Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ARSLAN
Ahmed Midhatın “Hasan Mellâh” romanının kahramanlarınden bir çerkes köledir; sağlam tetkik mahsulü olmamakla beraber, muharrir, Arslan tipinde, esaretten, esir pazarı ve esir alım satımından bahseder.
1793 senesi kânunusanisi içinde, bir gece, Aksarayda Uzleti Efendinin konağında bir helva sohbetinde, günün dedikodulu vakalarından konuşulur: Hasisliği ile tanınmış Ayasofyalı Bekir Bey, kızını, kendisi gibi hasis bir adama vermiştir. Fakat pek âlicenap bir ruha sahip olan kızcağız, kocasından memnun değildir.. Evlerinde Arslan adında genç, tuvana ve güzel bir çerkes köle vardır ve onu sevmektedir.. Köle bundan istifade eder ve kızı baştan çıkarır!.. Tabiî, o devrin İstanbulunda, vaka, gürültülü akisler uyandırıp türlü dedikodulara yol açar.. Uzleti Efendi bu vaka hakkında pek çok şey dinlemiştir, misafirlerine anlatır:
“Birkaç Lâz esirci bir gün Balıkpazarı taraflarında bir kaçak esir ararlarken, evvelce kendileri tarafından satılmış bir köleye tesadüf ederler. Ahvalini kendisinden sual eylediklerinde köle her ne kadar azad edilmiş olduğunu dermeyan eder ise de, kâğıdını ibraz edemez. Çünkü kâğıdı yok imiş... Esircilerin ne kadar zâlim, ne kadar gaddar oldukları tarife muhtaç değildir. Üç dört esirci ittifak ederek bu köleyi karakola verirler. Mahmutpaşa mahkemesinde esirin içleri...
⇓ Read more...
Ahmed Midhatın “Hasan Mellâh” romanının kahramanlarınden bir çerkes köledir; sağlam tetkik mahsulü olmamakla beraber, muharrir, Arslan tipinde, esaretten, esir pazarı ve esir alım satımından bahseder.
1793 senesi kânunusanisi içinde, bir gece, Aksarayda Uzleti Efendinin konağında bir helva sohbetinde, günün dedikodulu vakalarından konuşulur: Hasisliği ile tanınmış Ayasofyalı Bekir Bey, kızını, kendisi gibi hasis bir adama vermiştir. Fakat pek âlicenap bir ruha sahip olan kızcağız, kocasından memnun değildir.. Evlerinde Arslan adında genç, tuvana ve güzel bir çerkes köle vardır ve onu sevmektedir.. Köle bundan istifade eder ve kızı baştan çıkarır!.. Tabiî, o devrin İstanbulunda, vaka, gürültülü akisler uyandırıp türlü dedikodulara yol açar.. Uzleti Efendi bu vaka hakkında pek çok şey dinlemiştir, misafirlerine anlatır:
“Birkaç Lâz esirci bir gün Balıkpazarı taraflarında bir kaçak esir ararlarken, evvelce kendileri tarafından satılmış bir köleye tesadüf ederler. Ahvalini kendisinden sual eylediklerinde köle her ne kadar azad edilmiş olduğunu dermeyan eder ise de, kâğıdını ibraz edemez. Çünkü kâğıdı yok imiş... Esircilerin ne kadar zâlim, ne kadar gaddar oldukları tarife muhtaç değildir. Üç dört esirci ittifak ederek bu köleyi karakola verirler. Mahmutpaşa mahkemesinde esirin içlerinden birisinin malı olduğuna ve şimdi firarî bulunduğuna şehadet ederler. Şer’an mal kendilerinin olur amma, bunlar kölenin itaatine emin olamadıklarından ucuz pahalı satmağa mecbur olurlar. Bu hal Bekir Beyin kulağına gider. Kendisine bedava bir uşak lâzım olduğu cihetle bu köleyi almak ister. Bekir Beyin şer’î hilelerdeki mehareti malûm.. Gider, esircileri bulur, bu kölenin hürriyetini şer’an isbat etmeğe muktedir olduğunu heriflere anlatarak nasıl ederse eder, arslan gibi bir kahramanı yüz fındık altınına satın alır. Kölenin adı ve kendi Arslandır amma gayet mutidir... Açlığa, çıplaklığa tahammül edip aslâ şikâyet eylemez... Sonraları kendi işini pekâlâ yoluna da koydu. Zira çocuğun elinde yazısı varmış, Ayasofyada bir hattattan meşk alarak pek az bir vakit içinde yazıyı lâyıkiyle geliştirdikten maada sanatından istifadeye başlar. Yazdığı bir amme cüzü yüz paraya kadar alınır. Hattı Celiyi ikmal ederek öyle güzel levhalar yazar ki, bir altına kadar mübayaa olunur. Çocuk bu suretle iradı yoluna koyduktan sonra efendisinin giydirdiği palâspareleri atıp üstünü başını düzer, koşar. Mahallesinin en temiz giyinen delikanlısı kendisi olur. Hattâ ulemazadeler, ocakzadeler bile Arslanın nezafetine gıpta ederler. Bekir Bey, Arslanın masarifinden bütün bütün kurtulmuş olduğu için memnun olur ise de, çocuğun pek müsrif olmasına dahi kızmağa başlar. Ancak dostlarından biri, eğer Arslan para biriktirirse sonra nefsini satın alıp esaretten kurtulmağa çalışacağını Bekir Beye ihtar ettiğinden ettiği israfa ilişmez. Bekir Beyin kızı, Arslanı kim olsa seveceği için bittabi sevmiş... Yavaş yavaş Arslana açılmağa da başlar. Ancak Arslan oralarda mı?.. Faraza orta kapı açık kaldığı zaman, kız bililtizam süslenmiş olduğu halde kendisini Arslana gösterir. Arslan kemali hicap ile başını çevirerek bakmaz; kız Arslanı görüp de: A! Arslan burada imiş!.. diye kendisini bir kat daha haber verdiği halde Arslan yine göz ucu ile olsun bakmaz! Hasılı kız Arslanın aşkı ile cayır cayır yanmağa başlar. Hele bir iyisi ki, o aralık Memiş Çelebi zuhur edib kıza talip olur, Memiş Çelebinin hasisliği Bekir Beye pek muvafık göründüğü cihetle kızın lâ ve naam demesine meydan kalmıyarak nikâh edilir. Eğer Memiş Çelebi koca denilecek koca olsaydı, kız Arslandan olan gönlünü ondan alıp kocasına verebilirdi. Fakat ne yüzüne bakılır, ne kıyafetine... En sonra bir havadis çıktı... Dediler ki, köle kızı kendisine celbederek ikisi birlikte ölenin odasında iken kocası üzerlerine gelip basmış... Arslanı derhal Paşakapısına kaldırdılar, kıçına beş yüz sopa vurulmasına karar verdiler. Lâkin bakınız işin nihayeti neye müncer oldu. Arslanı Tomruk dairesinden hasır odasına çıkardıkları zaman, oğlan dayak yiyeceğini anlayınca bu muamele fevkalhad namusuna dokunarak Tomruk Ağasına: Ağa! Allah aşkına olsun benim ile beraber namusu lekelenmiş olan kızı buraya celbet! Kendisiyle bir müvacaha olunayım, ona ben bir şey sorayım, göreceksin ki ben terbiyei zimmet ederim; nafile benim günahıma girmeyiniz, ben bu dayak altında vefat etmesem bile sonar ârımdan helâk olurum, bir bigünahın kanına girmeyiniz! der. Tomruk Ağası bir insaflı adam olmakla beraber Arslanın dahi gençliğine ve kahramanlığına acımış olduğundan ricasını kabul eder. Fakat Tomruk dairesine bir hanımı getirmek olamıyacağından, İstanbul Kadısının huzuruna çıkarılırlar. Orada, Arslan hanıma hitaben der ki: Hanım! Göğsünde zerre kadar imanın var ise Allah için doğrusunu söyle, seni ben mi baştançıkardım, yoksa sen mi beni baştan çıkarmağa çalıştın?! Zira beni dayak altında öldürecekler! Kanıma sen girmiş olacaksın! Arslan bu sözü söyleyince, kız bilâperva: Efendiler! Allah için ise saklıyamam ki, bu delikanlı beni baştan çıkarmadı, ben onu baştan çıkardım, hattâ baştan çıkarmağa çalıştığım halde muvaffak olamadım, nafile kanına girmeyiniz! der.
Kadı Efendi Tomruk Ağasına Arslanın tahliyei sebilini emreder. Memiş Çelebi karısını boşar, Bekir Beyin yüreğine iner, ölür. Beyin ölümünden tahminen yirmi gün kadar sonra Küçükayasofyadaki hanesinde bir metrûkât müzayedesi başlar.. Meclisi müzayedede bermutad birkaç bedestenli, beş on koltukçu ve konudan komşudan bir hayli zevattan maada Bekir Beyin bir kirli çıkın olduğunu bilen kibardan dahi bir hayli adamlar mevcut idi. (Hasan Mellâh da müzayedeye gelir. Fakat köle Arslan mezada çıkıncaya kadar hiçbir şeye karışmaz, sadece seyreder. Nihayet Arslan mezada çıkıncaya kadar hiçbir şeye karışmaz, sadece seyreder. Nihayet Arslan mezada çıkarılır). Dellâl: Yirmi bir yirmi iki yaşında adı Arslan, kendi de arslan bir köle, okur yazar, evveli mezat iki bin beş yüz arslanlı!.. Bunun üzerine herkese bir durgunluk gelip köleyi uzaktan ve yakından muayeneye başladılar. Derken Bedestenli Hacı Mehmed Ağaların birisi kölenin yanına soulup gözlerinin içini ve besbelli bazı hastalıklardan ihtizara mebni olmalıdır ki, burununun deliklerini, kulaklarının arkasını, nihayet ağzını açtırıp dişlerini muayene etmeğe başladı!.. Bu muayene üzerine Arslanın yüzünde o kadar alâimi gazap görünür idi ki, tarife sığmaz.. Lâkin sabır ve sükûn gösterdi. Nihayet Arslan beş bin arslanlıya Hasan Mellâh tarafından satın alınır; ve Esmanın sevgilisi Timur Bey olduğu meydana çıkar. (Hasan Mellâh romanına bakınız).
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020815
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 1057-1059
See Also Note
Hasan Mellâh romanına bakınız
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.