Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ASÂKİRİ MANSÛREİ MUHAMMEDİYEDE TOPÇU NEFERİ KIZ ASKER VAK’ASI
1828 yılı birinci kânununun yedinci pazartesi günü Râmi Kışlasında bulunan İkinci Sultan Mahmudun huzuruna Asakiri Mansûrei Muhammediyenin topçu neferi üniforması ile vücut yapısı gayet yakışıklı ve yüzü harikulâde dilber tüysüz bir genç çıkardılar; Hünkâr yaveri:
— Padişahım, bu neferin bir garip mâcerası vardır, efendimiz bizzat istintak buyursunlar diye Serasker Paşa tarafından gönderilmiştir.. dedi.
Delikanlı Padişahın huzurunda gayet serbest, hattâ biraz lâübalice duruyordu; bakışlarında da bir delişmenlik, haşarılık vardı. Sultan Mahmud ise o tarihte genç, son derecede asabî, gazaba geldiği zaman ise amansız olurdu. Yeniçeri ocağını kanlı bir şehir muharebesi ile yeni kaldırmış, uygunsuzluk yolunda en küçük bir suçu affetmeyip kelleleri uçurttuğu devirdi. Neferin bu pervasızlığı garibine gitti:
— Anlat bakalım seni buraya niçin gönderdiler? diye sordu.
Nefer:
— Padişahım!.. Ben erkek değil kadınım!..
Diye başlıyarak macerasını anlattı:
“... Aslım gürcüdür. İki yaşında iken esirciler beni İstanbula getirdiler, şimdi Cerrahpaşada çalışan Cerrah İsmail Ağa beni satın aldı, on üç senedir onun yanındayım, yaşım onbeş oldu. Bu adam onüç senedenberi benim saçlarımı oğlan çocuğu gibi traş ettirir ve beni oğlan çocuğu kılık ve kıyafetinde gezdirir; validesi dahi benim kız olduğumu b...
⇓ Read more...
1828 yılı birinci kânununun yedinci pazartesi günü Râmi Kışlasında bulunan İkinci Sultan Mahmudun huzuruna Asakiri Mansûrei Muhammediyenin topçu neferi üniforması ile vücut yapısı gayet yakışıklı ve yüzü harikulâde dilber tüysüz bir genç çıkardılar; Hünkâr yaveri:
— Padişahım, bu neferin bir garip mâcerası vardır, efendimiz bizzat istintak buyursunlar diye Serasker Paşa tarafından gönderilmiştir.. dedi.
Delikanlı Padişahın huzurunda gayet serbest, hattâ biraz lâübalice duruyordu; bakışlarında da bir delişmenlik, haşarılık vardı. Sultan Mahmud ise o tarihte genç, son derecede asabî, gazaba geldiği zaman ise amansız olurdu. Yeniçeri ocağını kanlı bir şehir muharebesi ile yeni kaldırmış, uygunsuzluk yolunda en küçük bir suçu affetmeyip kelleleri uçurttuğu devirdi. Neferin bu pervasızlığı garibine gitti:
— Anlat bakalım seni buraya niçin gönderdiler? diye sordu.
Nefer:
— Padişahım!.. Ben erkek değil kadınım!..
Diye başlıyarak macerasını anlattı:
“... Aslım gürcüdür. İki yaşında iken esirciler beni İstanbula getirdiler, şimdi Cerrahpaşada çalışan Cerrah İsmail Ağa beni satın aldı, on üç senedir onun yanındayım, yaşım onbeş oldu. Bu adam onüç senedenberi benim saçlarımı oğlan çocuğu gibi traş ettirir ve beni oğlan çocuğu kılık ve kıyafetinde gezdirir; validesi dahi benim kız olduğumu bilmez. Bütün cerrahların cerrahlık fennini yeniden tahsil mecburiyeti konulup Tophânede cerrahlar için dershane açıldığı zaman İsmail Ağa da oraya devama başladı Beni de beraber götürdü, ben dahi cerrahlık fenni tahsil ettim. Bir gün bu İsmail Ağa ya:
— Ağa, artık memelerim büyümeğe başladı, benim cariye olduğumu belli et!.. Yahut beni başka bir kapıya sat!.. dedim.
“Razı olmadı, döğdü. Sırrımı fâş edersem beni öldüreceğini söyliyerek tehdit etti. Arkamda gördüğünüz bu asker abası İsmail Ağanın küçük kardeşi topçu neferi Salimin esvabıdır; bunları giydim, evden kaçtım, mademki erkek kıyafetinde dolaşırım, bari gideyim Asakiri Mansûreye yazılayım dedim. Bir gece Serasker kapusunda dördüncü bölük onbaşısının odasında misafir oldum. Ertesi gün de hassa süvari bölüğü borazan neferi olan on beş yaşında güzel bir çocukla tanıştım. Onunla daha yakın arkadaş olmak için ben de oraya müracaat ettim. Bu borazan neferi Ayvansarayda otururmuş:
— Sen beni Ayvansarayda filân kahvede bekle, bu gece bende misafir ol!.. dedi.
“Ayvansarayda tarif ettiği kahveye gittim. Bekledim, oğlan gelmedi. Kahvede bir gemi kaptanı ile tanıştım, bana:
— Ne bekliyorsun delikanlı?.. diye sordu.
— Arkadaşımı bekliyorum, söz verdi, beni bu gece evine götürecekti, beraber yatacaktık, gelmedi!.. dedim.
“Kaptan:
— Oğlum, kaşın gözün yerinde bir garip çocuksun, başına türlü kaza gelir, ben de bekârım, odam müsaittir, mademki arkadaşın gelmedi, haydi gel, bu gece benim odamda misafir ol!.. dedi. Kaptanın dâvetini kabul edip gittim. İşret ettik, yemek yedik, yatacağımız zaman oğlan olmayıp kadın olduğumu söyledim...”.
Topçu neferi kıyafetinde onbeş yaşındaki kadının macerası hakikaten pek garipti, Padişah dayanamadı:
— Kaptanın koynunda mı yattın?.. diye sordu.
— Nefer, koynunda yattım Padişahım!.. dedi ve anlattı:
“Kaptan önce:
— Ben seni oğlansın diye getirdim idi!..
Diyerek tereddüt etti. Ama gidecek yerim olmadığı için soyunmağa başladım, ses çıkarmadı. İki gün iki gece kaptanın odasında kaldım. Kaptan bana alâka etti:
— Seraskerkapusuna gidelim, Serasker Paşa Hazretlerine keyfiyeti anlatalım, seni bana helâlından versin, benim karım ol!. dedi.
“Onu da kabul ettim. Beraberce Serasker Paşaya gittik, macerayı naklettim, O da beni buraya gönderdi Padişahım!..”.
Sultan Mahmud topçu neferini dikkatle süzdü, müsahiplerinden birine:
— Bu delikanlı hakikaten kız ise vekayii nâdiredendir, bunu Hekimbaşı Abdülhak Mollaya götürün, beş on gün Hekimbaşının konağında kalsın, mesele de esasından tahkik olunsun!.. dedi.
Kadın olduğunu iddia eden topçu neferi Hekimbaşının konağında soyuldu, ve hakikaten kadın çıktı. Bunun üzerine Abdülhak Molla cerrah İsmail Ağayı çağırttı, İsmail Ağa bu dâvanın sebebini öğrenince:
— Aman efendim, Cerrahbaşıdan izin aldım, İstanbul kazan ben kepçe, on gündür bu fâhişeyi arardım!..
Dedi ve şöylece nakletti:
“Bu öyle gürcü, çerkes câriye falan değildir. Darıca köyünden Halil Ağanın kızıdır, adı da Eminedir, biraderim Mustafanın nikâhlı karısıdır. Mustafa, Onun güçlü topçu neferi Salim ve valide beraber otururuz. Emine kızgınca çıktı, zabtı kabil olmadı. Kapıya kim gelirse, ekmekçi çırağı, kasabın çırağı, saka ile konuşur, hem dahi kafes ardından içeri çekip alamayız, işte bir gün de Salimin esvaplarını giyerek evden firar etti, aramadık yer bırakmadık, meğer kahpe neler yapmış!..”.
Darıceli Emine Cerrah İsmail Ağanın bu ifadesine itiraz etmedi:
“İfadesi doğrudur amma, benimki de doğrudur, ben gürcüyüm, Darıcalı Halil Ağa da esircidir ve beni bu Cerrah İsmaile satmıştır; ben Mustafanın karısıyım amma sûretâ karısıyım, bu Cerrah İsmail ise bekârdır ve mahbupperesttir, eve şap emret gençler ve genç genç neferler getirir, biraderi olan kocam Mustafa evden çıkıp gittikte bana diğer kardeşi nefer Salimin esvaplarını giydirip validesine karış:
— Bir asker misafirim geldi!..
Diyerek odasına kapar ve hilâf şer’i şeriş şeyler yapar, bu ihanet canıma yetti, bir gün yine Salimin esvaplarını giydirince:
— Ağa sen odaya git, ben dehi gelirim!
Dedim, o odasına gidip bana intizarda iken, fırsat bildim, hemen ayaklarıma çizmeçekip canımı sokağa attım ve kendimi Çerrah İsmailin pençei zulmundan kurtardım. Ondan sonra başımdan anlattığım Maceralar geçti”..
Genç kadının bu ifadesi üzerine Hekimbaşı Abdülhak Molla meselenin kendi tahkik salâhiyetinin dışına çıktığını gördü; zabt edilen ifadeleri Padişaha arzetti. Sultan Mahmud gazaba geldi, Çerrah İsmail Ağa ile Eminenin tevkifini ve bu çirkin ve çetrefil meselenin Seraskerlik kapusunda yeniden tahkikini ferman etti.
Kız asker Darıcalı Emine meselesi iki gün içinde İstanbul halkının diline düştü. Meselenin Seraskerlik Kapusunda ne renk alacağı merak ile beklendi.
Mevkuf olarak sorguya çekilen Cerrah İsmail Ağa:
— Kahpenin hakkımdaki sözleri isnaddır, bühtandır, ben ırzehli mazbut adamım, ahvalim mahallemiz halkından ve Tophaneden tahkik olunsun!.. dedi.
Mahallesi halkı Çerrah İsmail Ağa hakkında hüsnü şehadette bulundu, “evine gençler, genç neferler getirdiğini ne gördük, ne de işittik” dediler.
İlk şayanı dikkat ifadeyi ihtiyar bir kadın verdi:
— Emine, gayet mahcuptur, ağzı var, dili yoktur, böyle nefer kıyafetinde çarşı, pazar ve kışlada, kahvehânede nasıl gezip dolaşmıştır, hayret ederim... Acemi tazeyi merdiven altlarına ve izbeye koyar, üstüne kilit vurur kaparlardı, zahir korku ve dayak ile cinnet getirmiş olacak!.. dedi. Darcadan Eminenin babası Halil Ağa getirildi, o da:
— Ben esirci falan değilim, Emine benim sulbî kızımdır, bütün Darıcalı şahittir!.. dedi.
Genç kadın babası ile yüzleştirildi, Emine de:
— Beni o kadar gençler istedi, fakir oldukları için her birine bir kulp takıp vermedin cerrah İsmail Ağanın elli altununa tamah ettin, beni sattın, elbette ki esircisin! Babam olsaydın bir kerecik İstanbula gelir, ahvalim nicedir, arar, sorardın!.. dedi.
Adamcağız:
— Gözlerini, bakışını beğenmedim, evlâdım aklını oynatmış!..
Diye ağlamağa başladı.
Eminenin kocası Mustafa da bu durum karşısında özrünü itiraf etti. Abdülhak Molla da Padişahın emriyle dâvayı takip ediyordu. Genç kadının korku ve dayak ile aklını oynattığı anlaşıldı. Cerrah İsmail Ağa serbest bırakıldı, Darıcalı Emine de Haseki timarhanesine gönderildi. Fakat meselenin dedi kodusu devam etti:
— Timarhâneye bir sene taburda askerlik yapmış bir kız koymuşlar..
— Kışlada çocuk bile doğurmuş..
— Yok öyle değil, süvarilere muallim imiş, frenk kızıymış...
— Dünya ilmini yutmuş bir kız imiş...
Dediler. İstanbul kadınları türlü türlü hediyeler alarak kâfileler halinde timarhaneye kız askeri görmeğe gittiler: Her gün tepsiler, sepetlerle yemekler, yemişler taşındı. Timarhâne gardiyanlarına devlet kuşu kondu; Emineyi göstermek için ziyaretçilerden her gün avuçlar dolusu para aldılar. Nihayet hükûmet timarhane ziyaretlerini yasak etmeğe mecbur kaldı.
Ahmed Bülend
Bibl. : Abdülhak Molla, Tarihi Livâ; R. E. Koçu, Tophanede nefer, güzellikte perîpeyker, kız asker Dariceli Emine (Târihden Hikâyeler).
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Ahmed Bülend
Identifier
IAM020869
Theme
Event
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 1091-1093
Bibliography Note
Bibl. : Abdülhak Molla, Tarihi Livâ; R. E. Koçu, Tophanede nefer, güzellikte perîpeyker, kız asker Dariceli Emine (Târihden Hikâyeler).
Theme
Event
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.