Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYAK ESNAFI, SATICILARI : Şekerciler
Büyükşehirde hemen hiç kalmamış eski seyyar şekerciler, seyir yerlerinde gezerlerdi. Bilhassa ayak takımının dolduğu Karacaahmetteki Divardibinde; Bülbül deresindeki Bitli Kâğıthanede; Hıdrellez de Haydarpaşa çayırında, mayısın ilk günü Kurbağalıdere ve Fikir tepesinde; İstanbul tarafında da Çırpıcı, Veliefendi, Bayrampaşa, Hastahaneçayırı, Eyüpde Fulya tarlası, ötesinde Silâhdarağada.
Çoluk çocuğun kaynaştığı bayram yerlerinden, sair günler mahalle aralarından eksik olmazlardı.
Başlarında, bir omuz üzerindeki sehpaya oturtulmuş tabla; üstünde ince değneklere geçirilmiş kıpkırmızı şekerden tepeli, ibikli horozlar; kenarları tırtıl tırtıl yuvarlaklar; ayni mahluta bulanmış elmalar, kuru incirler, cevizler. Tablada elvan akide, lâtilokum, türlü renklere boyanmış leblebi, kişniş şekerleri de var ama çocukların can attığı horoz da horoz.
Bunları satanlar külüstür şekerci dükkânlarında çıraklık eden, Safranbolulu, Geredeli, Dadaylı hemücüklerdi.
Tıpkı Denizli horozu gibi uzayıp giden, yüreklere ezinti, âdeta üzgünlük veren sesleri etrafa yayılır:
— Şekeeeer!..
Ayni tarzda bağırış bir de mısır mevsiminde, seyyar mısırcılarda vardı. Bu sürekli, firaklı nağmeyi duyar duymaz bütün sıbyanlar annelerine koşar:
— Bana 10 para ver!
— Şimdi 10 parayı ne yapacaksın? diye sormağa hacet yok; çünk...
⇓ Read more...
Büyükşehirde hemen hiç kalmamış eski seyyar şekerciler, seyir yerlerinde gezerlerdi. Bilhassa ayak takımının dolduğu Karacaahmetteki Divardibinde; Bülbül deresindeki Bitli Kâğıthanede; Hıdrellez de Haydarpaşa çayırında, mayısın ilk günü Kurbağalıdere ve Fikir tepesinde; İstanbul tarafında da Çırpıcı, Veliefendi, Bayrampaşa, Hastahaneçayırı, Eyüpde Fulya tarlası, ötesinde Silâhdarağada.
Çoluk çocuğun kaynaştığı bayram yerlerinden, sair günler mahalle aralarından eksik olmazlardı.
Başlarında, bir omuz üzerindeki sehpaya oturtulmuş tabla; üstünde ince değneklere geçirilmiş kıpkırmızı şekerden tepeli, ibikli horozlar; kenarları tırtıl tırtıl yuvarlaklar; ayni mahluta bulanmış elmalar, kuru incirler, cevizler. Tablada elvan akide, lâtilokum, türlü renklere boyanmış leblebi, kişniş şekerleri de var ama çocukların can attığı horoz da horoz.
Bunları satanlar külüstür şekerci dükkânlarında çıraklık eden, Safranbolulu, Geredeli, Dadaylı hemücüklerdi.
Tıpkı Denizli horozu gibi uzayıp giden, yüreklere ezinti, âdeta üzgünlük veren sesleri etrafa yayılır:
— Şekeeeer!..
Ayni tarzda bağırış bir de mısır mevsiminde, seyyar mısırcılarda vardı. Bu sürekli, firaklı nağmeyi duyar duymaz bütün sıbyanlar annelerine koşar:
— Bana 10 para ver!
— Şimdi 10 parayı ne yapacaksın? diye sormağa hacet yok; çünkü ses onların da kulaklarına çoktan erişmiş. Azarlayış hazır:
— Horoz şekeri alacaksın değil mi? Çatla, patla, dünyada vermem. Yüzünü gözünü, üstünü başını baştan aşağı kırmızılara bulayıp tiyatro soytarilerine mi döneceksin yumurcak?..
O anda yumurcakta avaz avaz feryad; yerlere yatıp ağzından burunundan salyalar, köpükler aka aka ter ter tepinme; etinden et kesilmiş gibi ulum ulum uluma:
— Hoyoz şekeyi isteyim?
Şamar, kötek, bora bora çimdik para eder gibi değil. Başı kesilen tavuk gibi yerden yere kendini atıp çırpına çırpına helâk olur. Hafazanallah boncuk illetine (havaleye) uğrayacak. Nihayet hatun:
— Al, son yeyişin olsun işallah! diyerek onluğu fırlatır.
Dört nala koşup horoz şekerini alan çocuk yalaya yalaya bitirip dönünce, ikindi uykusundan gözlerini açan, biraz önceki feryadü figandan hiç haberi olmayan anne annesi veya baba annesi ötüverirdi:
— Senesi galiba? Yavrucuk ya kızamığa, ya da kızıla tutuldu. Hayırlı olsun ama artık 40 gün, 40 gece çekecek çilemiz var!
Sermed Muhtar Alus
Bunlar da dükkânların kıyye ile alıp vericileridir. Şeker tablası üstündeki camekânı şekerlerin çeşidine göre böler, her çeşidi ayrı yere koyar, camekân üzerine horoz şekeri, düdüklü şekerleri dizer: “Şeee.. ker... ci ci ci... şeker!...”
diye bağırdı mı, çocuklar da mukabelede geç kalmazlar, kimi horoz, kimi kuş, kimi ördek, kimi düdük şekerinden alacağım diye bağrır, kimisi al evlâdım diye üzmez, kimi çocuklar da vardır ki, ya yokluktan veya ebeveyninin hissetinden isterim isterim diye terter tepinir, bu âlem böyledir, kime ne demeli, ne yapmalı bilemem!
Çocukların en ziyade sarıldıkları iki kavrulmuş dedikleri ki şekercilerin ocak başlarında bulundurdukları bir çömleğin mahsulüdür; şeker kaynatılırken tencere üstündeki köpükler atılır, tencere dibinde kalan buraya dökülür, sinek dahi düşer, işte iki kavrulmuş bu şekerdir; bilmiyerek ben de birçok çocuklar gibi iki kavrulmuşa sarardım, zira dişe çok dayanır.
Vasıf Hiç
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Sermed Muhtar Alus, Vâsıf Hiç
Identifier
IAM030285
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1417-1418
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.