Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYAZMAKAPUSU YANGINLARI
İstanbulun toprak yapısında poyraz ağzında olduğundan, Büyükşehrin bütün Haliç sahilinde olduğu gibi Ayazmakapusundan çıkan yangınlar, hemen daima birer âfet halini almışlardır.
16 Zilkade 1070 (M. 1660) yangını; 1070 Cehennemi — Bu âfeti görenlerden Mehmed Halife, Tarihi Gilmâni’de şöylece nakleder:
“Ehli divanın ve bazirgânların sarayları hesaba gelmez ve bu şehrin büyüklüğüne ve halkın kesretine ve devletine göre mâduddan haric mahzenler ve dükkânlar ve kervansaraylar ve hamamlar ve hankahlar ve tekkeler ve medreseler ve hanlar ve imaretler ve mescidler var idi ki vasfı hadden birûndur. İşte bu şehri İslâmbol bu mertebe mamur olup kemal buldukda halkı devletlerine mağrur olub tariki Hakdan ayrılub ika’ etmeğe ve biribirinden elinde olanı almağa ve bühtan eylemeğe ve ilmullah’a ve ehline itibar itmemeğe ve ulema dahi ilmin muktezası üzre amel itmemeğe ve ehli sûk dahi bey’ü şirada envaı hud’alar ve sadaka ve zekâtı fukaraya vermemeğe ve bunların ekserisi riya ve avam dahi zina ve livata fiiline ekseriye meyil ve muhabbet itmeğe ve kul taifesi ziyade tuğyan ve fesad üzre olması hasılı kelâm mezkûr olan esnafdan her ibiri (hadisi şerifi meşhurun) mazmumundan gafil olmağın.
Bu hadisin musdakınca Ayazmakapusundan Ahi Çelebinin camii kurbunda kalenin dışında bin yetmiş tarihinde Zi...
⇓ Read more...
İstanbulun toprak yapısında poyraz ağzında olduğundan, Büyükşehrin bütün Haliç sahilinde olduğu gibi Ayazmakapusundan çıkan yangınlar, hemen daima birer âfet halini almışlardır.
16 Zilkade 1070 (M. 1660) yangını; 1070 Cehennemi — Bu âfeti görenlerden Mehmed Halife, Tarihi Gilmâni’de şöylece nakleder:
“Ehli divanın ve bazirgânların sarayları hesaba gelmez ve bu şehrin büyüklüğüne ve halkın kesretine ve devletine göre mâduddan haric mahzenler ve dükkânlar ve kervansaraylar ve hamamlar ve hankahlar ve tekkeler ve medreseler ve hanlar ve imaretler ve mescidler var idi ki vasfı hadden birûndur. İşte bu şehri İslâmbol bu mertebe mamur olup kemal buldukda halkı devletlerine mağrur olub tariki Hakdan ayrılub ika’ etmeğe ve biribirinden elinde olanı almağa ve bühtan eylemeğe ve ilmullah’a ve ehline itibar itmemeğe ve ulema dahi ilmin muktezası üzre amel itmemeğe ve ehli sûk dahi bey’ü şirada envaı hud’alar ve sadaka ve zekâtı fukaraya vermemeğe ve bunların ekserisi riya ve avam dahi zina ve livata fiiline ekseriye meyil ve muhabbet itmeğe ve kul taifesi ziyade tuğyan ve fesad üzre olması hasılı kelâm mezkûr olan esnafdan her ibiri (hadisi şerifi meşhurun) mazmumundan gafil olmağın.
Bu hadisin musdakınca Ayazmakapusundan Ahi Çelebinin camii kurbunda kalenin dışında bin yetmiş tarihinde Zilkadenin on altısında ve mahı Temmuzun dörüncü günü cumartesi beşinci saatte bir tütün içici yaramazın elinden ateş isabet idüb ve ateşin bir bölüğü kalenin dışından Unkapanına varınca ne kadar kereste varsa yandı. Bir bölüğü ki kalenin içersine düşdü, ol dahi bir iki bölük olub bir bölüğü Unkapınana ve bir bölüğü Süleymaniye canibine ve bir bölüğü dahi Süleymaniyenin altından Bedestan ve Hasbağçe semtine gidüb yayıldı. Ol gün emri Hakla akşama karib gün tolumurken Süleymaniye Camiinin etrafını ihata idüb camiin hareminde ne kadar adam ve esbab var ise çoğunu helâk itmiştir ve dahi camiin dört minareleri evel eflâkde iken emri Hak ile mum gibi külâhları yandı ve hareminde olan eşçarın çoğu yandı bâhusus Süleymaniye etrafı gayet vâsi’ olmağın aklı muhal görür ki Süleymaniye’nin minareleri yanıb haremine ateş düşe. Bu minvali mezkûre üzre İslâmbolda dört tarafa ateş bölük bölük olub yayıldı ki aslâ kimse karşusuna durmağa iktidarı olmadı. Gûya ki bizzat cehennem ateşi dünyayı tutub halkı helâk idüb mahşer yerine sürer, halk ise dahi evlerinden ümidin kesüb kuşca canların esbab ile halâs idevüz deyu mûtadı kadîm üzre Selâtin camilerinin haremlerine esbabların kaçırub ve kendilerine mahalli mezburu melce ve me’vâ ittihaz idüb ateş mekrinden emin oluruz deyu ümidinde iken hikmeti bâri ateş rüzgâr kuvvetiyle haremlerde olan âdemler ve esbablar üzerine dolu gibi yağıb esbabların yakıb ve âdemden nicesi esbabları halâs ideyüz deyu sayü ihtimam üzre iken ateş yalımı isabet idüb helâk itmişdir. Hattâ bir dostumuzun Sultan Bayazıd Camiinin hareminde esbabına ateş isabet idüb halâs ideyim derken ateş yalımı arkasına irişüb ve üzerinde olan esbab tutuşub ol vakit eğer soyunmasa yanıb helâk olurdu. Hele güciyle kenduyi kurtarmışdır. Dünya metaından bir habbe ve bir fulûsi ahmer halâs itmemişdir. Bu minval üzre her nereye sığınıb halâs oluruz deyu hilâfı zahir olmuşdur ve Eskisaray kurbunda Kebeci Hanı dimekle maruf bir han var idi. Bundan evvel ne kadar yangın oldu ise ana ateş zarar itmemişdir. Bu defa emri Hak ile ateş isabet idüb anda bulunan esbabı ve emvali ve ademi cümlesini helâk itmişdir ve içinde olan bazirgân ekseriya Bosnalı ve Acem idi. Naklolunur on Mısır hazinesi deklû mal yanmışdır. Ne tatvili kelâm idelim ol gün ki cumartesi yedinci saate varınca Bağçei hassadan Unkapanına ve andan Zeyrek yokuşu üstünden Sultanmehmede ve andan Sarıkireze ve andan Molla Gûrâniye ve andan Esekapusuna tâ Samatyaya varınca ve andan Ağahamamına ve andan Kadırga limanında Siyavuşpaşa sarayına ve andan Atmeydanına varınca ve Ayasofyanın altından Selâmköşkünden Demirkapuya varınca nihayet bulup sâkin olmuştur. Vasfetdiğimiz minval üzre ateş halka aman vermeyüb kimin malı ile yakub helâk eyledi ve kimin üryan ve giryan yalın ayak başı kabak Atmeydanına ve Yenicami haremine ve Hasbağçe kapusuna sürüb götürdü. Hasbağçekapusuna gelen halkı hemşehrimiz Bostancıbaşı olan Bosnevî İbrahim Ağa Bağçei hassayı almışdır. Yüz binden ziyade er ve avrat ve müslüman ve kâfir Atmeydanına ateş şiddetinden ve havfından gelen halk dahi şol mertebe isdiham ile cami ve haremi ve Atmeydanı doldu ki bir kimse sağ ve sola meyletmeğe ve boyun döndürmeğe belki nefes almağa iktidarı yoğiken ateş dahi Atmeydanında olan İbrahimpaşa sarayının bâzı odalarına ulaşdıkda halk dahi ateşin şiddetinden ve mahı temmuzun hararetinden ve ziyade izdihamdan şol mertebe muztar olmuşlardır gûya ki yevmi mahşerden nümune olub herkes nefsi nefsi deyu oğul babaya ve anaya ve ana baba oğluna ve karındaş karındaşa bakmayıb ateş teskin olunca hayran ve sergerdan kaldılar. Bâdehu akılları başına geldikde üç gündenberu aç ve susuz helâk mertebesine varmışlar. Ne su ne etmek var. Zira ateş su yollarını ve değirmenleri bozdu ve unu ve buğdayı ve etmekci dükkânlarını bilkülliye harab itti. Bu gez halk valih ve hayran kaldılar şöyle ki bir etmek bulunsa bin akçaya alırlardı. Bu minval üzre dört beş gün mikdarı aç ve susuz ve evsiz herkes ne yerde ateşden necat bulduysa geçindi sonra tedric ile herkesi bir tarik ile Üsküdar ve Sultan Eyyubdan ve Tophaneden nice yüz bin derd ve belâ ile def’i remak mikdarı etmek ve yemiş götürüb ehil ve ayaliyle ifakat buldu ve aldıkları etmek toprağa benzer on dirhem mikdarı bir akça ol dahi bulunmaz. Andan sonra herkes bir tarafa perişan olub gitdi. Derya kenarında bağçesi olan bağçesine gitdi. Ve ihrakı binnâr olunan haber tecaturla iki bin yedi yüz âdem ve yüz yirmi saray ve yüzden ziyade mahzen ve üç yüz altmış cami ve kırk hamamı meşhur ve namdar ve buna göre medaris ve mesacid ve hankah ve hanlar ihrak olmuşdur ve bilinmeyüb helâk olan adem hesaba gelmez. Bulayki Allahü Taalâ geru mamur ve âbad eyliye”.
Ayni devrin müverrihlerinden Silâhdar Fındıklı Mehmed Ağa ise, bu yangını tarihinin birinci cildine kaydederken şunları yazıyor:
“Ayazmakapusu haricinde bir dükkândan ateş zuhur idüb etrafa ve cevanibinde olanlar def’iyle takayyüd ve ihtimam üzreler iken ref’i mümkün olmayüb hükkâmı şehir ve zabitanı asker gelüb yetişince alelfevr ol havalide olan keresteci dükkânları vesair dekâkileri Unkapanına varınca ihrakı binnâr idüb balâyi surdan şehre dahil oldu. Kaymakam paşa ve Sekbanbaşı ve Bostancıbaşı vesaireleri balta ve kanca ve sakalar ile teskinine sây olunurken Ağakapusuna isabet idüb... Gittikçe zebanekeş ve âlemsûzluğu izdiyad bulub alevleri bölük olub ve her bölükleri emri Hakle başka bir semte sülûk idüb ahşame değin Süleymaniye ve Sultanbayazıd semtlerine ve Şehzade semtlerin hâke beraber eyledi.
Hâneler tûdei türab oldu
Kâhler meskeni gurab oldu.
Ol gece dahi sabaha değin bir canibden Uzunçarşı ve etrafı Bedestan ve Mahmudpaşa ve Hocapaşa ve Tahtakale ve mahallâtı Yehud (B.: Yeni Cami) ve Alayköşküne karib mevaziden Atmeydanı başına vardı. Ve canibi âhirden Kapanıdakik mümazisinden geçüb Sultanmehmed canibleri ve yeniçeri odaları ve Mollagûraniye varıb mamureden eserler komadı. Olgün ve ol gece dahi şehrin tarafı garbîsinde olan ebniyei fâhire ve imaratı âliyeyi Etmeydanından alub Kadırga limanı ve Kumkapu ve Nişancı semtleri ve Davudpaşa mahkemesine ve Samatya iskelesine varınca değin üçüncü günü ikindi zamanı teskin oldu. Ol ziba kasırlarla Kubbei eflâk ile hemser ve kâşanei musannalar ki Kasri Hüvernak’a beraber idi bir lâhzada hâkester olub esası ve binası zîyrüzeber oldu. Geceler şûlei ateşin şerrare feşan ile mânendi ruzu nûrânî ve gündüzler zuhur eden duhanı siyahîden mesabei şebi zulmani olmağla meyanei halkı âlemde dehşet efzayi kıyamet bedid, hanümanlarından kat’ı nazar canlarından nâ ümid oldular. Esvab ve eskallerin hıfz içün cevami ve medaris vesair çâyi emn mülâhaza itdikleri mekânlara nakledenlerin bâzıları malları ile bile yandılar. Ol cümleden Cerrahpaşa camiinde yirmi sekiz nefer ve Lânga bostanında on yedi nefer ve Kebeciler hanında nice kimseler ihrakı binnâr olub neticei kelâm bunca cevami ve mesacid ve minarat ve medarisi pür tezeyyün ve dekâkini bîşümardan maada iki yüz seksen bin hane ihraki binnâr olmak üzere şehri İstanbul geceli gündüzlü tamam kırk dokuz saat yanıp ol şehri nâzenin ki nümunei Huldiberrin idi. Şiddeti ateş ile zîyrüzeber ve hâke beraber olub mamureden eser kalmadı”.
Bu âfetin vukuunda devrin padişahı Dördüncü Mehmed ve Sadırâzamı Köprülü Mehmed Paşa Edirnede bulunuyorlardı. İstanbulda sadaret kaymakamı bulunan Süleyman Paşa azledildi; üçüncü vezir Yusuf Paşa İstanbul kaymakamı tayin edildi.
Mazul vezirlerden Debbağ Mehmed Paşa, kaymakamlık hülyasına düşerek yangın âfetini bütün tafsilâtiyle yazmış ve Süleyman Paşanın resmî raporundan evvel Edirnede rikâbı hümayuna göndermişti. Devlet ananesince mazul vezirlerin herhangi bir maddeyi padişaha arzetmeleri şiddetle yasak olduğundan Mehmed Paşanın mektubu gazabı padişahiye sebep olmuş ve Kapucular kethüdası Şaban Ağa bir hattı hümayun ile İstanbula gönderilerek Mehmed Paşa idam olunmuştu.
Devrin ulemasından Duhaki Mustafa Efendi isminde bir zat İstanbul kadısı tayin edilmiş ve yangından bir gün evvel Büyükşehre gelmişti; halk arasında, yangın âfetini kadı efendinin ayağı uğursuzluğuna yoranlar çıkmış ve hattâ ebced hesabı ile :
Kudûmi Kadîde
“1070” (M. 1659)
terkibi, garib bir tesadüf olarak yangına tarih düşmüştü.
4 Muharrem 1105 (M. 1693) Yangını — İstanbulun sayılı büyük yangınlarındandır; devrin müverrihlerinden Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa, tarihinin ikinci cildinde bu âfeti şöylece anlatıyor:
“Pazar günü öğleden bir saat evvel Ayazmakapusu haricinde harik vâki olub harici surda lebideryada olan dekâin ve mahzen yahud hane ve gümrük mahzenlerin sağlı ve sollu muhterik ederek Kapanıdakik yanub şiddeti rüzgârdan dahili sura isabet edüb sağ koldan gidüb mukaddem yanan mahallin kenariyle Atpazarına ve Sultanahmed camiişerifi kenarından sıyırüb büyük Hallaçhane ve Arasta ve dik aşağı Sarıkiraz ve Yeniodalardan yetmiş beş bab oda ve Şahhuban ve Mollagûrani ve Muradpaşa Camii tâ Avretpazarı kurbunda Çınarcamiinde nihayet bulub ve sol koldan dahi Ağakapusu civarından geçüb Vefa meydanı ve Şahzade haremi ardından geçüb Eskiodalardan dört bab oda ve civarlarında olan Kapamacılar ve dik aşağı yürüyüb Aksaray köprüsünden sokağı aşup ve Lânga bostanından sıyırup Cerrahpaşa camiinde ve Avretpazarında kavuşup nihayet buldu. Bu aralıkda Hocahayreddin ve Hocahalilülattar ve Papasoğlu ve Yavuzersinanbey ve Haraçcıkaramehmed ve Hızırbey ve Softahatib ve Sarıdemirci ve Kâtibşemseddin ve Sarıbayezid ve Hocagıyaseddin ve Şeyhebülvefa ve Vefa kurbunda Mollagûrani ve Mollahüsrev ve Kalenderhane ve Eminnureddin ve Sekbanbaşıibrahimağa ve Atpazarı kurbunda Mağnisalı ve Firuzağa ve Babahaki ve Müftiali ve Zeyrek ve Elvanzade ve Voynukşüca ve Mimarayas ve Hoşkadem ve Dülgerzade ve Mustafabey ve Sofular ve Haydarhane ve Muhtesib ve Babahasanalemi ve Türbeikemalpaşa ve Oruçgazi ve Kızılminare ve Zeyrak kurbunda Şahhoban ve Kazganisadi ve Gurebahüseyinağa ve Tahtaminare ve Muradpaşa ve Çakırağa ve Kâtibmuslahaddin ve Hacıbayram ve Yakubağa ve Şirmerdçavuş ve Canbaziye ve Keçihatun ve Hacıahmed ve Hobyar mahalleleri bilkülliye on sekiz camiişerif ve on dokuz mesacid ve on yedi mekteb ve on medrese ve tekke ve on bir hamam ve on iki fırın ve sagir ve kebir iki bin beş yüz kırk yedi ev ve seksen yedi oda, ve bin yüz kırk altı dükkân ve yirmi iki değirmen ve üç yağhâne ve han ve ahur ve canbazhaneler ve yüz elli dokuz yahudhaneler ihrakıbinnâr oldu. Bu musibetden sonra kerestecilerin günü doğub istedikleri gibi belâğı mâbelâğ satmağa başladıklarında şehirli çokluk almaz olub varıb gemilerden ucuz baha ile alır olduklarında ehli dükkân ziyade tamaa düşüb hasedlerinden zinhar gemilerden kereste satılmayub lâzım olan gelüb dükkânlardan almak üzre ferman çıkartmağa Hakkı Taalâ bunların dahi başlarına bir belâyı âstimanî gönderüb...” (B.: aşağıda 16 muharrem yangını).
Vak’anüvis Raşid Efendi ve 4 muharrem Ayazmakapusu yangınını tarihinin ikinci cildinde kaydeder; âfetin yirmi saat kadar sürdüğünü, ateş, bir yerde söndürülürken birkaç mahalle aşırı yere sıçrayarak yeniden parladığını, halkın takat ve gayretden kesilerek nihayet uzaktan seyirci kaldığını söyler.
16 Muharrem 1105 (M. 1693) yangını — Aşağıdaki satırlar, devrin müverrihi Fındıklılı Silâhtar Mehmet Ağanındır: “Perşenbe gecesi üçüncü saatte yine Ayazmakapusu dışında bir kömür mahzeninden tutuşup haricî surda sağlı ve sollu dükkânlar ve cümle keresteciler tâ Odunkapusuna gelince yanub andan Hisar duvarından içeri aşub sur içinde Kutucular çarşısında durdu.”
O sırada İstanbul kaymakamı bulunan Kandilci Hüseyin Paşa, bu yangınlarda gevşeklikle itham edilerek Kıbrıs valiliği ile uzaklaştırıldı ve Kalaylı Koz Ahmed Paşa İstanbul kaymakamı tâyin edildi (B.: Ahmed Paşa, Kalaylıkoz).
Raşid de bu yangın hakkında şunları kaydediyor:
“Ateş sur üzerinden şehir içine atlayıp Süleymaniye kurbunda sabık sadırâzam Haci Ali Paşa sarayına vasıl oldu. Bu hudut içinde olan bînihaye dükkânlar ve evler yanıp yıkıldı. Birbiri arkasından çıkan yangınlarla İstanbul ahalisinin kalbinde emniyet ve huzur kalmadı. Yangınların kundak bırakılarak çıkarıldığı söylendi. İstanbul kaymakamı Hüseyin Paşanın, eşkıya zaptü raptı hususunda tekâsülü anlaşıldı” diyor.
1660 Ayazmakapusu yangınının dehşetini göstermek için Nezih tarafından yapılmış resim..
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030353
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1512-1515
Note
Image: volume 3, page 1512
See Also Note
B.: Yeni Cami; B.: aşağıda 16 muharrem yangını; B.: Ahmed Paşa, Kalaylıkoz
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.