Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
AŞKÎ EFENDİ
Son meddah ve orta oyuncularından; merhum Sermed Muhtar Alus İstanbul Ansiklopedisine verdiği notlarda bu sanatkâr hakkında şu satırları yazıyor: “Kış geceleri Divanyolundaki Ârif, Beyazıttaki Merkez, Veznecilerdeki Şems, Direklerarası nihayetindeki Fevziye kıraethanelerinin kâh birinde, kâh ötekinde meddahlık eder, yazın Kavuklu Hamdinin orta oyunlarında, Merdivenköy civarındaki Mama, Çamlıca eteklerindeki Libâde gibi mesirelerde acem taklidine çkar, İranî şalcı olurdu, kısa boylu, tıknaz, yakışıklıca, 35-40 lık bir adamdı. Sanatında yavan, nükteleri, esprileri azdı. Eski meddahları dinlemiş olanlar, Aşkî Efendiyi beğenmezler, muasırlarından meddah İsmet ile kabili kıyas bulmazlar, naklettiklerinden zevk duymazlardı.
Silindirli fonografla plâklı gramofona Külhanbeyi, Ermeni dudusu, Yahudi, Acem vesaireye ait bir çok taklitler vermişti”.
Münir Süleyman Çapanoğlu da, İstanbul Ansiklopedine verdiği notlarda, meddah Aşkî Efendi hakkında şu malûmatı veriyor: “Burdurludur, asıl adı Mustafadır, babası Şakir Efendi isminde bir zât olup Burdurda mahkeme mübaşiri imiş; Aşkî Mustafa; 1866 da sekiz yaşlarında bir çocuk iken İstanbula gelmiş, bir mahalle mektebinde yarım yamalak tahsil görmüş, 1876 Rus harbine gönüllü olarak iştirâk etmiş; harp dönüşü başından bir aşk macerası geçmiş, o zama...
⇓ Devamını okuyunuz...
Son meddah ve orta oyuncularından; merhum Sermed Muhtar Alus İstanbul Ansiklopedisine verdiği notlarda bu sanatkâr hakkında şu satırları yazıyor: “Kış geceleri Divanyolundaki Ârif, Beyazıttaki Merkez, Veznecilerdeki Şems, Direklerarası nihayetindeki Fevziye kıraethanelerinin kâh birinde, kâh ötekinde meddahlık eder, yazın Kavuklu Hamdinin orta oyunlarında, Merdivenköy civarındaki Mama, Çamlıca eteklerindeki Libâde gibi mesirelerde acem taklidine çkar, İranî şalcı olurdu, kısa boylu, tıknaz, yakışıklıca, 35-40 lık bir adamdı. Sanatında yavan, nükteleri, esprileri azdı. Eski meddahları dinlemiş olanlar, Aşkî Efendiyi beğenmezler, muasırlarından meddah İsmet ile kabili kıyas bulmazlar, naklettiklerinden zevk duymazlardı.
Silindirli fonografla plâklı gramofona Külhanbeyi, Ermeni dudusu, Yahudi, Acem vesaireye ait bir çok taklitler vermişti”.
Münir Süleyman Çapanoğlu da, İstanbul Ansiklopedine verdiği notlarda, meddah Aşkî Efendi hakkında şu malûmatı veriyor: “Burdurludur, asıl adı Mustafadır, babası Şakir Efendi isminde bir zât olup Burdurda mahkeme mübaşiri imiş; Aşkî Mustafa; 1866 da sekiz yaşlarında bir çocuk iken İstanbula gelmiş, bir mahalle mektebinde yarım yamalak tahsil görmüş, 1876 Rus harbine gönüllü olarak iştirâk etmiş; harp dönüşü başından bir aşk macerası geçmiş, o zamanlar, orta boylu, eşine nadir rastlanır erkek güzellerinden imiş, son yılalrında aşağıya sarkık pos bıyıkları gençliğinde kıvır kıvır, ince bir karanfil bıyık imiş.. Kılık kıyafetçe ise, efendiliğe değil, omuzdaşlığa özenirmiş.. Meddahlığa, karşılık görmiyen bu aş yüzünden atılmış ve o devrin şörtlerinden saray mefruşatçısı meddah Şükrü Beye çırak olmuş ve “Aşkî” mahlasını almış.
“Aşkî Efendi, 1931 de öldü; ki ölümü anında, Büyükşehir meddahlarının has mânada pîri olmuş bulunuyordu. Ömrünün son demine kadar meddahlık etti, hayli yaşlı olduğu halde sorulduğunda “Turp gibiyim” derdi. Son yılları bir müzâyaka ve çetin hayat mücadelesi içinde geçti, orta oyunu ve karagözle beraber meddahlıkda eski parlak rağbetini kaybettiğinden, Aşkî Efendi, kenar kahvelerde dolaşmağa başlamış, hikâye ve fıkralarından sonra da, elinde tabak parsa toplamıştır. Muhakkak ki, devrinin şöhretlerinden meddah Sürurinin mertebesine yükselememişti, bunu kendisi de itiraf eder: “Sürurî eşsiz bir sanatkârdır, bazı taklitlerin bayılırım” derdi. Nâşid hakkında ise: “Meddah değil, mukallittir ama isterse meddahlık da yapabilir” derdi. Aşkî Efendi en az iki yüz hikâye, üç yüzden fazla da monoloğ ve tekerleme bilirdi. Kendisinin en çok sevdiği hikâyeleri: “Portakalcı Yahudi”, “Sürpik dudu ile Belâlı bıçkın”, “Sulukule kavgası”, “Ramazan beyin ahretliği”, “Süleymaniye batakhanesi” ve “Acemin şal satması” idi.
“Orta oyununda en muvaffak olduğu Şalcı Hacı Abbas rolüdür; sırtına menevişli kumaştan entari, başına siyah acem papağı giyer, avucunu yanağına dayayarak o devirlerde pek meşhur olan ve ısfahan makamında bestelenmiş şu türküyü okurdu:
İsfahanda bir kuyu var
İçinde tatlı suyu var
Her güzelin bir huyu var
Ne yaman acem güzeli!..
Kıraethane sahipleri, meddah getirecekleri zaman gazetlere ilân verirlerdi; şu ilân da Aşkî Efendi hakkında 27 kânunusani 1306 tarihli Sabah gazetesinde çıkmış bir örnektir: “Lâlelide Yeşiltulumbada Süleyman Efendinin kıraathanesinde meddah Aşkî Efendi tarafından şayanı temaşa garip lûbiyat ve hikâyeler icra kılınacağından...”.
Meddah Aşkî
(Resim: Nezih)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM030007
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Nezih
Tanım
Cilt 3, sayfalar 1171-1172
Not
Görsel: cilt 3, sayfa 1171
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.