Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AŞURE
Nuh Peygamberin gemisi Tûfandan kurtulduğunda, gemide kalan erzâkın toplanıp karıştırılmasiyle pişirilen aşın hâtırası olarak Hicrî takvim ile Muharremin onuncu günü pişirilen âşurenin, İstanbulda da başta Sarayı Hümâyun gelmek üzere asırlarca devam etmiş zengin bir an’anesi vardı; en yoksul aile ocağına varınca, Muharremin onundan bu ayın sonuna kadar âşure pişerdi.
An’ane perest bir İstanbul konağında aşure merasimi şudur:
Aş pişip de kazan ocaktan yere indirildiğinde, evin en yaşlısı kazanı karıştırarak bir yâsini şerif okur, kazanın üstüne üfler ve kalaylı tarafı içine gelmek üzere kazanın üstüne bir tepsi kapar. Kâseler hazırlanıp da âşure üleştirilmesine başlandığında; kazanın buğusu ile terlemiş olan tepsi kaldırılıp; evvelâ evin beyine, hanımına ve çocuklarına götürülecek kâseler doldurulur ve bu terli tepsi ile beraber götürülür; bey, hanım, evin çocukları sıra ile birer salâvatı şerife getirerek o terden birer parmak alıp göz kapaklarının üstüne sürerler, yılına kadar göz ve baş ağrısı çekilmez derler; aşçıya ve yamaklarına yahut o gün için âşureyi pişirene ve yardımcılarına bahşişler verilir; bundan sonra o terli tepsi, bütün ev halkına dolaştırılır.
Âşure ailenin hal ve vaktine göre, gümüş veya kalaylı bakır tepsilere dizilmiş ve üzerine sırmalı, işlemeli peşkirler ör...
⇓ Devamını okuyunuz...
Nuh Peygamberin gemisi Tûfandan kurtulduğunda, gemide kalan erzâkın toplanıp karıştırılmasiyle pişirilen aşın hâtırası olarak Hicrî takvim ile Muharremin onuncu günü pişirilen âşurenin, İstanbulda da başta Sarayı Hümâyun gelmek üzere asırlarca devam etmiş zengin bir an’anesi vardı; en yoksul aile ocağına varınca, Muharremin onundan bu ayın sonuna kadar âşure pişerdi.
An’ane perest bir İstanbul konağında aşure merasimi şudur:
Aş pişip de kazan ocaktan yere indirildiğinde, evin en yaşlısı kazanı karıştırarak bir yâsini şerif okur, kazanın üstüne üfler ve kalaylı tarafı içine gelmek üzere kazanın üstüne bir tepsi kapar. Kâseler hazırlanıp da âşure üleştirilmesine başlandığında; kazanın buğusu ile terlemiş olan tepsi kaldırılıp; evvelâ evin beyine, hanımına ve çocuklarına götürülecek kâseler doldurulur ve bu terli tepsi ile beraber götürülür; bey, hanım, evin çocukları sıra ile birer salâvatı şerife getirerek o terden birer parmak alıp göz kapaklarının üstüne sürerler, yılına kadar göz ve baş ağrısı çekilmez derler; aşçıya ve yamaklarına yahut o gün için âşureyi pişirene ve yardımcılarına bahşişler verilir; bundan sonra o terli tepsi, bütün ev halkına dolaştırılır.
Âşure ailenin hal ve vaktine göre, gümüş veya kalaylı bakır tepsilere dizilmiş ve üzerine sırmalı, işlemeli peşkirler örtülmüş porselen, gümüş veya kalaylı bakır kâselerle, konu komşudan başlanıp akraba ve eşe dosta üleştirilir. Âşure kâseleri, bir bereket inanı olarak yerine, yıkanmadan iade edilir. Kapıya gelen fakir fukara, kendi kâselerini getirirler.
Birinci Mahmudun sırkâtibi olan Salâhi Efendi, bu hükümdarın hayatına ait 1148 (M. 1735) muharreminden başlamak üzere dört senelik bir hâtıra defteri tutmuş olup on sekizinci asrın ikinci yarısındaki Osmanlı sarayı hayatı bakımından çok kıymetli bir vesika bırakmıştır: Bu defterin 11 muharrem 1148 tarihine rastlıyan vukuat sahifesinde şöylece bir kayıt vardır:
“Sandal ile Beylerbeyi sahilsarayına gittiler; yolda Beşiktaşa uğrayıp Haremdeki yeni kasırda kahve içip dinlendiler. Nâdide bir şekilde tanzim edilmiş olan has bahçedeki çiçekleri temâşa ettiler, gönülleri kat kat açılarak yine sandal ile Beylerbeyi sahilsarayına indiler. Yeni yapılmış bağ kasrında dinlendikten sonra sahilsarayın haremindeki bölme denizin ayna gibi mücellâ ve duru suyuna ayarı hâlis altınlar atıp gözde nedimleri ve dilsiz ve cüce kullarına kapışmaları işaret olundu, onların suya atılmaları pâdişahı kahkahalarla güldürdü.
“İkindiden sonra, âşure günü olduğundan, biri nefsi nefisi hümâyunları, diğeri de maiyetleri için, haremden iki büyük maşraba anberli ve miskli âşure getirildi. Yenilip zevku safa buyurulduktan sonra yine filikalarına binip saraya döndüler”.
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030017
Tema
Folklor
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 3, sayfa 1178
Tema
Folklor
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.