Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AZEBKAPUSU CAMİİ
Gazi Köprüsünün Galata başında; Sokollu Mehmed Paşanın hayratından olup Mimar Sinan’ın eseridir; İstanbulun ziyneti olan âbidelerindendir; adını, bu satırların yazıldığı sırada artık mevcut olmıyan Galata surunun buradaki bir kapusundan almıştır.
Denizin yaladığı bir yer seçilmiş olmasından dolayı, pek yerinde bir tarz intihap edilerek, fevkanî yapılmıştır. Plânı sekiz köşe bir kasnağa oturan merkezî bir kubbe etrafında, cenahların kemerler, ufak kubbeler ve tonozlarla genişletilmesi suretiyle elde edilen bir mustatildir. Merkezî kubbe mihrab cihetinde duvarlara gömülü ve mustatil iki, altı tanesi de açıkta ve yuvarlak sekiz mermer ayak üstünde oturur. Bu ayakların üzerlerine gelen gemi özengilerinden yukarısı oluklu, alt kısmı düzdür. Methal cihetine gelen iki köşe yarım kubbesi de ayrıca murabbaî iki ayağa istinad eder. Bu sahayı üç tarafından haçvari tonoz, yarım ve bütün kubbelerin örttüğü bir galeri ihtiva eder. Kubbe dâfiası, yanlarda duvarlardan çıkıntılı payelerle, mihrab cihetinde de mihrab hücresi duvarlariyle karşılaşmıştır. Bu yan payeler genişliğinde, hemen mihrab hizasına kadar devam eden, bir mahfil bütün camii dolaşır. Mahfilin muvasalası payelere açılmış kapularla temin edilir. Mahfilden müstakil olarak mikrabın solunda biri kırmızı, diğeri yeşil iki zarif sütuna...
⇓ Read more...
Gazi Köprüsünün Galata başında; Sokollu Mehmed Paşanın hayratından olup Mimar Sinan’ın eseridir; İstanbulun ziyneti olan âbidelerindendir; adını, bu satırların yazıldığı sırada artık mevcut olmıyan Galata surunun buradaki bir kapusundan almıştır.
Denizin yaladığı bir yer seçilmiş olmasından dolayı, pek yerinde bir tarz intihap edilerek, fevkanî yapılmıştır. Plânı sekiz köşe bir kasnağa oturan merkezî bir kubbe etrafında, cenahların kemerler, ufak kubbeler ve tonozlarla genişletilmesi suretiyle elde edilen bir mustatildir. Merkezî kubbe mihrab cihetinde duvarlara gömülü ve mustatil iki, altı tanesi de açıkta ve yuvarlak sekiz mermer ayak üstünde oturur. Bu ayakların üzerlerine gelen gemi özengilerinden yukarısı oluklu, alt kısmı düzdür. Methal cihetine gelen iki köşe yarım kubbesi de ayrıca murabbaî iki ayağa istinad eder. Bu sahayı üç tarafından haçvari tonoz, yarım ve bütün kubbelerin örttüğü bir galeri ihtiva eder. Kubbe dâfiası, yanlarda duvarlardan çıkıntılı payelerle, mihrab cihetinde de mihrab hücresi duvarlariyle karşılaşmıştır. Bu yan payeler genişliğinde, hemen mihrab hizasına kadar devam eden, bir mahfil bütün camii dolaşır. Mahfilin muvasalası payelere açılmış kapularla temin edilir. Mahfilden müstakil olarak mikrabın solunda biri kırmızı, diğeri yeşil iki zarif sütuna dayanan mermer bir kemeri vardır. Mahfilin döşemesi büyük köfeke taşlariyledir, korkuluğu mermer şebekedir. Payelerin kaide kısımlarına ayakkabı koymak için güzel mermer hücre raflar oyulmuştur.
Bu bina zamanla harabe haline gelmiş, bütün pencereleri açıktı, kurşunları harabatı, son cemaat ön duvarı ve çatısı tamamen mahvolmuştu; ve bu hale bilhassa son 30 - 40 sene içinde gelmişti. Gurlit’in 1905 tarihli eserindeki röloveleri pek az harabi gösteriyor. Birkaç sene devam eden esaslı bir tamir camii ihya etti.
Kubbe ve kemerlerin sıvaları kâmilen yenidir. İçi zamanı üslûbunun güzel nakışları ile bezenmiştir; yalnız son tamirinde o zamanın süleğen kırmızısı yerine kullanılan fes rengine yakın koyu bir renk, kelemin tesirini tamamen bozmuştur. Kubbe göbek yazısı “İnnallahe yümsiküssemavât...” ayeti kerimesidir; 1357 tarihini ve Halim ketebesini taşır. Evvelce kubbe müselles kürrevileri çini ile kapılı idi, bunlar harab olduğundan yerine şimdiki kötü çiniler konmuştur. Beyaz diye ancak bir çividi mavi yapabilen bugünkü çini işçiliğimiz böyle bir âbidenin çinilerini yapmağa kaadir değildir. Ve böyle harab olan yerlere velev ufak bir çini parçasını da muhafaza ederek etrafını sulu boya kalemle ikmal etmek bu çinileri koymağa müreccahtır. Bu suretle asıl ve tamir ayan olarak görülür, müstakbel nesiller de bu kötü çiniler karşısında tereddüt ve ibhamdan kurtulur. Çinilerin ortasında çiharyar isimleri de güzel bir yazı olmakla beraber diğer yazılarından farklı olduğundan çok aykırı duruyor. Kubbe yazısı böyle değildir; kalem her zaman bozulmaya müsait olan sıva üzerine vurulduğundan yazısı değişir; esasen tarihli de olduğundan ne zaman tecdid olunduğu anlaşılır. Bütün iç ve dış alçı pencereler yeni yapılmıştır. Son cemaat mahfiline çıkan sağlı sollu iki kapısı yenidir. Ve gerek yıldızlı şebekeleriyle, gerek oyma yazılariyle son derece güzel ve zamana uygun yapılmış parçalardır. Camiin zeminine tuğla taklidi çimento müseddesi kırmızı çiniler konmuş, ahşaptan secdelikli namaz safları yapılmıştır. İçeride yapılan tamirat ufak tefek başka işlerle, yaldız, temizleme gibi işlere münhasırdır. Pencere kapakları kâmilen zamanından kalmadır. Mihrab cihetindekiler yıldız şeklinde müşebbek, diğerleri mustatil ufak parçalardır. Mihrab duvarında altı parçada “Âyetelkürsi” yazılmıştır. Bunların yazısı eski, yaldızları yenidir. Kürsi üzerine de yine eski olmak üzere “Rabbenâ innenâ semi’nâ münadiyen yünâdi liliman” ayeti kerimesi yazılmıştır. Mihrab ve minber Onaltıncı asrın sanat eseri camilerinde olduğu gibi mermerden, şebekeli ve istalâktitlidir, çok güzeldir. Fakat fazla hususiyetleri yoktur. Cümle kapıların iç yüzünde yerini pek güzel kavramış rumî işlemeli birer tac vardır.
Hariçte yapılan tamirat ise dahile nazaran pek fazladır; ve cidden kusursuz ve iyi olmuştur. Son cemaat yerinin üç duvarı ve pencereleriyle, parmaklıklariyle, oyma şebekeleriyle, merdiven ve döşemeleriyle kâmilen yenidir. Ve dahiline pek çok uygundur. Son cemaat yerinin döşemesi de cami gibi kırmızı tuğla taklididir; yalnız son cemaat safalarının kenarına iki santimlik mermer konmuştur; böyle eski eserler tamirinde lâşey mesabesinde olan bir fedakârlıktan buraya aslı gibi kalın mermer vaz’ı lâzımdı. Son cemaat yerine sokaktan iki kapu ile girilir. Kapuların yanlarında mustatil plânlı iki niş vardır; ki üstlerinde Fatih devri motiflerine müşabih dilimli birer yarım kubbe ve iki sıra istalâktit bulunur. Kapulardan birinin üstünde camiin Hicrî 985 (M. 1577) senesinde yazılmış eski kitâbesi vardı; pek harabtır mülâhaziyle hattat Kâmil Efendiye aynı yazdırılarak yerine konmuştur. Bu kitâbe birincinin aynı kopyası olmakla beraber, vesika kıymetini muhafaza için, eskisinin de yerinde muhafazası lâzımdı. Diğer kapunun üstüne de “Sokollu Mehmed Paşanın âsârı hayriyesinden olan bu camii şerif tamamen harab bir duruma girmiş iken Cumhuriyet eliyle yeniden tamir ve ihya edilmiştir 1941” ibaresiyle yeni bir kitâbe konmuştur.
İki kapunun ortasında eskiden mevcut abdest musluklarının yalnız aynaları ihya olunmuş, musluk konmamış, bittabi su verilmemiştir. Son cemaat yerinin üstü murabbaî çıtalı tavaniyle ahşaptır. Gurlit bunun yerine muhtemel bir kubbe restitüsiyonu çizmişse de yanlıştır; aslında kubbe yoktur, yeni yapıldığı gibi çatılıdır. Camiin altında birtakım dükkânlar yapılmış ve bunlar eşhas tasarrufuna geçmişti. İstimlâk olunarak hepsinin kapıları kesme taşla örülerek kapatılmış, yalnız mihrap cihetindeki pencereleri açık kalmıştır. Camiin minaresi hiçbir yerde tesadüf edilmiyecek bir tarzda, biraz uzak yapılmış ve bir köprü ile son cemaat köşesindeki merdivene bağlanmıştır; köprünün altından dar bir yol geçer. Minarenin son cemaat yerinde ve sokakta iki kapusu vardı, merdivenle köprüye çıkılır, oradan minareye geçilir. Hadikatül Cevami minarenin Hicrî 1222 senesindeki yangından sonra esaslı tamir olunduğu ve tekrar saika isabetiyle harab olarak yıktırıldığını, ve Hicrî 1242 (M. 1826) de henüz inşa olunmamış olduğunu söylüyor. Gövde kısmının inşaatı da bunu gösteriyor, kaide ve küp kısmı ise Onaltıncı asır yapısıdır.
Bu güzel cami bugüne tamir olunmakla beraber dört cihetten berbad binalarla ve köprü ile kapanmış bir haldedir. Deniz cihetindeki Denizyollarına ait deponun ve diğer taraflardaki mağazaların gün geçirmeden yıkılıp etrafının açtırılması, sokaklarının tertemiz yaptırılması lâzımdır. Ondan sonra asıl büyük engel olan köprünün havuz cihetine doğru alınması ve yarısına kadar gömülmüş camiin meydana çıkarılması bir zarurettir. Bu ameliye büyük masraflara muhtaçtır. Acele yapılıp tatbik edilen plânların da sonu böyle fuzuli masraflardır. Minarenin de Onaltıncı asır üslûbiyle yeniden ihyası mübrem bir zarurettir. Bu şekilde cami, karşı cihetteki Türk eserlerinin en güzellerinden biri olarak bir âbide şeklinde yükselir; aksi takdirde müstakbel nesillerin acı tenkitlerine hedef olmak mukadderdir.
Ekrem Hakkı Ayverdi
Aşağıdaki satırlar, İstanbul Ansiklopedisinin ziyaret notlarıdır: Camiin methal yüzünde ve sağındaki kapunun üzerinde bulunan kitabesi şudur :
Asafi âzam Mehmed Pâşâyi ahd mahmedet
Mazhari hayri cemil ü menşei lütfü atâ
Sâhili deryâde itmişken bu zibâ camii
Kârgir itti mükerrer ol binayı haliyâ
Cem olub dârüssıane mahfilinden ehlidin
Kıldılar beş vaktiçün sahibine rahmet recâ
Elkaldırub düaye Hatif de tarihin didi
“Camii asaf ibadetgâhı Hak câyi düâ”
985 (M. 1577)
Camiin etrafını çeviren en küçük dökümcü atölyeleri yerleşmiş bulunan harabelerin, mâbedi şanına lâyık güzellikte meydana çıkarmak için yıktırılması, dökümcülerin cami hariminden uzaklaştırılması, hattâ Azebkapu meydan çeşmesi ve sebiline kadar olan sahanın istimlâki ile, bu adacık üzerinde, eski çeşme meydanının daha geniş ölçüde ihyası lâzımdır. Minarenin altından geçen yolun başında, sol kolda kitâbesiz ve klâsik üslûpta büyük bir çeşme vardır, lülesi koparılmış ve teknesi moloz ile dolmuş olan bu güzel eserin de bir an evvel tamiri ve su verilerek ihyası lâzımdır.
Köprü altının cami önüne rastlayan alt kısmı, Azebkapusu sandalcıları tarafından bir kayıkhane gibi kullanılmaktadır. Mâbedin denizden görünmesine mâni teşkil eden ve harikulâde çirkin bir yapı olan şehir hatları ambarının da tez elden yıkılması lâzımdır. Bu takdirde, cami hariminin sahil tarafı da temizlenerek Azebkapu iskelesi de bugünkü perişan halinden kurtarılmış olur (Nisan 1947).
Azebkapusu Camii, 1947
(Resim: Nezih)
Azebkapusu Camii
(Plân: Cornelius Gurlit)
Azebkapusu Camii
(Kesit resim: Cornelius Gurlit)
Azebkapusu Camiinde minâreyi mâbede bağlayan kemer, içerden köprü tarafına bakış
(Resim: Reşad Sevinçsoy)
Theme
Building
Contributor
Nezih, Cornelius Gurlit, Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Ekrem Hakkı Ayverdi
Identifier
IAM030746
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih, Cornelius Gurlit, Reşad Sevinçsoy
Description
Volume 3, pages 1675-1679
Note
Image: volume 3, pages 1675, 1676, 1677, 1678
Theme
Building
Contributor
Nezih, Cornelius Gurlit, Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.