Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AVRUPA TİYATROSU
Geçen asır sonlarında Galatanın oyunlu rezalethanelerinden; Ahmed Rasim, “Fuhuşiatîk” deki hâtıraları arasında, bu tiyatroyu şöyle tasvir ediyor:
“Peruz’un kaşı, gözü, ağzı, burnu, tavrı, hali, göz süzüşü, nağmeleri, davudî sesi daha dilfirab, daha cazib, daha tatlı gelirdi. Meselâ boynunda mısırbuğdaycı sepeti, elinde tas ile çıkarak:
Mısırımı kavururken
Dumanını savururken
diye başlayıp;
Usta yapar, çırak satar
Satamazsa dayak atar
kuyruğu ile bitirdi mi localardan, sandalyalardan çiçekler, buketler, fiyongalı mektuplar atılır, şangırdı, hüngürdü, patırdıdan bina yıkılacak zannedilirdi!
Peruz daha işveli, daha şiveli, daha marifetli, daha şehvet âmiz, daha munis görünüyordu. Onun için tiyatronun sahneye karib ciheti dopdolu bulunuyordu. Tersane, topçu neferlerinden, sıkma potur üstüne kukuleteli sako giymiş naturlardan, dellâklardan, hafiye efradından, mavnacı, salapuryacılardan tutun da kalem mümeyyizlerine, on dört on beş yaşlarındaki çocuklara varıncaya kadar bütün tenevvüat buralarda ahzi mevki ederlerdi.
Arada sırada hissi rekabet sahneye işporta artığı limon, portakal kabuğu, çiy yumurta, muşmula attırır, rakipler arasından tokattan, sopa, usturpadan başlayan münazara ustura, bıçak, demir keşidesi, bazan da tabanca endahtı ile nihayet bulurdu.
O zaman Peruz için derle...
⇓ Devamını okuyunuz...
Geçen asır sonlarında Galatanın oyunlu rezalethanelerinden; Ahmed Rasim, “Fuhuşiatîk” deki hâtıraları arasında, bu tiyatroyu şöyle tasvir ediyor:
“Peruz’un kaşı, gözü, ağzı, burnu, tavrı, hali, göz süzüşü, nağmeleri, davudî sesi daha dilfirab, daha cazib, daha tatlı gelirdi. Meselâ boynunda mısırbuğdaycı sepeti, elinde tas ile çıkarak:
Mısırımı kavururken
Dumanını savururken
diye başlayıp;
Usta yapar, çırak satar
Satamazsa dayak atar
kuyruğu ile bitirdi mi localardan, sandalyalardan çiçekler, buketler, fiyongalı mektuplar atılır, şangırdı, hüngürdü, patırdıdan bina yıkılacak zannedilirdi!
Peruz daha işveli, daha şiveli, daha marifetli, daha şehvet âmiz, daha munis görünüyordu. Onun için tiyatronun sahneye karib ciheti dopdolu bulunuyordu. Tersane, topçu neferlerinden, sıkma potur üstüne kukuleteli sako giymiş naturlardan, dellâklardan, hafiye efradından, mavnacı, salapuryacılardan tutun da kalem mümeyyizlerine, on dört on beş yaşlarındaki çocuklara varıncaya kadar bütün tenevvüat buralarda ahzi mevki ederlerdi.
Arada sırada hissi rekabet sahneye işporta artığı limon, portakal kabuğu, çiy yumurta, muşmula attırır, rakipler arasından tokattan, sopa, usturpadan başlayan münazara ustura, bıçak, demir keşidesi, bazan da tabanca endahtı ile nihayet bulurdu.
O zaman Peruz için derler idi ki:
— Çok kimsenin katili olmuş, çok gencin canını yakmış bir kahbedir!..
Bu hükmü hattâ bir vak’a da ispat ettiydi:
Bir gün oyun henüz başlamamıştı. Sahneye giden yolun solunda bir oda vardı ki oroda kahve, bira gibi meşrubat satılırdı. Bittabi ben buraya giremezdim. Sözün doğrusu girmeğe de cesaret edemezdim. Çünkü burada Galatada ün kazanmış kabadayılar, hacamatcılar (!), polisler, biraz evvel söylediğim hafiyeler, şuradan buradan getirilmiş karılar, paralı, enayı tutkunlar bulunuyordu. Hıncahınç dolar, yer bulunmazdı.
Evet. Bir gün yine bu oda böyle yükünü almıştı. İçeriden Peruz kemali havf ve telâşla fırladı. Ardı sıra odanın kapısından içi dışına çıkıyormuş gibi bir boşanma göründü. Çıkanların cümlesi de korkudan yekdiğerine benzemişlerdi!
O anda acı acı bir feryad duyuldu. Bu feryad:
— Ah!.. Vuruldum!.. Sol mememden!.. Yandım!..
Diyordu.
Çıkanların biri de:
— Bıçakçı Petri vurdu!..
Diyor, gözler dönük, baş açık, eller, dudaklar lerzedar bir halde:
— Tutun!
Nârasiyle tiyatronun merdiveninden kaçıyordu.
Ne dersiniz? Bir dakika sonra koca binada zavallı mecruhtan başka kimse kalmadı idi...
Ben refikim ile beraber arka camlardan birinin önünde dona kalmıştık. Korku ikimizi de sanki mıhlamıştı. Caddeye bakabildiğim zaman yüzlerce kimsenin başı yukarıda âvakibe intizaren birikmiş olduklarını gördüm.
En nihayet bir iki polis, ellerinde tabanca olduğu halde göründüler. Ardları sıra üç kişi de geldi. Bıçakçı Petri odanın camından atlamış gitmiş imiş!...
Mecruhu kaldırdılar, koltuğuna girdiler... Sürükler gibi götürdüler. Biçarenin üstü başı kan içinde idi. Sararmış, gözleri kapanık, ağzı açık idi.
Yine diyorlardı ki:
— Komik Hamdi Efendi içeride bayılmış!..
— Büyük İsmail Efendi sahnenin altına saklanmış!..
Peruz ortadan kaybolmuş!...”
Sermed Muhtar Alus da “On ikiler” adındaki romanında şunları yazıyor:
“Avrupa tiyatrosu Komik Arifin idaresinde. Burada da, birkaç yıl sonra İstanbula ün yayacak aktrisler ve aktörler:
Meşhur Peruz, Aranik, hanende Deli Peruz, Agato Eleni... Kavuklu Hamdi, Büyük İsmail, Komik Ali Rıza, Küçük Asım (Asım Baba), Davulcu Ahmed, Hasköylü Avram...
Peruz, Şerbethane Sokağı umumhanecilerinden Kalifaryanın kızı; babalığı da meşhur Tavukçu Mihal.”
Tema
Yer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030188
Tema
Yer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1359-1360
Tema
Yer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.