Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ATTAR, ATTARLAR
Kamusa göre, güzel kokular, tıbbî ecza, misk ve bahar; ve halen iğneden ipliğe kadar türlü şeyler satan esnaftır; bu isim halk ağzında bozulmuş, aktar olmuştur.
Eskiden attar dükkânları, eczahanelerin ve ecza depolarının yerini tutardı; Büyükşehirde attarların en vukufluları ve zenginleri de Mısırçarşısında bulunurdu. Mısırçarşılı büyük attarlar hem toptan hem de perakende satış yaparlardı (B.: Mısırçarşısı). Mahalle aralarında ve İstanbulun diğer bazı semt ve çarşılarında ki küçük attarlar ve kökçüler mallarını Mısırçarşılılardan tedarik ederlerdi.
1950 - 1959 seneleri arasında hemen hemen attar dükkânı kalmadı ve Bayazıddaki kapalı çarşı civarında bulunan attar dükkânları da istimlâk dolayısı ile yıkıldı; hâlen Mısır Çarşısında 3 tane baharatcı dükkânı var ise de bunlardan yalnız bir tanesi attardır, öbür ikisinin attarlıkla ilgisi yoktur.
Eski attarlar, ilâç tertip etmekte gayet mahir kimselerdi, bu ilâçların maddei iptidaiyelerini teşkil eden ot, kök, yaprak vesaireyi çok iyi tanırlardı; bunların toplanma, kurutulma ve muhafazaları hakkında sağlam bir bilgi ve ihtisas sahipleriydi. Şuruplar, mâcunlar, merhemler, taktir edilmiş kokulu ve devalı sular, tiryaklar, haplar; bilhassa bahî (Afrodisiyak) ilâçlar yaparlardı. Bunlardan başka, attar dükkânlarında meselâ kaynama şap, soğ...
⇓ Read more...
Kamusa göre, güzel kokular, tıbbî ecza, misk ve bahar; ve halen iğneden ipliğe kadar türlü şeyler satan esnaftır; bu isim halk ağzında bozulmuş, aktar olmuştur.
Eskiden attar dükkânları, eczahanelerin ve ecza depolarının yerini tutardı; Büyükşehirde attarların en vukufluları ve zenginleri de Mısırçarşısında bulunurdu. Mısırçarşılı büyük attarlar hem toptan hem de perakende satış yaparlardı (B.: Mısırçarşısı). Mahalle aralarında ve İstanbulun diğer bazı semt ve çarşılarında ki küçük attarlar ve kökçüler mallarını Mısırçarşılılardan tedarik ederlerdi.
1950 - 1959 seneleri arasında hemen hemen attar dükkânı kalmadı ve Bayazıddaki kapalı çarşı civarında bulunan attar dükkânları da istimlâk dolayısı ile yıkıldı; hâlen Mısır Çarşısında 3 tane baharatcı dükkânı var ise de bunlardan yalnız bir tanesi attardır, öbür ikisinin attarlıkla ilgisi yoktur.
Eski attarlar, ilâç tertip etmekte gayet mahir kimselerdi, bu ilâçların maddei iptidaiyelerini teşkil eden ot, kök, yaprak vesaireyi çok iyi tanırlardı; bunların toplanma, kurutulma ve muhafazaları hakkında sağlam bir bilgi ve ihtisas sahipleriydi. Şuruplar, mâcunlar, merhemler, taktir edilmiş kokulu ve devalı sular, tiryaklar, haplar; bilhassa bahî (Afrodisiyak) ilâçlar yaparlardı. Bunlardan başka, attar dükkânlarında meselâ kaynama şap, soğuk şap, yazma, nuhudî denilen sanayie müteallik sâbit boyalar yapılır; dardağan darısı, yılan suyu, yılan gömleği, hamamiye, tamamiye, safayı mülk vesire gibi hastanın sadece mâneviyatını kuvvetlendiren müstahzarlar bulunurdu.
Atarların içinden de bazıları, bir takım maddeleri ele alarak bunlara İspençiyari şekiller vermişler, bir sahada mütehassıs olmuşlar mâcuncu, deva şurubcu, anberci, buhurcu, gülsucu gibi isimler almışlardı.
Evliya Çelebi, on yedinci asır ortasındaki İstanbul esnafından bahsederken attarları ihtisaslarına göre sınıflandırıyor:
“Esnafı mâcunciyan — Dükkân 300, neferat 500. Pîrleri Fisagors Tevhidî idi. Amma Hazreti Risalet asrında pîri hakikîleri Hazreti Ubeyid Attar’dır. Selman Fârisi belin bağladı. Hazreti Hamza ile şehid olup Cebeli Uhud zeylinde medfundur. Bu mâcuncu tâifesi tahtırevanlar üzre dükkânlarının maâcin kısımlarını ve hokkalarını dizip halifeleri tunc havanlar içre besbâse, kebâbe, darçın, dâri fülfül, kakule, havlican, ûdülkahir, zencefil gibi edviyeyi döğüb ihzar ederler. Sonra gümüş hokkalar derununa vazedüp mâcun hârlere ihsan ederler.
“Esnafı gülâbciyan — Dükkân 41, neferat 70. Bunlardan bazıları kocaman bir ester üzerinde küp kadar bakır kazanlar içre gülâb (gülsuyu) satarlar Edirneli hâtunlardır. Bir kısmı da dükkânlarda buhur suyu, mâi kâdi, gülâb, mâi anber, aselbend, mâi verd, mâi yâsemin misilli ıtrıyat makuulesi mâi tayyibeler füruht ederler; pîrleri Itrüddin Hindîdir. Hazreti Fahri Resul Efendimiz râyihai tayyibeden boşlandığı için dâimâ gülâb hediye getirirlerdi, Hazreti Ali kemerini bend eyledi; pîr oldu. Bu tâife pür silâh alayda ubur ederken iki tarafda olan temâşâcılara gülâb ve mâi buhur nisâr ederler, cüle şahrâh muattar olur.
“Esnafı meşrubâtı devâ — Dükkân 500, neferat 600. Pîrleri tabib Ali bin Süfyan Sevrîdir. Kabri Yemen Adenindedir. Bu taife dükkânları ekseriya Sultan Bâyezidde, Hocapaşa kurbünde Meydancık mahallesinde, Galatadadır. İşleri lisanı sevir, hindibâ, köknar, nâne, zaater gibi edviyenin irakını çıkarıp gûnalevn şişelere koyarak dükkânlarını tezyin ederler. Bu edviye guzâta gazada gayet lüzumlu olduğundan bu tâife dahi kâlâyi marifeti arz ile pürsilâh ubur ederler.
“Esnafı edhanı edviye — Dükkân 8, neferat 14. Pîrleri Abdüssamed Ziyad’dır. Basralıdır, kemerini Selman bağlamıştır. Kabri Bağdad diyarında Kurna Kalesi mezaristanında, ziyaretgâhı hâs ü âm’dır. Kabri turabından bir yağlı turab çıkar ki cüzzam ve kel olan bir adam hamamda kese sürünüb ba’de vücuduna ol yağlı turabdan sürse bi emrillâh halâs olur. Bu esnafın işleri bademden, servi kozalığından, cevizden, fındıktan ve daha gûnagûn eşyadan edhan (vücuda sürülecek yağlar) çıkarıp katramiz şişeler içre koyup tahtirevanlar üzre dükkânlarını zeyn ederler. Halka yâsemin yağı, sünbül, gül ve reyhan, kalemisk yağları bezederek ubur ederler.
“Esnafı hâcegânı attâryan — 2000 dükkân, 3005 neferdir. Pîrleri Hüsam bin Abdullah Basravîdir. Kabri münevveri Acem Şehribanındadır. Bu attaran zümresinde nice eşya mevcuttur. Ekserisi yanlarında bulundurup dükkânların tezyin ederek ubur ederler.
“Esanfı anberciyan — Bunlar da 35 dükkân, 100 nefer olup dükkânlarını ûd ve anber ile tezyin edüb geçerler.
“Esnafı buhurciyan — 25 dükkân ve 35 neferdir. Dükkânların aselbend, günlük, sünbül, kına, buhuri nebî ile tezyin edüb güzer ederler.
“Esnafı attaranı seyyaran – Dükkânları yok, neferat 300, pîrleri Ebuzerigaffarî’dir Kabri Kudüstedir. Ellerindeki şeyler içinde cemi edviye mevcut olup etrafına na çocuk oyuncakları dizip “Çercihâ!..” deyû alay arasında gezerler.
“Esnafı ispenciyariyan yani otbuluciyan — Pîrleri Hazreti Lokmandır. Ruyi arzda Cenabı İzzet ne kadar nebat halk eylediyse cümlesine lisan verib “ben falan derde devayım” deyû Hazreti Lokmana söyletmiştir. Hazreti Muhammed asrındaki pîrleri Hidayetullah ibni Zünnûn Mısrî’dir. Hazretin izniyle babası kemerini bağlayıp otculara pîr eylemiştir. Kabri Hicaz dağlarındadır. Nebat devşirirken kendisini yılan sokmuş, şehirden mualece erişinceye kadar vefat etmiştir. Bu otcular pazar kurup lâbada kökü, güneyik kökü, lisanısevr kökü, meyan kökü, zaater kökü, daha binlerce deva otlarını cemedüb satarlar.
“Esnafı afyonciyan — İlk pîrleri Fisagors tevhidîdir. Hazreti Muhammed asrındaki pîrleri Amribni Ümmeyyedir. Hakkaki afyon tenavül eden zamirşinas, nüktedan, zarif olur. Bunlar dükkânlariyle vacibülseyr bir halde murur ederler ki kimisi maslub bin indallâh gibi dilini dışarı çıkarmış, kimi kaşınmakta, kimisi hay ve huy eder, kimi afyonun şiddetinde hâbi gaflete dalarak ubur ederler.
“Esnafı gülâbiciyan — Dükkân 41, neferat 70. Bunlardan bazıları kocaman bir ester üzerinde küp kadar bakır kazanlar içre gülâbi satar, Edirneli hatunlardır. Bir kısmı da dükkânlarda buhursuyu, gülâb, mâi anber, aselbend, mâi verd, mâi yâsemin misüllü ıtriyat makulesi mâi tayyibeler füruh ederler. Pîrleri (Itrüddini Hindî) dir. Kabri Hindistandadır. Hazreti Fahri Resul Efendimiz rayihai tayyibeden hoşlandığı için daima gülâb hedaya götürürlerdi. Hazreti Ali kemerini bend eyledi, pîr oldu. Bu taife pürsilâh alayda ubur derken iki tarafta olan temaşacılara gülâb nisar ederler, cümle şahrah muattar olur.
“Esnafı taciranı şem-i asel — Dükkân 55, nefer 100 Dükkânları Zindankapısından taşradır. Efradı hep islâmdır. Tahtırevan üzre dükkânlarını zerü ziver ile tezyin edüb pürsilâh ubur ederler. Mumcubaşı ile Şem’ahane Nazır ve Emini de rikâb rikâba giderler. dökülen balmumu üzerinde bu eminin mührü bulunmak şarttır. Mühürsüzleri hileli diyerek zabtedüb sahibini tecrim ederler.
“Esnafı attarı çömlekciyan — Dükkân 300 ve neferat 500 dür. Pîrleri Abdülgaffar Medenî’dir. Selman Pâkın kırk dokuzuncu kemer bestesidir. Çanakcı çömlekcilere pîr olmuştur. 162 yaşında irtihal buyurub Medinei Münevvere yakınındadır. Ziyareti müyesser olmuştur. Dükkânların gûnagûn güze, kâse, tabaklar ile tezyin edüb pürsilâh ubur ederler”.
Zamanla bu esnafın çoğu yavaş yavaş ortadan kaybolmuştur ancak, zamanımızda bazı semtlerde birkaç tane attar ve kökçü dükkânı kalmıştır; ve bazı cahil kimselerin buralardan aldıkları şeylerle kendilerine mahsus ilâç tertipleri yaparak sıhhatlerine baktıkları görülmektedir.
Türkiye ve İstanbul tarihinin büyük simalarından birkaç kişi çocukluklarında attar çıraklığı yapmışlardır:
Abdülmecidin gözde Seraskeri Hasan Rıza Paşa, Memiş Ağa adında bir attarın oğlu idi; amcası Osman Ağanın yanında, Mısırçarşısında küçük bir dükkânda çıraklık yaparken, harikulâde güzelliği ve cevval zekâsiyle bir gün bu çarşıyı ziyaret eden İkinci Mahmudun nazarı dikkatini celbetmiş ve hemen saraya alınmıştır.
Sadırâzam Âli Paşanın babası, Mısırçarşısı esnafından idi, ayni zamanda çarşının bevvablığını yapardı.
Büyük muharrir Ahmed Midhat Efendi, fakir bir adam olan babasını pek küçük yaşta kaybetmiş, bir ara Mısırçarşısında attar çıraklığı yapmıştı.
1870 - 1880 arasındadır ki diplomalı eczacılar yetişmeğe başlamış; Mısırçarşısı, attarlar ve kökcüler hakkında da bir nizamname hazırlanarak buralarda tıbbî bazı zehirli maddelerin satılması yasak edilmiştir. Nizamname şudur:
Attarlar ve kökçüler nizamnamesi
22 Recep 1302 ve 25 Nisan 1301
(Milâdi 1884)
Birinci madde — Attarlar işbu nizamnameye merbut defterde muharrer eczayi semmiye ve muzirreyi furuht etmekten katiyyen memnudur. Fakat eczacılar beledî ispençiyarlığı nizamnamesi mucibince yalnız reçete ile furuht edebilirler.
İkinci madde — Attarlar Avrupadan gelen spesyalite tâbir olunan edviyei hususiye ile burada imal olunan ve mürekkebatı bilinmeyen edviyei hafiyye ve mürekkebeyi ve eczacılara etibba reçetesi ile yapıp satmağa mecbur oldukları sair mualecatı fruht edemezler.
Üçüncü madde Kökçüler işbu nizamname merbut defterde gösterilen mavadı nebatiyei semmiye ve mızırreyi ayrı mahalde hıfzetmeğe ve bunları malûm olan attarlarla eczacılardan gayri kimseye satmamağa mecburdurlar.
Dördüncü madde — İşbu nizamname ahkâmına muhalif hareket eden attarlar ve kökçüler ceza kanunu hükmüne tevfikan mücazat olunurlar.
Beşinci madde — Dahiliye Nezareti işbu nizamnamenin icrasına memurdur”.
Bu nizamnâmeye kökcülerle attarla satmaları yasak edilen şiddetli zehirli maddelerin bir listesi eklenmiştir.
Aşağıdaki attar reçeteleri, bu satırların yazıldığı sırada artık Büyükşehir hayatının tarih vesikaları arasına girmiştir:
Kırk bir türlü bahar macunu
(Afrodizyak bir mâcun)
Bu mâcun kırk bir çeşit bahar ile akanber ve ateş görmeksizin sızdırılmış halis balın karıştırılmasiyle yapılır.
Biber, karanfil, darçın, zencefil, edrefil, yenibahar çörek otu, sinâmeki, dârifülfül, havlıcan, mahleb, susam zerdeçal, beyaz kırmız, hindistan cevizi, kınakına, râvend çöpçini, saparna, anason, zolumba, râziyane, defni yezid, sarı halile, kara halile, günlük, topalak, nöbet şekeri, fülfül, küçük kakule, sakız, turp tohumu, maydanoz tohumu, dereotu, sasafras, havuç tohumu, ûdülkahir, buy tohumu, üzerlik, kebabiye, besbâse.
Bunlar hepsi döğülüb elekten elendikten sonra sızdırılmış balın içerisine ayrıca bir çakı ile kazınıp rendelenmek suretiyle ak anber konulur. Bu suretle hazırlanan mâcundan her sabah birer kahve kaşığı alınır. Kanı harekete getirerek vücuda tatlı bir hararet verir. Ve cinsi münasebete fazlasiyle yardım eder.
Eski attarların ifadelerine göre ikinci Abdülhamid bu ak anber mâcununu bir gün bile terketmemiş ve buna daimî surette devam etmiştir.
Anber devası tertibi
Bir dirhem büyük kakule, bir dirhem küçük kakule, bir dirhem sünbülihindî iki dirhem sarı sandal, iki dirhem ûd, iki dirhem zencefil; üç dirhem besbâse; üç dirhem fülfül; üç dirhem turunç; üç dirhem darçın; üç dirhem havlican; üç dirhem cevizi bevva; bir dirhem anber; yarım dirhem misk; miktarı kâfi şeker ve gül suyu ve şarap ile mâcun yapılır.
Âzayi re’siyeye kuvvet verir. Ve soğuktan olan rahim hastalıklarına ve pîrlere ve avratlara münasiptir. Şerbeti bir dirhemden iki dirheme kadar verilir.
Misk devâsı
İki dirhem turunç, iki dirhem zürünbad, iki dirhem ûd, iki dirhem besbâse, birer buçuk dirhem yanmış inci, ibrişim, kehriba, mercan, bir buçuk dirhem reyhan tohumu ve bir buçuk dirhem misk kurusu, bir dirhem beyaz behmen, bir dirhem kızıl behmen, bir dirhem darçın, bir dirhem sünbülü hindî, bir dirhem karanfil, bir buçuk dirhem zencefil, bir buçuk dirhem kebabe, bir dirhem dârifülfül, sülüs dirhem misk ve miktarı kâfi bal ile mâcun yapılır.
Kusmayı kesmek için tertib
Beşer dirhem cevzi bevva, çörek otu, hindistan cevizi çiçekli, turp tohumu, kimyon, karanfil, zencefil, darçın, anason, soğan, kendir tohumu, günlük, üzerlik, râziyane ve üç dirhem safran, iki misli bal ile mâcun yapılır. Sabah ve akşam devam olunur.
Belsoğukluğu için tertip
Beş dirhem pelesenk yağı, yirmi dirhem terementi, üç dirhem küherçile, üç dirhem günlük, üç dirhem ceviz, on iki dirhem kebabiye.
Bunlar hap olacak ve üç gün şarap ile şırınga olacak ve perhiz edilecektir.
Belsoğukluğu için tertip
İki dirhem yengeç gözü, bir dirhem günlük, bir dirhem pelesenk yağı, iki dirhem terementi. Bunlar döğülüp hap yapılır. Sabah akşam iki tane kullanılır.
Yaralar için tertip
Beşer dirhem göztaşı, kükürt, sakız, rakı, zeytin yağı, Merhem yapılır, yaraya sürülür.
Kan kesmek için Saparna şurubu
Otuz dirhem Cezayir saparnası, beş dirhem peygamber haşebi, iki dirhem ravendi çinî, beş dirhem sinameki yaprağı, iki dirhem iyodür dö potas, bir dirhem simaruba, üç yüz dirhem şeker.
Bunların kâffesi bir toprak tencere içinde kaynatıp ağzını hamur ile sıvanacak, akşam sabah birer kahve fincanı içilecek.
Leynet için tertip
On iki dirhem sinameki yaprağı, altı dirhem kükürt çiçeği, beş dirhem kırım tartar, dört dirhem yıldız anasonu, sekiz dirhem meyan kökü, yirmi dirhem şeker.
Bunların cümlesi döğülüp gece yatarken yarım bardak su ile yarım yemek kaşığı alınır.
Romatizma için tertip
Yirmi beş dirhem kırmızı turp suyu, otuz dirhem ispirto, yirmi beş dirhem kâfuru, yirmi beş dirhem afyon.
Bunlarn cümlesi birbirine karıştırılır. Romatizma olan yere sürülür.
Mide için mâcun
On beş dirhem sinameki, yedi dirhem günlük, beş dirhem turbit, beş dirhem râvendi çinî, beş dirhem mahmudiye, beş dirhem çöpçini, üç dirhem sakız, iki dirhem topalak, bir dirhem ceviz bevva, bir dirhem zencefil, bir dirhem kakule, bir dirhem fülfülü ebyaz, üç yüz dirhem süzülmüş bal.
Bunlar döğülüp bal ile mâcun yapılır, sabahları birer kahve kaşığı yenilir.
Kadınların hayzını görmesi için tertip
Onar dirhem çörek otu, özerlik, buy tohumu, havlican.
Hepsi döğülüp bal ile mâcun yapılır. Sabah ve akşam birer kahva kaşığı yenilir.
Kanlı basur için tertip
Onar dirhem simaruba, ekşi nar kabuğu, zamkı arabî, turbit.
Bunların cümlesi bir buçuk okka su ile bir okka kalana kadar kaynatılır sabah ve akşam birer bardak içilir.
Türkiyede eczacılık ihtisasa dayanan müstakil meslek olduktan sonra şiddetli zehirli maddelerin attarlar tarafından satılması yasak edildi.
Kadimdenberi atarların sattıkları nebâti, hayvanî ve kimyevî maddelerin alfabetik listesi:
Bu listede hayvanî maddelerin sonuna h, kimyevî maddelerin sonuna da k harfi konmuştur, geri kalan nebatî maddelerdir. Sonraları attarlara satmaları yasak edilen şiddetli zehirli maddelerin başına da bir işareti konmuştur.
A
Acıağaç (Acıyonga)
Acıbadem
Acıbadem ruhu
Acıbadem suyu
Acıbadem yağı
Acıbakla
Acıçidem
Acıelma yağı
Adaçayı
Adasoğanı (= Aksoğan)
Afyon
Ağaç kavunu
Akanber (= Anber) (h)
Albakkam
Albamya papatyası
Altın çiçeği
Altın kökü
Akmazı
Alabalık yağı (h)
Anason
Anber kabuğu
Andız otu, Andız kökü
Anzarot (= Anzarut)
Arab sabunu (k)
Ardıç katranı
Ardıç tohumu
Asilbend
Atkuyruğu otu (= kırkkilid otu)
Ayçiçeği
Ayı yağı (h)
Ayrıkkökü
Ayva çekirdeği
Ayva yaprağı
Ayvadana
B
Bademyağı (acı, tatlı)
Bağrıkara (= Baldırıkara)
Bahar
Bakla çiçeği
Baldıran otu
Balık nefsi (h)
Balık otu
Balık yağı (h)
Balmumu (h)
Balmumu çamuru (h)
Bamya çiçeği
Ban otu
Batalomba Kutalamba
Belîleç
Benî isrâil zeytini (k)
Besbâse
Beyaz biber
Beyaz hatmi çiçeği
Beyazmazı (= Akmazı)
Beyaz potas (k)
Biberiye
Biberiye yağı
Bitotu
Boruçiçeği
Boytohumu (döğülmüşüne Çemen)
Boyacı kökü
Böğürtlen kökü
Buhur
Burçak
C
Cavî
Cebelihindi
Cehennem taşı
Cehrî
Ceviz kabuğu
Ceviz yaprağı
Cintiyâne (= çintiyâne)
Civa (k)
Ç
Çadıruşağı
Çalı tohumu
Çalı dikeni
Çamsakızı
Çam soymuğu
Çarşamba
Çavdar mahmuzu
Çekem tohumu
Çemen tohumu (= Boytohumu)
Çemen boytohumunun döğülmüşü
Çeyan tırnağı
Çezmezen
Çilek sapı
Çirişotu
Çiriş (otun tozu)
Çöğen kökü (= Çöven kökü)
Çöpçînî (= Çip çini)
Çivit
Çörekotu
Çörekotu yağı
D
Darçın nanesi
Damkoruğu
Dardağan darısı
Darçın (= Tarçın)
Darçın çiçeği
Dârîfülfül
Defne tohumu
Defne yaprağı
Defneyezid otu
Defne yağı
Demibozan (k)
Demidikeni
Demirhindi
Deniz kadayıfı
Devedikeni çiçeği
Devedikeni tohumu
Deve yağı (h)
Dişi kasni
Domalika
Dut kökü
Dut yaprağı
E
Ebegümeci yaprağı
Ebucehil karpuzu
Edrefil
Eğir kökü
Ekşinar kabuğu
Emleç
Erkek kasni
F
Fare otu
Ferfelek
Fessuh
Filit kükürt (k)
G
Gelincik çiçeği
Gelinfeneri
Gıcır
Göztaşı (k)
Gülbeşeker
Gülburnu
Gülhatmi
Gül kurusu
Gülsüngeri
Günlük
Güzelâvrat otu
H
Habbülmülûk
Habbüsselâtin Bezri harvâ
Hacıbektaş tuzu (k)
Harazı (Erkek, dişi) (h)
Harbakı ebyaz
Hatmi kökü
Hatmi çiçeği
Hatmi yağı
Hardal
Haşhaş tohumu
Haşiş Esrar
Havacıva
Havlican
Havuç tohumu
Hindistancevizi (Küçük)
Hindistancevizi yağı (Küçük)
Hiyarşenbih
Hiltit
Horasanî
Hünnab (meyvası)
Hüsnüyusuf
İ
İğde çiçeği
İncibar kökü
İncir yaprağı
İnyas baklası
I
Ihlamur
Isırgan tohumu
Itrışâhi yağı
Itır yağı
J
Jelâtin (h)
K
Kabak çekirdeği
Kâdıhindî
Kadıngöbeği
Kâfuru
Kakule
Kakule yağı
Kalabarbaklası
Kantoron çiçeği
Kaplumbağa yumurtası (h)
Karaardıç
Karabaşçiçeği
Karabaşyağı
Karabaldır
Karabamya çiçeği
Karabiber
Kargabüken
Karaçöpleme
Karahalîle
Karadut kökü
Karadut yaprağı
Karakafes
Karanfil
Karanfil yağı
Kardeşkanı (h)
Kariıyarık tohumu
Karatopalak
Karagünlük yağı
Karasakız
Karasinâmeki
Katran ruhu
Kaya tuzu (k)
Kebâbiye
Kedi otu
Kekik otu
Kekik yağı
Kenevir tohumu
Kereviz tohumu
Kilermeni (k)
Kimyon
Kişniş
Kitre yaprağı
Kitre zamkı
Kireçkaymağı (k)
Kına
Kınakına
Kınbır
Kırkkilid otu
Kırımtartar (k)
kırmız (h)
Kırmız tohumu
Kırmızı sandal
Kısacıkmahmud
Kızılcık kurusu
Kocayemişi
Kola
Kökboya (= Boyacı kökü)
Kökenfiye
Körükçü otu
Kudrethelvası
Kudretnarı yağı
Kuduz böceği
Kunduz kabuğu
Kuasya (acıağaç, acıyonga)
Kurtboğan
Kurtluca
Kuru nâne
Kuşburnu
Kuşdili
L
Lâden
Lâhurçivit
Limontuzu
Levanta çiçeği
Leylek pisi (h)
Lokman ruhu
M
Macangur
Mahleb
Mahmudiye, Mahmûze
Marik yaprağı
Mâi zerin
Makkab cevizi
Marsıma yaprağı
Mayasıl otu
Maydanoz tohumu
Melisa yaprağı
Melisa yağı, ruhu
Menekşe kökü
Menekşe çiçeği
Mersinyaprağı
Merkep sütü (h)
Meşe palamudu
Merzenguş
Mermeriliği (k)
Meyan kökü
Meyan balı
Mezvenk (= Müzüdek)
Misvak
Miski arabî
Mısırpüskülü
Momzataşı (k)
Morbakkam
Mührüsüleyman
Mumya (h)
Mürrüsâfî
Mürver çiçeği
Muşmula çekirdeği
N
Nahveihindî
Nâne yağı
Nar çiçeği
Nemse kimyonu
Nışadır ruhu
O
Oğulotu
Okaliptos
Ö
Ödağacı
P
Palamut meşepalamudu
Pamuk tohumu
Papatya
Pelin
Pespâse (= Besbâse)
Peygamber ağacı
Pülüskün
R
Rastık (k)
Rastıktaşı (k)
Râvendi rûmî
Râvendi Çînî
Reçine
Rezene (= Râziyane)
Reyhan tohumu
S
Saçaklı kurtluca
Safran
Sakız
Sâleb (= sahleb)
Salkım çiçeği
Sandal yağı
Saparina
Sarıhalîle
Sarısandal
Sarısabır
Sarı kantaron yağı
Sarı potas (k)
Saray kırmızı
Sassafra
Saz kökü
Sedef otu
Sedef yağı
Sedef otu çiçeği
Semerci kozalağı
Semizkabak
Simaruba
Sinâmeki
Sinirliyaprak
Siyah mazı
Siyelek
Sığırdili
Sığırödü
Söğüt kökü
Soda (k)
Sumak
Susam
Suut kökü
Sülüğen
Sülük (h)
Sünnetçi otu
Sürur (k)
Sürme (k)
Sübye kemiği
Sübye boncuğu
Ş
Şahtere otu
Şap (k)
Şeftali çekirdeği
Şerbetçi otu (= Bira çiçeği)
T
Tatala (= Tatule)
Tatule yaprağı
Taflan ruhu
Taflan suyu
Tarçın (= Darçın)
Tarçın çiçeği
Tarçın yağı
Tarçın tohumu
Tavşan derisi (h)
Tavşan yağı (h)
Tebeşir tozu (tavuk katığı içindeki deri) (h)
Tehnel
Tefârik yağı
Tefârik yaprağı
Tenkârî (k)
Terementi
Timurbozan (= Demirbozan)
Tîzab (= Kezzab)
Tozkükürt
Turunç kabuğu
Tuzruhu
U
Ûdülkahir
Uluavrat yaprağı
Ü
Ünnap (= Hünnap)
Üzerleik tohumu
Üvez kurusu
V
Van tohumu
Vanilya çubuk
Vanilya tozu
Y
Yabanî hiyar
Yapışkan otu
Yasemin kökü
Yasemin çiçeği
Yersomunu
Yenibahar
Yılan gömleği (h)
Yılancık taşı (k)
Yıldız anasonu
Yüksük otu
Z
Zamkıarabî
Zacıkıbrıs (k)
Zencefil
Zencifre
Zerdecap (= Zerdeçal = Zerdeçav)
Zırnık (k)
Zulumba
Attarlar bu maddelerden istifade ederek galenik preparatlar, bir takım mürekkeb ilâçlar yaparlardı. Eskidenberi attarların hazırladıkları bu tertipler artık bu büyükşehir hayatının tarih vesikaları arasına girmiştir. Bu galenik preparat ve terkiblerden birkaç danesini veriyoruz:
Kekik suyu, Acıbadem şurubu, Böğürtlen şurubu, Demirhindi şurubu, Civa merhemi, Gelincik macunu, Gelincik şurubu, Gül sirkesi, Haşhaş macunu, Kızılcık murabbaı, Kavunçekirdeği sübyesi, Ketentohumu lâpası, Kavak Merhemi, Kurşun Sirkesi, Lokman ruhu, Menekşe şurubu, Nohut Yakısı, Buhur suyu.
On sekizinci asır ulemâsından Mîrzazâde Mehmed Sâlim Efendi kendi adına nisbetle amlan şuera tezkiresinde devrinin şairlerinden İbrahim Sırrıdan bahsederken bir attar üzerine bir fıkra nakleder ki bu biçâre adama yapılan mûzibliğin dehşeti, bir attar dükkânının içinde neler bulunduğunu gösteren yukarıdaki liste gördükten sonra anlaşılabilir.
Son derece zeki bir İstanbul külhânisi olan Sırrı ahbablarına o bazan zulûm derecesine varan bir muziblik yapmadan duramazmış. Bir gün de Şehzâde Camii civârındaki çarşıda attar İmad Çelebinin dükkânına gider. İmad Çelebi ayni zamanda değerli bir hattat olan ihtiyar bir adamdır; Sâlim Efendi dükkânı şöyle tasvir ediyor: “Bin bir çeşid ecza ve madde dolu, şişeler, zarflar tavan boyunca yığılmış, her bir zarfın üstünde içindeki maddenin adı yazılmış, müşteri geldimi, yerinden kalkar, birkaç basamak merdivenini dayar, yerleri ezberinde, istenilen şeyi çıkıp indirirdi”.
İmad Çelebi para canlısı adammış; Sırrı dükkâna girer girmez:
— Hay İmad Çelebi.. demiş, şu anda burnumda Karaman Çarşısı Fırınının çöreği tüttü, hani biri gitse de alıp getirse kırk para veririm!..
İmad Çelebi:
— İhtiyarım ama hatırın hoş olsun, o kırk para ile çörek parasını ver, alıp getireyim!.. demiş.
İhtiyar adam Şehzadebaşından Karamana gidüp gelinceye kadar Sırrı birkaç yüz zarfın içindeki maddeyi değiştirmiş; çörek gelip bir kaç lokma yedikten sonra fazla kalmayup gitmiş, karşı tarafta bir dükkâna girerek ne olacağını görmek için münasib bir yere gizlenmiş.
Attara bir müşteri gelmiş, parasını vererek faraza “Ayrık kökü” istemiş, İmad Çelebi yaftasına bakıp zarfı almış, içinden “Ayva yaprağı” çıkmış: “Her halde dalgınlıkla yanlış koydum!..” diyerek “Ayva yaprağı” zarfını indirmiş, onun içinde de “Karanfil”; karanfil zarfını almış “Ak mazı” çıkmış; o zarfa el atmış, içinde “dârüfülfül!..” Şöyle bir düşündükten sonra aldığı parayı müşteriye iâde ederek:
— Var müslüman bir başka aktara git, burası bir veledizinâ şerrine uğramış!..
Demiş ve Sırrının bir saat içinde yaptığı kepâzeliği düzeltmek için tam üç gün uğraşmış.
Nâşid Baylav
İkinci Abdülhamid devrinde attar dükkânlarını toplu olarak Mısırçarşısından başka Kapalıçarşıdan Bayazıda giden Okcular Caddesinde idi. Mısırçarşısı dükkânları daha ziyade toptancı, Okcular Caddesinde bulunan dükkânlar ise yarı toptancı ve daha perakendeci sayılırlardı. Bundan başka her mahallenin bir veya iki atarı bulunuyordu, mahalle içlerinde bulunan attarlar daha ziyade kadın hamamları civarında bir dükkân açmayı tercih ederlerdi. Bu atarların müşterilerinin büyük bir ekseriyetini kadınlar teşkil ederdi, saç boyamanın berber dükkânlarına intikal etmediğini ve hiçbir kadının berber dükkânının eşiğinden atlamağı hatırına getirmediği o devirlerde saçı ağarmağa başlamış her kadının saçını boyamak için, saç renginin açık veya koyu olmasına göre terkibi ve içerisindeki maddelerin miktarı değişen kına, rastık, zerdeçal ve papatyadan yapılmış muayyen bir saç boyası vardı; bu terkip uzun görüşmelerden ve tecrübelerden sonra takarrür eder ve her attar her müşterisine vereceği boyanın terkibini bilirdi, meraklı kadınlar semt değiştirdikleri takdirde bile eski attarlarını ararlar ve buraya kadar gitmek için yorgunluktan ve masraftan çekinmezlerdi. Mahalle attarlarının dükkânında ev ilâçları, boyalardan başka çocuk oyuncakları satılırdı.
Mahalle attarlarından başka her semtte haftanın muayyen günlerinde kurulan pazarların da seyyar attarları vardı ve bunlar pazarcılar arasında en çok alışveriş yapan esnaftan sayılırdı.
1908 inkılâbından sonra memlekette doktorluk ve eczacılık geniş ölçüde yayıldıktan, eczahanelerin yanıbaşında tuvalet ve makyaj levazımı satan parfümöriler açıldıktan sonra attarlık kârlı bir meslek olmaktan çıktı, Mısırçarşısındaki attarlar; moda, güzellik ve koku telâkkileri tamamiyle değiştikten sonra atarlık ölür gibi oldu. Mısırçarşısı tamir edildikten sonra İstanbul Belediyesinin attarlara ayırdığı altı dükkândan yalnız üç tanesi müşteri bulabildi, mahalle aralarındaki attarlar ise dükkânları çoktan kapamış, hele pazar yerlerindeki seyyar attarların sayısı çok azalmış, Okcular Caddesindeki attarlar da âdeta işsiz kalmıştı. Fakat ikinci Cihan Harbinin başlangıcındanberi attarlık tekrar biraz canlanır gibi oldu; giyim eşyasının kıymetlendiği, ancak kara borsadan temin edilebilen bir metâ olduğu sıralarda attar dükkânlarına çok satılan bir nesne girdi; yeni elbiselik temin edemiyen fakir, hattâ orta halk elbiselerini boyamağa alıştı, yünlü ve pamuklu kumaşları boyamak için analin boyalariyle sabun halkın kapışa kapışa aldığı bir metâ oldu, bu metâın bugün satıldığı yerler attar dükkânlarıdır; diğer taraftan memleketin bir çok yerlerinden muhtelif vesilelerle İstanbula gelen ve eski âdet ve ananelerine daha ziyade bağlı bulunan birtakım taşralılar da attarların müşterilerini arttırdı.
Bu satırların yazıldığı sırada Mısırçarşısındaki attar dükkânlarının sayısı on bire çıktığı gibi Mısırçarşısı civarında toptan ve geniş ölçüde iş yapan birçok attariye mağazaları peyda olmuş, Kapalıçarşı civarındaki attar dükkânlarının sayısı artmış, hattâ Sahaflar çarşısında dahi iki attar dükkânı açılmış, pazar yerlerinde semtleri için bir şöhret olan ve etrafında kalabalık bir müşteri kütlesi toplayan attarların varlığı göze çarpmakta bulunmuştur (1945).
Muzaffer Esen
Rahmetli Muzaffer Esen’in yukarıdaki satırları attarlıkda geçici bir kalkınmayı tesbit etmiş. Attarların son durumu bu yazıların başında tesbit edilmiştir.
Eski Mısır Çarşısında Hamlacıbaşının dükkânı diye tanınmış tarihî dükkân; son sahibi Nureddin Gürler idi
(Resim: N. Baylav koleksiyonun daki fotoğraftan S. Sinan eli ile)
Yıkılan eski Sahhaflar Çarşısının Bayazıd kapusu dibinde Nâdir Efendinin attar dükkânı
(Resim: Salih Sinan)
Hattat Dânâ yazısı ile Cemiyeti Attâran mührü
Mühür Nâşid Baylavdadır
(Resim: Behçet Elver)
Theme
Folklore
Contributor
Salih Sinan, Behçet Elver
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Muzaffer Esen
Identifier
IAM030147
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Salih Sinan, Behçet Elver
Description
Volume 3, pages 1326-1336
Note
Image: volume 3, pages 1326, 1327, 1328
See Also Note
B.: Mısırçarşısı
Theme
Folklore
Contributor
Salih Sinan, Behçet Elver
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.