Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AZEB, AZEBLER, AZEBLER OCAĞI
Azeb, bekâr genç demektir; Azebler ocağı, Türk donanmasında kürekli gemiler devrinde (Onyedinci asır sonlarına kadar) Tersane asker ocağının adı olmuştur ki, Yeniçeri ocağının kuruluşunda bekâr kalmanın şart koşulmuş olduğu hatırlanırsa, Yeniçeriler gibi devlet hazinesinden gündelik alan Tersane efradı için de bekârlık şart olduğu, ocaklarına verilmiş bu isimden pek aydın olarak anlaşılır.
Bu ismin arap harfleriyle yazıldığına göre bir noktanın düşmesi ile “arab” olarak okunur; haklarında en hafif hüküm muhakkak ki gaflettir, bâzı muharrirler, hattâ bu arada bâzı şöhretler, Tersane efradının “evlâdı araptan” toplandığını yazarlar ki, kolay affedilemeyen bir lâubaliliktir.
Azebler, tersane ve donanmanın muhafazasına memur olup sefer esnasında gemileri sevk ve idare ederlerdi; yani bugünkü mânada devletin bahriye askeri idi, şu fark ile ki, askerliği meslek edinmiş idiler, buna rağmen bir muharip sınıf da değildi; Türk donanmasında Çekdiri (kürekli gemiler) devrinde gemilere ayrıca, gemicilik ve denizle ilgisi olmayan cenk erleri (acemi oğlanlar, yeniçeriler ve deniz seferi ile mükellef timarlı sipahiler) bindirilir; gemilerin muharrik kuvveti olan insan bazusunu da, kürek sıralarına zincirle çakılmış forsalar (harb esirleri ve mücrimler, kürek mahkûmları) temin ederdi. Meselâ çekd...
⇓ Devamını okuyunuz...
Azeb, bekâr genç demektir; Azebler ocağı, Türk donanmasında kürekli gemiler devrinde (Onyedinci asır sonlarına kadar) Tersane asker ocağının adı olmuştur ki, Yeniçeri ocağının kuruluşunda bekâr kalmanın şart koşulmuş olduğu hatırlanırsa, Yeniçeriler gibi devlet hazinesinden gündelik alan Tersane efradı için de bekârlık şart olduğu, ocaklarına verilmiş bu isimden pek aydın olarak anlaşılır.
Bu ismin arap harfleriyle yazıldığına göre bir noktanın düşmesi ile “arab” olarak okunur; haklarında en hafif hüküm muhakkak ki gaflettir, bâzı muharrirler, hattâ bu arada bâzı şöhretler, Tersane efradının “evlâdı araptan” toplandığını yazarlar ki, kolay affedilemeyen bir lâubaliliktir.
Azebler, tersane ve donanmanın muhafazasına memur olup sefer esnasında gemileri sevk ve idare ederlerdi; yani bugünkü mânada devletin bahriye askeri idi, şu fark ile ki, askerliği meslek edinmiş idiler, buna rağmen bir muharip sınıf da değildi; Türk donanmasında Çekdiri (kürekli gemiler) devrinde gemilere ayrıca, gemicilik ve denizle ilgisi olmayan cenk erleri (acemi oğlanlar, yeniçeriler ve deniz seferi ile mükellef timarlı sipahiler) bindirilir; gemilerin muharrik kuvveti olan insan bazusunu da, kürek sıralarına zincirle çakılmış forsalar (harb esirleri ve mücrimler, kürek mahkûmları) temin ederdi. Meselâ çekdiri sınıfının en kuvvetli gemi tipi olan bir kadırgada (25 çifte kürekli gemi) geminin reisi, kaptanı ve zabitleriyle beraber ancak 60 bahriyeli bulunurdu; bunlar da kürek mahkûmları) temin ederdi.
Bunlar da kürek kuvvetine yardımcı olarak çekilen yelkenleri kullanırlar, forsalara nezaret ederlerdi; bir kısmı da kalafatçı, kürek ve yelken tamircisi idi; baş dümenci, baş yelkenci, odabaşı (geminin inzibat âmiri) geminin zabitlerini teşkil ederdi. Buna mukabil, bir kadırgada, bir küreğini beş kişi çektiğine göre, elli küreği için 250 zincirbent forsa bulunurdu; bir kadırgaya üç yüz kadar da cenk eri bindirilirdi (B.: Tersane; Donanma) azebler, reis ve zabitleriyle beraber muayyen bir geminin daimî efradını teşkil ederlerdi.
Evliya Çelebi, Onyedinci asır ortalarındaki Kasımpaşa tersanesini tasvir ederken: “Kaptan paşaya on iki bin (?) Azebistan askeri, yüz elli enderun kaptanı, yüz elli bîrûn kaptanı, yetmiş alem ve tuğ sahibi azeban ağaları, cezirelerden ve kırk sancak yerden sair kürek keşan azeban gelmek Kanunî Süleymanîdir” diyor. Galata surunun tersane tarafındaki kapısı, bu askere nisbetle “Azeb kapısı” adını almıştır; Sokollu Mehmed Paşanın burada Mimar Sinan’a yaptırdığı bir büyük cami de paşanın adına nisbetle olduğundan fazla Azebkapısı Camii diye anılagelir. Halicin karşı sahilinde, Unkapanında bulunan Elvanzade Camii ve civarındaki Çiftehamam da halk ağzında Azebler Camii ve Azebler hamamı (her ikisi de Atatürk Bulvarı açılırken yıktırılmıştır) diye meşhur idi.
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030744
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 3, sayfa 1674
Bakınız Notu
B.: Tersane; Donanma
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.