Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AŞK-I MEMNÛ
Türk edebiyatında modern roman yolunu açan Hâlid Ziya Uşaklıgil’in en değerli, kendisinin de en beğendiği eseri. Nakledilen İstanbullu bir ailenin hayatıdır; vak’a Boğaziçinde geçer.
Eserin kahramanlarından biri olan Adnan Bey, zengin, orta yaşlı, kibar, yakışıklı bir adamdır. Genç yaşında karısını kaybettikten sonra bütün sevgisini iki evlâdına vermiştir; kızı Nihal annesizliğini kardeşi Bülend ile babası Adnan Beye olan derin sevgisi ile unutmaya çalışıyor, gönül yarasını bu sevgi ile bir dereceye kadar tedâviye imkân buluyordu. Adanan Beyin yalısında uşaklar, lalalar ve mürebbiyelerle oldukça kalabalık bir aile dekoru arasında hepsi mesud, temiz ve güzel bir hayat yaşamakta idiler. Adnan Bey sık sık çocuklarını mahun sandala alarak Boğaziçinde deniz safası sürerlerdi. Böylece yıllar gelip geçer. Bir gün Göksunun tanınmış bir ailesi olan Firdevs Hanım takımı ile karşılaşırlar. Firdevs hanımlar serbest yaşarlar, keyf ve eğlenceye düşkündürler, yirmi iki yaşlarındaki kızları Bihteri Adnan Bey çok beğenir, o günden sonra tesadüfler sıklaşır, sandallar birbirlerine yaklaşır, göz âşinâlıklarını tebessümler, selâmlar, onları da konuşmalar takip eder. Bu işde ilk ümide düşen genç yaşta iken dul kalmış olan kırk beşlik Firdevs Hanım olur, fakat çok geçmeden Adnan Beyin Bihteri istediği...
⇓ Devamını okuyunuz...
Türk edebiyatında modern roman yolunu açan Hâlid Ziya Uşaklıgil’in en değerli, kendisinin de en beğendiği eseri. Nakledilen İstanbullu bir ailenin hayatıdır; vak’a Boğaziçinde geçer.
Eserin kahramanlarından biri olan Adnan Bey, zengin, orta yaşlı, kibar, yakışıklı bir adamdır. Genç yaşında karısını kaybettikten sonra bütün sevgisini iki evlâdına vermiştir; kızı Nihal annesizliğini kardeşi Bülend ile babası Adnan Beye olan derin sevgisi ile unutmaya çalışıyor, gönül yarasını bu sevgi ile bir dereceye kadar tedâviye imkân buluyordu. Adanan Beyin yalısında uşaklar, lalalar ve mürebbiyelerle oldukça kalabalık bir aile dekoru arasında hepsi mesud, temiz ve güzel bir hayat yaşamakta idiler. Adnan Bey sık sık çocuklarını mahun sandala alarak Boğaziçinde deniz safası sürerlerdi. Böylece yıllar gelip geçer. Bir gün Göksunun tanınmış bir ailesi olan Firdevs Hanım takımı ile karşılaşırlar. Firdevs hanımlar serbest yaşarlar, keyf ve eğlenceye düşkündürler, yirmi iki yaşlarındaki kızları Bihteri Adnan Bey çok beğenir, o günden sonra tesadüfler sıklaşır, sandallar birbirlerine yaklaşır, göz âşinâlıklarını tebessümler, selâmlar, onları da konuşmalar takip eder. Bu işde ilk ümide düşen genç yaşta iken dul kalmış olan kırk beşlik Firdevs Hanım olur, fakat çok geçmeden Adnan Beyin Bihteri istediğini öğrenir, çok canı sıkılır, Adnan Beyin yaşını ileri sürerek mâni olmak ister, lâkin kızı Bihterin bilâkis bu izdivaca rizası ile karşılaşır. Aslında ise Bihter, Adnan Beyin yaşını değil, servetini düşünmektedir, izdivaca engel olarak gördüğü de sâdece Adnan Beyin iki çocuğudur. Kız, bu meselenin hallini ileriye bırakarak Adnan Beyle evlenir.
Bihter Adnan Beyin yalısına gelince yalının asîl sükûneti bozulur. Yeni hanım gelince yalıda bir de Behlûl Bey peydâ olur, Adnan Beyin bir yeğeni.
Bihter daha ilk aylarda evin küçük hanımı Nihali gölgede bırakarak yalının hâkimi kesilir, her kapuya kilid vurur, bu tahakküm ailenin emekdarlarını gücendirir, birer birer uzaklaşırlar. Bu arada Adnan Bey oğlu Bülendi de, Bihterin tazyiki ile yatılı mektebe verir. Evin tenhalaşması, bilhassa kardeşinin uzaklaşması Nihali son derecede üzer, babasına boş yere derd yanar.
Beklenmedik bir hâdise daha olur, Firdevs Hanım kendi takımı ile Adnan Beyin yalısına yerleşir. Anası geldikten sonra, yavaş yavaş Bihterle Behlûl arasında memnu bir aşk başlar. Biri kocasına diğeri dayısına ihânet ederken mukaddes aile çatısının çökmekte olduğunu ilk gören Nihalin mürebbiyesi matmazel De Courtan olur, bütün sevgisine rağmen kızı bırakıp Parise gider. Nihalin yanında gölgesi gibi dolaşan tek sâdık sîma küçük uşak Beşir oğlan kalır, münasebetsiz havadan o da bîzardır, fakat küçük hanımı yalnız bırakamaz.
Nihal evlerinde garip bir şeyler dönmekte olduğunu sezer, sıkılır ve sık sık aile yuvasından kaçıp adadaki halasının yanına gider. Bir gün adada, kendisini Behlûl ile nişanlamak istediklerini duyar, önce kızar, isyan eder, fakat babasının telkini ile yumuşar, razı olur. Mizacları birbirine uymayan bu kardeş çocukları arasında, farkına varmadan bir aşkda başlar. Delikanlı da ilk defa ciddî bir sevginin ruhunda yarattığı heyecanın zevkini duymağa başlar. Fakat Bihter bu izdivaca mâni olacaktır, Behlûl’un kendisinden usandığını ve kaçmakta olduğunu görünce delikanlıya bir tehdit mektubu yazar. Zeki çocuk küçük Beşir Bihter Hanımın da peşindedir, bu mektubu ele geçirir, adaa gidip küçük hanımına verir, Nihal bu silâhla yalıya döner, yalıdakilerin kızın geldiğinden haberleri yoktur, vakit akşamdır, bir odada Bihterle Behlûl münkaşa etmektedirler, kadın, Nihal ile evlenme işini katiyen bırakmasını ve kendisine dönmesini ısrarla istemektedir, ikisi işledikleri günahın ağır mes’uliyetini birbirlerine yüklemektedirler. Konuşulanları kapı arkasından dinleyen Nihal teessüründen bayılır. Kızın yere düşmesi ve Beşirin feryâd ederek koşması üzerine odasından Adnan Bey çıkar ve kızını kucaklıyarak yine odasına götürür.
Bu beklenmedik hâdise Adnan Beyi ciddî olarak düşündürür, karısı Bihter ile kaynanası Firedvs Hanımın görünmeyişleri de mânâlıdır. O sırada Beyin odasına muzdarip yüzü ile küçük Beşir girer:
— Küçük hanımı öldrüyorlar, artık hepsini söyliyeceğim..
diyerek hâdisenin iç yüzünü bütün çıplaklığı ile anlatır. Çocuk her şeyi teferrüatı ile bilmektedir, soğuklarda, yağmur altında, karanlık köşelerde gizlenerek, şahnişlerde saatlerce bekliyerek, amansız ısrarla tâkip ederek her şeyi işitmiş, görmüştür. Şimdiye kadar susması, Beyefendiye söylemek için kendisinde kuvvet bulamayışındandır. Adnan Bey çocuğun karşsında ezilir, fakat kendisini çabuk toplar, hiddetle Bihtere seslenir, fakat ona Bihterin kendi beynine sıktığı tabancanın sesi cevap verir. Günahkâr kadın kıvrana kıvrana can verir, onun ölümü ile de Adnan Bey yalısındaki aile dramı sona erer. Faciayı unutmak için baba ile evlâdlar daha çok sevişme ihtiyacını duyarlar
Ali Nüzhet Göksel
ABDÜLMECİD DEVRİNDE BEŞİKTAŞ SAHİLSARAYI
(Th. Allon'dan Sabiha Bozcalı eli ile)
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Ali Nüzhet Göksel
Kod
IAM030010
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1172-1173
Not
Görsel: cilt 3, sayfa 1173E1
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.