Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ÂRİF HİKMET BEY (Seyyid Ahmed)
On dokuzuncu asır âlim ve şairlerinden; Osmanlı Şeyhülislâmlarının yüz beşincisi; (H. 1201) 1786 da İstanbulda doğdu; babası kibar ulemadan Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselmiş Malatyalı İbrahim İsmet Beydir; on yaşında iken müderrislik pâyesi almış, (H. (1236) 1820 de Mısır kadısı, üç sene sonra Medinei Münevvere kadısı olmuş, (H. 1242) 1826 da İstanbul pâyesi almış, (H. 1244) 1828 de bilfiil İstanbul kadısı tâyin edildiği halde kabul etmemiş, (H. 1245) 1829 da Rumeli nüfus tahririne memur edilmiş. (H. 1246) 1830 da nakıbül-eşraf tüyin edilmiş, (H. 1249) 1833 de Anadolu Kasazkerliği pâyesi, (H. 1254) 1838 de Rumeli Kazaskerliği pâyesi almış, (H. 1255) 1839 da Meclisi Vâlâyi ahkâmı Adliye âzası olmuş, (H. 1256) 1840 da Tanzimatı Hayriye usulünün tatbikini teftiş vazifesiyle Rumeliye gönderilmiş, dönüşünde Şûrayi askerî âzası olmuş, (H. 1262) 1846 da Mekkizâde Mustafa Âsım Efendinin ölümü üzerine Şeyhülislâm olmuştur.
İlmiye mesleğinin bu en yüksek makamında yedi buçuk yıl kadar kalan Ârif Hikmet Bey, bir rivayete göre Mısır Valiliğinin veraset nizamı üzerinde Mustafa Reşid Paşa ile aralarında bir ihtilâf çıktığından, istifaya mecbur olmuştu. Şuarâ tezkeresi sahibi Fatin Efendi onun Meşihattan ayrılışını:
Kendi istifâ idüb olmuş idi uzlet nişin
Yok iken ilmü hünerde zâtine mislü...
⇓ Read more...
On dokuzuncu asır âlim ve şairlerinden; Osmanlı Şeyhülislâmlarının yüz beşincisi; (H. 1201) 1786 da İstanbulda doğdu; babası kibar ulemadan Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselmiş Malatyalı İbrahim İsmet Beydir; on yaşında iken müderrislik pâyesi almış, (H. (1236) 1820 de Mısır kadısı, üç sene sonra Medinei Münevvere kadısı olmuş, (H. 1242) 1826 da İstanbul pâyesi almış, (H. 1244) 1828 de bilfiil İstanbul kadısı tâyin edildiği halde kabul etmemiş, (H. 1245) 1829 da Rumeli nüfus tahririne memur edilmiş. (H. 1246) 1830 da nakıbül-eşraf tüyin edilmiş, (H. 1249) 1833 de Anadolu Kasazkerliği pâyesi, (H. 1254) 1838 de Rumeli Kazaskerliği pâyesi almış, (H. 1255) 1839 da Meclisi Vâlâyi ahkâmı Adliye âzası olmuş, (H. 1256) 1840 da Tanzimatı Hayriye usulünün tatbikini teftiş vazifesiyle Rumeliye gönderilmiş, dönüşünde Şûrayi askerî âzası olmuş, (H. 1262) 1846 da Mekkizâde Mustafa Âsım Efendinin ölümü üzerine Şeyhülislâm olmuştur.
İlmiye mesleğinin bu en yüksek makamında yedi buçuk yıl kadar kalan Ârif Hikmet Bey, bir rivayete göre Mısır Valiliğinin veraset nizamı üzerinde Mustafa Reşid Paşa ile aralarında bir ihtilâf çıktığından, istifaya mecbur olmuştu. Şuarâ tezkeresi sahibi Fatin Efendi onun Meşihattan ayrılışını:
Kendi istifâ idüb olmuş idi uzlet nişin
Yok iken ilmü hünerde zâtine mislü bedel
beytiyle tesbit ediyor. Âli Paşa ile hiç bir zaman sevişememesi, anlaşamaması yüzünden de, bu vezirin nüfuzu karşısında ölümüne kadar münzevi bir hayat sürdü. (16 Şaban 1275) 21 Mart 1859 da öldü; Üsküdarda Nuhkuyusundaki aile mezarlığına gömüldü. Aşağıdaki tarih, Tırnakçızâde Ziver Beyindir:
Düştü dehrin bir sütunu yine bu târihte
“Oldu Hikmet Beyefendi rehveri sûyi beka”
Muasırları tarafından bir ahlâk ve fazilet örneği olarak tanınmıştı. Evi, daima bir edebî mahfel olmuştu; meclisinin müdavimlerinden ve zamanının seçkin ulemasından Seyfeddin Efendi: “Meclisi cennetten nümune idi, erbabı kemal ekseriyetle geceleri o mecliste toplanarak pek mühim mübahasatı ilmiye cereyan ederdi, huzura gayet nefîs çörekler ikram olunurdu” dermiş. Gayet afif ve müstakim idi, fukaraperver ve cömertti; Kudüs kadılığı sırasında, ki henüz otuz yaşlarında idi, bu şehir halkının fakrü zarureti karşısında derin bir teessür duymuş, erbabı maslahata hiç bir ücret almadan sened vereceğini ilân ettirmiş, makamına müracaat edenlerin kalabalığı karşısında da, kaldıkça sarfolunan kâğıda para yetiştirebilmek için İstanbulda babasından kalan yalıyı satmıştı.
Ömrü boyunca, servetinin büyük kısmını kitaba vermiş, nadide eserlerden mürekkep gayet kıymetli bir kütüphane vücuda getirmişti. Fakat ne kadar yazıktır ki kitaplarının mühim bir kısmı Medinede tesis ettiği kütüphaneye gönderilmiş ve bugün hudutlarımızın dışında kalmıştır; geri kalanı da, varisi olan biraderi Abdullah Refet Beyin oğlu İzet Beyin (H. 1317) 1889 da ölümü üzerine Sahaflarda müzayede ile satılarak dağılmıştır. Müzayedeye son günde yetişen büyük biyograf Mahmud Kemal İnal: “Müşarünileyhin kütüphanesindeki kitapların ne kadar kıymettar ve nadide olduğunu (satın aldığım kütüphanesinin fihrist defteri) ve âdî kâğıt parçası pahasına satıldığı haber verilen bir kaç sandık dolusu evrakın ehemmiyetini satın aldığım iki torba muhteviyatından anladım” diyor.
Kendi eserlerine gelince, başta divanı gelir. Profesör Fuad Köprülünün kıymet ölçüsü ile, Ârif Hikmet Bey “vezin ve lisan itibariyle düzgün ve bediî kıymeti haiz” şiirler yazmıştır.
Diğer eserleri de şunlardır.
Tezkirei şuara, Hicrî 1252 yılına kadar yetişen iki yüz on şairin birkaç satırla gayet muhtasar hal tercemeleridir; müsvedde halindedir, bir nüshası Fatih Millet kütüphanesindedir.
Mecmûat-ut terâcim, Arabcadır, bin yüzotuz dört zatın muhtasar hal tercemelerinden mürekkep bir eserdir; gayri matbudur. Bir nüshası Fatih Millet kütüphanesindedir.
Keşf-iz-zunun zeyli; müsvedde halinde bırakılmış, büyük bir kısmı Bağdatlı İsmail Paşaya geçmiştir.
Hulâsatül Makamat fi Mecalisil Mükâlemat; babası İsmet Beyin iştirâk ettiği siyasî konuşmalarda tanzim edilen muahede suretlerinden mürekkep bir eserdir ki babasının emriyle tanzim edilmiştir.
Ârif Hikmet Bey, Nuhkuyusunda aile mezarlığı önünde, tramvay caddesine nazır muazzam bir de Sebil inşa ettirmiştir ki devrinin en güzel eserlerinden biridir.
Eskiden her sene, Ramazanın on beşinde Hıraki Saadet ziyaretinde destimallar değıtılırdı ki, etrafına güzel bir talık hat ile yazılmış olan şu kıt’a, Ârif Hikmet Beyindir:
Hırkai Hazreti Fahri Rusule
Atlasi çerh olamaz pâyendaz
Yüz sürüb zeyline takbil ederek
Kıl şefii ümeme arzı niyâz
ki, yine İstanbul âdetlerindendir, kibar ve ricalden hakkın rahmetine kavuşanlar, gasledildikten sonra göğüslerine büu destimallerden bir tane konulduktan sonra tekfin edilirdi.
Bibl. : İslâm-Türk Ansiklopedisi; İlmiye Salnâmesi.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020743
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 1005-1006
Bibliography Note
Bibl. : İslâm-Türk Ansiklopedisi; İlmiye Salnâmesi.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.