Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYAZMA CAMİİ
Üsküdarda, liman ağzına ve Kızkulesine hâkim bir sırt üzerindedir ki, bu sırt ve semt de Ayazma adını taşır ve cami adını buradan alır. Üsküdarın Selâtin camilerindendir, Üçüncü Mustafa tarafından anası Mihrişah Sultan ile kardeşi Şehzade Süleymanın ruhlarını şâd etmek için Hicrî 1174, Milâdî 1760 yılında yaptırılmıştır. Aksam ve teferruatında güzel yerleri bulunması ile beraber mimarimizin inhitat devri eserlerindendir. Hadikatülcevamiin de gösterdiği gibi, bu cami imaret manzumesi şeklinde, yani yanında bir sıbyan mektebi, bir tek hamam, bir büyük çeşme ve bir muvakithane yapılmıştır. Bu satırların yazıldığı sırada, 1947 İkinciteşrini, yıkılmış olan eski mektebin yerinde Meşrutiyet devri eseri bir ilkmektep bulunuyordu, muvakkithanenin yalnız duvarları kalmış, hamam yer ile bir harabe, camiin müştemilâtından olan hünkâr mahfili de pek harab bir halde idi. Cami, mekteb hizasından itibaren üç tarafını kuşatıp her cepheden bir kapu ile girilen bir avlu içindedir. Kapular birer ufak tâk halindedir. Tama yakın az basık bir kemerden girilir, giriş yerinin yanlarında sivri kemerli alçak birer höcre ve hepsini kuşatan çok geniş simeler vardır. Pek zarif oyulmuş güvercinlikler yanları süsler.
Cenub kapusu sokakla bir seviyededir. Arazinin meyilli olması sebebiyle, camiin cephesine karşı...
⇓ Read more...
Üsküdarda, liman ağzına ve Kızkulesine hâkim bir sırt üzerindedir ki, bu sırt ve semt de Ayazma adını taşır ve cami adını buradan alır. Üsküdarın Selâtin camilerindendir, Üçüncü Mustafa tarafından anası Mihrişah Sultan ile kardeşi Şehzade Süleymanın ruhlarını şâd etmek için Hicrî 1174, Milâdî 1760 yılında yaptırılmıştır. Aksam ve teferruatında güzel yerleri bulunması ile beraber mimarimizin inhitat devri eserlerindendir. Hadikatülcevamiin de gösterdiği gibi, bu cami imaret manzumesi şeklinde, yani yanında bir sıbyan mektebi, bir tek hamam, bir büyük çeşme ve bir muvakithane yapılmıştır. Bu satırların yazıldığı sırada, 1947 İkinciteşrini, yıkılmış olan eski mektebin yerinde Meşrutiyet devri eseri bir ilkmektep bulunuyordu, muvakkithanenin yalnız duvarları kalmış, hamam yer ile bir harabe, camiin müştemilâtından olan hünkâr mahfili de pek harab bir halde idi. Cami, mekteb hizasından itibaren üç tarafını kuşatıp her cepheden bir kapu ile girilen bir avlu içindedir. Kapular birer ufak tâk halindedir. Tama yakın az basık bir kemerden girilir, giriş yerinin yanlarında sivri kemerli alçak birer höcre ve hepsini kuşatan çok geniş simeler vardır. Pek zarif oyulmuş güvercinlikler yanları süsler.
Cenub kapusu sokakla bir seviyededir. Arazinin meyilli olması sebebiyle, camiin cephesine karşı olan garp kapusu sokaktan yüksektir, sokaktan cami avlusuna taş korkuluklu ve iki taraflı bir rampa, sathı maille çıkılır. Her üç kapuda, siyah zemin üzerine altun yaldızlı celi bir yazı ile âyeti kerimeler oyulmuştur; garbdaki esas kapunun dış yüzünde:
“İnnessalâte kânet alel mü’minine kitâben mev kuutâ”
İç yüzünde :
“Kaalellahü tebâreke ve taalâ selâmünaleyküm tıbtüm fedhuluhâ hâlidin. Sadakallahülazîm”
Cenubdaki kapunun dış yüzünde:
“Selâmünaleyküm bima sabertüm feni’me ukbeddâr”
Şimaldeki kapunun dış yüzünde:
“Selâmünaleyküm üdhulülcennete bimâ küntüm tamelûn.”
.yazılıdır.
Avlu duvarları, esas kapının bulunduğu, garb cihetinde ve son cemaat hizasına kadar cenub ve şimalde haricen kesme dahilen bir sıra taş iki sıra tuğladan ve pencerelidir; mütebaki kısımları haricen ve dahilen tuğla ve taşla tamamen sağırdır. Bütün camilerimizde ihata duvarı pencereleri taş sıralariyle bitirildiği halde bu camide ayrıca küfeki söveler konmuştur. İhata duvarından cenub cihetine doğru bir çıkıntı halinde harab muvakkithâne ve ayakyolları vardır.
Avlu duvarının şimali garbî köşesinde 1934 Belediye Şehir Rehberine göre Tulumbacılar ve Ressamalirızabey sokaklariyle Mehmetpaşa Değirmen Sokağının teşkil ettiği dörtyol ağzına nâzır, büyük Sultanmustafa Çeşmesi vardır. Bu çeşmenin tarzı garibidir, dört yüzlü bir meydan çeşmesi hissini veren menşûrî murabbaî bir gövde dümdüz mermer bir cidara yaslanmıştır; cidarın etrafından geniş ve çok basit bir mermer silme dolaşır. Gövdenin balâsındaki duruşu ve tarzı yenidir; aslından olmayıp bir tamir esnasında duvara eklenmiş olduğu kuvvetle tahmin olunabilir, çeşmenin üstünde iğreti gibi duran çıtatlı bir ahşab saçak vardır: Kitâbe şudur:
Menbai cûyi himem Sultanı memduhişşiyem
Ayni eltâfü kerem şâhinşehi zılli Hüdâ
Şahi devran Mustafa Han ibni Ahmed Han kim
Âbi cûdin dehre icra eyledi ser tâ bepâ
İtti ezcümle bu dilcû çeşmesarı hurremi
Himmetiyle camii pâki civarında binâ
Mâi zerrin ile Vehbi sebti târihe sezâ
“Çeşmei âbi revan vakfi Sultan Mustafâ”
Ketebehu Esseyid Mustafa gaferallahü zünubehu.
1174
Kitâbedeki “camii civarın” cümlesinin, vezin zarureti ile yazılmamışsa, çeşmenin camiden ve duvarından biraz uzak ve (civarında) olduğunu kasdetmesi pek muhtemeldir. Bu takdirde sonra yerinden kaldırılmış, mermer cidarla duvara sonradan birleştirilmiştir. Duvar iç köşesine bir kulübe yapıldığından bu ciheti yerinde tahkik etmek kaabil olmadı.
Cami ve teferrutaı bu duvarlarla muhat avlu ortasındadır. Avlunun şark zemini garb tarafı zemininden 77 basamak yüksektedir; basamakların ortasına da musallâ taşı yerleştirilmiştir. Esas medhalin sağ ve solunda gayet biçimsiz kulübecikler ilâve olunmuştur. Soldaki tamamen harab; sağdakinde ise bir müezzin barınıyordu. Kökünden temizlenmesi icabeden moloz yığınlarıdır.
Avlunun şimal tarafında Hünkâr köşkü ve Sultan Mecid zamanında eklendiği tahkik olunan yangın havuzu vardır.
Hünkâr köşküne mermer binek taşına yaslanan 4 mermer basamakla çıkılır. Kapusunda :
“Yâ müffettihal ebvab İftah lenâ hayrelbâb”
Kitâbesi vardır. Köşkün üst katı zemin katı üzerine ufacık zarif konsollarla sarkmış kesme taştan, iki sıra pencereli bir odadır; tek başına güzel bir tesir bırakır. Buradan bir geçitle camie geçilir. Geçidin zemin katı geniş, birinci kat ise 2,5 metrelik bir koridor halindedir. Her iki canibi murabbai dört mermer sütun ve mermer korkuluklarla kapatılmıştır 1947 Teşrinievvelinde bu geçidin çatı ve döşemeleri kâmilen, hazin bir harabe halinde durmakta idi.
Camiin mihrab duvarının önündeki sedde etrafı sonradan uydurma bir demir parmaklıkla çevrilmiş mezarlık vardır. Mezarlıklara düşmanlık değil, hürmet ve hizmet edildiği devirlerde bu parmaklık sekaletine bittabi ihtiyaç yoktur. Yatanlar arasında Darüssaade ağası Mercan Ağa (1186) M. 1772), Üçüncü Sultan Selimin ebesi Rükiye Hanım (1183) (M. 1769), Nakşî Mustafa Ağa (1178) (M. 1764), Hattat müderris Bosnalı Elhac Osam Efendi (1180) (M. 1766), Şair Nâşid İbrahim Bey (1206) (M. 1791), Sultan Mustafa dayesi Ayşe Hanım (1173) (M. 1791), Silâhdar Mehmed Ağa (1180) (M. 1766), ve Çohadar Mustafa Ağa ve nihayet Pilevne müdafii Osman Paşa hemşiresi hanımın (1320) (M. 1904) kabirleri zikrolunabilir. Çohadar ve Silâhdar kavukları cidden nefîs birer taş oymacılığı eserleridir.
Esas camie gelince, bütün bina tamamen kesme Bakırköy küfekisinden yapılmıştır. Köşelerde plâstrler üstüne oturan 2 merkezli sivri kemerli esas unsuru teşkil eder. Plâstrler birer yüksek kule ile nihayetlenir, kemerin üstünde de kurşunla örtülmüş büyük kademeler vardır. Beş pencerenin ortasındaki tali plâsterler, büyük kemerlerin üzengisindeki silmeler yelpaze gibi geniş açılan başlıklar teşkil ederek kemer tempanında devam eder. Belki de gayri kabili hal olan gidip bağlanacağı yer bulunamamış, orta yerde birer kulecik ve hilâl ile nihayetlendirilmiştir. Pencere kemerleri umumiyetle iki merkezlidir. Kubbe, yukarıda söylenilen dört kemer üstüne 16 pencereli bir kasnakla oturur. Alt pencerelerin söveleri mermer söve yerine taş sıralarından çıkarılmıştır. Garip bir tezattır, ihata duvarlarına süve konmuş esas bina da ihmal edilmiştir. Abdest muslukları cenub cephesindedir. Bu cepheden 13 basamaklı merdivenle camie girilir. Korkuluğu da dövme demirdendir; bu medhalin camiin inşasından beş on sene sonra bir pencerenin kapıya tahvil suretiyle teşkil edildiğini Hadika yazıyor ki, yerinde müşahedeler de tevsik etmektedir. Cenub cephesinde bir basita (güneş saati) ve her üç cephede de çok zengin oyma taş güvercinlikler vardır. Basita o devrin seçkin muvakkitlerinden Şeyh Abdullahın eseridir. Minare dört köşe bir kaide üstüne üstuvanî bir küp ve ince uzun bir gövde ve kirpi takozlarla yapılmış bir şerefe ve taş bir külâhtan ibarettir. Uzaktan nisbeti fena değilse de üstuvanî küple kaideye oturuşu pek çirkindir. Ayak üstü geçerken oraya bırakılmış hissini veriyor. Minarenin sonradan yapıldığını gösteren bir alâmet ve kayda rastlanamadı.
Camiin esas medhali deniz cihetindeki garb avlu kapısının karşısındadır. Dairevî 12 basamakla son cemaat revakına çıkılır. Bu dairevî plân güzellik ve çekicilik göstermiyor. Son cemaat mahalli, aralıkları gayri müsavi 6 sı cephede, 2 si yanlarda, 8 sütun ve kemerler üstüne oturur. Ortadaki kemer diğerlerinden daha geniştir ve garip bir tarzı halle üzengisi diğerlerinden iki metre daha yüksekte tutularak kemer saçak silmesini de kateden bir yükseklikte yapılmıştır. Cephenin sağ ve solundakiler yanlardakinden daha büyüktür ve bir tahfif kemeri ikisini birden örter. Her sütun arasını bir kubbe örtmez, orta mihverdekini derinliğine müstatil bir tonos, sağ ve solunda birer beyzî kubbe vardır. Bugün son cemaat sütunları arası duvarla örtülmüş, pencere ve kapı yapılmıştır; bu duvarlar kaldırılsa nispetsizlik daha göze çarpıcı olacaktır. Sütunların başlıkları dilimli basit bir şekildedir.
Camiin cümle kapısı geniş silmeler ortasında iki murabbaî sütun ve başlıklarla teşkil edilmiştir. İki kitâbesi olup üstündeki mensur ve sülüs ile yazılmıştır :
“Aazamı selâtini ızam Efhari havakini kiram İmamı ehli sünnet ve cemaat Muktedâyi kevakibi sipihri hilâfet Hâdimül Haremeynüşşerifeyn Bâsitül
adli beynelhafikeyn Essultan Mustafa Han İbnüssultan Mehmed Han haledallahü devletühu ilâ inkirazüzzeman ev ebede saltanatühü ilâ âhirüddevran hazretleri işbu camii şerif ve mâbedi münifi hasbeten levcetüllahülkerim ve taleben li merzatür rabbür râhim müceddeden bina ve ihva buyurub bu hayri cesimlerinin sevabını vâsilei rahmeti rabbülâlemin olan vâlidei muhteremeleri merhume ve mağfureleha Mihrişah Emine Hâtun tâbe serahâ ile câlisi seriri Cennet olan biraderi ekberleri merhum ve mağfuri leh şehzade Sultan Süleyman aleyhi rahme vel gufranın rûhi pür fütuhlerine hibe ve ihda buyurmaları ile Cenabı Hak ve Feyyazı Mutlak bu misillû nice müberratı cezileye mazhar eyliye. Âmin.”
Sene erbaa ve seb’îne ve mieti ve elf.
İkinci kitâbe bunun altında ve talik hat ile manzumdur:
Muktedayi ehli sünnet camii mecmûi hayr
Kıldı çün bu ma’bedi zibâyi inşa bî riyâ
Sadri asrı bendesi Ragıb didi tarihini
“Camii ra’nâ binai Şah Sultan Mustafâ”
1174 (M. 1760)
Ketebehu eddâi
Veliyüddin
Ufiye anhü
Bu tarih kıt’ası sadrâzam Koca Ragıb Paşanın, yazısı da Şeyhülislâm Veliyüddin Efendinindir.
Son cemaat yerinde bu devir camilerinde ekseriya olduğu gibi cemaati dâvete mahsus çıkıntılı iki salâ köşkü vardır.
Cümle kapusundan girilince mihrab istikametinde uzunluğuna bir mekân ile karşılaşılır. Merkezî saha köşeleri plâstrlı dört duvar üstüne dört yüksek kemerle oturan tek kubbeden ibarettir. Bunun mihrab karşısına gelen duvarı murabbaî kalın iki mermer sütunla ve kemerlerle açılarak mahfel kısımları ilâve olunmuş, bu suretle uzunluğuna bir müstatil elde edilmiştir. Bu mahfel kısımlarını dört sathı mailli tonozlar örter. Kubbenin örttüğü saha pek yüksektir: Birisi kemerlerin, diğeri kubbe üzengisinde iki sıra pencere bu koca irtifaı ancak doldurur. Hem de çok büyük olan bu pencerelerden çiy bir ziya dolar. Göz kubbenin daha çok aşağılardan başlamasını bekler, fakat kubbe çok yukarılara kaçmıştır. Hünkâr ve müezzin mahfelleri 9 ince yuvarlak mermer sütunla yukarıda bahsi geçen, iki murabbaî sütuna istinad eder. Camie cümle kapusundan maada sağda yukarıda zikredilen ve Hicrî 1190 (M. 1776) da pencereden tahvil olunan bir kapu ile girilir.
Camiin duvarları kırmızılı, siyahlı kaba kalemlerle örtülüdür. Bu kalemler sonradan yapılmıştır. Ayni tarihte inşa olunan Lâleli camiinde, tam üç kat kötü kalemden sonra esas kalem bulunmuştu (B.: Lâleli Camii).
Pencerelere kadar duvarlarda mermer süpürgelik vardır. Alt sıra pencerelerin söveleri mermerdir; aralarına sıva bir kenar ve ince alçı silinme, ortasına siyah mermer levhalar konmuştur. Pencerelerin üstü mermer kaplı olduğu halde araları sıvadır. Bu suretle mahfel döşemesi hizasına kadar karışık bir kaplama yapılmış, alçı bir silme ile de nihayetlendirilmiştir. Bir cins malzeme muhakkak ki daha iyi bir tesir bırakırdı.
Pencere kapakları dokuz tablalıdır. Aslı ceviz ise de sonradan yağlı boya ile boyanmıştır. Alçı pencerelerde zamanının güzel eserleridir, renkler tatlı ve âhenklidir. İkinci sıradakilerde yazılar görülüyor. Mihrabın sağ ve solunda murabbaî çerçeveleri içinde siyah zemin üstüne altın yaldızla İsmi Celâl ve İsmi Nebi, mukabilinde Hüseyin ve kubbe halkalarında Çiharyâr isimleri yazılıdır. Bütün bu yazılar tuhei hattatinde mezkûr olduğu veçhile Seyyid Mustafa Ağanındır; kapu yazılarında ve iç yazılarında ketebe yoksa da çeşmede ketebesi de vardır. Mihrabda iki sütun ortasında geniş bir mermer silme dolaşır. Sütun başlıkları hizasında başlıklardaki profil ve motifleri havi bir silme dolaşır. Onun üstünde de Besmele ile “Lâilâhe illallâh ve küllemâ dehale aleyhâ zekeriyel mihrab” âyeti kerimesi vardır. Mihrab höcresi kırmızı mermerlerle kaplanmıştır; köşelerinde de koyu fes rengi iki sütuncuk vardır. Hücre kubbesi renkli taşlarla kakmalı ve mihrabın heyeti umumiyesi oldukça mebzul yaldızlıdır.
Minber şekil ve nisbetleri itibariyle daha evvelki devirlerin minberlerine benzer. Ufak Bursa kemerleri alt sırada oyulmuştur. Yalnız eski rumî oymalar yerine çok zengin ve iyi işlenmiş rokoko oyma müsellesi yanlık ve korkuluk yapılmıştır. Müselles kısmın ortasındaki kabartma çivi başı son derece nefîstir. Minber kapusu oyma ve güzeldir.
Merdivenlerin üstünde incecik renkli sütunlara müstenid külâh kaidesi onun üstünde som yaldızlı çok uzun külâh ve alem camiinin derin kubbesine doğru yükselir. Minberde birçok da renkli kakma taşlar görülmektedir. Minber, hünkâr mahfeliyle beraber en muvaffak olmuş parçalardır. Mahfel dört siyah mermer sütun üstüne altun yaldızlı kalemler işlenmiş başlıklar konmuş, bunları da tahta oyma ve yaldızlı bir tac ve tuğlar tamamlamıştır. Başlıkların altında gene tahta oyma bir peçe ve birbiri içinden geçmiş daire kavisleri şeklinde bir kafes hünkâr mahfeline cidden şahâne bir eda ilâve eder. Bütün tahta aksam som yaldızlıdır.
Mahfelde mavi beyaz ve yan duvar çinilerinden bir kaplama ve duvar köşesinde külâhiyle beraber oyma mermer bir kavukluk vardır. Mahfel sütunlarının kaideleri karpuz biçiminde şişkindir, başlıkları da dilimlidir. Başlıklara üç sıra çenber konmuştur; başka hiçbir eserimizde üç sıra başlık görülmemiştir. Bu camide nâdir tesadüf edilir bir parça olarak bir de nefîs halkârlarla süslü bir zemin içinde siyah kalemle “İnnehü semi’üddua” levhası vardır ki “Ez’afül ibâd Ahmed Âli Osman” imzasını taşır; bu çok kıymetli orijinal levha camiin bânisi Üçüncü Sultan Mustafanın babası Üçüncü Sultan Ahmedindir. Her halde oğlu tarafından teberrüken hediye edilmiş olsa gerektir.
Bu sözlerimizden anlaşılacağı veçhile cami heyeti umumiyesiyle kusursuz bir tesir bırakmaz. İrtifaı çok fazladır; göz bunun üçte birini fazla buluyor. Birçok unsurları güzel değildir; motifler bağlantısız kalmıştır ve kütlelerin nisbetleri her yerde iyi değildir. Minber, hünkâr mahfeli gibi dahilî unsurlar ve hünkâr köşkü umumî âhengin nisbetsizliğini tadil edemiyor.
Bununla beraber camiin çok uzaktan ve İstanbuldan görünüşü oldukça güzeldir. Fakat bu tesiri daha ziyade mevkiinin son derece hâkim ve cazip olmasına ve avludaki büyük ağaçların ve civardaki binaların yakınlığının camie ufkî bir nisbet izafe etmesine medyundur.
Ekrem Hakkı Ayverdi
Ayazma Ceminin içinde kayda değer hususiyet mihrabda, minberde, vâiz kürsüsünde ve mahfel sütunlariyle pencere pervazlarında kullanılan mermerin temiz işçiliğidir; bilhassa sütunlar o kadar mükemmel perdaht edilmiştir, âdeta ayna gibi parlamaktadır. Mermer minberin oymaları ve bilhassa yekpare mermerden vâiz kürsüsü, tezyin motifleri yabancı da olsa kıymetli birer sanat eseridir. Cenup duvarında Hacı Vesim Paşazâde Lûtfi Beyin tâlik ile güzel bir Besmelesi vardır. Camiin tezyinatı arasında, gene ayni duvarın önünde bir saat vardır ki, üzerindeki pirinç plâkta:
Amele Esseyid Mustafa min talâmizi Derviş Yahya 1215 (M. 1800).
imza ve tarihi bulunmaktadır.
Dört sıra üzerine elliden fazla pencereden bol ışık alan mâbed büyük bir top kandil ve onu çeviren çenber kandillerle tezyin edilmiş, kandillerin arasına da püsküllü tavus kuşu yumurtaları asılmıştır. Duvarlar da büyüklü küçüklü müteaddit levhalarla süslenmiştir. İçinde kırmızı balıklar bulunan yangın havuzu da bakımsızdır; bu havuzun altında klâsik üslûpda kitabesiz bir çeşme vardır. Sabah gazetesinin bir kaydına nazaran, Ayazma camii 1306 da bir tamir görmüştü; son cemaat yerinin duvarla kapatılması bu tamirin işi olabilir.
B. Alacalı
Üsküdarda Ayazma Camii
(Resim: Reşad Sevinçsoy)
Üsküdarda Ayazma Camii
(Plân: Reşad Sevinçsoy)
Üsküdarda Ayazma Camiinin kuşbakışı görünüşü
(Resim: Reşad Sevinçsoy)
Üskürdarda Ayazma Camiinde hünkâr manfili
(Resim: Reşad Sevinçsoy)
Üsküdar Ayazma Hamamı
(Plân: Reşad Sevinçsoy)
ONDOKUZUNCU ASIR ORTASINDA BİR İSTANBUL SOKAĞI
Nurgök Matbaası Türkiye Klişe Atelyesi
Theme
Building
Contributor
Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Ekrem Hakkı Ayverdi, B. Alacalı
Identifier
IAM030350
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Reşad Sevinçsoy
Description
Volume 3, pages 1505-1511
Note
Image: volume 3, pages 1506, 1507, 1508E1, 1509, 1510, 1511
See Also Note
B.: Lâleli Camii
Theme
Building
Contributor
Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.