Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYNA
Endam aynası, konsol ve duvar aynası, el aynası ve cep aynası denilen çeşitleriyle, Büyükşehirde devir olmuştur ki, ayna kullanmak ve bulunulan yeri ayna ile süslemek salgın bir merak, bir moda halini almıştır (B.: Âvize ve Ayna Modası).
Son zamanlara kadar, İstanbulda, orta halli ve hallice aileler kız alırlar iken, gelin odası eşyası arasında, üstünde iki karpuzlu lâmbası ve çerçevesi yaldızlı aynası ile bir konsol, baş parçayı teşkil ederdi.
Eski İstanbul konaklarında ve yalılarında yerli, muhteşem çerçeveleriyle duvarlara gömülmüş müteaddit endam aynaları, eski Türk yapı san’atının iç mimarisinde başlıca tezyin motiflerinden idi; öylesine ki, İstanbul Üniversitesinin edebiyat ve fen fakülteleri iken yanmış olan meşhur Zeynep Hanım konağında, bu meşhur prensesin şahsına mahsus olan ayak yolunda bile bir endam aynası vardı.
Duvar aynaları, asırlar boyunca İstanbul kahvehanelerinin, berber dükkânlarının, meyhanelerinin ve hamamlarının da başlıca süslerinden ve bir ihtiyacı karşılayan başlıca eşyasından olmuştur; bunlardan çoğu da, aynalarının çokluğu veya büyüklüğü dolayısiyle “Aynalı Kahve”, “Aynalı Meyhane” gibi isimler almıştır; ve hattâ bu yerler de isimlerini İstanbul sokaklarına vermişlerdir, Galatada bir “Aynalı Lokantı Sokağı”, Karagümrükte Kasım Gönanî Mahallesinde bir ...
⇓ Read more...
Endam aynası, konsol ve duvar aynası, el aynası ve cep aynası denilen çeşitleriyle, Büyükşehirde devir olmuştur ki, ayna kullanmak ve bulunulan yeri ayna ile süslemek salgın bir merak, bir moda halini almıştır (B.: Âvize ve Ayna Modası).
Son zamanlara kadar, İstanbulda, orta halli ve hallice aileler kız alırlar iken, gelin odası eşyası arasında, üstünde iki karpuzlu lâmbası ve çerçevesi yaldızlı aynası ile bir konsol, baş parçayı teşkil ederdi.
Eski İstanbul konaklarında ve yalılarında yerli, muhteşem çerçeveleriyle duvarlara gömülmüş müteaddit endam aynaları, eski Türk yapı san’atının iç mimarisinde başlıca tezyin motiflerinden idi; öylesine ki, İstanbul Üniversitesinin edebiyat ve fen fakülteleri iken yanmış olan meşhur Zeynep Hanım konağında, bu meşhur prensesin şahsına mahsus olan ayak yolunda bile bir endam aynası vardı.
Duvar aynaları, asırlar boyunca İstanbul kahvehanelerinin, berber dükkânlarının, meyhanelerinin ve hamamlarının da başlıca süslerinden ve bir ihtiyacı karşılayan başlıca eşyasından olmuştur; bunlardan çoğu da, aynalarının çokluğu veya büyüklüğü dolayısiyle “Aynalı Kahve”, “Aynalı Meyhane” gibi isimler almıştır; ve hattâ bu yerler de isimlerini İstanbul sokaklarına vermişlerdir, Galatada bir “Aynalı Lokantı Sokağı”, Karagümrükte Kasım Gönanî Mahallesinde bir “Ayanalı Dükkân Sokağı”, Mevlevihanekapısı ile Silivrikapısı arasındaki Veledi Karabaş Mahallesinde bir “Aynalı Bakkal Sokağı” vardır. Beyoğlunun da meşhur bir “Aynalıçarşı” sı vardır ki son zamanlarda ismi “Avrupa Pasajı” na değiştirilmek soğukluğu yapılmıştır.
Yeniçeri zorbalığının en azgın devrinde, (Üçüncü Selim, Dördüncü Mustafa ve İkinci Mahmud devirleri), ocağın sayılı fırtınaları olarak geçinenler, hem kârlı, hem şenlikli bir meşgale olarak büyük ve fevkalâde müzeyyen kahvehaneler açıp işletirlerdi; resmi küşadı, Süleymaniyedeki Ağakıpısından başlıyarak kahvehanenin bulunduğu yere kadar devam eden tantanalı bir alayla yapılan bu kahvehanelere, sahibinin haraca kestiği erbabı servet ve tüccar tarafından, hediye olarak içinde kuşu ile beraber kıymetli kanarya kafesleri ve keza kıymetli duvar ve el aynaları getirilirdi (B.: Kahvehaneler).
Eski berberlerde de, tıraştan sonra, çırak müşteriye bir el aynası tutar, bahşişi de avucuna değil, tuttuğu aynanın üzerine bırakılırdı (B.: Ayinedar). Müşteri erbabı servet ve itibardan ise, çırak, yüz tıraşı müddetince karşısında durur ve ayna tutardı; aynı âdet hamamlarda da vardı, müşteri giyinip kuşandıktan, bilhassa itina edilen kavuğunu giydikten sonra natur ayna tutar bahşişi de ayna üstüne konulurdu; İstanbulun eski külhânî ağzında bu âdetten gelme bir “ayna öpmek” tâbiri vardı, bir yere gidip de yediğine içtiğine veya kendisine yapılan bir hizmete parası çıkışmıyarak hacil ve rezil olarak çıkıldığını anlatmak için söylenir (B.: Ayna Öpmek).
Aşağıdaki mısrâlar Enderunlu Vâsıfın İstanbullu bir mahalle kızı ağzından anasına hitâben yazılmış meşhur manzumesindendir:
Çok yaşayan mı bilir iş yoksa çok gezen
Tâ gezmedikce olamadım ben bozuk düzen
Tahsin ider cemâlimi gördükce merd ü zen
Kendime virüb âyînede bir çeki düzen
Onbeş yaşında kendime bir oynaş arayam
El aynaları, saplı ve sapsız, çerçevesinin, yuvasının ve kapağının gümüşten veya altından, fil dişinden yapıldığı zaman üzerine bir de kuyumcu emeği ve san’ati binerdi ve bir ailenin mücevheratı arasında yer alırdı; murassâ el aynaları ise, giranbaha bir kıymet taşırdı. Kıymetli el aynaları, kibar ailelerin kız cihazı arasında asla unutulmıyan başlıca eşyadan ve mücevherat faslından idi.
Eski el aynalarının en güzel ve kıymetlilerinden biri Topkapu Sarayı Müzesinde Kanunî Sultan Süleymana aid bir fildişi aynadır, müzede 2893 numara ile kayıdlı olan bu ayna hicrî 950 (milâdî 1543 - 1544) yılında Ganî adında bir sanatkâr tarafından yapılmıştır; aynanın arkalığı yekpâre fildişinden olub üzerinde Türk oymacılık sanatının şâhikasına varılmıştır, göbeğin üslûblaştırılmış çiçekleri seyredenlerin gözlerini karartacak derecede hurda nakışlarla bir cennet bağçesi gibidir. Kenarında çiçekler ve dallarla süslenmiş bir zemin üzerine sülüs hat ile şu kıta yazılmıştır:
Rûşen cemâlin âyinesin ol sânii lemyezel
Kılsun münevver dâimâ hem irmesün her giz halel
Dev itdüğünce rûzigâr ile kevn leylü nihâr
Ol gil kemâli ilm ile âlemde lûtfi bîemâl
Yâ Rab bi hakkı Muhammed âlü ashâb hakkıçün
Kıl gel duâsın müstecâb bu bendenin bî halel
Fildişi arkalığın sapa raptedilen alt kısmı üzerinde de sanatkârın imzası vardır. “Der eyyâmı Sultan Süleyman Şâh Amile Ganî sene 950”.
Bu güzel ayna 1958 yılında müze müdürü Halûk Şehsüvaroğlu’nun himmeti ile sarayda açılan Kanunî Sergisinde teşhir edilen eşyadan biri olmuştu.
Sakal traşını kendi eliyle yapan İstanbul kişizâdelerinin traş takımları arasında bir ayna, “traş aynası” adını alırdı ki, el aynasından farkı, açılan kapağının arkaya çevrilidiği zaman aynı zamanda aynaya bir destek olmasıydı. Bilhassa Tanzimattan sonra, güvey hediyesi arasında kıymetli bir usturası ile san’at eseri bir traş aynası, kız tarafından görgü ve zevkinin mehenklerinden sayılırdı; kıymetli traş aynalarının çerçeve ve kapakları, altın ve gümüş yerine tercihan fildişinden, bağadan, abanozdan, gül, maun, zeytin ağaçlarından yapılırdı. Ceviz çerçeveli ve kapaklı traş aynaları harcı âlem sayılırdı.
İstanbul saray ve konaklarının eski hanımefendileri tarafından kullanılan ve namlı bir kuyumcu elinden çıkmış ağır ve kıymetli el aynaları, zamanımızda, yerini tuvalet takımlarının şu veya bu kıymetteki aynalarına, lüks eşyadan sayılan kadın çantalarının bir kadın ağzını, bir kadın gözünü sahibine gösterebilecek liliput aynalara terketmiştir.
Tanzimattan beriye, Büyükşehir halkının ayaktakımı, onların da hovarda, kabadayı ve külhanî boyunun uçarı delikanlılık ile kırantalık çağları arasında olanları, bıyık burmak, düzeltmek ve zülüf, kâkül taramak için yelek ceplerinde bir cep aynası bulunduragelmişlerdir; ekseriya sarı, mavi, kırmızı, yeşil boyalı teneke yuvalara oturtulmuş olan bu aynalar, ayak satıcılarının isporta malıdır, mahalle attarlarında, tıraş takımı, çakı, oyuncak, mendil, çorap gibi şeyler bulunduran han kapıları esnafında satılır.
Bu teneke ceb aynalarının arkalarında, Bayazıd kulesinin, Galata kulesinin, Kız kulesinin resimleri iptidaî kabartmaları bulunanları da vardır..
1909 da da arkalarında, o zamanın tâbiri ile hürriyet kahramanları Enver ve Niyazi Beylerin resimleri bulunan harcı âlem ceb aynaları çıkmıştı. Cumhuriyette de Atatürk resimli ceb aynaları çıktı.
Bu madde içinde, İstanbul taramvalarının vatman aynalarını, taksi otomobillerinin şoför dikiz aynalarını, belediye tarafından sert dirsekli yol kavşaklarına kazaları önlemek için asılmış büyük sokak aynalarını unutmamak lâzımdır ki 1947 de bu aynalardan biri, Beyoğlu kaymakamlığı arkasından Şişhaneye inen yolun sert dirseğinde, biri Ebussut Caddesiyle Alemdar Caddesi kavşağında, biri İstinye asfaltında, biri Aksaray karakolu yanında idi. Taksilerdeki dikiz aynaları, bir ara, müşterilerin şoför gözü altında yolculuktan duydukları sıkıntı düşünülerek kaldırılmış, fakat, şoförlerin, uygunsuz yolcular tarafından âni bir tecavüze uğramaları, şoförlerın can emniyeti bakımından dikiz aynasına tekrar müsaade edilmiştir.
Aynanın âdi camdan veya kristalden yapılmış bulunması, aynaların sır sağlamlığı ve temizliği bakımından kıymetlenmesi, bu ansiklopedinin mevzuu dışındadır; burada şunu kaydetmek lâzımdır ki, halen piyasada mevcut en kıymetli aynalar, yıkıcılar elinde sayıları her gün biraz daha azalan eski İstanbul konak ve yalılarından çıkarılan büyük kristal endam aynalarıdır.
Topkapusu Sarayı Müzesinde Kanunî Sultan Süleymanın fildişi el aynası
(Resim: Hüsnü)
Topkapusu Sarayı Müzesinde gümüş el aynası
(Resim: Behçet Elver)
Topkapusu Sarayı Müzesinde murassâ el aynası
(Resim: Behçet Elver)
Theme
Folklore
Contributor
Hüsnü, Behçet Elver
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030631
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Hüsnü, Behçet Elver
Description
Volume 3, pages 1605-1607
Note
Image: volume 3, pages 1605, 1606
See Also Note
B.: Âvize ve Ayna Modası; B.: Kahvehaneler; B.: Ayinedar; B.: Ayna Öpmek
Theme
Folklore
Contributor
Hüsnü, Behçet Elver
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.