Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AYTUTULMASI
İlk okul talebesi çocukların bile basit bir izah ile kavrayıp anladıkları ay tutulması hâdisesi, kaba cehlin ve dolayısı ile bâtıl itikadların karanlığından kurtulamamışlar tarafından daima korku ile seyredilmiş, yakın istikbalde kötü vak’alara bir işaret gibi kabul edilmiş, ay üzerine düşen dünyanın gölgesi onu yutan bir canavar zannedilmiş, canavarı korkutup kaçırtmak ve ayı kurtarmak için düalar edilmiş ve gök yüzüne tabancalar, tüfenkler boşaltılmıştır.
Bıçkın, külhâni ve serseri gürûhu silâh ateşliyerek taşkınlık göstermek için bu bâtıl itikadı fırsat bilmiştir. Bu hal İstanbulda 1908 meşrutiyetine kadar devam etmiş, ancak o tarihten sonradır ki ay tutulunca silâh atmak yasak edilmiş, yasağı dinlemiyenler de asayişi ihlâl ile suçlandırılarak hapse mahkûm olmuşlardır.
İçinde yer yer geçen asır ortalarındaki İstanbulun çok güzel tasvirleri bulunan Pierre Loti’nin “Azâde” romanında ay tutulması için de bir parça vardır:
“Unkapan sedlerini muhteşem bir akşam içinde iniyorduk.
“İstanbulun alışılmamış bir manzarası vardı; bütün minarelerde hocalar garip makamlarla meçhul dualar terennüm ediyorlardı; gecenin bu alışılmadık saatinde bu kadar yüksekten çıkan bu tiz sesler muhayyeleyi endişeye düşürüyordu; ve kapılarının önünde toplanmış olan Müslümanların hepsi gök yüzünün bir korkun...
⇓ Devamını okuyunuz...
İlk okul talebesi çocukların bile basit bir izah ile kavrayıp anladıkları ay tutulması hâdisesi, kaba cehlin ve dolayısı ile bâtıl itikadların karanlığından kurtulamamışlar tarafından daima korku ile seyredilmiş, yakın istikbalde kötü vak’alara bir işaret gibi kabul edilmiş, ay üzerine düşen dünyanın gölgesi onu yutan bir canavar zannedilmiş, canavarı korkutup kaçırtmak ve ayı kurtarmak için düalar edilmiş ve gök yüzüne tabancalar, tüfenkler boşaltılmıştır.
Bıçkın, külhâni ve serseri gürûhu silâh ateşliyerek taşkınlık göstermek için bu bâtıl itikadı fırsat bilmiştir. Bu hal İstanbulda 1908 meşrutiyetine kadar devam etmiş, ancak o tarihten sonradır ki ay tutulunca silâh atmak yasak edilmiş, yasağı dinlemiyenler de asayişi ihlâl ile suçlandırılarak hapse mahkûm olmuşlardır.
İçinde yer yer geçen asır ortalarındaki İstanbulun çok güzel tasvirleri bulunan Pierre Loti’nin “Azâde” romanında ay tutulması için de bir parça vardır:
“Unkapan sedlerini muhteşem bir akşam içinde iniyorduk.
“İstanbulun alışılmamış bir manzarası vardı; bütün minarelerde hocalar garip makamlarla meçhul dualar terennüm ediyorlardı; gecenin bu alışılmadık saatinde bu kadar yüksekten çıkan bu tiz sesler muhayyeleyi endişeye düşürüyordu; ve kapılarının önünde toplanmış olan Müslümanların hepsi gök yüzünün bir korkunç noktasına bakıyor gibi idiler.
“Ahmed nazarlarımı takip etti ve dehşet içinde elimi yakaladı: Demin Ayasofyanın kubbesi üzerinde o kadar parlak görmüş olduğumuz ay, yukarıdaki büyüklük içerisinde sönmüştü; artık solgun, sönük ve kanlı bir kırmızı lekeden ibaretti.
“Gök yüzünün işaretlerinden daha teessüre garkedici bir şey yoktur ve bir şimşek çakışından daha sür’atle peyda olan ilk hissim de bir dehşet hissi oldu. Takvime bakmağı uzun zamandan beri ihmal etmiş bulunduğum için, bu vak’ayı tahmin etmemiş bulunuyordum.
“Bunun ne kadar mühim ve korkunç bir hal olduğunu Ahmed bana izah etti: Türk itikadına nazaran bu esnada ay kendisini parçalamakta olan bir canavarla mücadele halindedir. Maamafih Allah nezdinde şefaatta bulunarak ve canavar üzerine kurşun sıkarak kendisini kurtarmak mümkündür.
“Filvaki bütün camilerde vaziyetle alâkadar dualar edilmektedir ve İstanbulda yaylım ateşi başlamıştır. Bu korkunç hale hayırlı çatılardan aya tüfekler atılmaktadır.
“Evimize varmak üzere Fenerden bir kayığa biniyoruz. Yolda bizi tevkif ediyorlar. Halicin yarı yolunda, zaptiyelerin motörü bize geçidi kapıyor; bir husuf gecesi kayıkla dolaşmak memnû.
“Fakat sokakta yatamayız ya! Zaptiye efendilere karşı gayet yüksektek alarak müzakere ediyor, münakaşa ediyoruz ve cür’et göstermek sayesinde bir kere daha işi hallediyoruz. — Nâhid Sırrı Orik tercemesinden”. (B.: Aziadé).
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030694
Tema
Olay
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1640-1641
Bakınız Notu
B.: Aziadé
Tema
Olay
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.