Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AZİZ EFENDİ (Hekimbaşı Hacızâde)
Tıb âlimi, musikişinas ve şâir. Birinci Sultan Mahmud’un ilk saltanat yılları içinde doğdu. Doğum tarihi bilinmemekle beraber (1730-1735) arası olarak tahmin olunabilir. Vak’anüvis Beylikçi Halil Fehmi Efendizâde Mehmed Subhi Efendi’nin (ki 1769 da vefat etmiştir) oğludur. 1775 de, bir sene kadar Birinci Abdülhamidin hekimbaşılığında bulunmuştur. Son yedi yılını İstanköy adasında sürgün olarak geçirmiş, Hicrî 1197 (M. 1782 – 1783, bu hicrî yılın ilk beş günü 1782 içindedir) de vefat etmiş ve orada gömülmüştür. Halk arasında daha ziyade “Abdülâziz Efendi) diye maruftur. Farsça, arabca, lâtince ve fransızca bilirdi. Şiirine örnek olarak aşağıdaki beyit, Bursalı Tahir Beyin “Osmanlı Müellifleri)nden almıştır:
Ettin idbâre gerçi hakîmâne intisab
Lâkin bir özge derde düşürdün tabâbeti
Büyük şöhreti tıb sahasındadır. Herhalde, zamanının en muktedir hekimi idi. Eserleri Üniversite Kütüphanesinde bulunan ve Fârisi eş’arını da ihtiva eden Divan; Ahlâk’a ait bir risale; fransızcadan bir “İtalya Tarihi” tercümesi; çok meraklı olan Üçüncü Sultan Mustafa’nın emri ile farscadan Ali Şah-i Harzemî’nin “El - Eşcar ve’l-Esmâr” ının tercümesi; Muhammed Şerif ül-Bekrînin “Burhân ül-Kifâye” sinin farscadan tercümesi; Büyük Hekim Herman Boerhaave’nın (1668 - 1738) “Aphorismi de Cognosecendis et Cura...
⇓ Read more...
Tıb âlimi, musikişinas ve şâir. Birinci Sultan Mahmud’un ilk saltanat yılları içinde doğdu. Doğum tarihi bilinmemekle beraber (1730-1735) arası olarak tahmin olunabilir. Vak’anüvis Beylikçi Halil Fehmi Efendizâde Mehmed Subhi Efendi’nin (ki 1769 da vefat etmiştir) oğludur. 1775 de, bir sene kadar Birinci Abdülhamidin hekimbaşılığında bulunmuştur. Son yedi yılını İstanköy adasında sürgün olarak geçirmiş, Hicrî 1197 (M. 1782 – 1783, bu hicrî yılın ilk beş günü 1782 içindedir) de vefat etmiş ve orada gömülmüştür. Halk arasında daha ziyade “Abdülâziz Efendi) diye maruftur. Farsça, arabca, lâtince ve fransızca bilirdi. Şiirine örnek olarak aşağıdaki beyit, Bursalı Tahir Beyin “Osmanlı Müellifleri)nden almıştır:
Ettin idbâre gerçi hakîmâne intisab
Lâkin bir özge derde düşürdün tabâbeti
Büyük şöhreti tıb sahasındadır. Herhalde, zamanının en muktedir hekimi idi. Eserleri Üniversite Kütüphanesinde bulunan ve Fârisi eş’arını da ihtiva eden Divan; Ahlâk’a ait bir risale; fransızcadan bir “İtalya Tarihi” tercümesi; çok meraklı olan Üçüncü Sultan Mustafa’nın emri ile farscadan Ali Şah-i Harzemî’nin “El - Eşcar ve’l-Esmâr” ının tercümesi; Muhammed Şerif ül-Bekrînin “Burhân ül-Kifâye” sinin farscadan tercümesi; Büyük Hekim Herman Boerhaave’nın (1668 - 1738) “Aphorismi de Cognosecendis et Curandis Morbis” isimli 1708 de yazdığı pek meşhur ve kıymetli Lâtince tıb eserinin, Fransanın (Abd ül-Hakk Adnân’a göre: Avusturya’nın) İstanbul Sefirliği tercümanı Herbert’in yardımı ile “Kıtaat-ı Nekaave fî Terceme’t-i Kelîmât-ı Boerhaave” ismiyle yapılan tercümesi. Bu eser ile, lâtince beynelmilel tıb ıstılâhatı ilk defa lisanımıza girmiştir. Üniversite ve Veliyüddin Efendi (No. 2484). Kütüphanelerinde nüshaları vardır. Esad Efendi Kütüphanesinde (No. 2462) bulunan ve mütercim Aziz Efendi’nin tashihatını ihtiva eden nüshada, 1185 (1771) de tercüme olunduğu yazılıdır; yani, Hekimbaşılığından evvel tercüme edilmiştir. “Teşhis ile emraz-ı müzmine ve gayri müzminenin tedavilerine dair” olan bu pek mühim ve güzel tercümede, van Swieden’in Anphorisma’ları şerheden eserinden de faydalanılmış ve çok kıymetli tıbbî bilgiler memleketimize sokulmuştur.
Aziz Efendi’nin musikişinaslığından, tamamiyle ve tam mânası ile ilk defa biz bahsediyoruz; zira şimdiye kadar bu husuta tek kelime olsun yazılmış değildir. Bugün elimizde maalesef yalnız iki eseri kalmıştır; bunlar, iki parça, Aziz Efendi’nin asrın en kudretli bestekârlarından biri sayılmasına kifayet eder; onun için, bestekârlığı üzerinde, bu büyük adamın, büyük ehemmiyet ile durmak mecburiyetindeyiz. Üstad Dr. Suphi Ezgi’nin “pek parlak” bulduğu Beyâtî parçalardan birincisi, bir nakış Ağır Sengin Semaî’dir. Erbabına malûm olduğu üzere Sengin Semaî denilen eserler, vezin itibariyle bir nevi Yürük Semai olup, Yürük Semailer’den daha ağır okunmaları icab ettiğinden, fasıllarda, Ağır Semai yerine okunur. Aziz Efendi’nin bu eseri “Ağır Sengin Semai” denmek münasip düşen 6/2 veznindedir; yani eser “çok ağır/Lento” dur; bu vezinli eserler, musikimizde sayılıdır. (Eserin notası: Dr. Suphi, Nazarî, Amelî Türk Musikisi, II, İstanbul 1935, s. 23) Eserin güftesi şudur:
Ârâm edemem yâre nigâh eylemedikçe,
Hayretle bakıp rûyine âh eylemedikçe,
Bir yerde karâr eyliyemez cân-ı Azîzim,
Kûyinde onun câ-yi penâh eylemedikçe.
Bu eser, “Tab’î” nin XVIII. Asır Türk Musikisinin harikalarından olan iki Beyâtî Nakış Semaisi yanında biraz gölgede kalarak, lâyık olduğu kadar iştihar edememiştir. Aziz Efendi’nin her iki Beyâtî Semâisi de, piyasaca bilinmez. Musikimizin Uşşak’a benziyen, zengin, eski, kederli aşk tasvirleri yaymakta kullanılan bu makamından, “Tab’î’nin Nakış Aksak Semai bediasından başka, “Salih Ağa” nın ve “Nazîm” in de Aksak Semaileri vardır. Yürük Semai kısmında ise, Aziz Efendi’ninkinden başka, “Musallî” Efendi ve “Mikail” in çok eski Yürük Semaileri vardır. Fakat en güzelleri, Aziz Efendi’nin Yürük Semaisidir (Yürük Semai’nin notası: Dr. Suphi, II, s. 21-22). Yürük Semai, diğerinden daha güzel olup, musikimizin en zarif eserlerinden maduttur. Eser üzerinde, “Tab’î” nin Beyatî Semailerinin tesiri de bârizdir. Eserin ölçüsü Sengin Semai (6/4) dir; ağırcadır (Andantino). Yürük Semai’nin güftesi şudur:
Söyle güzel, rûh-i musavver misin?
Tâbiş-i mül, reng-i gül-î ter misin?
Cân-ı Azîz’im gibi sükker misin?
Reşki melek bir peri-peyker misin?
Parça, “lâl-i lebinde bu halâvet nedir, nâlânolayım gel, âfet-i devran, fitne-yi âhırzemân, gel işvebâzım; çeşmi füsunkârdır, gamzesi gaddârdır, böylece bir yârdır. yâr yâr, dost dost, belî meleğim, belî a kuzum, goncacığım daha küçüktür yaşın, kurban olayım gel çok aradım yoktur efendim eşin, nesin” gibi nim mânalı cümleciklerle süslenmiş, nakşedilmiştir. Bu terennümlerin mebzuliyeti dahi “Tab’î” tesirini gösterir; malûmdur ki, “Tab’î” de bu nevi terennümler pek ziyadedir ve harikulâde değişmeler ve nağmeler ihtiva eder. Aynı senelerde yaşıyan Tab’î ve Aziz Efendi, devrin en meşhur bestekârlarıdır. Aziz Efendi’nin bu terennümlerinin vezinli olması da nazarı dikkat çekiyor ve sahibinin yüksek bir zevki, musiki ve edebiyat kültürü olduğunu gösteriyor. Eser Dr. Suphi Beyde nasılsa âdi Yürük Semai olarak gösterilmiştir. bu kadar nakşedilmiş bol terennümlü bir âdi Semai musikimizde gösterilemez. Sonra eğer âdi Semai gibi dört hane okunursa eser 8 eser 45 saniye sürmektedir ki, bu uzunlukta bir Yürük Semai olmaz.
T. Yılmaz Öztuna
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
T. Yılmaz Öztuna
Identifier
IAM030777
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1709-1710
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.