Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ARSOY (Mustafa Âsım Yesârî)
Devrimizin pek seçkin bir bestekârıdır, bilhassa kendi bestelediği şarkıları eşsiz tatlılıkla ilâhî davudî sesi ile okuduğu zaman dinleyenleri bir sihir ve füsun âlemine sürükler; fakat kalabalıktan kaçınır.
Son derecede titiz; sanatını içkili gazino ve bahçeler müdavimlerinin keyiflerine katık etmekten daima çekinmiş, bu yolda sağlanan serveti istihkar etmiş, plâk doldurmağı tercih etmiş ve plâkları da kendisine münevver tabakada hakkı olan akademik şöhretini sağlamak için kâfi gelmiştir. Nâzik, mecils adamı çelebi kişidir.
İbnülemin Mahmud Kemal İnal’in ölümünden sonra tamamlanıp neşredilen “Hoş Sadâ” da büyük biyograf Asım Yesarî şu satırlar yazıyor: “Berkofçalı Ömer Lûtfi Efendinin oğludur; rûmi 1316, milâdi 1900 de Dramada doğdu; iptidaî ve idadî tahsilini orada yaptı; güzel sesi o çocukluk çağında olgunlaşmıştı; mektepte müezzinlik ederdi. Babası kur’an hıfzına da başladı ise de muvaffak olamadı.
“Dramadan Adapazarına naklettiler. Musikî ile uğraşmağa 1917 de Adapazarında başladı; evvelâ perdeli bir sazla çalıştı, babası çok mutaassıp olduğu için bir kaç defa sazları kırdı; fakat başa çıkamıyacağını anlayınca serbest bıraktı. Adapazarında “Rehberi Terakki” mektebi muallimlerinden Recai ve musikî muallimi Hikmet Beylerden ilk dersleri aldı.
“1920 de sekiz ay kadar Antalya Va...
⇓ Devamını okuyunuz...
Devrimizin pek seçkin bir bestekârıdır, bilhassa kendi bestelediği şarkıları eşsiz tatlılıkla ilâhî davudî sesi ile okuduğu zaman dinleyenleri bir sihir ve füsun âlemine sürükler; fakat kalabalıktan kaçınır.
Son derecede titiz; sanatını içkili gazino ve bahçeler müdavimlerinin keyiflerine katık etmekten daima çekinmiş, bu yolda sağlanan serveti istihkar etmiş, plâk doldurmağı tercih etmiş ve plâkları da kendisine münevver tabakada hakkı olan akademik şöhretini sağlamak için kâfi gelmiştir. Nâzik, mecils adamı çelebi kişidir.
İbnülemin Mahmud Kemal İnal’in ölümünden sonra tamamlanıp neşredilen “Hoş Sadâ” da büyük biyograf Asım Yesarî şu satırlar yazıyor: “Berkofçalı Ömer Lûtfi Efendinin oğludur; rûmi 1316, milâdi 1900 de Dramada doğdu; iptidaî ve idadî tahsilini orada yaptı; güzel sesi o çocukluk çağında olgunlaşmıştı; mektepte müezzinlik ederdi. Babası kur’an hıfzına da başladı ise de muvaffak olamadı.
“Dramadan Adapazarına naklettiler. Musikî ile uğraşmağa 1917 de Adapazarında başladı; evvelâ perdeli bir sazla çalıştı, babası çok mutaassıp olduğu için bir kaç defa sazları kırdı; fakat başa çıkamıyacağını anlayınca serbest bıraktı. Adapazarında “Rehberi Terakki” mektebi muallimlerinden Recai ve musikî muallimi Hikmet Beylerden ilk dersleri aldı.
“1920 de sekiz ay kadar Antalya Vapur Acenteliği kâtipliğinde bulundu. O yılın sonunda ailece Adapazarından İstanbula naklettiler, Fatih civarında oturdular, komşularından ûdî Rifat, kemânî Vâmık ve kanunî Süreyya Beylerle birlikte muallim İsmail Hakkı Beyin muavini İzzeddin Beyden eski eserleri meşk ettiler.
“O sıralarda İzmite gitti, orada nafia mühendisi olan bestekâr Fehmi Beyle, ve onun delâleti üzerine bestekâr Zeki Ârif Beyle Tanıştı; bir buçuk sene İzmitte kaldı; evvelâ Maliyeye girdi, maaş azlığından istifa ederek bir tütün şirketinin İzmit şubesi muhasip muavini oldu. İstanbula döndüğünde altı ay kadar da Galata gümrüğünde bir komisyoncu yanında çalıştı; sonra İstanbul Balıkpazarında Bandırmalı topal Ahmed namında bir zatın muhasebeciliğini yaptı. Az devam etmek üzere bir arada Avukat kâtipliği yaptı.
“Hiçbir vakit musikîyi ihmal etmedi. 1929 da Çarşambada otururken ilk şarkılarını bestelemeğe başladı; ve 1930 da onları Columbia = kolombiya plâklarına verdi; ve yine o sene mugannî Hâmidle Konya, Adana, Tarsus ve Mersinde konserler verdi.
“1930 dan beri hususî musikî muallimliği yapmakla meşguldür. 1954 de mesud Cemil Beyin delâletiyle İstanbul Radyosuna öğretmen - artist tayin edildi ise de — kendi tabiriyle — o vazife de mizacını tutmadı.
“1956 da talebim üzerine gönderdiği tercümei halinde neşrolunmuş, olunmamış bestelediği şarkıların 211 adet olduğunu yazmıştır; yine ayni yazıda 1949 da evlendim ve 1954 de ayrıldım, evlilik hayatı beni san’atta kısırlığa doğru sürüklemişti” diyor.
“Şarkıları hakikaten dilrübâ ve her türlü takdire sezadır. Bahusus Hüseyni makamında bestelediği:
Fâriğ olamam meşrebi rindâneden
Yüz çeviremem nafile peymâneden
Bezmedikçe hâleti mestâneden
Çıkamam Allah etmesin meyhâneden
Şarkısı ne güzel eserdir. Eserden musikî meclisimizde okunan bu güftei mestâneyi, bazı hükmiyelerin tebdiliyle şu şekli huşyârâneye koymuştum:
Mâil olmam meşrebi rindâneye
Sürmem el asla yedi peymâneye
Rağbet etmem hâleti mestâneye
Girmem! Allah etmesin meyhâneye..”
Mustafa Rona ise “50 yıllık Türk Musikisi” adlı eserinde (s 216) Yesârî Âsım’ın Adapazarında dünyaya geldiğini ve 1898 yılında doğduğunu yazıyor. Üstad İnal, Hoş Sâdâ’daki hal tercümesini sanatkârın bir mektubuna dayanarak yazdığına göre Rona’nın çifte fâhiş hâtâya düştüğünü kabul etmek lâzımdır. Fakat şu satırları pek isabetli bir görüştür: “Son derecede hassas, şair ruhlu ve derviş meşrebdir. Şarkılarının çoğunun güfteleri de kendisinindir. Tasavvufla uğraşmış, gayet sakin, halûk, olgun ve temkinli zattır. Dünya nimetlerine ehemmiyet vermediği içindir ki, yüksek ücret tekliflerine rağmen piyasada söylemeği reddetmiş, san’atının kudsiyetini düşürmemiştir. Bu fazileti ile Arsoy memleket sanatının övünmesi gereken bir simasıdır”.
Mustafa Rona, Yesâri Âsım’ın eserleri hakkında da şu satırları yazıyor:
“En tîz ve en pest tonlar arasına geniş bir varyasiyon esasına dayanan melodileri, şeklen tamamen Türk musikisi hususiyetlerine bağlı kaldığı halde üslûp itibariyle batı müziği intibaını uyandırdığından her iki kültüre sahip dinleyiciyi de tatmin ediyor. Hangi makamdan bestelenmiş olursa olsun bir şarkısını dinliyenler o ağır nağmelerden, âni yükselişlerden bestekârın için için kaynayan ruhunu derhal keşfederler”.
Âsım Yesârî Arsoy
(Resim: Nezih)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM020824
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Nezih
Tanım
Cilt 2, sayfalar 1061-1062
Not
Görsel: cilt 2, sayfa 1061
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.