TR
Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
About
Istanbul Encyclopedia
Reşad Ekrem Koçu
Web Project
Entries
❯
Volume 3: Aş-Ba
AŞK MUHABERELERİ
Asırlar boyunca birbirlerine gönül vermiş İstanbulluların aşk muhabereleri, Büyükşehir hayatının ihtişamına ve Türk dilinin İstanbul ağzı zarafetine denk zenginliktedir. Eski güzel örneklerden bir tanesini, on sekizinci asır ortalarında ingiliz elçisini zevcesi olarak İstanbulda bulunmuş Lady Montagu naklediyor; bu seçkin ingiliz edibesi Londradaki dostlarından birine gönderdiği bir mektupta şunları yazıyor: “Bir muhabbetnâme ele geçirdim; (bu, içinde birçok şeyler bulunan bir kesedir. Sırası ile çıkarılacak şeylere göre) tercümesini yazayım: İnci = Sensin güzellerin genci Karanfil = Karanfilsin kararın yok Gonca gülsün timârın yok Ben seni çoktan severim Senin benden haberin yok Pul = Derdime dermen bul Kâğat = Bayılırım saat saat Armut = Ver bana bir umut Sabun = Aşkınla oldum zabun Kömür = Ben öleyim, size ömür Gül = Ben ağlayım, sen gül Hasır = Olayım sana esir Çuha = Üstüne bulunmaz baha Darçın = Sen gel, ben çekeyim senin harcın Çıra = Aşkınla oldum çıra Sırma = Gözünü benden ayırma Saç = Başıma sensin taç Üzüm = A beni...
⇓ Read more...
Asırlar boyunca birbirlerine gönül vermiş İstanbulluların aşk muhabereleri, Büyükşehir hayatının ihtişamına ve Türk dilinin İstanbul ağzı zarafetine denk zenginliktedir. Eski güzel örneklerden bir tanesini, on sekizinci asır ortalarında ingiliz elçisini zevcesi olarak İstanbulda bulunmuş Lady Montagu naklediyor; bu seçkin ingiliz edibesi Londradaki dostlarından birine gönderdiği bir mektupta şunları yazıyor: “Bir muhabbetnâme ele geçirdim; (bu, içinde birçok şeyler bulunan bir kesedir. Sırası ile çıkarılacak şeylere göre) tercümesini yazayım: İnci = Sensin güzellerin genci Karanfil = Karanfilsin kararın yok Gonca gülsün timârın yok Ben seni çoktan severim Senin benden haberin yok Pul = Derdime dermen bul Kâğat = Bayılırım saat saat Armut = Ver bana bir umut Sabun = Aşkınla oldum zabun Kömür = Ben öleyim, size ömür Gül = Ben ağlayım, sen gül Hasır = Olayım sana esir Çuha = Üstüne bulunmaz baha Darçın = Sen gel, ben çekeyim senin harcın Çıra = Aşkınla oldum çıra Sırma = Gözünü benden ayırma Saç = Başıma sensin taç Üzüm = A benim iki gözüm Tel = Ölüyorum tez gel Biber = Bana yok mu bir haber Görüyorsunuz, bu muhabbetnâme manzumdur. Zannediyorum ki Türk erkeklerinde, bu çeşit muhabbetnâmelerde kullanılmak üzere bir milyon mısra var. Renk, çiçek, ot, meyva, çalı, çakıltaşı, tüy yoktur ki hususiyetini göstererek tanzim edilmiş bir mısraı olmasın. Bir damla mürekkebe muhtaç olmadan bu suretle, serzenişlerde bulunmak, dostluk ve aşk mektupları göndermek, yahut sadece hatır sormak, hattâ havadislerle dolu mektuplar göndermek mümkündür.” (B. : Montagu, Laydy Mary). Yine ayni büyük muharrir, Londradaki dostlarına gönderdiği diğer bir mektupta şunları yazıyor: “Kadınlar, âşıklarına buluşma yeri olarak ekseriya Yahudi dükkânlarını tayin ediyorlar. Burada Yahudiler her yola geliyorlar. Birçok erkekler, hiçbir şey almağa ihtiyaçları olmadığı halde sırf kadın yakalamak için bu dükkânlara girip öteberi alıyorlar. Kibar kadınlar âşıklarına pek seyrek görünüyorlar. Ekseriya bir erkek bir kadın ile altı ay münasebette bulunuyor da kim olduğunu öğrenemiyor...”. Aşağıdaki satırlarda, Ahmed Rasimin bu mevzu üzerine kaleme alınmış hâtıralarından derlenmiştir: “Elli yıl evvellerine gelinceye kadar, âşık ile ma’şukanın, yollarda, mesîre yerlerinde, tramvaylarda, vapurlarda, kaş ile göz ile, çeşitli eşya diliyle, hulâsa, İstanbul külhanilerinin “işmar” dedikleri pandomima (B.: İşmar) ile birbirlerine bütün hislerini döktükten sonra, buluşmaları, baş başa birkaç gece geçirmeleri, cidden zor, hattâ bazan imkânsızdı, her iki taraf için de büyük tehlike ve felâketleri göze almak ile ancak tahakkuk edebilen bir saadetti. Âşık ile mâşuka arasında, “Post restant” ların ve Telefonların bulunmadığı o devirlerde, canlı muhabere vasıtaları vardı, bunlar da, pek çoktu, başlıcaları şunlardı: “Süt nineler, kalfalar, her eve girip çıkan bohçacı kadınlar, hanende ve sâzende karılar, bildik hamam ustaları, hamam natırları, evdeki beslemeler, dışardan gelen kolacı, gömlekçi, terzi dudular, vaktiyle başından aynı haller geçmiş muhibbeler, sır açılan hemşireler, siyah bacılar, işgüzar komşu hanımlar, büyücü, kurşuncu, okuyucu kadınlar, çarşı içinde bu işlerin ustası dükkân sahipleri”. Hicrî 1290 (M. 1874) yılında İstanbulda basılmış Emin Nihadın Müsameretnâme adındaki hikâye serisinin altıncı ve yedinci cüzülerini teşkil eden “Vasfi Bey ile Mukaddes Hanımın sergüzeşti” adındaki hikâyesinde, geçen asır sonlarının günlük hayattan alınmış bir muaşaka faslı ve o devrin muaşaka mektupları örnekleri vardır. Bu vak’anın kahramanlarından biri de, Vasfi Beyin muhabbet ulaklığını yapan Husrev adında bir uşak-köledir. Mektup örnekleri şunlardır: Köle Hüsrevden Vasfi Beye Beyim efendim Tahkikime göre bugün Kâathaneye azimet efkârınızca bâisi muvaffakıyet olacağından keyfiyeti tebşir ile bu saat Aksarayda mâhud perükârda teşrifinize muntazır olduğumu arzederim. Olbapta irade efendimindir. Köleniz Hüsrev Vasfi Beyden Mukaddes Hanıma Hayatı cânım efendim Nazarı iffedinize arzedecek hâcet yok, lâkin derdi dile dârûyi iltifatınızdan başka çare yoktur. Dil, hâkipâye her bâr ariza takdim etmek diler. Fakat sureti takdiminde talimatınıza müracaat eylerim. Dua ve hayaliniz ile kesbi ibtihaç ve bekaayi teveccühatı kalbiyenize arzı ihtiyaç eylerim. Her halde merhamet efendimizindir. İmza Üftâdeniz Mukaddes Hanımdan Vasfi Beye Mürüvvetkârım efendim Lûtufnameniz bâisi memnuniyet, tervici iltimasınız ise sahih olsun cana minnettir. İnşallah düşünüp buna bir çâre bulur ve tarafınıza tahriren arz ile nezdi vefakârilerinde makbul olurum. Olbabda mürüvvet efendimindir. İmza Muhibbeniz Mukaddes Hanımdan Vasfi Beye Vefaşiarım efendim Cuma günkü verdiğim vâd üzerine muhabere için o kadar düşündüm o kadar düşündüm bir çâre bulamadım. Az kaldı ki bu yüzden nazarınızda mahcup kalacaktım. Hele bereket versin o yolda düşüne düşüne geceleri tâbeseher ukum kaçması dadıma aşırı halde merak vererek mübremâne halimi sual ettirdi ve kendisi gerçekten hayırhâhım ve her veçhile mahfazai râz ve esrarım olduğundan, endişei kalbim ise ketmolunamaz dereceye geldiğinden artık o halde bende bir türlü dayanamıyarak kendisine biraz keşfi zamir ile hâli pürmelâlime acındırıp pek çok ricalarla işbu arizaı cariyânemi desti mahremânesiyle takdim eyledim. İşte tarafı vefakârilerinden dahi vâad olunan lûtufnâmenin kendisine teslimen irsalini rica ve bekaayı teveccühatı kalbiyenize iltica eylerim. Olbabda inayet efendimindir. Imza Mecbureniz Vasfi Beyden Mukaddes Hanıma Çaresâzım efendim Gönül ki zâti ismetinize bend oldu, o bir hümâ idi ki evci melâhatde kararın buldu. Lâkin üftâdeniz ki böyle perişan halimdir, şehberi lûtfunuz yâr olmadıkça zirvei maksûde vüsulü muhaldir. Mamafih lûtfunuzdan ümitvarım, yoksa çoktan helâk olurdu dili zârım. Mademki rahmü şefkatinizden kat’i ümid etmem, can tende oldukça derbânı olduğum bâbı merhametinizden ayrılıp bir yere gitmem. İşte hâlü şânım budur arzeyleyecek, mürüvveti kalbiyenize dehaletten başka yoktur söyliyecek. Ancak muntazırı lûtfu hâsınız ve ümitvârı vâadı visâliniz olduğumu arz ile iktifa ederim. Herhalde ihsan efendimindir. İmza Biçareniz Mukaddes Hanımdan Vasfi Beye Mürevvici arzuyu cânım efendim İkinci tezkirenizde müjde veren teveccühâtı kalbiyeniz zaten hakkı vefakârilerinde aslâ zevalpezir olmayan şem’i itimadıma birkaç derece daha revnakbahş oldu. Bu yüzden aşırı müftehir bulunduğum gibi sûreti mihrü vefâda olan müsâbekaatinize dahi ne veçhile teşekkür edeceğimi bilemem. Çünkü muhibbeniz gönlümün en kıymetli bir şerefi olan temayülâtı kalbiyenizi kazandığım gündenberi kendimi o kadar mukbil ve o kadar bahtiyar addederim ki eğer cihanda benim için bir hâli saadet var ise o da ancak hakkımdaki bekaayi teveccühünüzdür. Bu sebepten câriyeniz şimdiye kadar vefâsından şüphe etmediği kalbi sâdikaanenize itimaden tarafınızdan zuhûrâta muntazır olmuş ve tıflı dili senelerce o bâzicei üimid ile oyalamış durmuştum. Nihâyet ni’mettesadüf mukaddemâ Kâğathâne yokuşunda ettiğim teşerrüf derûnumda hirzican gibi sakladığım ümidimi tecdid eylediği gibi andan sonra arasıra penceremizin önünden geçmeğe rağbet ile mecbûrenizi memnun ve müstefid etmenize takdiri kıymetten âcizim ve ben de vakti bilinmeyen teşrifinize ihtiyaten her saat muntazir olduğum halde ya pencereden arzı rûyü şükraniyet etmek veya hiç olmazsa muntazir buluduğumu kafes ardından olsun bildirmek vazifei memlûkiyet ise de ne çâre ki bildiğiniz veçhile nazarı rekabetinde buluduğum üvey vâlidemin aslâ halden anlamaması ve hasbelgaraz habbeyi kubbe etmesi şerrinden temkin ve sükûnete mecbur ve işte bundan dolayı nazarı affınızda pürkusur bulundum ve yine cürmümün affını rica ve devâmı teveccühâtı fuâdiyenizi istida ederim herhalde lûtuf ve kerem efendimindir. İmza Muhibbeniz 1947 yılıda onbeş onaltı yaşlarında Yâkub adında bir şerbetçi çırağının yine ayni yaşlarda Şükran isminde bir zarfcı-kutucu çırağına gönderdiği manzum aşk nâmesi bu ansiklopedinin yazı erkânından Burhan Olker’in armağanı olarak arşivimize girmiştir: muharririn tasvir ettiği şirin bir sahne ile şehir kütüğüne mal ediyoruz. “O yıl haziranının tatlı bir ikindi vakti, on altı yaşlarında, koyu kumral saçlı, büyük Fransız ressamı W. Bouguereau’nun Eros’larına benzeyen hakikaten güzel bir oğlan, sırtında kolları dirsek üstüne kadar kıvrılıp sıvanmış beyaz mintan, açık mâvi bez pantalonun paçaları ayak bileklerini örtemeyecek kadar kısalmış, tertemiz çıplak ayaklarına ökçeleri basık yemeni geçirmiş, belinde kırmızı bir peştamal, dükkândan sokağa çıkarken büküp toplamış, beline kuşakvâri dolamış büyükçe ve uzun uzun parmaklı elleri belli ki dâima su içinde, kızarmış, kendisi de hırçın, gazablı, yalın ayak ve tülü kafa bir oğlancığa bir kâğıd verdi: — Koş, bunu ver, hem söyle ona, naz istemem, dükkânın önünden her gün mektepli kızlar geçiyor, çekerim onlardan birini, konuşurum, ben çıraksam o da hanım değil ya, kotucu çırağı!.. dedi. “Çarşı boyu yol dik bir yokuştur, mahbûbe yokuşun üst başında, pırpırı oğlandan güzel şerbetçi çırağının mektubunu aldı ve açmadan yürüdü. Güzellikten yana kız, şerbetçinin eline değil ayağına su dökemiyecek, otuz, kırk adım kadar sonra nâmeyi açtı, okudu. Herhalde mektepli kızlarla kendisine meydan okumasına kızmış olacak, mektubu yırttı, yırtıkları buruşturdu ve bir duvar kenarına çarparcasına attı. Yetişdim, tek parçası kaybolmadan topladım, cebime koydum, kız koşa koşa döndü, gözler yaşlı ve ne kadar gariptir ki ağlayınca güzelleşmiş, azıcık evvel attığı kâğıtları yerinde bulamayınca şaşırdı, yoldakilere de bir şey soramadı, yutkuna hıçkıra giderken dayanamadım, sırtını okşayarak: — Kızım, dedim, yırttığın mektubu şerbetçi güzeli almadı,ben aldım, ama sana vermiyeceğim... “Yüzüme bir vahşî ahû gibi baktı, bu bakış ile daha daha güzelleşdi ve sonra kaçtı”. Mâsum aşk nâmesi aydın olarak göstermektedir ki şerbetçi çırağı Yakub’da körelmeğe mahkûm bir şiir istidâdı vardır, Büyükşehrin günlük hayatının binbir cilvesinden kıymetli bir vesika olan bu aşk nâmesinin imlâsını aynen muhafaza ediyoruz: şukrancım sni seviyorum Çok ama pek çok senin bni sevdiğinden haber yok ben bir fakir Çocum ama gölnüm zengin snin sevginle deniz gbi derin Mektepli dilim ama okur yazarım şerbetçiyim yoktur cumam pazarım sni görünce eser kfamda yeller örendim ki buna aşk derler on Beş yaşımdayım hemde güzelim şukranım seninle sevşelim gezelim pazara izin verecek ustam bana işte bende haber verdm sana yeni espaplarmıda gyerim sni park kapsunda sat onda beklerm şukran gelmessen bozuşuruz senle ben Kızlara dalga geçtirmem benle başka güzel Kız bulrum knuşurum bana Şerbetci yakup dimişler yavrum hem aşıkım hem şairim ben bilirim seversin bnide sen gelmezsen fazla yalvarmam sni bende hiç aramam gelmessen artık geçme dükan önünden namussuzum bakmam yüzne kes umudu benden gencim güzelim bana Kız çok ama sna Şerbetci yakup yok şukrancıma bu mektup yazan Şerbetci yakup
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM030012
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 3, pages 1174-1177
See Also Note
B. : Montagu, Laydy Mary; B.: İşmar
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
In collaboration with  
Rights Statement
Cookie Policy
LPPD