Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AYAK ESNAFI, SATICILARI : Mahallebiciler
Meşrutiyetten evvel Yenicaminin gerisinde, Binbirayak arasında, kaç ağızdan makamlı, tempolu avazlar birbirine karışırdı:
On paraya bir tabak
İnanmazsan, ye de bak
Çadır bezinden tentelerin altında uzun kerevetler, üstlerinde salaşpurdan örtü; onların üzerinde de kışın ve baharları bakır kaplarda sütlü mahallebi, su mahallebisi, ufak kâselerde sütlâç. Mahallebileri mablakla kesip kesip tabağa kor, şeker serpip, pekmez döküp dayarlar; yazın, dondurma da satarlardı. Bu adamlar doğma büyüme İstanbulluydu. Her boyayı boyamış, lâciverdinde karar kılmış takımdı.
Seyyar Arnavudlar baharda, oğustosun 15 inden sonra mahallebi, yaz sıcaklarında da dondurma satarlardı. Mahallebiciliğe kalkıştılar mı, sağ omuzda sehpa, üzerinde değirmi tabla, tablada takımı yazı masalarına konan kâğıtlık, zarflık şeklinde göz göz fakat onun büyüğü ve arşın kadarı, boyalı, çiçekler, resimlerle süslüsü. Gözlere tabaklar sokulu, ön tarafına salaşpur yayılı; salaşpurun altında yuvarlak ensiz teneke kaplarda mahallebi.
Ondan gayrisi, yani tavukgöğsü, kazandibi, sütlâç filânı arama. Hemen hep hımhım gibi, genizden sesle bağırırlar:
— Haniya sütlü mahallebim? Mahallebim kaymak!
Teneke kutulardakini ortadan ikiye, yahut dörde bölmez, tenekeyi ters çevirip şappadak avucuna alarak salaşpurun üstüne kor, mablakla yay...
⇓ Devamını okuyunuz...
Meşrutiyetten evvel Yenicaminin gerisinde, Binbirayak arasında, kaç ağızdan makamlı, tempolu avazlar birbirine karışırdı:
On paraya bir tabak
İnanmazsan, ye de bak
Çadır bezinden tentelerin altında uzun kerevetler, üstlerinde salaşpurdan örtü; onların üzerinde de kışın ve baharları bakır kaplarda sütlü mahallebi, su mahallebisi, ufak kâselerde sütlâç. Mahallebileri mablakla kesip kesip tabağa kor, şeker serpip, pekmez döküp dayarlar; yazın, dondurma da satarlardı. Bu adamlar doğma büyüme İstanbulluydu. Her boyayı boyamış, lâciverdinde karar kılmış takımdı.
Seyyar Arnavudlar baharda, oğustosun 15 inden sonra mahallebi, yaz sıcaklarında da dondurma satarlardı. Mahallebiciliğe kalkıştılar mı, sağ omuzda sehpa, üzerinde değirmi tabla, tablada takımı yazı masalarına konan kâğıtlık, zarflık şeklinde göz göz fakat onun büyüğü ve arşın kadarı, boyalı, çiçekler, resimlerle süslüsü. Gözlere tabaklar sokulu, ön tarafına salaşpur yayılı; salaşpurun altında yuvarlak ensiz teneke kaplarda mahallebi.
Ondan gayrisi, yani tavukgöğsü, kazandibi, sütlâç filânı arama. Hemen hep hımhım gibi, genizden sesle bağırırlar:
— Haniya sütlü mahallebim? Mahallebim kaymak!
Teneke kutulardakini ortadan ikiye, yahut dörde bölmez, tenekeyi ters çevirip şappadak avucuna alarak salaşpurun üstüne kor, mablakla yayvan yayvan kesip tabağa aktarır, şekerini eker, gülsuyunu serperdi.
Azcası 20 para, çokçası kuruşa idi.
O zamanki dondurma kutularına bugün de rastlanıyor: Omuzda taşınan sırığa bağlı iki kutu. Bir tarafındakinin içinde dondurma, dışında beyaz bez sarılı; öbül tarafındaki oymalı oymalı, nakışlı çinkodan; gözlerinde büyüklü küçüklü tabaklar; altında bulaşıkları yıkayacak suyun ibriği.
Hikmeti Hüda, dondurmacıların sesi mahallebiciler gibi hımhım hımhım çıkmaz, keskin keskin çınlardı:
— Vişneli var, kaaymaaklım: Dondurmam kaaaymaak.
Kadıköy yakasının en meşhur dondurmacısı Yanyalı Andondu. O havalide ve Kuşdili çayırında dolaşır; pazar cumaları Fenerbahçeye gelirdi. Çoluk çocuğa 5 paralık, 10 paralık vermez, illâki kuruşluk, hiç değilse 20 lik olacak. 50 yıl evvel kırkını aşkındı, 1947 baharında hâlâ sağ. Yeldeğirmeninde susamlı simit satarken gördüm.
Yine bizim çocukluğumuzda Göztepe, Erenköy civarlarında dolaşan Arnavud Osman, delikanlılığında gayet yakışıklı, mütenasip vücutlu, değme pehlivanlarla el enseye girişecek kadar kuvvetliydi. Çeki taşını hoppadak kaldırıverirdi. Mütareke senelerinde Erenköyünde dükkân açtı. Eski müşterileriyle epeyce aksuata etti. Yıllardanberi görmedim. Memleketine mi gitti, öldü mü, kaldı mı bilmem.
Sermed Muhtar Alus
Debre, Pizren, Priştina, Luma havalisinden Arnavudlar olup çokları dükkân tablakârlarıdırlar. Mahallebi sütlü ve pekmezli yapılır. Tablada su güğümü, pekmez güğümü, gülsuyu şişesi, tnekeden toz şeker kutusu, sünger veyahut bir bez bulunur. Sütlü mahallebi isteyene büyük parçadan istenildiği miktarda keser tabağa koyar üstüne biraz ince toz şekeri daha doğrusu lokum şekeri tozu döker bir iki damla da bulut suyu ile karışık gülsuyu serper, bir kaşıkla eline tutuşturur.
Pekmezli isteyen yine ayni şekilde hareketle şeker yerine pekmez dökerler. Bunlar da amele yatakları, pazar yerleri, mektep önleri, çocukların oyun esnasında toplandıkları yerleri kollarlardı. Hâlen böyledir.
Vasıf Hiç
Mahallebici, XIX. asır
(Resim: Fotoğrafdan Ayhan eli ile)
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Ayhan
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Sermed Muhtar Alus, Vâsıf Hiç
Kod
IAM030266
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Ayhan
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1406-1407
Not
Görsel: cilt 3, sayfa 1407
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Ayhan
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.