yaz ve kış oturulur. Şehidlik Dağı eteğinde bulunub cenuba nâzır olan Küçük Bebek kısmı kışlıkdır. Âbû hâvası Fransanın cenubundaki nis iklîmine muâdildir. Köyün arkasındaki dağ deniz sathından 91 metro yüksekdir.
“Bebek koyu lüfer balığı avı ile de meşhurdur; iskorpiti, kayası, ilâryası, barbunyası, ateş balığı da mârufdur. Kılıç da avlanır. Bu koy kısmen sığ olup sığ bir yerde taş üzeinde bir deniz feneri tesis edilmişdir.
“Şirketi Hayriyenin istatistik kaleminde toplanan mâlûmata göre Bebeğin yevmî vapur yolcusu 590 kişidir. Köye yazlık gidenler de günde vasatî 77 kişidir. İstanbula elektrik tramvayı ile bağlı ve hayli mâmurdur”.
Bebek, İstanbulun, türk edebiyatında terennüm edilmiş semtlerindendir. On sekizinci asır sonlarının seçkin şâirlerinden Enderunlu Vâsıf, Bebekli bir nevcivanın şânında yazdığı hünerli bir şarkısında bu boğaz köyünün hem meşhur olan mehtabından hem de meşhur olan balık avcılığından bahsediyor:
Bir tıfla duşâr oldu gönül semti Bebekte
Pervaz idemez yavrucuğum dahi tünekte
Ol-mâhi şikâr itmekiçün saydi semekte
Bir âlemi mehtab idelim bizde felekde
Ayni şâir bir başka şarkısında da kayıkda, dilber bir sâkinin elinden bâde içerek mehtab safâsını tasvir ediyor:
Kâm almak içün sâyei hüsnünde felekden
Sâger çekelim sâkii sîmin bilekden
Yelken idüb akla binelim semti Bebekden
Mehtâb idelim bu gece ey mâhi felektâb
Celâleddin Germiyanoğlu
Ondokuzuncu asır ortalarında Bebek
(Resim: Brindezi’den O. Z. Çakaloz eli ile)
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM050020
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 5, pages 2326-2329
Note
Image: volume 5, pages 2326-2327
See Also Note
B.: Galata kadısı; sübaşı; Bostancıbaşı; B.: Hasan Hâlife; B.: Hüseyin Paşa, Deli; B.: Bebek Camii; B.: Bebek kasrı; B.: Bostancıbaşı Defterleri
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.