Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÂTIFEFENDİ KÜTÜPHANESİ
Vefada Vefa Caddesiyle Tirendaz Sokağı ve Sarıbayezid Caddesinin teşkil ettiği dörtyol ağzında İstanbulun bir on sekizinci asır yapısı, büyük vakıf kütüphanelerinden biridir. Türk yapı sanatının da nefislerindendir. Vefa Caddesi ve Sarı bayezid Caddesi üzerinde bulunan cephesi; bu iki yolun teşkil ettiği kavşağın inhinasına uyarak alt katlar az muhaddep, son üçüncü kat da altı kanaldı bir yelpaze halinde açılmış çok güzel bir görünüşe sahiptir. Bir mütalâa salonu, bir kitap hazinesi ve vakıfın bugün mer’i olmıyan vakıfnamesi mucibince bulunacak üç hafızı kütübün yine bu vakıfname mucibince oturmağa mecbur oldukları üç meşruta evden mürekkep ve serapa üç sıra tuğla arasında kesme taştan yapılmış olan bu kütüphaneye Vefa Caddesi üzerinde büyük ve yarım daire şeklindeki kemerli bir kapıdan girilir. Bu sokak kapısının üzerinde Hicrî 1289 (1872) rakam tarihi taşıyan mermer kitâbesinde “Darül Kütibi Âtıf” yazılıdır. Bu kapıdan girilince üzeri tonos kemer örtülü uzunca bir dehlizden geçilir. Bu dehliz kütüphanenin bahçesine çıkar. Dehlizin üzerinde soldaki küçük bir kapı, dehlizi geçince sağda bahçeye açılan iki küçük kapı hafızı kütüblere meşruta evlerin iç kapılarıdır ki bu evlerin ayrıca sokağa açılan kapıları da vardır. Dehlizden bahçeye grilince karşıya gelen ve bodur bir kuleyi an...
⇓ Read more...
Vefada Vefa Caddesiyle Tirendaz Sokağı ve Sarıbayezid Caddesinin teşkil ettiği dörtyol ağzında İstanbulun bir on sekizinci asır yapısı, büyük vakıf kütüphanelerinden biridir. Türk yapı sanatının da nefislerindendir. Vefa Caddesi ve Sarı bayezid Caddesi üzerinde bulunan cephesi; bu iki yolun teşkil ettiği kavşağın inhinasına uyarak alt katlar az muhaddep, son üçüncü kat da altı kanaldı bir yelpaze halinde açılmış çok güzel bir görünüşe sahiptir. Bir mütalâa salonu, bir kitap hazinesi ve vakıfın bugün mer’i olmıyan vakıfnamesi mucibince bulunacak üç hafızı kütübün yine bu vakıfname mucibince oturmağa mecbur oldukları üç meşruta evden mürekkep ve serapa üç sıra tuğla arasında kesme taştan yapılmış olan bu kütüphaneye Vefa Caddesi üzerinde büyük ve yarım daire şeklindeki kemerli bir kapıdan girilir. Bu sokak kapısının üzerinde Hicrî 1289 (1872) rakam tarihi taşıyan mermer kitâbesinde “Darül Kütibi Âtıf” yazılıdır. Bu kapıdan girilince üzeri tonos kemer örtülü uzunca bir dehlizden geçilir. Bu dehliz kütüphanenin bahçesine çıkar. Dehlizin üzerinde soldaki küçük bir kapı, dehlizi geçince sağda bahçeye açılan iki küçük kapı hafızı kütüblere meşruta evlerin iç kapılarıdır ki bu evlerin ayrıca sokağa açılan kapıları da vardır. Dehlizden bahçeye grilince karşıya gelen ve bodur bir kuleyi andıran köşeli bina mütalâa salonudur. Bu salona, dehlizden bahçeye çıkınca sola rastlayan altı basamaklı bir merdivenle çıkılarak girilir. Merdivene gitmeden meşruta evlerden birinin altına rastlayan bir küçük çeşme vardır ki iki duvardan tek bir sütun üzerine atılmış gayet küçük, diğeri az büyükçe iki kesmeli bir saçak altına alınmıştır. Merdivenden çıkılınca bir camlı kapıdan kapalı ve küçük bir taşlığa girilir. Vaktiyle bahçe tarafına ve arkaya bakan kısımlar açık olduğu duvara yarı gömülmüş bir sütundan pek aydın olarak anlaşılan bu taşlık bilâhare tarihi tesbit edilemiyen bir tamirde bu iki açık kısmı örülerek erbabı mülâanın cemaatle namaz kılmalarına tahsis edilmiştir. Bu kapalı namazgâhta bahçeye açılan kapının tam karşısına rastlayan yine camlı bir kapıdan mütalâa salonuna girilir. Mütalâa salonuna girerken sağdaki duvar içinde büyük bir mermer üzerine Âtıf Efendi Kütüphanesinin vakfiye hulâsası hâk ve tesbit edilmiştir ki metni şudur:
Hâzihi hulâsatül vakfiye
Elhamdü lillâhi vesselâti alâ nebiyyihi ve alihi. Vakfiyyei mâmulün bihâmde zikrü tasrih olunduğu üzere kütübi mevkufem talâben an marazatillâh mânâsı ile ihyasına muvaffak olduğum işbu kütübhanemde hıfz olunup kütübi mezkûre istinsah ve istifade tariki ile rehin ile olursa dahi vechen minel vücuh taşra çıkarılıb bir kimseye verilmiye. Müsteid ve mütedeyyin üç kimse hâfızı kütüb olup hizmeti lâzimelerine bizzat kıyam idüb vekil nasb eylemiyeler ve kütüphanem ittisalinde bünyad edüb süknasını şart eylediğim üç bab kâgir menazilin herbirinde sâkin ve hâfızı kütüblük cihâtına mutasarrıf olmaları menâzili meşrutalarda bizzat sâkin olmaları ile meşrut ola ve eğer hilâfı şarti mezkûr menâzili mahsuslarında sâkin olmazlar ise cihatları refi ve hânei meşrutalarda sâkin olmağa ragib ve hizmeti lâzimelerini edâya kaadir mutemed kimselere verile. Hulâsai kelâm hâfızı kütüblük cihati bizzat hânei mezkûrelerde sâkin ve mutavaattın olmaları ile meşrut ola ve hâfızı kütüblik cihatının örfi beled gibi kasri yedi hilâfı şartım olmağla kasri yed murat edenler ruhsat verilmeyüb eğer ihzari fütur iderlerse ciheti refi şurûti mezkûreye mürai bir kimseneye tevcih oluna ve hâfızı kütüblik hizmeti vakfeylediği kütbi mûtebere mühafazasından ibâret bir mâna olmağla hizmeti mezbûreye kaim olanların mutemed kimselerden olması lâzimei halden olub hâfızı kütüblerin birisi bi emrillâhi tealâ fevt oldukda örfi belede kıyasen sâbi oğluna verildiği lâ muhalühü âhiri tevkile muhtac ve vekili olan kimse bizzat ciheti merkumenin mutasarrifi olmadığına binaen hizmetinde kusuru emri bedihi olmağla vechi meşruh üzere hâfızı kütüblük edâyi hizmeti meşrutaya müstenid olmayan sâbi oğluna tevcih olunmaya ve kütübhânem salı ile cumadan maada haftada beş gün tulûi şemsden bir saat mürurundan gurûbi şemse iki saat kalınca kütübhânem kapusu kapanmıya ve hâfızı kütüb olanlar müderrisini kiram ve kuzati zevil ihtiram ve eimme ve müezzinin ve kayum olmaya hasılı kelâm şurûti meşrutam üzre sabahtan akşamadek edâyi hizmeti mezkûreye mâni hizmeti olmaya ve hâfızı kütüb olan üç kimsenin mânii şeriyyeleri olmadığı halde her gün maan kütüphanemde mevcud bulunanlar ve mütevelli olanlar şurûti mezkûreye müracaatta ihtimamı tam ideler. Femen beddelehû bâ’dema semaa fe innema ismehû alellezine yü1 bedelûn İnnallahü semiün âlim. Sene 1154”.
Bu vakifeye sureti altındakitarihi de kütübhanenin inşa ve tesis tarihi olarak kabul etmek lâzımdır.
Mütalâa salonuna girer girmez soldaki demir kanadlı kapı kitab hazinesinin medhalidir. Kitab hazinesinin mütalâa salonuna bakan iki küçük penceresi vardır.
Mütalâa salonu bir murabba saha etrafında yelpaze halinde açılmış beş sofadan mürekkeptir. Bu sofaları yekdiğerinden menşur şeklinde duvarlar ayırır ki her sofanın bu satırların yazıldığı sırada rutubetten ötürü istimal edilmiyen birer küçük dolapçığı vardır. Her sofanın üstü da birer kemerle çevrilmiş olup kitab hazinesinin tam karşısına gelmek üzere sağdaki ve soldaki sofaların nihayeti hizasında istalâktitli iki ince mermer sütun üzerine atılmış ortadaki büyük, iki kitabedeki küçük üç kemerle mütalâa salonunun diğer üç sofası ayrı bir yer teşkil eder gibi olmuştur ki bu sofaların vaktiyle kibar ve ricale mütalâa yeri olarak tahsis edildiği tahmin edilebilir. Bu suretle bu mütalâa salonu yedi beşik kubbe ile kapatılmış bulunmaktadır ki dışarıdan bunların heyeti umumiyesi kiremit örtülü bir külâh çatı altına alınmıştır. Bu satırların yazıldığı sırada kitap hazinesinin tam karşısına rastlayan ortadaki sofa hafızı kütüblere tahsis edilmiş bulunmakta idi. Erbabı mütalâa için de ortaya iki büyük temiz masa ve sandalyalar konulmuştur. İki sıra pencerelerden bol ışık alan salon muhakkak ki huzur ve sükûn içinde çalışılacak yerdir.
Kitab hazinesinin mütalâa salonuna açılan kapısı üstünde mermer üzerine Yahya imzasını ve Hicrî 1155 tarihini taşıyan:
Fallahü hayrün hafîzen ve hüve erhamürrâhimin
levhası vardır. Bunun üstünde de bir tahtaya yapıştırılmış kâğıt üzerine Yesarizâdenin güzel bir tâlik hat ile bir Besmelei Şerifesi asılmıştır. Kitab hazinesinin salona bakan pencereleri üzerinde yine tahta üzerine yapıştırılmış kâğıtlarda iki tuğra bulunmaktadır ki sağdaki Hazreti Mevlâna’nın soldaki Muhiddin Arabî’nin adına tanzim edilmiştir ve her iki tuğranın metinleri de sağ köşelerinde açıklanmış, sol köşeleri sanatkârları tarafından imzalanmıştır. Mevlânanın tuğrasının metni:
Yâ hazreti şeyh Muhiddinül Arabî kuddise sirrühü.
olup Âtıf Efendi ahfadından Ömer Vahid Efendi kızı Emetullah Hanımın eseri olup Hicrî 1210 (1795) tarihini taşımaktadır. Muhiddin Arabî’nin tuğrasının metni de:
Ya hazreti şeyh Muhiddinül Arabî kuddise sirühü.
olup tevkıî Ömer Vahid Efendinin tuğrakeşi Mustafa Efendinin eseridir ve 1189 (M. 1775) tarihini taşımaktadır. Emetullah Hanım tuğrasının karşısına beyzî çerçeve içinde küçük bir kâbe resmi yapmıştır.
Mütalâa salonunu tezyin eden diğer levhalar şunlardır: Sikkei Hümâyûn ressamı Hacı Süleyman Efendi zade Hacı İsmail Efendinin 1251 (M. 1835) tarihli bir Besmelei Şerifesi; hattatı malûm olmıyan fakat istif ve üslûp bakımından muhakkak ki bir nefise olan bir “Fetebarekallhül ahsenül Halikin” levhası: Âtıfzâde mühürdarı Ebubekirzâde Devriş Mehmedin “Ültübül ilme minel mehdi ilellâhd” levhası, imzasız bir kelimei tevhid; Divanı Hümayun hacegânından Mehmed Emin Efendinin 1195 (M. 1781) tarihli İmam Burhaneddin Zernucî’nin “Tali mül müteallim” kitabından nakledilen Hadisi Şerif levhası.
Kitab hazinesi bilhassa rutubete karşı alınan tedbirlerle hususî bir yapı tarzına maliktir. Şöyle ki evvelâ kesme taştan yapılmış kemerler üzerine oturtulmuştur ki maalesef ne zamanın işi olduğu tesbit edilemiyen bir tamirde bu kemerler örülmüştür ve hazinenin altındaki temiz hava boşluğu kaybolarak burası âdeta bir bodrum haline sokulmuştur. Şimal rüzgârlarına karşı tamamen mahfuzdur. Ve günün uzun bir kısmında güneş içindedır. Zemin gayet kalın kalaslarla döşenmiş, kitab dolapları da ayrıca küçük oyma kemerli ahşap sedler üzerine oturtulmuştur. Dolapların camları da yoktur. Dolab kapakları altın yaldızlı tel kafeslerle bezenmiş olup bu kafesler de kapaklara mıhlanmış olmayıp inşasında örülmüşlerdir. Maalesef zamanla tellerin üzerindeki altın yaldız da dökülmüş ve mütevelliler tarafından yenisi sürülmemiştir. Pencereler de yangın afetine karşı çifte demir kapaklarla muhafaza altına alınmıştır.
Âtıf Efendi kütübhanesinin eski matbu fihristinde 2857 cild kitab mevcud olup 1945 de Maarif Vekâletine gönderilen istatistikte bu kütüphaneye sonradan giren eserler ile kitab mevcudunun 7447 cilde çıktığı görülmüştür. Umumî vakıf kütübhanelerin Maarif Vekâletine devrinden sonra bu kütübhaneye evvelâ bir memurla bir hademe tâyin edilmiş, bilâhare kadrosuna bir ikinci memur daha ilâve edilmiştir. Bu satırların yazıldığı sırada Âtıf Efendi Kütüphanesinin başmemurluğunda emekdar birisi olarak Abdullah Hulûsi Güzelyazıcı bulunuyordu ki İstanbul Ansiklopedisi, adını tesbit ederken böyle büyük bir kütüphanenin başında hakikaten nazik ve bilgili bir zat olduğunu bilhassa belirtir.
Bibl.: REK ve ME, Gn.
Atıfefendi Kütübhânesi, sokak kapusu, hâfızı kütublere meşruta odalar
(Resim: Salih Sinan)
Âtıfefendi Kütübhanesi, avluda kütübhâne kapusu
(Resim: Salih Sinan)
Âtıfefendi Kütüphânesi, mütalâa salonu
(Resim: Salih Sinan)
Âtıfefendi kütüphanesi, kitabhazinesi
(Resim: Salih Sinan)
Âtıfefendi kütüphânesi
(Plân: Reşad Sevinçsoy)
Theme
Building
Contributor
Salih Sinan, Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030096
Theme
Building
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Salih Sinan, Reşad Sevinçsoy
Description
Volume 3, pages 1276-1281
Note
Image: volume 3, pages 1277, 1278, 1279, 1280, 1281
Bibliography Note
Bibl.: REK ve ME, Gn.
Theme
Building
Contributor
Salih Sinan, Reşad Sevinçsoy
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.