Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ATLI (Lem’i)
Alaturka dediğimiz millî musikimizin son büyük bestekârlarından; (H. 1286) 1869 da Üsküdarda Sultantepesinde doğdu. Babası, Müşir Mirza Sait Paşanın kainbiraderi Çerkes İbrahim Beydir. İbrahim Bey “Şizemû” aşiretinden olup çerkes dilinde şövalye mânasına gelen bu ismin türkçesi olan Atlıyı soyadı olarak almıştır. Anasından ve babasından pek küçük bir yaşta öksüz ve yetim kalan Lem’i Atlı, kızkardeşinin himayesi altında büyüdü. Henüz on iki yaşlarında iken ve Fatih Askerî Rüşdiyesine devam ederken, sesinin fevkalâde letafeti mektep ve aile muhitini teshir etmiş, bu doğuş kıymetinin heder olmaması için aile dostlarının tavsiyesiyle Veznecilerde Zeynep Hanım konağının karşısında ufak bir dükkânda tütüncülük yapan musiki hocalarından Hafız Yusuf Efendiden musiki dersi almağa, zamanın tâbiriyle “temeşşuka” başlamıştı. Şehremaneti muhasebeciliği muavini olup, maalesef adı öğrenilemiyen eniştesinin konağı Bozdoğan kemerinin civarında idi; bu konağa gidip gelmeğe başlıyan Hafız Yusuf Efendi, az bir zaman sonra ailenin hâs dostları arasına girmişti. Lem’i Atlının ablası ve eniştesi de, ifrat derecede musiki düşkünü idiler. En az, ayda bir gece devrin meşhur hanende ve sazendeleri bu konağa dâvet edilirler, mükellef bir saz âlemi yapılırdı. Bu saz âlemlerinin nâzım ve mürettibi de Hafız Yu...
⇓ Read more...
Alaturka dediğimiz millî musikimizin son büyük bestekârlarından; (H. 1286) 1869 da Üsküdarda Sultantepesinde doğdu. Babası, Müşir Mirza Sait Paşanın kainbiraderi Çerkes İbrahim Beydir. İbrahim Bey “Şizemû” aşiretinden olup çerkes dilinde şövalye mânasına gelen bu ismin türkçesi olan Atlıyı soyadı olarak almıştır. Anasından ve babasından pek küçük bir yaşta öksüz ve yetim kalan Lem’i Atlı, kızkardeşinin himayesi altında büyüdü. Henüz on iki yaşlarında iken ve Fatih Askerî Rüşdiyesine devam ederken, sesinin fevkalâde letafeti mektep ve aile muhitini teshir etmiş, bu doğuş kıymetinin heder olmaması için aile dostlarının tavsiyesiyle Veznecilerde Zeynep Hanım konağının karşısında ufak bir dükkânda tütüncülük yapan musiki hocalarından Hafız Yusuf Efendiden musiki dersi almağa, zamanın tâbiriyle “temeşşuka” başlamıştı. Şehremaneti muhasebeciliği muavini olup, maalesef adı öğrenilemiyen eniştesinin konağı Bozdoğan kemerinin civarında idi; bu konağa gidip gelmeğe başlıyan Hafız Yusuf Efendi, az bir zaman sonra ailenin hâs dostları arasına girmişti. Lem’i Atlının ablası ve eniştesi de, ifrat derecede musiki düşkünü idiler. En az, ayda bir gece devrin meşhur hanende ve sazendeleri bu konağa dâvet edilirler, mükellef bir saz âlemi yapılırdı. Bu saz âlemlerinin nâzım ve mürettibi de Hafız Yusuf Efendi idi. Bir âhenk gecesinde, hocasının medhü senâsı üzerine küçük Lem’inin dinlenmesine karar verilmişti. Üstad nakleder: “Bu gece evimize şeref bahşeden büyük Hacı Ârif Bey, sesim ile gösterdiğim istidada meclûb olmuş, kendilerinin tâbiri ile sesimin meczubu olmuş ve her onbeş günde bir evimizi şenlendirmeğe ve âcize metodlu bir surette musiki tedrisine başlamıştı” Lem’i Atlı Hafız Yusuf Efendiyle Ârif Beyden gördüğü takdir ve iltifata güvenerek, ilk bestesini bir karcığar şarkı olarak vücuda getirdi:
Hüsnüne etvarı nâzın şan senin
Bende takat kalmadı ferman senin
İhtiyarım elden gitti can senin
Bende takat kalmadı ferman senin
Fakat bu şarkıyı, Hacı Ârif Beye değil, aralarında senli benli bir dostluk kurulmuş olan hocası Yusuf Efendiye bile okumağa cesaret edemedi. Nihayet bir gün, Lem’i Beyin iki kıymetli muallimi, aile efradından bu besteyi haber aldılar; Lem’i Atlı şarkısını okuduğu zaman, hiç ummadığı halde Hacı Ârif Beyin aşırı derecede takdir ve iltifatına mazhar oldu. Şarkı, Hafız Yusuf Efendi tarafından da söz ve saz âlemlerine yayıldı ve “Lem’i Bey” adı derhal, Büyükşehirde bir şöhret oluverdi. Güftesi Mahmud Celâleddin Paşanın “Penbelikle imtizac etmiş tenin” hicazkâr bir şarkı da bu şöhreti sarsılmaz bır hale getirdi. Hançeresindeki fevkalâde ihtizaz sebebiyle her sadanın tatbik ve taklid edemediği şuhane bir tavır ve tarzdaki tegannileriyle de eşsiz bir hanende olarak tanınmıştı. Dellâlzâde İsmail Efendinin yetiştirmesi Mahmud Celâleddin Paşa ile alaturka musikide derin bilgi sahibi olan Balıkhane Nâzırı Ali Rıza Bey (ki 98 yaşlarında ölmüştür), bir gün Lem’i Atlı’ya iltifat ederlerken: “Lem’i Bey! Sen Külhanbeyi Hüseyin dedenin boş bıraktığı yeri doldurdun!” demişlerdi. Bu Külhanbeyi Hüseyin Dede, Hamamî Zâde Büyük İsmail Dedenin muasırlarından bir hanende imiş ki, lâkabını hançeresinin harikûlâde şuh, kıvrak ve edalı nağmelerinden ötürü almış... Dellâlzâde: “Bir eseri yaptıktan sonra evvelâ Hüseyin Dedeye geçmeyi ve ondan dinledikten sonra onun tavrında temessül etmeli” dermiş.
Muhit, bir büyük bestekâr - hanende yetiştirecek kadar zengin idi. Hocalarının muasırlarından ve Türk musikisinin büyük üstadlarından Hacı Faik Bey, Kadıköylü Ali Bey, Bolâhenk Nuri Bey, Püskülcü Osman Efendi ve Hacı Kerami Efendi, kendilerine müracaat eden Lem’i Beye seçme eserler vermekte bir an tereddüt etmediler, Hamamîzâde İsmail Dedenin torunu Müezzinbaşı Rifat Bey, Lem’i Beyin yârigârı idi: Sarıyere sayfiyeye beraber giderlerdi. Orada da musikide sağlam bilgi sahibi Doktor Binbaşı Kadri ve bestekâr kanunî Kaymakam İsmail Nail Beylerden istifadeyi ihmal etmezlerdi. İsmail Nail Bey menzul idi; evinden dışarıya çıkamazdı; fakat hastanın odası, heveskâr gençlerin bir meşkhanesi halinde idi; Rifat Beyle beraber bir çok muhallet eserleri, bu arada bilhassa (muhayyer kürdî) faslını mahfuzatına orada ilâve etti.
Lem’i Atlı, 25 - 35 yaş aralarında, on sene kadar yaz mevsimlerini Kanlıca veya Rumelihisarında geçirmişti. O zamanlar mehtapta saz âlemlerinin en parlak devirleriydi.
Bebekte Mısır Hidivinin anası “Valide Paşa” nın yalısından ve Yeniköyde Said Halim Paşa kâşânesinden açılan sandallarda Nedim Bey ve Hafız İsmail gibi en namlı hanendeler bulunurdu. Lem’i Bey de hocası Hafız Yusuf, kemanî Mike ve tanburî Kaprisle denize açılır, deniz üstünde, ay ışığında müsabaka yollu okurdu; bu yıllardadır ki, “Boğaziçi bülbülü” lâkabını almıştı. O günleri anan merhum: “Altmış seneyi mütecaviz musiki hayatımda Nedim Bey gibi bir ses sanatkârına tesadüf etmedim. Onu dinlemek bahtiyarlığından mahrum kalmış olan musikiseverlerimizin bilgi ve zevklerinin pek noksan kalmış olduğunu iddia ederim; sadasındaki halâvet, tiz perdelerde gösterdiği tatlı vüsat ve bilhassa taksimlerinde dinleyenleri gaşyeden istisnaî bir tavrı letafatle yegânei zaman idi. Onun kıymetinde tek okuyucu yetişmedi” diyor. Lem’i Atlı’nın sanat hayatında unutamadığı bir masum hatıra da şudur: Bir yaz, Sarıyerde misafir bulunduğu tanburî Reşid Mollanın evinden bir briçka ile Sultansuyuna gidiyorlarmış... Yolda bir başka araba içinde üstad Aziz Dedeye rastlamışlar... Dede, o sihirli neyi ile bir segâh taksimi yapıyormuş... Lem’i Bey de sesle mukabelede bulunmuş... Dede mestolmuş... Her gittiği yerde bir vesile bulur, Sultansuyu yolunda neyine yoldaş olan o sesin sihir ve füsunundan bahsedermiş...
Lem’i Atlı, besteleri içinde en çok:
İydini tebrik için ey gül izar
Pâyine yüz sürdü sultanı bahar
Ağzını öpsün hezarı nağmekâr
Nahli ömrün böyle olsun pâyidar
şarkısını severdi.
Lem’i Atlı 1945 yılı kasım ayının 24 - 25 inci gecesi vefat etti, İçerenköy kabristanına defnolundu.
Lem’i Atlı, ufulünden az evvel, Reşad Ekrem Koçu’ya şu mektubu göndermişti:
Muhterem Beyim!
İstanbul Ansiklopedisine dercolunmak üzere arzuyi lûtufkârınıza tebean takdim eylediğim tercümeihal yazılarımdaki malûmatın daha mufassal ve şümullü bir sureti iktisab etmiş bulunması hakkındaki dilhâhınızı Tanburî Fahri Bey ağzından kaçırdı. Bu emelinizin pek beca olduğunu ve yazılarımda yarım asır evvelki musiki âlimlerine, musiki hocalarına, meşhur çalıcı ve okuyuculara dair malûmat vermek ve bâzı vekayii tezkâr ile intibaımı bildirmek suretiyle muhakemeli bir kalem cereyanı lüzumunu derpiş ile keyfiyeti zatı âlilerine bildirib eğer vakit müsait ise mütekaddim yazılarımı iade ettiğiniz takdirde mes’ulünüzün is’afına cehdü ikdam etmeği bir vecibe addedeceğimi arzetmek üzere iken gripal bir kan hücumu ile müterafik karaciğerin büyümesi ile kalb tazyiki teşhisiyle yatağa düşerek bugün kırk beşinci gündür hastalığın tehlikesini atlattık diyebiliyoruz. Bir iki gündenberi dostlarıma öteberi yazabiliyorum. Hulâsai mâruz ve meramım hazretim! Eğer bâlâda arzettiğim tamamlama keyfiyeti lâzım ve vakti zamanı müsait ise Fahri Bey oğlumla emir ve irsal buyurulduğu takdirde iki gün içinde takdim ve iade ederim.
Tabibi müdavim meşhur dahiliye hastalıkları mütehassıslarından Ömer Edib Ürer, Reşad Ekrem Koçu’nun baba dostu ve aile doktoru bir necib simadır; B.: Ürer, Ömer Edib) ile Suadiye komşularımızı korkutan bu hastalıktan inayeti ilâhiyeye dayanan bir hazikane tedavi sayesinde kurtuluşumdan birçok ehibbanın bîhaber kalmaları hasebiyle şahsıma ma’tuf kâzib bir şöhret ve nezdi âlilerinde kazanmış olduğum teveccüh ve kıymetten cesaret alarak iadei âfiyetimin matbuatın bir iki satırlık bir köşesine sıkıştırılmak suretiyle mümkün ise delâleti kerimanelerini istirham eder ve her türlü emirlerinize intizar eylerim muhterem beyim.
31.3.945 Lem’i Atlı
Suadiye - Şaşkınbakkal
Küçükağa Sokak No. 6
Üstadın emirleri üzerine: “Musikimizin büyük kıymetlerinden Lem’i Atlı, kırk beş gündenberi geçirmekte bulunduğu ağır bir hastalığın tehlikeli anlarını atlatmış ve nekahet devrine girer dostlariyle mektuplaşmağa başlamıştır. Bu hayırlı haberi kendisini sevenlere bildirmekle büyük zevk duyar ve üstada uzun ömürler dileriz” suretinde bir kaleme alınmış ve İstanbulun en büyük günlük gazetelerinden birinin şahsen sevdiğimiz ve hürmet ettiğimiz yazıişleri müdürüne neşri ricasını iblâğ eden bir mektupla beraber gönderilmişti. Bu bend maalesef neşredilmemiştir. Yegâne tesellimiz, uzak dahi olsa, mektubumuzun, muhatabının eline geçmemiş olması ihtimalidir.
T. Yılmaz Öztuna, İstanbul Ansiklopedisine gönderdiği bir notta Lem’i Atlı hakkında şu kıymet hükümlerini veriyor:
“Lem’i Atlı, musikimizin yalnız şarkı besteliyen yedi büyük üstadından biri ve sonuncusudur (diğer altısı: Tanburî Âşık Mustafa Çavuş, Hacı Ârif Bey, Başmüezzin Rifat Bey, Şevki Bey, Şemseddin Ziya Bey ve Mehmed Rahmi Beydir). Lem’i Atlı’nın birçok beste ve semaisi varsa da bunlar, büyük üstadların bu şekillerde meydana getirdikleri parçalardan çok aşağı bir kıymettedir. Onun için, Lem’i Atlı’yı yalnız şarkı bestekârı olarak kabul edip incelemek icabetmektedir. Notaları basılmış olan şarkıları çoktur; fakat her zaman yaşayacak ve söylenecek kıymette olanları, 30 kadar parçadan ibarettir Lem’i Atlı cidden itiraf etmek lâzımdır ki, — birçok bestekârlarımıza nazaran — öz besteler veren, kemiyete değil keyfiyete bakan bir sanatkârdır”.
Şark musikisi üzerinde salâhiyetle söz sahibi olan T. Y. Öztuna, büyük bestekârın lâyemut eserleri arasında şu şarkıları kaydediyor:
1) Hicaz şarkı: Sîneyi suzanıma ahım yeter; 2) Hicaz şarkı: Âteş-i suzanım... 3) Hicaz şarkı: Hastayım, yalnızım; 4) Hicaz şarkı: Sorulmasın bana ye’sim, garîki hicranım; 5) Hicaz şarkı: Severim her güzeli, senden eserdir diyerek; 6) Uşşak şarkı: Seni (?); 7) Uşşak şarkı: Neler çektim neler cânân elinden; 8) Uşşak şarkı: Günler geçiyor, gönlümün ezvakı tükendi; 9) Uşşak şarkı: Siyah ebrûların duruben çatma; 10) Karcığar şarkı: Bir gölge ol, beni peşinden koştur; 11) Karcığar şarkı: Hüsnüne etvarı nâzın şan senin; 12) Karcığar şarkı: Çeşmanı o mehvesin elâdır; 13) Rast şarkı: Yok mu cânâ âşıka hiç şefkatin; 14) Hicazkâr şarkı: Penbelikle imtizaç etmiş tenin; 15) Hüseynî şarkı: Zaman olur ki, kalır hacle-i visâlinde; 16) Nişaburek şarkı: Varsın gönül aşkınla harab olsun efendim; 17) Seddiaraban şarkı: İydini tebrik için ey gülizar; 18) Sultani yegâh şarkı : Andıkça geçen günleri hasretle derinden; 19) Ferahfezâ şarkı: Bilmem ki (?).
Lem’i Atlı
(Resim: Nezih)
Lem’i Atlının üfûlünden az evvel R. E. Koçuya gönderdiği mektup
Lem’i Atlının en çok sevdiği bestesi
(Güfte ve nota kendi el yazısıdır)
Theme
Folklore
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030124
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih
Description
Volume 3, pages 1308-1311
Note
Image: volume 3, pages 1308, 1309, 1310
Theme
Folklore
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.