Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÂSIM EFENDİ (Mütercim Ayıntablı Ahmed)
On sekizinci asrın ikinci yarısı ile on dokuzuncu asrın ilk yıllarında yaşamış büyük bir Türk dilcisi, şair ve vak’anüvis; tarihimizdeki ölmez şöhreti, Arap ve fars dillerinin hazineleri yerinde olan iki büyük lügatı, arabçadan Mecdüddin Firûzâbâdî’nin “Kaamûs” unu, farscadan da Hüseyin Tebrizî’nin “Bürhanı Kaatı’” ını, tam salâhiyetle, te’lif’den farksız bir emekle tercümesine dayanır; kendisine “mütercim” unvanı da zamanından sonra dilimize yaptığı bu büyük hizmetinden ötürü verilmiştir.
1755 de Ayintabda doğdu. Babası, o zamanlar Şark kültürünün merkezlerinden biri olan bu şehrin seçkin ulemasından mahkeme başkâtibi Seyyid Mehmed Cenânî Efendidir ki kabri Maraş’ın Pazarcık ovasında bulunan Semerkantlı Şeyh Osmanın torunlarındandır. İlk feyz kaynağı münevver aile muhiti oldu; islâmı ilimlerle sağlam ana dilini ve arabca ile farsçayı çocukluk çağından öğrenmeğe başladı; yetişmesinde Hoca Abdullah Necib Efendi ile Şair Kilisli Mustafa Rûhî Efendinin büyük tesirleri oldu; henüz yirmi yaşlarında iken memleketinin ilim ve edebiyat mahfillerinde seçkin bir sima oldu; babasının yerine mahkeme kâtibi oldu, oradan vilâyet divanı kâtıpliğine alındı; 1789 - 1790 arasında Ayintabda Fevzipaşa vak’ası denilen karışıklıkta eşyası ve kitapları yağma edildi ve kendisi Kilis’e kaçtı; oradan aile...
⇓ Read more...
On sekizinci asrın ikinci yarısı ile on dokuzuncu asrın ilk yıllarında yaşamış büyük bir Türk dilcisi, şair ve vak’anüvis; tarihimizdeki ölmez şöhreti, Arap ve fars dillerinin hazineleri yerinde olan iki büyük lügatı, arabçadan Mecdüddin Firûzâbâdî’nin “Kaamûs” unu, farscadan da Hüseyin Tebrizî’nin “Bürhanı Kaatı’” ını, tam salâhiyetle, te’lif’den farksız bir emekle tercümesine dayanır; kendisine “mütercim” unvanı da zamanından sonra dilimize yaptığı bu büyük hizmetinden ötürü verilmiştir.
1755 de Ayintabda doğdu. Babası, o zamanlar Şark kültürünün merkezlerinden biri olan bu şehrin seçkin ulemasından mahkeme başkâtibi Seyyid Mehmed Cenânî Efendidir ki kabri Maraş’ın Pazarcık ovasında bulunan Semerkantlı Şeyh Osmanın torunlarındandır. İlk feyz kaynağı münevver aile muhiti oldu; islâmı ilimlerle sağlam ana dilini ve arabca ile farsçayı çocukluk çağından öğrenmeğe başladı; yetişmesinde Hoca Abdullah Necib Efendi ile Şair Kilisli Mustafa Rûhî Efendinin büyük tesirleri oldu; henüz yirmi yaşlarında iken memleketinin ilim ve edebiyat mahfillerinde seçkin bir sima oldu; babasının yerine mahkeme kâtibi oldu, oradan vilâyet divanı kâtıpliğine alındı; 1789 - 1790 arasında Ayintabda Fevzipaşa vak’ası denilen karışıklıkta eşyası ve kitapları yağma edildi ve kendisi Kilis’e kaçtı; oradan ailesini memleketine yollayıp kendisi İstanbula geldi. 34 - 35 yaşlarında bulunuyordu; ve geçim endişesi içinde idi; tek güvendiği emsâl ve akranı ile ölçülemiyecek derecede yüklü olan malûmatıydı. Büyük şehirde hâmi bulmakta güçlük çekmedi; evvelâ, devrinin zekâsı ile ve irfanı ile mümtaz bir siması olan kadıasker tatarcık Abdullah Efendinin nazarı dikkatini çekip (B. : Abdullah Efendi, Tatarcık); tercümesine 1891 de başlayıp bitirmek üzere bulunduğu “Bürhanı kaatı’” ı 1896 da da bu zatın delâleti ile Üçüncü Sultan Selime arzetti. İlim sayısı büyük Padişah mütercimi şanına lâyık şekilde taltif etti; müderris oldu ve kendisine, döşeli dayalı bir ev satın alınıp ihsan edildi. Fakat Padişahın bu teveccühü, mimarlarının kullandığı unvanı ile Ayıntablı Âsım Efendiye bir takım düşmanlar kazandırdı; başta Şeyhülislâm Atâullah Efendi ile bir hemşehrisi, Ayıntablı Hoca Münib Efendi kendisini çekemediler; Padişahın gözünden düşürmeğe çalıştılar. 1802 de hacca gitti; Medinede eski muallimi Abdullah Necib Efendi ile karşılaştı; bu zat Âsım Efendiye “Kaamus” tercümesini teklif etti, hac dönüşünde memleketine uğrayıp ailesini alarak İstanbula gelişinin hemen tezine bu mühim işe başladı. 1807 de Âmir Efendinin yerine devlet vak’anüvisi tayin edildi. Ertesi yıl İstanbul, Üçüncü Sultan Selimin tahtından çekilmesine varan kanlı yeniçeri ihtilâline sahne oldu; düşmanları Atâullah Efendi ile Hoca Münib Efendi bu ihtilâlin körükçüleri idiler; yeni Padişah Dördüncü Mustafanın zamanında meydan kendilerine kalmıştı; ilk işleri Âsım Efendiyi açıkta birakmak oldu. Köşesinde birikmiş parası olmadığından derin bir sıkıntıya düştü; evi yandı, bir felâket oldu. Fakat Alemdar Mustafa Paşanın hükümet darbesi ile bu yaman düşmanının şerrinden halâs oldu. Durumunu süratle düzeltti, Sultan Mahmudun teveccühünü kazandı, yanan evinin yerine kendisine Üsküdarda bir konak ihsan edildi. Kaamûs tercümesini de bitirip 1810 da Padişaha takdim edince itibarı fevkalâde yükseldi. Üç büyük cild olan eserin, padişahın iradesiyle 1814 de Devlet Matbaasında tab’ına başlandı, baskı 1817 de tamamlandı. 1819 da Üskürdardaki konağında öldü; Karaca Ahmed mezarlığının Harmanlık denilen yerine defnedildi.
Vak’anüvis olarak bıraktığı Osmanlı Tarihi iki küçük cild halinde basılmıştır; tab’ı tarihi tespit edilememiştir; 1791 - 1808 yılları arasındaki vak’aları ihtiva eder. Ağdalı bir dille yazılmıştır; hâdiseler okuyanlar için yorucu kelime oyunlariyle nakledilmiştir. Son derecede muhafazakâr olduğu için, velinimetinin şahsı aleyhinde bulunmamakla beraber, Üçüncü Sultan Selimin garblılaşma yolundaki ıslâhatını, Kamus müterciminin kafasına aslâ yakışmayan âmiyâne görüşle hırpalamağa çalışmıştır. Bugün aydın bir hakikattir ki Üçüncü Selim devri ıslâhatının yarım kalması ve bir yeniçeri - ayak takımı ihtilâli ile büyük Padişahın felâketi, o ıslahata girişmiş olan devlet adamlarının ahlâk zaaflarının, seciyesizliklerinin eseridir. Ayintablı Âsım Efendi ise o bedbahtların tenkiziyle kalmamış, inkılâbı çürütmeğe kalkmıştır. Şairliği şahsiyetinin en sönük tarafıdır.
Eserleri:
1 — Tibyânı nâfi’ der tercemei bürhâni Kaat’ı; 2— El okyânûsül basit fî tercemetil Kaamûsil mûhit; 3— Muhbirül takdis bi hurûci tâifetil fransis (Fransızların Mısırı işgali üzerine El-ebertî-nin arabca târihinin tercemesi); 4— Merâhül meâlî fî şerhi kasîdetil emâlî (islâm akaidi üzerine arabca bir kasîdenin tercemesi); 5— Tercemei siyerül Halebî; 6— Tuhfei lûgaatı arabiye (arabcayı kolay öğretmek kasdi ile yazılmış manzum bir eser); 7— Târihi Âsım; 8— Tarihi içinde basılmamış kalem kalıntıları (Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuasında neşredilmiştir).
Bibl. : İnönü Ansiklopedisi; İ.A. Gövsa, Türk meşhurları.
Mütercim Âsım Efendi
(Resim: Nezih)
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020893
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih
Description
Volume 2, pages 1105-1107
Note
Image: volume 2, page 1106
See Also Note
B. : Abdullah Efendi, Tatarcık
Bibliography Note
Bibl. : İnönü Ansiklopedisi; İ.A. Gövsa, Türk meşhurları.
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.