Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ARNAVUDKÖYÜ
Boğaziçinin Rumeli yakası köylerinden; hıristiyanlıktan evvel en eski adı Hestai idri; arkasındaki bayırlarda kireçocakları bulunduğundan ötürü bu ismi aldığı muhakkaktır. Büyük ve küçük ayazmaların, Arnofriya ayazmasının ve Tarhiyarsis kilisesinin yapılmasından sonra buraya Horasmota = Melekler köyü denilmiştir: Arnavudköy adının ne zaman konduğu katî olarak bilinmiyor. 1568 tarihinde Bostancıbaşıya gönderilmiş bir fermandan, Arnavudköy sırtlarındaki bağların padişah hasları arasında bulunduğu ve halkın buralarda avlanması yasak olduğunu öğreniyoruz ki fermanın bugünkü yazı diliyle bir sureti şudur:
“Bostancıbaşıya hüküm ki; Arnavudköy bağları hassai hümâyunum için koru iken bazı kimseler anda şikâr ettikleri işitilmiştir. Bundan böyle oraları gereği gibi koruyup bir ferde şikâr ettirmeyesin. Yasağı dinlemeyenleri bildiresin ki hakkından geline 19 Cemazielâhır 975”.
1546 senesinde İstanbula gelmiş olan Pierre Gylli ise böyle bir isimden bahsetmiyor; her halde, Arnavudköy adı 1546 ile 1568 tarihleri arasında verilmiş olacaktır.
Evliya Çelebi, on yedinci asır ortasındaki manzarasını şöylece tasvir ediyor: “Lebi deryada bin kadar bağlı bahçeli mâmur haneleri vardır ki cümle .rum ve yahudiye mahsus olup cami, mescid, imaret yoktur. Bir küçük hamamı vardır. Dükkânları dar mahalde vak...
⇓ Read more...
Boğaziçinin Rumeli yakası köylerinden; hıristiyanlıktan evvel en eski adı Hestai idri; arkasındaki bayırlarda kireçocakları bulunduğundan ötürü bu ismi aldığı muhakkaktır. Büyük ve küçük ayazmaların, Arnofriya ayazmasının ve Tarhiyarsis kilisesinin yapılmasından sonra buraya Horasmota = Melekler köyü denilmiştir: Arnavudköy adının ne zaman konduğu katî olarak bilinmiyor. 1568 tarihinde Bostancıbaşıya gönderilmiş bir fermandan, Arnavudköy sırtlarındaki bağların padişah hasları arasında bulunduğu ve halkın buralarda avlanması yasak olduğunu öğreniyoruz ki fermanın bugünkü yazı diliyle bir sureti şudur:
“Bostancıbaşıya hüküm ki; Arnavudköy bağları hassai hümâyunum için koru iken bazı kimseler anda şikâr ettikleri işitilmiştir. Bundan böyle oraları gereği gibi koruyup bir ferde şikâr ettirmeyesin. Yasağı dinlemeyenleri bildiresin ki hakkından geline 19 Cemazielâhır 975”.
1546 senesinde İstanbula gelmiş olan Pierre Gylli ise böyle bir isimden bahsetmiyor; her halde, Arnavudköy adı 1546 ile 1568 tarihleri arasında verilmiş olacaktır.
Evliya Çelebi, on yedinci asır ortasındaki manzarasını şöylece tasvir ediyor: “Lebi deryada bin kadar bağlı bahçeli mâmur haneleri vardır ki cümle .rum ve yahudiye mahsus olup cami, mescid, imaret yoktur. Bir küçük hamamı vardır. Dükkânları dar mahalde vaki olduğundan bağ ve bahçesi azdır. Ekmeği ve peksimedi beyazdır. Yahudileri sahibi zevk ve ehli sazdır. Rum hıristiyanlarının ekseri kavmi lâzdır, Cemaati müslimini gayet azdır”. Türkler ondokuzuncu asrın ikinci yarısına kadar Arnavudköyüne rağbet etmemişlerdir. 1877 yangınından sonra yahudilerin büyük bir kısmı bu köyü terketmiş, onların yerine Türkler gelmiştir (H. 1182).
1768 de telifi biten ve (H. 1281) 1864 de basılan Hadikatül-cevami, Arnavutköyünden bahsederken “kariyei mezburede cami ve mescid olmadığından Bebeğe geçilmiştir” diyor (B: Arnavudköy-Camii).
Üçüncü Selimin ilk zamanlarında tanzim edilmiş bir Bostancıbaşı defterinde Arnavudköyünün sahil boyu Kuruçeşme tarafından gelindiğine göre şöyle gösteriliyor:
Tarandabol (Prusya, Brandeburg) tercümanı Yenaki zimminin yalısı, yanında Eflak Voyvodası Mihalâki Beyin yalısı, yanında Kapı Kethüdası zimminin yalısı, yanında Sakızlı Dimitri yalısı, yanında Hanım Sultanın Çorlulu yalısı, Sultan Hanımın altı göz kayık hanesi, Sultan Hanımın altı adet dükkânları, keresteci zimminin dükkânı ve odası, yanında Arnavudköy iskelesi, yanında Tabip Nikola zimminin yalısı, yanında Torodaki zimminin yalısı, yanında Barbooğlu Aleksinin yalısı, yanında Delibeyoğullarının yalısı, yanında Tabib Küçük Toma yalısı, yanında aralık iskele, yanında Limarinin yalısı, yanında Andonakinin yalısı, yanında Yorgakinin yalısı, yanında Kostantakinin yalısı, yanında Zambetinin yalısı, yanında Hrito yetimlerinin yalısı, aralık iskele, yanında Çuhacı Kostantin yalısı, yanında Masdariyeci Yahudinin yalısı, yanında Reisoğlu Yorgakinin yalısı, yanında Yazıcı Manolakinin yalısı, yanında Mihal Beyin kardeşi Dimitrakinin yalısı, yanında Halebli Kızlarının yalısı, yanında Buğdan Voyvodası zevcesinin yalısı, yanında İstavraki yazıcısı Yorgakinin yalısı, yanında Dimitraşkonun yalısı, yanında maktul Divan tercümanı Nikolakinin yalısı, yanında Cevahircioğlu zevcesinin yalısı, yanında Çuhacı Sakızlı Dimitrinin yalısı, yanında Kapı Kethüdası Mişoğlunun yalısı, yanında Hatmanoğlu Yorgakinin yalısı, yanında Akıntıbur-nu”. Bu defterde görülüyor ki, Arnavudköy sahili, geçen asır başında İstanbulun rum zenginlerinin ve Fenerli Beylerin yalıları ile kaplıdır; arada bir Hanım Sultanın oturduğu Çorlulu Ali Paşa yalısı ben gibi kalmıştı. Üçüncü Selim devri sonları ile İkinci Mahmudun ilk saltanat yıllarında ve hükümdarın Yeniçeri ocağını kaldırmasından az evvel tanzim edilmiş Bostancıbaşı defterlerinde bu sahil boyunun ayni manzarayı muhafaza ettiği, yalnız yalı sahiplerinin adlarının değiştiği görülüyor. 1715 de ölmüş olan Fennî Mehmed Dede Boğazıçı köyleri üzerine yazdığı sahilnamede, eskiden hamam dellâllarının ekseriya Arnavud olduğuna telmih ile (B. : Arnavud Dellâklar). Arnavudköyü hakkında şu beyti yazmıştır:
Taklır ardına âl ile rakibi nâpâk
Arnabud kariyesine gitmiş o şûh dellâk
Şirketi Hayriyenin Birinci Cihan Harbi arifesinde yayınladığı “Boğaziçi” adındaki eserde bu Boğaz köyü hakkında şu malûmat verilmektedir: “Köprüden 4,7 mil (8,5 kilometre uzaktadır. Şirket vapurları köprüden bu iskeleye 22 dakikada varırlar, Arnavudköyünün üçte biri bayır üzerinde, ikisi dağ yamacındadır. Kısmen poyraz alır, fakat gündoğusu rüzgârına tamamen açıktır. Bu cihetle birkaç defa hemen kâmilen denilecek derecede yanmıştır (B. : Arnavudköyü Yangınları). Binalarının kâgir ve muntazam olması ve sokaklarının tesviyegörmüş bulunması da buna delâlet eder.
“Pek eski bir köydür. Büyük Konstantinin burada Hazreti Mikâil adına büyük bir kilise yaptırmıştı; köy de Bizans devrinde bu isimle anılırdı: bu Vikos Mihailikos kilisesi sonra harap olmuş, İmparator Jüstinyen altıncı asır ortalarında şimdiki büyük kiliseyi yaptırtmış ve gayet güzel mozayıklar ve mukaddes tablolarla tezyin etmişti. İstanbul Lâtinler tarafından sarıldığı zaman, rumlar Büyükşehrin mâbedlerindeki hazineleri buraya kaçırmışlar, fakat lâtinler, şehri aldıktan sonra buraya da gelerek yağma etmişler ve kiliseyi tahrip etmişlerdi Harabesinin taşları da, Fatih Sultan Mehmed tarafından Rumelihisarı inşaatında kullanılmıştı.
“Arnavudköyü hal ve manzara itibariyle bir küçük Beyoğlu vaziyetindedir. Bu köyün yevmi verdiği yolcu 1550 nüfustur. Yazın buraya misafirliğe giden nüfusun miktarı 350 kadardır. Günlük vasatî hasılatı 1625 kuruşa varır.
“Sarrafburnunda Londara sefiri esbakı Musuros Paşa ailesine mensup ve kapısının üstünde Ennecâti fissıddık yazılı tarihî bir taş levha bulunan yalı ve bahçesi (Çorlulu Ali Paşa yalısının yeri olup levha bu Türk yalısının son izidir) ahiren Amerikalılar tarafından satın alınarak dahilinde tepede her türlü tertibat ve teçhizatı hazirei ilmiye ile mücehhez bir Amerikan Kız mektebi vücuda getirilmiştir”.
Yine ayni eser, Arnavudköyü hakkında şu istitastik rakamlarını veriyor:
Nüfus Ev
Türk 493 168
Rum 5973 975
Yahudi 32 ?
Ermeni 342 87
Ecnebi 642 ?
Arnavudköyü, Beşiktaş Kaymakamlığına bağlı bir nahiyedir; 1946 yılında 2300 - 2500 ev; nüfusu 12.000 e yakındı. Arnavudköyüne yazlığa gelenler, kışa doğru dönerlerken, Boğaziçinin bu köy civarında bulunan büyük mekteplerde (Boğaziçi Lisesi, Galatasarayın Ortaköydeki ilk kısmı, Kabataş Lisesi ve Amerikan Kolleji) okuyan talebelerle velileri doldurur. Nüfus kalabalığı daha ziyade köyün iç taraflarındadır; nefsi Arnavudköyünde ekseriyeti rumlar teşkil eder ise de, bu nahiyeye bağlı Bebek ile Kuruçeşme de hesaba katılırsa umumî tasnifte ekseriyet Türklerde kalır. Arnavudköyünde altı mektep vardır: Merkezdeki iki Türk ve bir Rum ilk okulu, merkezde Boğaziçi Lisesi, Amerikan Kız Kolleji, Bebekte de Robert Kollej. Arnavudköy nahiyesi yerli halkından Bebekliler ekseriyetle balıkçı, Kuruçeşmeliler odun ve kömür tüccarı ve amelesi; nefsi Arnavudköylüler bahçıvandır, bahçıvanlar da bilhassa fideci ve çiçekçidir.
Şimal - batıda 400 dekara yakın tarlalarda yılda 25 - 35 bin kilo Osmanlı çileği ve 40 - 45 bin kilo da Frenk çileği elde edilir (B. : Arnavudköy Çileği).
Arnavudköyün iskele civarı bilhassa yaz günlerinde, günün hemen her saatinde canlı bir yerdir. Hoşça vakit geçirilebilecek kahvehâne, meyhane ve gazinoları vardır. Akıntıburnu gazinoları ise, Büyükşehrin şöhretlerindendir; İkinci Cihan Harbinden evvel, yani İstanbulda zevk ve safa masraflarını kolaylıkla ödeyen bir türedi sınıf sivrilmeden evvel bu gazinolar hakikaten kibar insanların toplandıkları yerlerdi.
İsmail Ersevim
Arnavudköyü
(1934 Belediye Şehir Rehberinden)
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
İsmail Ersevim
Identifier
IAM020782
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 1039-1041
Note
Image: volume 2, page 1040
See Also Note
B: Arnavudköy-Camii; B. : Arnavud Dellâklar; B. : Arnavudköyü Yangınları; B. : Arnavudköy Çileği
Theme
Location
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.