Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYASAĞA AV KASRI
Türk ahşab yapı sanatının ondokuzuncu asır başında ibdâ ettiği en güzel eserlerden biridir; Maslakdan Ayasağa Köyüne giderken sol tarafda, Haznedar Çiftliği arazisi dahilinde, oldukça derin bir vâdide ve bir koru içindedir. Çağlayan hâlinde kuş sesleri, bilhassa bülbül sesleri, ve yeşil rengin türlü çeşidlerinden süzülerek gelen ışık, bir minyatüre benzeyen bu müzehheb kasra avcılardan ziyâde âşıklar için yapılmış olduğunu duyuran bir hava vermektedir.
Önünde köfeki taşından yapılmış mustatil şeklinde 100 metre boyunda, 20 metre eninde ve 2,5 metre derinliğinde gaayet büyük bir havuz vardır ki bânisi İkinci Sultan Mahmud zamanında içinde kayıkla gezildiği tarih kaynaklarında kayıdlıdır. Bu havuzun üç kenarı örme olup köşkün karşısındaki öbür ucu tabii şekilli büyük kaya parçaları ile kapatılmıştır, öylesine ki havuzun suyu bu kayaların üstünden çağlayanlar hâlinde dökülüp gelmekte imiş.
Havuza getirilmiş olan suyun adı “Dertli Pınar” dır.
Havuzun yirmi metrelik küçük kenarında bulunan av kasrı 16X10 metre eb’adında bir salon ile geride iki küçük odacıktan ibârettir. Bu odacıklar kahve ocağı ile pâdişahı eğlendirmek için havuzda türlü yüzgeçlik hünerleri gösteren Enderun oğlanlarının soyunma yeri olarak kullanılmıştır. Salonun iki dip köşesinde birer küçük güzel çeşme vardır. Salo...
⇓ Read more...
Türk ahşab yapı sanatının ondokuzuncu asır başında ibdâ ettiği en güzel eserlerden biridir; Maslakdan Ayasağa Köyüne giderken sol tarafda, Haznedar Çiftliği arazisi dahilinde, oldukça derin bir vâdide ve bir koru içindedir. Çağlayan hâlinde kuş sesleri, bilhassa bülbül sesleri, ve yeşil rengin türlü çeşidlerinden süzülerek gelen ışık, bir minyatüre benzeyen bu müzehheb kasra avcılardan ziyâde âşıklar için yapılmış olduğunu duyuran bir hava vermektedir.
Önünde köfeki taşından yapılmış mustatil şeklinde 100 metre boyunda, 20 metre eninde ve 2,5 metre derinliğinde gaayet büyük bir havuz vardır ki bânisi İkinci Sultan Mahmud zamanında içinde kayıkla gezildiği tarih kaynaklarında kayıdlıdır. Bu havuzun üç kenarı örme olup köşkün karşısındaki öbür ucu tabii şekilli büyük kaya parçaları ile kapatılmıştır, öylesine ki havuzun suyu bu kayaların üstünden çağlayanlar hâlinde dökülüp gelmekte imiş.
Havuza getirilmiş olan suyun adı “Dertli Pınar” dır.
Havuzun yirmi metrelik küçük kenarında bulunan av kasrı 16X10 metre eb’adında bir salon ile geride iki küçük odacıktan ibârettir. Bu odacıklar kahve ocağı ile pâdişahı eğlendirmek için havuzda türlü yüzgeçlik hünerleri gösteren Enderun oğlanlarının soyunma yeri olarak kullanılmıştır. Salonun iki dip köşesinde birer küçük güzel çeşme vardır. Salon kasrın içi şakır şakır altın yaldızlı nakışlarla müzeyyendir; gayet güzel yaşmaklı bir ocağı vardır; geniş pencereleri bol ışıklı ferahlıkla korunun ilâhî havasını kasır içinde de teneffüs ettirmektedir.
Bu av kasrı İkinci Sultan Mahmudun en sevdiği yerlerden biri idi; bakımına gözde silâhdarı Giridli Ali Ağayı memur etmişdi. Ali Ağa velînimetine burada sık sık ziyâfetler verir ve bu vesile ile havuz başında, devrin en seçkin hânende ve sâzendelerinin iştirâki ile büyük musiki meclisleri kurulurdu; bâzan sâzendeler bir kayığa, hânendeler de başka bir kayığa biner, üçüncü bir kayığa da rakkas oğlanlar bindirilip havuzda saz, şarkı ve rakısla dolaşırlardı, bilhassa geceleri, meşalelerle pek hoş bir sahne olurdu.
Enderunlular pâdişahı eğlendirmek için birbirlerini gaafil avlayıp havuza atarlardı, bir seferinde müsâhib - dalkavuklardan Abdi Bey havuza düşürülmüş, yüzme bilmediği için boğulmasına ramak kalmıştı, etraf ise Abdi Beyi boğulma taklidi ile şaklabanlık yapıyor zannederek adamcağız dalıp çıktıkça kahkahalarla gülmüşdü, nihâyet iş anlaşılmış, ve Abdi Bey kurtarılmıştı. Yine o gün saray dilsizlerinden yüzgeçliği ile meşhur şehbaz bir oğlan Pâdişaha hüner gösterme maksadı ile havuza dalmış, fakat uzunca bir zaman geçtiği halde su yüzüne çıkmamış idi, meğer delikanlının ayağı havuzun dibindeki ıskaraya girmiş, bir türlü çekip kurtaramamış, boğulmuştu. Çok iyi yüzme bilen enderunlular tarafından cesedi müşkilât ile çıkarıldı, Sultan Mahmud o günden sonra havuz şakalarını ve oyunlarını yasak etti.
İkinci Sultan Abdülhamidin uzun saltanatında bu güzel kasır alelâde bekçilerin elinde metrûk kalmış, damının kiremidi, saçağının su oluğu gibi en basit bir bakım görmemiş, meşrutiyetin ilanında da âdî poletikacı mücadeleleri ve harb felâketleri arasında unutulmuştur;
Birinci Cihan Harbinde Ayasağa Kasrında açılan Süvari Küçük Zâbit Mektebi emrine verilmiş, o günden zamanımıza kadar da asker işgalinde bulunmuştur; ve alelâde bir baraka gibi kullanılmıştır; 1947 de pek hazin, yürekler sızlatan bir hâli perişânîde idi.
Bibl. : REK ve Muzaffer Esen, Gezi Notu (1947); Hâfız İlyas, Vekaayii Letâifi Enderuniye; Mehmed Ali Akbay, Gezi Notu (1959).
Ayasağa Av Kasrı
(Resim: Salih Sinan)
Theme
Location
Contributor
Salih Sinan
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030313
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Salih Sinan
Description
Volume 3, pages 1434-1435
Note
Image: volume 3, page 1435
Bibliography Note
Bibl. : REK ve Muzaffer Esen, Gezi Notu (1947); Hâfız İlyas, Vekaayii Letâifi Enderuniye; Mehmed Ali Akbay, Gezi Notu (1959).
Theme
Location
Contributor
Salih Sinan
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.