Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AYAK ESNAFI, SATICILARI : Bozacılar
Meşrutiyete kadar bozayı Arnavuddan başkaları yapmaz ve satmazdı, gündüzleri de hiç ortada gözükmezlerdi. Yatsı ezanı okunduktan sonra mahallelere çıkarlar, davudî sesleri gecenin sessizliğinde derinden derine gürler:
— Boozaaa, bozaaa! Mııırmırııık boozaaa!
Bozanın hem şekerlisi vardı, hem pekmezlisi, barut gibi de mırmırığı; yani bekrî harcı, yıllanmış şaraba zort çıkaranı. Hatunlar cumbanın camını vurup Arnavudu çağırır, bir ikiliğe okkasını alır, içlerinde yalvaran yakaranlar da olur:
— Aman ağacığım evimizden uzaklaşıncaya kadar mırmırığı, tırtırığı araya karıştırma. Bizimki içkiye tövbe etti, mırmırığı duyunca almağa kalkar, ağzına koyunca da başı dumanlanıverip (Her gün tövbesine) diyerek rakı da rakı diye tutturur; Karamanlı bakkala koşar.
Bozacılardaki takım taklavata gelince: Sekiz on okka alacak, tenekeden, kulplu, kocaman bir güğüm; yüz dirhemlik, yarım okkalık ölçekler, bir çift kalın bardak, bulaşmışları yıkayacak bir ibrik de su.
Sermed Muhtar Alus
Ekseriyetle Debre, Pirzerin, Luma ve civarı Arnavudlarından memleketlerinden çocukluklarında gelirler, bir dükkâna yanaşıp bir yandan sanat öğrenir bir yandan da para kazanırlardı. Eski kışlar dehşetli ve sürekli idi; üst üste hafta ile kar yağar sokaklar, yollar karla örtülür, evlerin kapıları örülür herkes kürekle kap...
⇓ Read more...
Meşrutiyete kadar bozayı Arnavuddan başkaları yapmaz ve satmazdı, gündüzleri de hiç ortada gözükmezlerdi. Yatsı ezanı okunduktan sonra mahallelere çıkarlar, davudî sesleri gecenin sessizliğinde derinden derine gürler:
— Boozaaa, bozaaa! Mııırmırııık boozaaa!
Bozanın hem şekerlisi vardı, hem pekmezlisi, barut gibi de mırmırığı; yani bekrî harcı, yıllanmış şaraba zort çıkaranı. Hatunlar cumbanın camını vurup Arnavudu çağırır, bir ikiliğe okkasını alır, içlerinde yalvaran yakaranlar da olur:
— Aman ağacığım evimizden uzaklaşıncaya kadar mırmırığı, tırtırığı araya karıştırma. Bizimki içkiye tövbe etti, mırmırığı duyunca almağa kalkar, ağzına koyunca da başı dumanlanıverip (Her gün tövbesine) diyerek rakı da rakı diye tutturur; Karamanlı bakkala koşar.
Bozacılardaki takım taklavata gelince: Sekiz on okka alacak, tenekeden, kulplu, kocaman bir güğüm; yüz dirhemlik, yarım okkalık ölçekler, bir çift kalın bardak, bulaşmışları yıkayacak bir ibrik de su.
Sermed Muhtar Alus
Ekseriyetle Debre, Pirzerin, Luma ve civarı Arnavudlarından memleketlerinden çocukluklarında gelirler, bir dükkâna yanaşıp bir yandan sanat öğrenir bir yandan da para kazanırlardı. Eski kışlar dehşetli ve sürekli idi; üst üste hafta ile kar yağar sokaklar, yollar karla örtülür, evlerin kapıları örülür herkes kürekle kapularının önünü açıp açılan izden vapura, dükkânına giderler belediye amelesi uzun sırıklarla saçaklardan sarkan kol, bacak gibi buzları kırarlardı. Şurasını da söylemeden geçemiyeceğim, o devrin çocuklarının, delikanlılarının hattâ ve hattâ bâzı büyüklerinin bile kızakları vardı. Kış bastırmadan yokuşların — herkes kendi semtinde — taşlarını, molozlarını temizlerler, akşamları yukarıdan aşağı sularlar, çünkü gece ayaz çıkınca buz tutacak, alessabah yokuşa koşarlar, kiminde şimşir kiminde gürgen kızaklar, birçoklarında kızağın altında bir de çıngırak takılı, birbiri ardına yokuşun alt başına kadar kayarlar, tekrar yukarı, aşağı, takatten kesilinceye kadar in, çık. Ya büyüklere ne diyelim merdivene ön ve arka birer fener takıp akşam yemeğinden sonra onlar da yokuşun tulünü, arzını ölçerlerdi. Gelelim Bozacılara. Bir iple boynuna geçirilmiş göğsünde bir çamaşır sepeti içinde patlatılmış mısır, belinden bir kayışla geçirilmiş göbeğinde bardakları koymağa mahsus çift gözlü teneke bir kutu içinde darçın kutusu, bir elinde bardak yıkamağa mahsus su dolu bir teneke güğüm, bir elinde de boza güğümü seslenir:
— Kaba kaba mısır buğday... Yu bozay!.. (koyu boza).
Geceleri güğüme geçirilmiş bir de fener bulundururlardı; esasen o zamanlar fenersiz gezenler yirmi altı kuruş on para ceza verirlerdi.
Bozayı; bâzı Türkler de satarlardı. Her köşe başından, her sokak başından ortasından gelen o seslere şimdi hasret gibiyiz.
Vasıf Hiç
Bozacı tipleri, XIX. asır
(Resim: Preziosi’den Ayhan eli ile)
Theme
Folklore
Contributor
Ayhan
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Sermed Muhtar Alus, Vâsıf Hiç
Identifier
IAM030227
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Ayhan
Description
Volume 3, pages 1394-1395
Note
Image: volume 3, page 1394
Theme
Folklore
Contributor
Ayhan
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.