Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYASTEFANOSDA HAREKET ORDUSU VE MİLLET MECLİSİ
Büyükşehrin Rumeli banliyösünde, Cumhuriyet İnkılabında adı Yeşilköye çevrilen eski Ayastefanos, Türkiye tarihinde iki büyük vakaya sahne olmuştur ki, biri, 1876 harbinde Rusların buraya kadar gelerek bu köyün adiyle anılan muahedenin imzalanması; diğeri de, İkinci Abdülhamide karşı yürüyen Hareket Ordusunun karargâhını bu köyde kurmuş bulunmasıdır (B. : Abdülhamid II.).
Hareket Ordusunun Ayastefanosda bulunduğu sıralara ait en şirin hâtıralardan biri Fazıl Ahmed’in kaleminden çıkmıştır:
“Hilâl Matbaasını âsi askerler bastıktan sonra Ahmed Samimden hiçbir haber alamamıştım. Nihayet vefakâr bir dost kendisinin Ayastefanosda olduğunu sölyledi. Zaten Ayastefanosu da ikinci hürriyet payıtahtı diye biliyorduk! Geç vakit Yenikapıdan bir trene atladım ve dostumu aramağa gittim. Bu Ayastefanos yolculuğu içinde benim için en mesud tesadüf gene Süleyman Nazif Beye rastlamak oldu. Üstadın etvarında, sözlerinde, ruhunda bir hafta evvele nazaran büyük bir değişim vardı. Çünkü kendisini bu sefer meyus, ezgin değil, bilâkis zinde, beşuş ve pek alevli gördüm.
Lokomotif nihayet istasyona varıp da koşmadan nefes nefese gelmiş gibi soluk alırken bütün etrafta büyük bir faaliyet görülüyordu. Birçok zabit, birçok mavi kostümlü Selânik jandarması, kalpaklarının üzerinde (Ya hürriyet, ya ölüm!) tehdidi...
⇓ Read more...
Büyükşehrin Rumeli banliyösünde, Cumhuriyet İnkılabında adı Yeşilköye çevrilen eski Ayastefanos, Türkiye tarihinde iki büyük vakaya sahne olmuştur ki, biri, 1876 harbinde Rusların buraya kadar gelerek bu köyün adiyle anılan muahedenin imzalanması; diğeri de, İkinci Abdülhamide karşı yürüyen Hareket Ordusunun karargâhını bu köyde kurmuş bulunmasıdır (B. : Abdülhamid II.).
Hareket Ordusunun Ayastefanosda bulunduğu sıralara ait en şirin hâtıralardan biri Fazıl Ahmed’in kaleminden çıkmıştır:
“Hilâl Matbaasını âsi askerler bastıktan sonra Ahmed Samimden hiçbir haber alamamıştım. Nihayet vefakâr bir dost kendisinin Ayastefanosda olduğunu sölyledi. Zaten Ayastefanosu da ikinci hürriyet payıtahtı diye biliyorduk! Geç vakit Yenikapıdan bir trene atladım ve dostumu aramağa gittim. Bu Ayastefanos yolculuğu içinde benim için en mesud tesadüf gene Süleyman Nazif Beye rastlamak oldu. Üstadın etvarında, sözlerinde, ruhunda bir hafta evvele nazaran büyük bir değişim vardı. Çünkü kendisini bu sefer meyus, ezgin değil, bilâkis zinde, beşuş ve pek alevli gördüm.
Lokomotif nihayet istasyona varıp da koşmadan nefes nefese gelmiş gibi soluk alırken bütün etrafta büyük bir faaliyet görülüyordu. Birçok zabit, birçok mavi kostümlü Selânik jandarması, kalpaklarının üzerinde (Ya hürriyet, ya ölüm!) tehdidi okunan boy boy fedai... Bunlardan bazılarının bakışında ne kadar mütehakkim bir mâna farkettiğimi hâlâ pek iyi hatırlarım. Kendilerini hem sevmek istiyordum, hem de her mütehakkim ve silâhlı kuvvetin huzurunda içime gelen iğbirarımsı, infialimsi duyguya (belki kendi zaafımı şiddetle hissetmek azabı!) tamamen mağlûb oluyordum. Ahmed Samimi her tarafta aradım, hiçbir yerde bulamadım. İstasyona tekrar gelişimde (Sirkeciye artık tren yok!) dediler. Ve derakab cebimdeki yirmi beş kuruş kadar bir para ile ne yapacağım diye tefekküre daldım. Çünkü iş cidden firaklı idi. Maamafih hikâyenin bu tarafını gene münsi bırakarak öldüğüm gün kendimle beraber mezara götürmeği tercih ederim. Gecemi, o zaman Meskûkât İdaresinde müdürümüz olan Hakkı Halid Beyefendinin nezaket ve ulüvvücenabına medyunum. Kendisi beni lûtfen evine kabul etti ve pek rahat bir uyku uyudum. Sabahleyin bizi yataktan kaldıran şey, İstanbul tarafından gelen top sesleri oldu. Mütemadiyen ittisa’ eden bir merak, tahammülümün bütün duvarlarını yıkıyor gibiydi. Ne yapıp yapıp İstanbula gideyim diyordum. Fakat neyle? Tren yok, bir şey yok! Maamafih kararımda sebat ettim. Şimendifer yolunu takip ede ede Makriköyüne gelmeyi düşündüm. Ondan ilerisi için Allah kerim diyordum.
Hani bir mevzuu nakledip dururken birdenbire tavakkuf ederek karilere mühim bir nasihat verecekmiş gibi (istitrad) diye azametli bir serlevha yazan muharrirler vardır. İşte ben de onları taklid edeceğim. Fakat benimki öyle büyük, felsefî fikirler falân için değil, kısaca bir kardeş nasihati vermek arzusiyle: Efendiler, dünyada otuz tane Otuzbir Mart olsa size tavsiye ederim Ayastefanostan Makriköyüne yürüyerek gelmek teşebbüsünde zinhar ve zihnar bulunmayasınız!.. Niçin? diye uzun uzun şimdi beni istintaka hacet yok. Fakat bilin ki söylediğim tamamen bir dost vekardeş sözüdür!
Şimdi bahsime rücu ediyorum: Yola düzüldükten epeyce sonra sert, kat’î ve âmir bir ses karşımda gürüldüyordu:
— Dur!
Baktım; bir nöbetçi nefer, tabiî benden hemen itaat! O, sordu:
— Nereye gidiyorsun?
— Makriköyüne!
— Yasak! Dön geriye!!
Şimdi benim halimi siz düşünün bir kere. Fakat ne yaparsın! Bir kere iyice içimi çektikten sonra yorgun ve müteessir geri döndüm. Bereket versin ki hava pek fena değildi. Küskün küskün yürüdüm. Birdenbire gene gayet sert, âmir ve kat’î bir ses yolumu kesti :
— Nereye gidiyorsun?
— Ayastefanosa!
— Yasak! Dön geriye!!
Şimdi insaf edip halimi bir kere daha düşünün! Zaten Ayastefanosda iken öyle suiistimallere başlandığını duymuştum ki, bir tedbirsiz hareketle dehşetli bir kazaya mahal vermek pek muhtemel görünüyordu. Tabiî oradan da geri döndük. Biraz evvel öbür taraftan koğulduğumu bu zavallı neferciğe anlatmak kaabil değildi. Zaten, yanıma yanaşma diye uzaktan tehdide başladı. Ozaman yapacak şey, şimendifer güzergâhını bırakarak kendimi deniz tarafına doğru salıvermek olduğuna kanaat getirdim. Ve belki gene kırk yerde kırk ârızaya uğrayarak tâ Makriköy istasyonunun önüne kadar yaklaştım. Elli, altmış metre ötemde büyük bir kalabalık vardı. Ve emindim ki, bir kere oraya girsem birçok tanıdığıma rastgeleceğim ve iş kolaylaşacak!.. Lâkin tamam istasyona varırken son kat’î ve âmir ses beni bulunduğum yere çivileyiverdi:
— Dur, yasak:
Zaten o kadar yorulmuş, açlıktan, bezginlikten o kadar bunalmış ve ezilmiş bir halde idim ki, hemen toprağın üzerine oturuverdim. Yerimden kıpırdayacak halim kalmamıştı. Artık bütün ümidim lâkırdı anlar bir adamın lûtfen ve inayeten oradan geçerek iki dakika beni dinlemesinde idi. Fakat aksi gibi, inadına kimse gelmiyordu. Orada saatlerce kendi kendime yapacak mâkul bir şey düşünerek ve bunun intizara devamdan başka bir şey olmadığını görüp sıkıntıdan çatlıyarak vakit öldürdüğüme inanınız; nihayet bir ışık, bir ümid belirir gibi oldu. Ayastefanosdan birkaç süvari zabit, birkaç asker ve bir cebel topundan mürekkeb küçük bir kafile geliyordu. Ben herçebâd âbâd yerimden kalkarak onlara doğru yürür gibi oldum. Lâkin iyice yaklaşıp da benim kendilerine doğru teveccüh ettiğimi görünce, hiçbir şey söylememe vakit bırakmadan bağırdılar:
— Ne dolaşıyorsun burada be herif! Girsene içeri!
Ben nöbetçi neferini göstererek: “Efendim...” diye söze başlarken bağırtı büsbütün şiddetlendi:
— Çekil, oradan diyorum sana be herif!.. Hâlâ söyleniyor be!..
Duyduğum meserret ve minnettarlığın derecesini tasavvur edemezsiniz!
Kâinatta bu kadar lezzetli tekdir işittiğimi hiç hatırlamıyorum. Zira iki dakika sonra Makriköyüne girmiş ve birçok ahpaba kavuşmuş bulunuyordum.”
İkinci Abdülhamidin tahttan indirilmesine karar veren Millet Meclisi, 1947 de yanan Yeşilköy Palas’da toplanmıştı. (B.: Abdülhamid II ve Yeşilköy Palas).
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030340
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1489-1491
See Also Note
B. : Abdülhamid II.; B.: Abdülhamid II ve Yeşilköy Palas
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.