Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AZEBKAPUSU ÇEŞME VE SEBİLİ
Türk çeşme yapısı san’atının en güzel eserlerinden, Galatayı tezyin eden âbidelerdendir; hicri 1145 (milâdî 1732 - 1733) yılında İkinci Sultan Mustafanın zevcesi ve Birinci Sultan Mahmudun anası Sâliha Sultan tarafından oğlunun padişahlığı ve kendisinin vâlide sultanlığı zamanında fevkaanî bir sibyan mektebi ile beraber yaptırılmıştır; mimarı maalesef bilinmiyor. Padişahların ve vâlide sultanların, haseki sultan, şehzâdelerin ve padişah kızları sultanların bu gibi hayır eserleri devirlerinin devlet mimar başılarının elinden çıkması lâzımdır diye bir hüküm verebilirsek bu güzel eserin, Prof. Dr. Süheyl Ünver’in tarafından yapıldığı söylenebilir.
Resmi çeşme yapısında ihtisası olan devlet mimarlarından biri tarafından çizilmiş olsa dahi, bu resim adı geçen mimar başının hiç olmazsa kabul ve tasdikinden sonradır ki yapıya başlanmıştır.
Azebkapusu çeşme ve sebili bânisine nisbetle Sâlihasultan Çeşmesi diye de anılır; önünde meydanımsı açıklık bu âbidenin inşasından sonra Çeşme Meydanı adını almıştır. Karşısında Sokollu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinana yaptırılmış Çifte Hamam vardır, bu şaheser de halk ağzında Yeşildirekli Hamam, yahut semte nispetle Azebkapusu Hamamı adını taşır; çeşmenin hemen yanı başında da yine Sokollu hayratından ve Mimar Sinan yapılarından Azebkapusu Camii v...
⇓ Read more...
Türk çeşme yapısı san’atının en güzel eserlerinden, Galatayı tezyin eden âbidelerdendir; hicri 1145 (milâdî 1732 - 1733) yılında İkinci Sultan Mustafanın zevcesi ve Birinci Sultan Mahmudun anası Sâliha Sultan tarafından oğlunun padişahlığı ve kendisinin vâlide sultanlığı zamanında fevkaanî bir sibyan mektebi ile beraber yaptırılmıştır; mimarı maalesef bilinmiyor. Padişahların ve vâlide sultanların, haseki sultan, şehzâdelerin ve padişah kızları sultanların bu gibi hayır eserleri devirlerinin devlet mimar başılarının elinden çıkması lâzımdır diye bir hüküm verebilirsek bu güzel eserin, Prof. Dr. Süheyl Ünver’in tarafından yapıldığı söylenebilir.
Resmi çeşme yapısında ihtisası olan devlet mimarlarından biri tarafından çizilmiş olsa dahi, bu resim adı geçen mimar başının hiç olmazsa kabul ve tasdikinden sonradır ki yapıya başlanmıştır.
Azebkapusu çeşme ve sebili bânisine nisbetle Sâlihasultan Çeşmesi diye de anılır; önünde meydanımsı açıklık bu âbidenin inşasından sonra Çeşme Meydanı adını almıştır. Karşısında Sokollu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinana yaptırılmış Çifte Hamam vardır, bu şaheser de halk ağzında Yeşildirekli Hamam, yahut semte nispetle Azebkapusu Hamamı adını taşır; çeşmenin hemen yanı başında da yine Sokollu hayratından ve Mimar Sinan yapılarından Azebkapusu Camii ve Medresesi bulunmaktadır (B. : Azebkapusu Camii; Azebkapusu Hamamı).
Sokollu Mehmed Paşanın onaltıncı asırda yapılmış bu eserleri arasında bir sibyan mektebi ile çeşme ve sebil bulunmadığına göre onları da birbuçuk asır kadar sonra Sâliha Sultan ilâve etmiştir. Her ne kadar etrafı fırdolayı açık, bir duvara veya bir yapıya dayanmamış ise de tek köşe cepheli olan bu âbideye (köşelemesine bir sebilin iki yanında iki çeşme) meydan çeşmesi demek doğru değildir; birbuçuk asır ara ile yaşamış iki hayır sahibine aid haşmetli bir külliyenin bir parçasıdır. Unutmamalıdır ki meydan çeşmeleri daima münferid eserlerdir (B. : Mehmed III Çeşmesi; Tophâne Çeşmesi). Sâliha Sultanın âbidevî çeşmesinin yanındaki fevkaanî mektebi İstanbulun sahne olduğu son imârda 1958 - 1959 arasında kaldırılmıştır.
Son yüzyıl içinde görenlere hüzün veren bir harâbiye yüz tutmuş olan Azebkapusu Çeşmesi 1952 - 1953 yılları arasında eski İstanbul Valisi ve Belediye Reisi, bu satırların yazıldığı sırada Türkiyenin Bern Büyük Elçisi bulunan Ord. Prof. Dr. Fahreddin Kerim Gökay’ın himmetiyle ve lâyık olduğu ehemmiyetle tamir görmüştür. Tamir projesini, klâsik Türk Mîmarisi üzerinde tam salâhiyet sahibi fen ve san’at adamlarımızdan Yüksek Mimar Ali Sâim Ülgen hazırlamıştır.
İstanbul Belediyesi Sular İdaresi Müdürlüğü tarafından 1954 de neşredilmiş “Azebkapı Çeşmesi” adındaki kollektif risalede Yüksek Mühendis Cahit Çeçen âbidenin son tamirini şöyle anlatıyor:
“O mıntıkada oturan halkın ihtiyacını temin eden ve âbidevî bir eser olarak şehrimizi süsleyen bu çeşme bir müddet sonra bakımsızlık yüzünden harabîye yüz tutmuş, mühmel bir halde senelerin tahribatına terkedilmiştir. Çatısı gittikçe eğilen bu san’at eserinin bundan 30 - 35 sene evvel Evkaf idaresince tamirine tevessül edilmiş ve çeşme etrafı tahta perde ile çevrilmiş ise de bu sıralarda Vakıf sularının ve çeşmelerinin Belediyeye devri dolayısiyle tamirat işi geri kalmış ve unutulmuştur (C. Çeçenin bahsettiği bu tamir teşebbüsünde tamir projesini merhum Mîmar Kemal Altan hazırlamıştı). Bu geçen seneler esnasında ise çeşidli sebeplerle Sebilin kubbeleri çökmüş, bronz parmaklıkları sökülmüş, işlemeli taşları da kırılmıştır. Son senelerde bu güzel Türk medeniyet eseri çürük ve kırık tahta parçaları arkasında gizlenen, çatısı ve kubbesi dökülmüş siyah bir taş yığını haline gelmiş bulunuyordu. Nihayet iki sene evvel sayın Vali ve Belediye Reisimiz Ord. Prof. Dr. F. Kerim Gökay’ın himmetiyle Belediye Meclisinin verdiği 170.000 liralık tahsisat sayesinde tamirine başlanmış ve aslına en uygun bir şekilde ikmal edilmişmişti”.
Yine ayni risalede Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver de bu tamir hakkında şu satırları yazıyor:
“... İlk esaslı onarım projesini İstanbul Belediye Reisliğinin arzusu ile yüksek Mimar Ali Sâim Ülgen yapmış ve benim delâletimle makama verilmişti. Halen bu proje ve tadilleri üzerine yapılan onarım cidden muvaffak olmuştur. Bir defa, bozulan nakışlı taşların asılları gibi yapılmasına itina olunmuştur. saçak nakışları da XIX uncu asırdaki durumundan alınarak aynen yapılmıştır. Bu muvaffakıyetli tamirden dolayı başta kıymetli müdürleri olmak üzere bütün Sular İdâresi tebrike şayandır.
“...... elimizde bu çeşmelerin ve sebilin XIX uncu asırda yapılmış esaslı bir gravürü vardır (W.H. Bartlett’in) ... 150 senedenberi zemin bir metre kadar yüksekliğinden bu âbide şimdi toprak seviyesinden biraz aşağıda bir vaziyete düşmüştür. O zaman da ahşap saçakları ve üstündeki ufaklı büyüklü kubbeleri kurşun ile örtülüdür. Saçak altları devrinin rokoko tezyinatı ile süslüdür ki bunlar esas tutularak son tamiri de ayni şekilde tamir edilmiştir”.
Yukarıda da kısaca tarif ettiğimiz gibi Azepkapusu Çeşme, doksan derecelik bir zaviye üzerinde bir büyük sebil ile iki yanında iki büyük çeşmeden mürekkeptir; bilemeyiz ne dereceye kadar doğru, biz bu plân için “tek köşe cepheli” tabirini kullandık; âbideye sebilin tam karşısına geçerek bakmak lâzımdır. Nitekim âbideyi lâyıkıyle gösterebilmek için merhum Mimar Kemal Altan bir restütüsiyon resmini böyle yapmıştır; doksan derecelik bir zaviye teşkil eden iki ayrı hat üzerindeki iki yanında tek hat üzerinde göstermek hakikate tam tevafuk etmese de âbidenin güzelliği kâğıt üzerinde ancak böyle bir resim ile gösterilebilir. Kemal Altan’ın bu güzel resmini, elimizde ancak minyatür bir röprodüksiyonu bulunduğundan bu ansiklopediye koyamadık; bu röprodüksiyondan ne klişe yaptırmak ve ne de ressamlarımıza bir kopyesini çizdirmek imkânını bulamadık.
Bu doksan derecelik kırık cephenin tam köşesinde bulunan sebil yarım silindir şeklinde bir çıkıntı teşkil eder; dört mermer sütun arasında beş bronz şebîkelidir.
Bu cephe zeminden ahşap ve geniş saçaklı çatısına mermer kaplıdır; çeşmelerin tekne hizasından sebilin de şebekeler üstündeki dantelli kemerlerinden çiçek motifleri ile sıvama alçak kabartma nakışlıdır; son derecede âhenkli, son derecede zarif, son derecede güzel bir nakış zenginliği pek muhteşemdir.
Âbidenin ikisi çeşmelerin kemerleri üstünde biri de sebilin kemerleri üzerinde üç manzum tarih kitâbesi vardır; şiirler devrinin Sultânüşşürâsı ilân edilmiş Seyyid Vehbinindir. Çeşmelerin tarihleri on birer beyit olup bir satırda iki beyitten beş satır üzerine, sebilin tarihi de altı beyit olup ortadaki üç şebikenin üzerine ikişer ikişer hâk olunmuştur.
Sağda, batıdaki çeşmenin kitâbesi :
Menbai âbi zülâli merhamet
Lüccei pür cûşi ihsânü sehâ
Devhai pür berü bâri saltanat
Şemsi ismet mâderi Zılli Hüdâ
Vâlidesultan ki etmiş âleme
Dest cûdin maksemi âbi atâ
Zikrü fikri bâkiyâti sâlihât
Kâri hayrât hannândır dâimâ
Fî sebilillâh nice âsar idüb
Eyledi kesbi rizâyi Kibriyâ
İşte ezcümle bu dilcû çeşme kim
Teşne lebdir Hızr ü İskender anâ
Cârî hâfızlar gibi her lûlesi
Sûrei Kevser okur subhu mesâ
Mâhasal bû âbi canbahşâ ile
oldu şâdan rûhi pâki Mustafâ
Ânı da Cennetde sîrâb eyliye
Sâkii Kevser Aliyyi Murtezâ
Dîdiler âbı hayâtın vasfını
Gûş idüb söylersin ammâ Vehbiyâ
Bâri bir mümtaz târih eyleyüb
Vâlîdesultanın iç hayrîne mâ
Solda, doğudaki çeşmenin kitâbesi.
Hazreti Vâlîdesultan yâni
Mâderi Hazreti Sultan Mahmûd
Matlai şemsi hilâfet ki anın
Fer’idir sâyei Hallâki Vedûd
Ameli sâlihadır sa’yi müdâm
Kârıdır kesbi rizâyi Mâbûd
Havzı himmet kereminden memlû
Feyzi re’fet eserinden meşhûd
İşte ezcümle bu âsârına bak
Lâzım îse eğer ityânı şühûd
Nice kez yandı yakıldı Galata
Gösterüb tab’ı ataş âteşü dûd
Kimse sû sepmedi illâ keremi
Komadı teşne lebi tâb âlûd
Hacı A’mâ denilen semte idüb
Çeşme açmakla ilâcı bihbûd
Oldu bir hayre muvaffak ki olur
Ecri Cennetdeki havzi mevrûd
Hem anın hem sehi devrânın ola
Ömri Hızr ile zamânı memdûd
Oldu târihe sezâ ey Vehbî
Çeşmei Vâlîdei Han Mahmûd
Sebilin kitâbesi :
Vâlidesultânı âlî şânı himmet meşrebin
Ayni cûdundan gel ey leb teşne şîrü şekker iç
Devri İskenderde olsa Hızr derdi gösterüb
İşte mâi aynülhayâtı buldum ey İskender iç
Tıflî müdirk lûlesin vermezdi sedyi dâyeye
Dîseler ister su iç isterse şîri mâder iç
Sû be sû gûyâ lisânı lûle île çeşmeler
Çağlayub şerbet fürûşan gibi derler anber iç
Sâhibül hayrın duâsın sû gibi ezberle de
İşte sû işte sebil ister vuzû et ister iç
Vehbiyâ târihin işrâb et atşâi ümmete
Gel sebîli Vâlîdesultandan âbı Kevser iç
Bu Ansiklopedinin has dostlarından olup Millî Kütübhanemize “İstanbul Suları” adında çok kıymetli bire ser koymuş olan Dr. Saadi Nâzım Nirven 1945 de Belediye Sular İdaresi tarafından neşredilmiş ve yukarıda da zikredilmiş olan “Azapkapı Çeşmesi” adındaki kollektif risaleye yazmış olduğu makalede bu âbidenin Azebkapusunda inşası olduğu sebebi üzerine çok şirin bir fıkra naklediyor:
“Azebkapusu Çeşmesinin tamiri sırasında semtin gün görmüş, saçları bembeyaz olmuş ihtiyarlarından da bu yapının tarihine aid şu hikâyeyi dinledik:
İstanbulun ılık ve güneşli aylarından bir gün, Dördüncü Mehmedin zevcesi ve ikinci Mustafanın annesi Validesultan şehirde bir gezintiye çıkıyor. Arabası ile Azebkapısının sokakları arasından geçerken ufak bir meydanda bir çeşme başında, kırılan testisinden elinde kulpu kalmış, ağlıyan bir kız çocuğu görüyor. Yavrucuğun ağlamakla büsbütün mâsumlaşmış, melekleşmiş yüzü Valide Sultanın rikkatini çekiyor; çocuğu çağırtarak, kırılan testinin bu üzüntüye sebep olduğuna da hükmederek bir başkasını alması için bir miktar para ihsan etmek istiyor.
Çocuk parayı almıyor, ve:
— Testiyi kırdım, parası için ağlamıyorum, bir su getirmenin üstesinden gelemediğime ağlıyorum.. diyor.
“Valide Sultanın çok hoşuna gidiyor. Ailesine haber salınarak kız saraya alınıyor. Küçük Sâliha, sarayın zengin ve renkli muhiti içinde bir çiçek gibi büyüyor ve nihayet bir gün de İkinci Sultan Mustafanın zevcesi, Haseki Sâliha Sultan oluyor. Bir müddet sonra gebe kalıyor. Yattığı atlas döşekler içinde Azebkapısını, başında testisini kırdığı çeşmeyi hatırlıyor. Sarayın ihtişamına, arzularının yerine getirilmesine alışmış sultan, daima o ufak çeşmenin yerinde büyük ve muhteşem bir çeşmenin yaptırılmasını düşünüyor, ve yaptıracağı çeşme için bir şekil arıyor. Gebelik yatağında tabiatın iyice kabarttığı göğüsleriyle vücudunda husule getirdiği değişiklik ona bir ilham kaynağı oluyor; bu suretle Azebkapusu Çeşmesinin her iki yanında mermer beyaz çeşmeler ile ortada müzehheb, zarif sebîlin şekli bu saf sultanın temiz hislerinden doğmuş oluyor.
“Birinci Sultan Mahmud 1143 tarihinde (Milâdî 1730) saltanat tahtına oturunca sevgili anasının yıllardanberi özlediği arzusunu yerine getiriyor. Taksim suyu ile bol suya kavuşan Galata semtinin Azebkapusunda çeşme ve sebîl inşa ettiriyor.
“Sâliha sultan Azepkapısını sokaklarına aşı boyalı evlerin, mor salkımlarla yeşil asmaların serin gölgeler serptiği mahallesini aslâ unutmuyor. Sokollu Mehmed Paşanın Camiinin mermer duvarları önünde çekdirmelerin, büyük sandalların sulara yelkenlerinden düşek akislerin titreştiği Haliçin bu kıyılarını daima tahattur ediyor; oraya hayr ve hasenat için bir mektep yaptırıyor, eski Arab Camiini de tamir ettiriyor ve büyütüyor”.
Bu fıkrada muhterem S.N. Nirven’in de kaydettiği gibi Azebkapusu Çeşmesinin suyu, taksim suyudur; bu su da Birinci Sultan Mahmud’un hayır eseri olarak inşaatı hicrî 1144 (Milâdî 1731 - 1732) yılında biten Topuzlu Bendde toplanmış ve büyük şöhret Galata ve Beyoğlu tarafları ile Boğazıçının Rumeli yakasını ihya etmiştir; Bağçeköyündeki 420 metre uzunluğunda Bağçeköy Kemeri yahut Büyük Kemer diye anılan su kemerinden ve geniş bir galeriden geçerek Taksime gelir ve oradan şehrin yukarıda zikredilen semtlerine dağıtılır. Bugün Beyoğlunun merkezî yerinde olup Büyükşehrin nüfus kesafeti bakımından en kalabalık yeri olan Taksim, suyun getirildiği ve Azebkapusu çeşmesinin yapıldığı tarihlerde, kırlık, ormanlıktı; Taksim adını da o tarihte bu su münasebetiyle almıştı (B.: Sâliha Sultan; Mahmud I; Bağçeköy Kemeri; Topuzlu Bend).
Bibl. : C. Çeçen, S.N. Nirven ve S. Ünver, Azapkapusu Çeşmesi.
Azebkapusu Çeşmesi
(W. U. Bartlett’den Sabiha Bozcalı eli ile)
Azebkapusu Çeşmesi
(Sular İdâresinin broşüründen)
Azebkapusu Çeşmesi
(Sular İdâresinin broşüründen)
Theme
Building
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030747
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Sabiha Bozcalı
Description
Volume 3, pages 1679-1683
Note
Image: volume 3, pages 1679, 1681, 1682
See Also Note
B. : Azebkapusu Camii; Azebkapusu Hamamı; B. : Mehmed III Çeşmesi; Tophâne Çeşmesi; B.: Sâliha Sultan; Mahmud I; Bağçeköy Kemeri; Topuzlu Bend
Bibliography Note
Bibl. : C. Çeçen, S.N. Nirven ve S. Ünver, Azapkapusu Çeşmesi.
Theme
Building
Contributor
Sabiha Bozcalı
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.