Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AYAK ESNAFI, SATICILARI : Simitçiler, Pideciler
Edinebildiği müşterisine kadar kimisi başında tabla ile, kimisi sepetle ve kimisi de bir değneğe geçirerek muvazzaf olduğu fırınlardan çıkarlar, âdeta birbirlerini kovalarcasına bazısı sokak aralarında gezer, bazısı çocukların toplu bulundukları mektep önlerinde: “Isıcak ısıcak taze taze göttüm (getirdim)” diye bağırırlardı. Bazı satıcılar tablalarında kaşar peyniri de bulundururlardı, simitle taamı hakikaten leziz olduğu için daha fazla satış yaparlardı. Gece simitçileri de çıkarlardı. O vakitler akşam ezanından dört saat sonraya kadar kahvehaneler açık bulunduğundan birbiri ardınca gelirler, ben içeride iken sen neden geldin diye kavga ve döğüş ettikleri de görülürdü. Simitler beşlik, onluk, yirmilik olmak üzere üç kısım olduğu gibi yuvarlak ve uzun, yani müstatil şeklinde yapılırdı. Acemi çırak simitçilerle bazı kimseler kahvehânelerde alay ederlerdi, meselâ yedi tane beşlik simidi önüne koyar: “Olğlum bunlara otuz beş para vereyim de bana ver” derler, çırak hesabı kavrayamadığından itiraz eder: “Olmaz!” alaycı; “Neden olmasın kuzum, ben yabancı değilim, benden ustana selem söyle o sana bir şey demez olmaz mı?” “Olmaz efendüm benden bi bi paraları isteyo, viremen!” der lâtifeyi lâtif bir tarzda bırakarak: “Bak çocuğum, bu iki simit kaç para? On para, — ikişer ikişer sayıp — al...
⇓ Devamını okuyunuz...
Edinebildiği müşterisine kadar kimisi başında tabla ile, kimisi sepetle ve kimisi de bir değneğe geçirerek muvazzaf olduğu fırınlardan çıkarlar, âdeta birbirlerini kovalarcasına bazısı sokak aralarında gezer, bazısı çocukların toplu bulundukları mektep önlerinde: “Isıcak ısıcak taze taze göttüm (getirdim)” diye bağırırlardı. Bazı satıcılar tablalarında kaşar peyniri de bulundururlardı, simitle taamı hakikaten leziz olduğu için daha fazla satış yaparlardı. Gece simitçileri de çıkarlardı. O vakitler akşam ezanından dört saat sonraya kadar kahvehaneler açık bulunduğundan birbiri ardınca gelirler, ben içeride iken sen neden geldin diye kavga ve döğüş ettikleri de görülürdü. Simitler beşlik, onluk, yirmilik olmak üzere üç kısım olduğu gibi yuvarlak ve uzun, yani müstatil şeklinde yapılırdı. Acemi çırak simitçilerle bazı kimseler kahvehânelerde alay ederlerdi, meselâ yedi tane beşlik simidi önüne koyar: “Olğlum bunlara otuz beş para vereyim de bana ver” derler, çırak hesabı kavrayamadığından itiraz eder: “Olmaz!” alaycı; “Neden olmasın kuzum, ben yabancı değilim, benden ustana selem söyle o sana bir şey demez olmaz mı?” “Olmaz efendüm benden bi bi paraları isteyo, viremen!” der lâtifeyi lâtif bir tarzda bırakarak: “Bak çocuğum, bu iki simit kaç para? On para, — ikişer ikişer sayıp — altısı otuz para, bir tanesine de beş para, doğru mu yavrum!” diyerek zihnini kandırır, parayı verir simitleri alırdı. Ertesi gece çırak o zati bellediğinden önüne dikilir bir otuz beş para daha almak ümidiyle gözlerini diker, nasibi varsa alır gider, yoksa boynunu bükerdi.
Kaç simit yiyebilirsin diye bahislere de girişilirdi. Dediğini yapabilen beleşten çöplenir, yiyemezse, yani taahhüt edindiği miktarı bitiremezse yediklerini bittabi öderdi.
Kandillerde bir gün evvelinden simitçiler çıkar, yer yer sergiler yapılır, miskler gibi kokan kazan yağlılar meydanı alırdı. Ramazanı şerifte otuz gün pide ve simit çıkardı. Evine simit alan bazı ağniya serginin veyahut fırının önünden geçen iki yoksulu da sevindirirlerdi.
Bilemem, her gecenin yine gündüzü var ama, o pâk adamlar nerede?
Simitlerin en meşhuru Beylerbeyi ve Hasanpaşa fırınlarında çıktığından kimisi: “Misk kokulu, misk kokulu Beylerbeyinin-”, “Kandil - veyahut - Ramazan gülleri!”, kimisi de: “Taze taze, misk kokulu, Hasanpaşa fırınının!” diye bağırırlardı.
Pidecilerin de: “Ey canım has bidelerim has!” “Ey!.. Isıcak bide!.. Yoruldum gide gide... ataş gibi ataş!” nidaları vardı.
Simidci
(Resim: Müsâhibzâde, Eski İstanbul yaşayışı)
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Müsâhibzâde
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030279
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Müsâhibzâde
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1414-1415
Not
Görsel: cilt 3, sayfa 1415
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Müsâhibzâde
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.