Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ÂRİF EFENDİ (Hoca Hâfız)
Boluda 1874 de doğdu; Bolunun Tabaklar Mahallesiden Hacı Abdurrahman Efendinin oğludur ki bu zat Bolu Rüşdiye ve İdâdiyesinde türkçe, arabca, farsça, din ilimleri ve ahlâk muallimliği yapmış ve 1921 de oğlu Hâfız Ârif Efendiden iki ay evvel yüz yirmi yaşında ölmüştü. İlk tahsilini pek olgun bir insan olan babasından gördü, Bolu İdâdisini bitirdikten sonra İstanbula geldi, sağlam bir medrese tahsili gördü ve rüus imtihanı vererek Bayazıd Camiinin dersiamlarından biri oldu; ders yeri bu büyük Camiin kürsü şeyhi makamının ön taraflarında idi. Bir müddet sonra ayni camiin imam ve kâletine tayin edildi, ramazanlarda mukabele okur, dinleyenleri vecid ve istiğrak içinde bırakırdı; sesi son derece tatlı, yakıcı, tam Kur’an sesiydi; tecvidi mükemmel, okuduğunun mânasına vâkıf olduğu için duya duya okurdu.
Bayazıd Camiinin yanındaki meşhur Küllük kahvehanesinin köşesi başındaki berber Hacı Babanın kızı ile evlendi, Gedikpaşada satın aldığı bir evde yerleşti. Mahmudpaşa Camiinde de yıllarca hatiplik yaptı, sonra Evkaf Nezaretinin bir takdir nişanesi olarak Yeni Cami imamlığına tayin edildi.
Hem ses, hem yüz güzelliğine sahipti, ilmiye mensupları arasında en temiz giyinenlerden biriydi; dersi takrir ederken gözlerini yumardı; iyi kalbli, fakat son derecede asabî, hattâ celâlli adamdı, Osmanl...
⇓ Devamını okuyunuz...
Boluda 1874 de doğdu; Bolunun Tabaklar Mahallesiden Hacı Abdurrahman Efendinin oğludur ki bu zat Bolu Rüşdiye ve İdâdiyesinde türkçe, arabca, farsça, din ilimleri ve ahlâk muallimliği yapmış ve 1921 de oğlu Hâfız Ârif Efendiden iki ay evvel yüz yirmi yaşında ölmüştü. İlk tahsilini pek olgun bir insan olan babasından gördü, Bolu İdâdisini bitirdikten sonra İstanbula geldi, sağlam bir medrese tahsili gördü ve rüus imtihanı vererek Bayazıd Camiinin dersiamlarından biri oldu; ders yeri bu büyük Camiin kürsü şeyhi makamının ön taraflarında idi. Bir müddet sonra ayni camiin imam ve kâletine tayin edildi, ramazanlarda mukabele okur, dinleyenleri vecid ve istiğrak içinde bırakırdı; sesi son derece tatlı, yakıcı, tam Kur’an sesiydi; tecvidi mükemmel, okuduğunun mânasına vâkıf olduğu için duya duya okurdu.
Bayazıd Camiinin yanındaki meşhur Küllük kahvehanesinin köşesi başındaki berber Hacı Babanın kızı ile evlendi, Gedikpaşada satın aldığı bir evde yerleşti. Mahmudpaşa Camiinde de yıllarca hatiplik yaptı, sonra Evkaf Nezaretinin bir takdir nişanesi olarak Yeni Cami imamlığına tayin edildi.
Hem ses, hem yüz güzelliğine sahipti, ilmiye mensupları arasında en temiz giyinenlerden biriydi; dersi takrir ederken gözlerini yumardı; iyi kalbli, fakat son derecede asabî, hattâ celâlli adamdı, Osmanlı tarihi üzerinde hayli geniş malûmata sahipti.
Evkaf Nâzırı Hayri Beyin yaptığı medreseler teşkilâtında kendi arzusu ile ve müdürlükle Bolu medresesine gönderildi; ayrıca Boludaki Yıldırım Bayazıd Camiinin hatipliği de verildi; o tarihlerde hutbeler arabca okunurdu, Ârif Efendi de zemine ve zamana uygun hutbelerini arabca olarak kendisi yazardı.
İstiklâl harbinin ilk yıllarında Boluda Millî Birliğe karşı bozguncu isyan çıktı; tedip kuvvetlerinin başında Miralay Nâzım Bey Boluya geldi, isyan bastırıldı, Divanı Harb isyan suçlularını mahkûm ederek asmağa başladı, Bolulular çok endişeli günler yaşadı; bir Cuma günü (24 Eylûl 1920 1336) Hâfız Ârif Efendi minbere çıkmış, o günün ahvali üzerine yazdığı arabca hutbesini okuyordu, cemaat arasında bulunan Nâzım Bey ayağa kalkarak mihrap önündeki Müftü Efendiye:
— Müftü Efendi!.. Müftü Efendi!.. Biz yüksek tahsil gördüğümüz halde hatip efendinin dediklerini anlamıyoruz, bu hutbe türkçe olsa da hepimiz anlasak!..
Diye bağırdı. Bolu Müftüsü Amasyalı Hâfız Ahmed Efendi şaşırdı, cevap veremedi, minberde bulunan Hâfız Ârif Efendi, gayet sakin, hutbesini baştan ve prüzsüz bir İstanbul ağzı ile türkçe olarak söylemeğe başlayınca Nâzım Bey son derece memnun oldu. Türkiyede türkçe ilk hutbe işte bu hutbedir.
Ramazanlarda Tabaklar Camiinde terâvih namazı kıldırırdı; namazdan sonra da güzel sesiyle mihrâbiyeler okurdu ki Cemaat rûhânî aşk ve vecid ile gaşyolurdu. Bir gece mihrabiyeyi okuyamadı, eğilerek başını ellerinin arasına aldı ve yıkıldı; Camii doldurmuş olan halk fevkalâde bir heyecan ve teessür içinde efendiyi evine kaldırdı; hekimler menenjit teşhisini koydular, kurtulamadı. 21 Haziran 1921 - 1337 de ve henüz kırk yedi yaşında iken öldü. Bolu sanki yerinden oynadı, cenazesine bütün şehir halkı iştirâk etti.
Ali Riza Sağman
Bolulu Hâfız Ârif Efendi
(Resim: Nezih)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Yazar/Üreten
Ali Riza Sağman
Kod
IAM020733
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Nezih
Tanım
Cilt 2, sayfalar 995-996
Not
Görsel: cilt 2, sayfa 995
Tema
Kişi
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.