Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AZİZ DEDE EFENDİ (Neyzen)
Geçen asrın üstad bestekârlarından ve büyük neyzenlerinden; merhum üstad Sadettin Nüzhet Ergun’un “Türk Musikisi Antolojisi, Dinî Eserler” isimli pek mühim kitabının ikinci cildinde topladığı malûmata göre, Aziz Dede, 1840 tarihlerinde Üsküdarda Doğancılar Parkından Ahmediyeye inen yolun sağındaki bir evde doğdu. Ailesi hakkında maalesef hiçbir malûmatımız yoktur; hattâ babasının ismini ve mesleğini dahi bilmiyoruz. Genç yaşlarında, tahminen 1860 senesi civarında Mısıra gitti; oradaki mevlevihanelere devam ile ney öğrendi. Mısıra gitmesinin sebebini bilmiyorsak da, her halde bu seyahatten evvel de — hiç olmazsa aile tarikiyle — Mevleviliğe intisabı olduğu tahmin olunabilir. Mısırdan sonra Geliboluya gitti ve orada Ağazade Mevlevihanesi şeyh vekili Ali Dede Efendi’nin meşihatı esnasında “matbaha soyundu”. Sonra Şeyh Hüsameddin Dede Efendi’nin (1817 - 1884 de yaşamış meşhur bir Mevlevi kudümzendir) Şeyliği zamanında — tarikat an’anesi — binbir gün süren Mevlevî çilesini bitirip “Dede” oldu.
Aziz Dede’nin çilesini bitirme tarihini 1872 olarak tesbit etmek pek makul olur; çünkü Hüsameddin Dede 1870 de şeyh tayin olunmuş ve Aziz Dede de Ali Dede zamanında çilesine başlamıştır. Aziz Dede, Gelibolu’nun bu meşhur Mevlevihanesinde fazla ikamet etmiyerek, tekrar İstanbula geldi ve Üsküdara...
⇓ Read more...
Geçen asrın üstad bestekârlarından ve büyük neyzenlerinden; merhum üstad Sadettin Nüzhet Ergun’un “Türk Musikisi Antolojisi, Dinî Eserler” isimli pek mühim kitabının ikinci cildinde topladığı malûmata göre, Aziz Dede, 1840 tarihlerinde Üsküdarda Doğancılar Parkından Ahmediyeye inen yolun sağındaki bir evde doğdu. Ailesi hakkında maalesef hiçbir malûmatımız yoktur; hattâ babasının ismini ve mesleğini dahi bilmiyoruz. Genç yaşlarında, tahminen 1860 senesi civarında Mısıra gitti; oradaki mevlevihanelere devam ile ney öğrendi. Mısıra gitmesinin sebebini bilmiyorsak da, her halde bu seyahatten evvel de — hiç olmazsa aile tarikiyle — Mevleviliğe intisabı olduğu tahmin olunabilir. Mısırdan sonra Geliboluya gitti ve orada Ağazade Mevlevihanesi şeyh vekili Ali Dede Efendi’nin meşihatı esnasında “matbaha soyundu”. Sonra Şeyh Hüsameddin Dede Efendi’nin (1817 - 1884 de yaşamış meşhur bir Mevlevi kudümzendir) Şeyliği zamanında — tarikat an’anesi — binbir gün süren Mevlevî çilesini bitirip “Dede” oldu.
Aziz Dede’nin çilesini bitirme tarihini 1872 olarak tesbit etmek pek makul olur; çünkü Hüsameddin Dede 1870 de şeyh tayin olunmuş ve Aziz Dede de Ali Dede zamanında çilesine başlamıştır. Aziz Dede, Gelibolu’nun bu meşhur Mevlevihanesinde fazla ikamet etmiyerek, tekrar İstanbula geldi ve Üsküdara yerleşti. Bilhassa Hicaz makamında ve Fahte ikaaındaki meşhur şahaser peşrevi ile musikimizde sarsılmaz bir şöhrete sahip olan Salim Bey’den meşke başladı; Hacı Salim Bey dahi Aziz dede gibi Üsküdarlı olup, pek kudretli bir neyzen idi; büyük bestekâr Neyzen Hacı Faik Bey, bu zatın küçük kardeşidir.
Büyük Hattat Sami Efendi, peşrev bestekârlarımızından Mehmed Emin Yazıcı’ya, Aziz Dede ile Salim Bey’in tanışmasını şöyle nakletmiştir :
“Aziz Dede neyini ilerletmek maksadı ile Salim Bey’e müracaat edince, Salim Bey Dede’ye “Biraz üfle bakayım” der; Aziz Dede’nin sadasının harikulâdeliğini işitir işitmez: Sen benimle alay etmeğe mi geldin?” hitabında bulunur. (Sadettin Nüzhet, 506). Aziz Dede, Salim Bey’den muntazam ney ve musiki dersleri almıştır; Salim Bey’in dinî ve lâdini musikimizdeki vukufu düşünülürse, bu meraklı ve istidatlı talebesine çok şey öğrettğini tahmin edebiliriz. Zaten Aziz Dede az zaman içinde Büyükşehrin en maruf neyzenlerinden biri olmuştur. Sami Efendi’ye göre Salim Bey, bestelediği âsarını Aziz Dede’ye çaldırtmaktan pek mütelezziz olurmuş. İki üstad arasında bu dostluk, 1884 de Salim Bey’in vefatına kadar devam etti.
“Aziz Dede, İstanbulun en meşhur iki Mevlevihanesi olan Galata ve Üsküdar Mevlevihanelerinde neyzenbaşı idi; sonradan, meşhur Bahariye Mevlevihanesinde de aynı vazifeyi aldı. Bu son vazifeye başlamasını Galata Mevlevihanesi şeyhi Ahmed Celâleddin Dede Efendi (doğumu: 1853) Sadeddin Nüzhet’e şöyle anlatmıştır.
“Bahariye Mevlevihanesi şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede (1854 - 1911) bir gün bana dedi ki: “Ben Aziz Dede’yi davet etsem gelmiyecek, fakat sizi çok sever ve kırmaz; lûtfen söyleyin, bizim dergâhın serneyzenliğini de deruhte etsin”. Bunun üzerine kendisine söyledim: “Şişman bir adamın; Eyyub’a gidip dönmek benim için bir hayli zor olur” diye kabul etmek istemedi ise de, ısrarım üzerine reddedemedi ve çarşambaları muntazaman devama başladı.”
Aziz Dede, 29 zilkaade 1323 (26 kânunusani 1906) cuma günü, İstanbulun en soğuk bir zamanında vefat etti ve Üsküdar Mevlevihanesinin bahçesine defnolundu. Yerine, Galata ve Bahariye Mevlevihâneleri serneyzenliğine İstanbullu Hakkı Dede (vefatı: 1918) getirilmiştir.
Sadeddin Nüzhet, âdeti veçhile Hicrî tarihleri Milâdiye tahvil ederken, tesadüf eden ilk Milâdî seneyi aldığından, Aziz Dede’nin 70 yaşlarında vefat ettiğini — sebep göstermeksizin — tahmin etmektedir; halbuki Mehmed Emin Efendi’nin kardeşi Hattat Vasfi Efendi, yazma nüshası biraderinde bulunan “Hatırat-ı Ömer Vasfi” sinde, Dede’nin vefatında 60 yaşlarında olduğunu söylemektedir. Dede’nin mezar taşında İsmet Bey’in şu tarih kıt’ası vardır:
Mevlevî dergehleri serneyzeni iken dirîğ,
Âlem-i lâhûta pervaz etti bu cân-i Aziz
Herdem eylerdi dil-î yârânâ taksim-i sefâ,
Bişnev ez-ney ders-i pür-feyzinden olmuştu müciz.
Firkatiyle şerha şerha oldu şimdi sînemiz.
Çeşm-i cân-ı mânâ hasretiyle eşkrîz.
Menzili ola tarab-gâh-i mekân-ı sermedî,
Kimseye cây-i karar olmuş mu çerh-i pürsitiz.
Kemterin-i Mevlevi İsmet dedi tarihini:
“Göçdü yâhu aşk-ı Mevlânâ ile Derviş Aziz.
1323.
Ahmed Celâleddin Dede de şu tarihi düşürmüştür:
Kaldı zemin-i mıtrıban nağme-yi nâyden tehî,
Gâib olup miyâneden hayr ile nâmı yâd ola.
Perde-yi çârigah’tan çıktı nevâ-yi âhımız,
“Gitdi Aziz Dede meded Hakk’a, revânı şâd ola”.
1323.
Aziz Dede, devrinin bir ney virtüözu idi, Ömer Vasfi: “On âdemin üflediği sesi, orta boyu, şişman karnı ile bir üfler idi ki, samiin mislini görmüş değildir. Vaktiyle Mısırlılara çok gitmiş gelmiş, mecâlis-i zevk-u tarabda demler çekmiş, taksimler eylemiştir” diyor (Sadeddin Nüzhet, 507). Merhumun talebesi olan üstad neyzen Mehmed Emin Yazıcı (1884 - 1945), hocası için: (Ben öyle neyzen görmedim; belki eslâfta da gelmemiştir” diyor. Her halde Aziz Dede’nin neyi, ehl-i zevke:
Hem-âhenk beş nefesten yükselince neyle mûsikar
Tasavvur eyle artık hâlet-i ervâh-ı rindânı!...
dedirtecek ayarda idi.
Aziz Dede, Mevlevihanelerde mütedavil olan birkaç nefîs peşrev ve saz semaisi bestelemiştir; en meşhurları, Hicâz makamındakidir. Lâinî şarkıları varsa da, bunlar ehemmiyetsizdir. Onun ismini musikimizde ilelebet yaşatacak âsarı ise, aşağıda bahsedeceğimiz Beyâti Nakış Sengin ve Yürük Semâiler ile Uşşak, bilhassa Yegâh Saz Semaileridir. Aziz Dede’nin lâdini fasıllara, meclislere devam ettiği de, gerek Ömer Vasfi’nin ifadesinden, gerek Avni Aktunç’un İstanbul Ansiklopedisi’nin III. cildine yazdığı “Avni Bey, Yenişehirli” maddesinde, Avni Bey’in kızının Bahariyedeki yalısında olan düğününe iştirâk eden Zekâi Dede’nin de — tabiî neyi ile — bulunduğunu söylemesinden (S. 796) anlaşılmaktadır. General Pertev Demirhan da “Musiki Düşüncelerim” (İstanbul 1946) isimli risalesinde şöyle bir hatıra naklediyor:
Bir bahar günü, Bahariye’nin Şinasi’ye:
Ey nev-nihâl-i işve, Bahâriye semtine,
Bir sünbülî hevâda hırâmân olur musun?...
dedirten o meşhur lâtif mevsiminde, Tanburî Cemil ve zamanın büyük hanendesi Şehlâ Hafız Osman ile Pertev Paşa, Eyyub’a Bahariye Dergâhına giderek, üstad musikişinasların iştirâkiyle nefîs bir Rast faslı dinlemişler. Fasılda Aziz Dede’nin icra ettiği fevkalâde bir Rast ara taksimden büyük dâhi Cemil o kadar mütehassis olmuş ki, kalkıp Dede’nin elini öpmüş.
Şarkı şeklinin büyük üstadı merhum Lem’i Atlı da, Reşad Ekrem Koçu’ya Aziz Dede ile şöyle bir gençlik hâtırasını nakletmiştir:
“Lem’i Atlı, 1900 seneleri esnasınmda bir yaz günü, briçka ile Sarıyerden Sultansuyuna gidiyormuş. Yolda başka bir araba içinde de Aziz Dede Segâhtan ney ile bir taksim yapıyormuş. Lem’i Bey dahi, o bülbülleri hâmûş eden sesiyle aynı makamdan taksime başlamış ve üstadı mest eylemiş. Aziz Dede her yerde vesile bulur, Sultansuyu yolunda ilâhi neyine hemdem olan o harikulâde sesten bahsedermiş (B: Atlı, Lem’i).
Uşşak saz semailerinin en meşhuru ve en çok çalınanı da Aziz Dede’nin kısa ve zarif parçasıdır. Âsım Bey’in beş hanelik, çok uzun, güzel ve millî Saz Semaisi ayarında bir eserdir. Piyasada bunlardan başka büyük bestekâr Tatyos’un Saz Semaisi de çalınır; bu dahi uzun bir saz eseridir. Uşşak’tan Kemanî Corci’nin, Salih Dede’nin ve bunlar ayarında eser veremiyen diğerlerinin Saz Semaileri artık çalınmamaktadır.
Aziz Dede’nin Uşşak Saz Semaisinden pek daha güzel bir Saz Semaisi, Yegâh makamındadır. Aynı makamdan, büyük bestekâr Tanburî İshak’ın, muahhar âsarından da Sedad Öztoprak ve Hasan Ferid Alnar’ın pek güzel Saz Semaileri varsa da, her zaman duyulanı ve en güzeli, Aziz Dede’nin şaheseridir. Uşşak Saz Semaisi gibi notası müteaddid defa tab olunurusa da, tamamının notasını bulmak müşküldür. Zira eser tam sekiz hane olup, tabiatiyle son derece uzundur. Fakat piyasa — hattâ İstanbul Konservatuarı Türk Musikisi İcra Heyetinin Yegâh faslında dahi — yalnız 4, pek nadiren de beş hanesi çalınır. Malûmdur ki, bu eserden başka musikimizde yedi, sekiz veya daha fazla haneli Peşrev ve Saz Semaisi yoktur ve altı haneli olanlar da birkaç eserden ibarettir. Aziz Dede’nin hususî bir üslûpla bestelenmiş bu pek güzel saz eserinin tamamı çalındığı zaman bir yeknesaki hissi verirse de, mülâzimenin ısrarı çok güzel bir tesir bırakır. Son hanesi dahi — hemen bütün Saz Semailerinin aksine — tek parçalıdır. Biraz uşşakî sedalar taşıyan Dede’nin bu en meşhur eserinin tesiratı, muaharr eserlerde görülür. Bu arada; büyük bestekâr İsmail Hakkı Bey’in bazı Saz Semailerindeki nâğme müşabehetleri ile yaşıyan büyük bektekârımız Üstad Tanburî Refik Fersan’ın beş hanelik uzun meşhur Nikriz saz Semaisinin mülâzimesinin, Yegâh’ın mülâzimesi ile nağme benzerliğine işaret edebilirz.
Herhalde Aziz Dede’yi, şaheser veren bir bestekâr, mühim bir ney virtüozü olarak musiki tarihimize geçirmek mecburiyeti vardır. Bu satırların yazıldığı sırada Aziz Dede hakkında tek tetkik — eserleri hakkında hiç malûmat vermeksizin — Sadedin Nüzhet Ergun’un “Türk Musikisi Antolojisi” ndeki benddir.
T. Yılmaz Öztuna
T. Yılmaz Öztuna, yukarıdaki makalede Aziz Dede’nin vefat tarihini zilkaade 1323 (26 kânunusani 1906) olarak tesbit ediyor. Aşağıdaki satırlar, Reşid Halid Gönç tarafından sanatkârın ölümünün ertesi günü intişar eden Sabah gazetesinden istinsah edilmiş olup, tarihte çok büyük bir fark vardır; gazetenin vesika kıymeti, münakaşa kabul etmez:
“Tarikatı Mevleviye kudema-yı dedegâhından ve esâtizei musikiyeden neyzen-i şehir Aziz Dede Efendi, dünkü gün sabah namazını müteakip hulûl-ü ecel-ü mev’udiyle ircii emr-ü celiline lebbeyk zeni isabet olarak azmi- cennatı âliyat eylemekle nâş-ı gufran nakli Üsküdarda Kepçedede Mahallesindeki hanesinden ihtifalât-ı lâzıme ile kaldırılarak önde Üsküdar Mevlevihanesi Seccadeneşini faziletlû Ârif Efendi ve dedegânı tehlil hãn oldukları ve ehibba ve eviddâsından pek çok zevat hazır bulunduğu halde kaldırılarak Yenicami-i şerifde salâtü cenaze bâdel’eda makbere-i mahsusasında defni hâk-i gufran kılınmıştır. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsiaten. Merhum-u mumaileyh esatizei musikiyeden olup ahlâk-ı hasene ile muttasıf hoş sohbet bir zat idi. Birçok neyzen yetiştirdiği gibi kendisi Yenikapu, Bahariye, Kasımpaşa, Galata, Üsküdar Mevlevihâneleri neyzenbaşılığını ifa etmekde idi. İrtihali kendisini tanıyanlarca teessüf-ü âzimi mucib olmuş ve zayiattan bulunmuştur” (Sabah gazetesi 1 Muharrem 1323 = 23 Şubat 1320 = 8 Mart 1905 çarşamba tarihli nüshasından, ki buna göre vefat tarihi 30 Zilhicce 1322 = 22 Şubat 1320 = 7 Mart 1905 salı olmak icabeder).
Neyzen Aziz Dede
(Resim: Nezih)
Neyzen Aziz Dedenin Uşşak Sazsemâisi
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
T. Yılmaz Öztuna
Identifier
IAM030770
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih
Description
Volume 3, pages 1702-1705
Note
Image: volume 3, pages 1702, 1704
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.