Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ATEŞ GECESİ
Hıristiyanların, bilhassa rum ortodokslarının icra ettikleri bir yortudur ki, hassatan Tanzimattan sonra geçen asır ortalarından Cumhuriyet İnkılâbına kadar İstanbulun rumlar tarafından iskân edilmiş semt ve mahallelerinde pek coşkun eğlencelere vesile olur; Türklerden de uçarı külhaniler ve rindemeşreb zevk ve safa düşkünleri, ateş gecelerinde rum dilberleriyle ülfet ve sohbet fırsatını kaçırmazlardı.
İstanbul rumları, ateş gecesini 24 Haziranda yaparlardı; meydanlarda, büyükçe gazino avlularında büyük bir ateş, umumiyetle köhne bir kayıp yakılır etrafında işret ve cünbüş ile raksedilir, genç kızlar ve delikanlılar ateşin üstünden atlarlar, bu ateşten atlama uğur sayılırdı. Ateş gecesi, Hıristiyan azizlerinden Ayios Yuanis (Sen - Jan = Hazreti Yahya) adına yapılırdı; Emrullah Efendi merhumun “Muhitül Maarif” inde verdiği malûmata göre bu yortunun menşei, hıristiyanlıktan çok eskidir; eski Hind ve İranın ateşperestlik âdetlerinden biridir; Arab müverrihleri ateşperestlik bayramına “Mihri Can” demişler, onlardan İspanyollara “Magra Jan” şeklinde bozularak geçmiş ve ateş gecesine alem olmuş, bir taraftan da Sen - Jan (Hazreti Yahya) adına nisbet edilmişti. Yahudiler de, Kamış Bayramının bittiği gün ateş yakarlardı, hahamların eski urubaları ve kemerleri alınır, parçalanarak bunlard...
⇓ Read more...
Hıristiyanların, bilhassa rum ortodokslarının icra ettikleri bir yortudur ki, hassatan Tanzimattan sonra geçen asır ortalarından Cumhuriyet İnkılâbına kadar İstanbulun rumlar tarafından iskân edilmiş semt ve mahallelerinde pek coşkun eğlencelere vesile olur; Türklerden de uçarı külhaniler ve rindemeşreb zevk ve safa düşkünleri, ateş gecelerinde rum dilberleriyle ülfet ve sohbet fırsatını kaçırmazlardı.
İstanbul rumları, ateş gecesini 24 Haziranda yaparlardı; meydanlarda, büyükçe gazino avlularında büyük bir ateş, umumiyetle köhne bir kayıp yakılır etrafında işret ve cünbüş ile raksedilir, genç kızlar ve delikanlılar ateşin üstünden atlarlar, bu ateşten atlama uğur sayılırdı. Ateş gecesi, Hıristiyan azizlerinden Ayios Yuanis (Sen - Jan = Hazreti Yahya) adına yapılırdı; Emrullah Efendi merhumun “Muhitül Maarif” inde verdiği malûmata göre bu yortunun menşei, hıristiyanlıktan çok eskidir; eski Hind ve İranın ateşperestlik âdetlerinden biridir; Arab müverrihleri ateşperestlik bayramına “Mihri Can” demişler, onlardan İspanyollara “Magra Jan” şeklinde bozularak geçmiş ve ateş gecesine alem olmuş, bir taraftan da Sen - Jan (Hazreti Yahya) adına nisbet edilmişti. Yahudiler de, Kamış Bayramının bittiği gün ateş yakarlardı, hahamların eski urubaları ve kemerleri alınır, parçalanarak bunlardan kalın bir fitil örülür, bunlarla meşaleler yapılır, meş’aleleri dinî vazifelerinde taassubları ile tanınmış kimseler yakarak ve dinî manzumeler, ilâhiler okunarak dolaşırlardı.
İstanbulda, ateş gecelerinde, fartı işret yüzünden, yer yer vak’alar çıkardı; hattâ bazen kan da döküldüğü olurdu. 25 Haziran 1306 (M. 1890) tarihli Sabah gazetesinin şehir havadisleri arasındaki şöyle bir fıkra vardır: “Pazar gecesi mileli hıristiyaniyenin ateş geceleri olmak hasebiyle leylei mezkûrede gerek Beyoğlunda gerek şehrimizin muhtelif yerlerinde ahalii mezkûre gecenin altısına kadar icrayi âyin eylemiş ve hiç bir vukuat olmamıştır”.
Aşağıdaki manzume de, geçen asır ortalarının rind şairlerinden Ayni tarafından, Yanko adında dilber bir meyhaneci çırağı hakkında lâtife yollu yazılmıştır.
Âteş Gecesi meclisi nûr eyledi Yanko
Sâki! kadehe bâdeyi bû şevkile yan ko
Dâmadı melâmetzede ol pîri mugaane
Bintülinebi haclegehi câme ayan ko
Zünnâr seri zülfine bend olduğu günde
Bir muğbeçenin aşkına can oldu piyanko
Yine bu şair, o zamanlar pek meşhur olan Kuruçeşmenin ateş geceleri üzerine şu beyti söylemiştir:
Döktü çeşmim gami keysû ü ruhinle hûnâb
Kuruçeşme şebi âteşde bulur âbile tâb
Ahmed Rasim de, Malûmat’a yazdığı şehir mektuplarında, İkinci Abdülhamid devrinin Makriköyündeki (Bakırköy) bir ateş gecesini şöyle tasvir ediyor:
“Ateş gecesi. Bu münsabet köyü hıncahınc doldurdu. Trenler züvvar ile malâmal olarak geldi. Kumpanya yine düdüğünü öttürdü.
“Zeytinlik sahili dilnişininde terennümsâz olan ve meşhur udî İbrahimin nağamatı lâtifesiyle tarzı ihsası bir kat daha ruha dokunan Arab çalgısı yalelliler, mavelliler, şefgonilerle raksâveri vicdan oluyor. Bu musiki devri makamat noktai nazarından kulaklarımıza yabancı gelmiyor. Usulde darbukanın icaddettiği bir nevi hoş darbeler harekâtı raksiyeyi daha ziyada tanzim için ihdas olunmuş olsa gerek. Elhanı Arab, o girintili, biter gibi görünürken bir daha uyanan mütekerer nağmelerle âdeta kanaatden ziyade tamaha hizmet ediyor.
“Dün hava biraz rüzgârlı olduğu için terlemek gibi insanı iz’aç eden sıkıntılar yoktu. Hava, bâdeperestân için bir küşayişi lâtif içinde kaldığından saat sekizde kadeh çevirenler on ikiye doğru birer birer dökülmeğe başladılar. Fakat ne temaşa! Bakılmakla doyulmaz. İskemle üzerinde sızanlar müstesna olmak üzere iç kuşağını üstüne bağlayanlar, omuz kaldıranlar, bıyık buranlar etrafı göreyim diye gayret ettikçe göz kapağına tahammül eden acibütte’sir ve garibünnüfuz bir kuvvetin saikasiyle kürei ayının yalnız beyaz cihetini gösterenler, saatlerce saata baktığı halde tren vaktini bir türlü hesap edemiyenler, kimbilir ne türlü bir hâtırai yâr ile ağlayanlar, koşma, semai, divan isteyenler güzelce eğlendiler. Vasil, kemençe deyince namı hatıralarda, gönüllerde ayrı ayrı iştiyak ve tarab uyandıran bu üstad yanında refiki Hristo Usta, lavtacı Ovrit vesaire olduğu halde Sakızağacında İspironun dükkânın, karyenin en müferrah, en salibi arâm olan dili üzerinde icrayi âhenk ediyor. Vasil, feyzi mahsusu musiki perverânesini, musikii osmânîde haiz olduğu kuvveti, kudreti, musikimize bahşeylediği tavrı lâtif, bize yadigâr bıraktığı terennümatı şairânesi en güzide, en âli hissiyat ile mâli olan peşrevi ile burada tabiatın şu sevahilde en ziyade mekşuf olduğu panoraması huzurunda neşrü isbat ederek taksimleri ile dinleyenleri neş’eyab ediyor. Vasil indinde bir şairi musikidir. Dün gece, üstadı olduğu musikinin kendi ruh ve kalbi üzerinde uyandırdığı hissiyata mağlûb olarak gece yarısına kadar yayını elden bırakmadı, kendisini seven, takdir eden birkaç perestişkârı musiki ile âdeta hususî denecek surette bir bezmi cûşacûşu edeb vücuda getirdi, var olsun.
“Piyasa benim Anastaşla hemâhenk, kanunî Mihal ile vâyedarı şevk, Lavtacı Lâmbo ile sen, Ulah çalgıcılariyle alafrangadan müstağni, Tam saat dört buçukta meydanda kurulan sandal ile içindeki fişenk kaptan alevler, patırdılar içinde kaldı. Güzel bir manzara husule geldi. Çoklu çocuk, familyalar, ihtiyar, genç, köylü, yabancı orasını doldurmuştu. Zabıtaya, polise teşekkür olunur. Herkes emniyet ve itimadla gezinip gülüp eğlendi. Hoşça bir âlem edildi”.
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030079
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1270-1272
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.