Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ARABA SEVDÂSI
Recâîzâde Mahmud Ekrem Beyin romanı, edebiyatımızda ilk realist roman cereyanı üstadın bu eser ile başlamıştır. Yazılması 28 Ekim 1889 da bitmiş, Servetifünun mecmuasında tefrika edildikten sonra kitab hâlinde 1895 ve 1940 da iki defa basılmıştır.
1870 yılı mayısında “Çamlıca Bağçesi” denilen Büyükşehrin ilk parkının tasviri ile başlar, büyük bir kovana benzetir, bir kovan ki, arıların bal alacak çiçekleri de içindedir. Eserin kahramanı Bihruz Bey bir paşazâdedir, tek evlâd olduğu için üzerine düşülmüş, hususî hocalar tutulmuş, bilhassa fransızca öğrenmesi istenmiştir; Bihruz, öğrendiği bu yabancı dili sırası gelsin gelmesin türkçeye karıştırarak söyler, bu hal onun için garblılık, bir medeniyet ve ileri görüş anlayışıdır; yirmi üç yirmi dört yaşlarında, top sîmâlı, saz benizli, elâ gözlü, kara saçlı, az bıyıklı, kısaca boylu, güzel giyinmiş bir beydir. Serbest ve rahat hayatın eğlenceleri içinde büyümüştür, babası ölünce anası ile kendisine yirmi sekiz bin altınlık bir miras kalır, kışın Süleymaniyedeki konakta, yazın Çamlıcadaki köşkte otururlar; Keşfi Bey adındaki arkadaşı ile arasıra Beyoğlunun eğlence yerlerine, Kâğıthâneye ve Çamlıca Bağçesine giden Bihruz kendini büsbütün sefahate verir. Bütün zevki herkesten şık giyinmek ve pek lüks olan kupa arabası ile mesirlerde dolaşa...
⇓ Read more...
Recâîzâde Mahmud Ekrem Beyin romanı, edebiyatımızda ilk realist roman cereyanı üstadın bu eser ile başlamıştır. Yazılması 28 Ekim 1889 da bitmiş, Servetifünun mecmuasında tefrika edildikten sonra kitab hâlinde 1895 ve 1940 da iki defa basılmıştır.
1870 yılı mayısında “Çamlıca Bağçesi” denilen Büyükşehrin ilk parkının tasviri ile başlar, büyük bir kovana benzetir, bir kovan ki, arıların bal alacak çiçekleri de içindedir. Eserin kahramanı Bihruz Bey bir paşazâdedir, tek evlâd olduğu için üzerine düşülmüş, hususî hocalar tutulmuş, bilhassa fransızca öğrenmesi istenmiştir; Bihruz, öğrendiği bu yabancı dili sırası gelsin gelmesin türkçeye karıştırarak söyler, bu hal onun için garblılık, bir medeniyet ve ileri görüş anlayışıdır; yirmi üç yirmi dört yaşlarında, top sîmâlı, saz benizli, elâ gözlü, kara saçlı, az bıyıklı, kısaca boylu, güzel giyinmiş bir beydir. Serbest ve rahat hayatın eğlenceleri içinde büyümüştür, babası ölünce anası ile kendisine yirmi sekiz bin altınlık bir miras kalır, kışın Süleymaniyedeki konakta, yazın Çamlıcadaki köşkte otururlar; Keşfi Bey adındaki arkadaşı ile arasıra Beyoğlunun eğlence yerlerine, Kâğıthâneye ve Çamlıca Bağçesine giden Bihruz kendini büsbütün sefahate verir. Bütün zevki herkesten şık giyinmek ve pek lüks olan kupa arabası ile mesirlerde dolaşarak kendisini herkese göstermektir. Avuç avuç paralar harcar; tecrübesiz ve bilgisiz bir kadın olan ve Bihruzu çok seven anası şımarık gencin çılgınca masraflarını dükkânlar ve evler satarak, yetmeyince onlara mücevheratını da ekliyerek karşılar.
Bihruz bir gün Çamlıca Bağçesinde Periveş adında bir genç kadına rastlar. Fettan kadın Bihruzu bir hamlede büyüler, göz kaş işâreti derken havuz başında birleşirler, aşık sohbetlerinden sonra gelecek cuma için randevulaşırlar. Bihruz bu kadını hayalinde büyüte büyüte bir prenses gibi görmeye başlar, hakikatte ise Periveş, kayıkcı esnafından Sakin Ağanın kızıdır, arzuhalci Mağmun Efendinin karısıdır, babası ölmüş, kocasından ayrılmış, şimdi, Çengi Hanım adında bir muhabbet dellâlının elinde bir fâhişedir. Haftayı heyecan içinde geçiren Bihruz sözleşme günü lüks arabası ile bağçeye gider, kızın arabasına bir mektup atarak uzaklaşır. Fakat o günden sonra Periveşi bir daha göremez, iki ay beyhûde aramalarla geçer. Kış yaklaşınca annesi ile ev halkı Süleymaniyedeki konağa döner, Bihruz fransızca hocası ve bir iki hizmetçisi ile köşkte kalır. Bir gün İstanbula geçmek üzere Üsküdar iskelesine indiğinde vapuru kaçırır, fakat kaçırdığı vapurda Periveşi görür, hemen her sandala atlıyarak vapuru takip eder (Bu kısacık pasaj o zamanki Şirketi Hayriye vapurlarının sür’atini gösterir); Köprüye geldiği sırada vapuru boşalmış bulur. Eski arkadaşı Keşfi Beye koşar, Keşfi:
— O gördüğünüz Periveşin ablasıdır, kardeşine pek benzer, Periveş Öleli aylar oldu.. der.
Bu kara haber Bihruzu son derece sarsar. Aradan aylar geçer. Bir ramazan günü Direkler arasından geçerken yayalar arasında bir kadının yanında Periveşin ablasını görür, takip eder, bir ara sokağa saptıklarında yaklaşır, iki kadının arasına girer, Periveşe olan aşkını ve onun ölümünden duyduğu büyük acıyı anlatır, mezarını ziyaret etmek istediğini söyler. Aralarında şu konuşma geçer:
— Besbelli çok sevdiğiniz için öldürdünüz..
— Ah.. ben mi öldürdüm?.. Onun için ben her dakika ölmeğe hazırdım... Gözüm dünyayı görmüyor.. povr anj!..
— Şimdi görseniz hemşiremi elbet tanırsınız, değil mi?..
— Ah.. ne demek efendim, ne demek.. hiç tanımaz mıyım?..
— Hele yüzüme bir iyi bakınız.. sakın hemşirem sandığınız ben olmıyayım..
— Ah.. ne kadar benziyorsunuz..
— Beyefendi, beni anam bir dâne doğurmuş, ne hemşirem var ne de biraderim!..
— Ah.. gerçek mi söylüyorsunuz, empossibl...
— Bahçede hemşiremle gördüğünüz hanım da bu hanım değil mi?.. Periveşin önü sıra giden Çengi Hanım bu aralık arkasına dönüp istihza âmiz tebessümle:
— Küçük bey ihtiyar olmadan benim gibi bunamış galiba.. dedi.
Bihruz Bey Çamlıca mülâkatı gününden kulağında kalan sesi pek iyi tanıdı.
— Ah... mil pardon.. kabahat benim değil, Keşfi Bey söyledi, işte, işte o beni aldattı...
— Zararı yok, bari bundan sonra sevdiklerinizi çabuk mezara göndermeyin...
— Ah.. pardon, fakat niçin landon’unuzla gezmeyip de böyle yayan geziyorsunuz?
— Nasıl lando?
— Hani sizi bağçede ilk gördüğüm günkü güzel ekipajınız.. süslü arabanızla gezmeli değil misiniz?
— Hâ.. o araba bizim değildi, kira ile tutmuştuk...
— Vah vah...
— Ey.. ya sizin sarı fayton ne oldu?..
— Onu alacaklı zabtetti.. şey... Kandorakiye bıraktım...
— Yazık!..
Birdenbire Bihruz:
— Aman lando geliyor.. pardon!..
dedi, geldiği tarafa döndü, koşa koşa gitmeye başladı. Periveş ile Çengi Hanım gülerek yollarına devam ettiler...
Araba sevdası böylece biter. Eserdeki dil pek eskidir. Üslub canlı değildir, roman, hareketsiz denilecek kadar durgundur, fakat Bihruz Bey hakkındaki alâka eserin başından sonuna kadar artan bir merakla okuyucuyu sürükler, eseri okuyan sıkılmaz. Bihruz Beyin portresi pek iyi çizilmiştir. Eserdeki konuşma şahısların mevkiine, tahsiline göre tertiplenmiştir. Fikirler, duygular, tasvirler hep ölçülüdür. Realist anlayış eserin bütününe hâkimolmuştur.
Ali Nüzhet Göksel
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Ali Nüzhet Göksel
Identifier
IAM020627
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 923-924
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.