Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ANGİLİDİS (Deligâvur)
1945 - 1950 arasında büyük Kapalıçarşı esnafının içinde en meşhur simalardan bir manifaturacı idi; “Deligâvur” lâkabı ile şöhreti, İstanbuldan mal almıya gelen tüccarlar vasıtasiyle Anadolunun hemen her köşesine yayılmıştır.
1858 e doğru, İstanbulda, Edirnekapıda doğdu, babası Yangıncı Angeli adında bir dülger kalfasıdır, Yeniçeri ocağının lağvından sonra mahalle tulumbacı ocakları kurulurken, Edirnekapıda ilk tulumbacı teşkilâtını, vergi muafiyeti karşılığı olarak bu Yangıncı Angeli vücuda getirmişti derler.
Çocukluğu haşarı ve gençliği uçarı geçen Deligâvur, on beş yaşlarında iken, baba mesleğine yardımcı olarak bir marangozun yanına çırak verilmiş ise de ancak bir hafta kadar çalışabilmiş, işini bırakmağa karar vermiş, anası tarafından azarlanınca da Ayvansarayda oturan dayısı Koço Kalfanın yanına kaçmıştı. Evinden kaçan bir cocuğu Büyükşehrin hay ve huyuna alıştıracak ilk macera ile de hemen o gece karşılaşmıştı; ki bu macera, kendisine uzun yıllar için “İncir hırsızı” lâkabına mal olmuştur; yetmiş üç yıl sonra, seksen sekiz yaşında sağlam bir hâfızaya sahip olan Delgâvur şöylece anlatır:
“Ayvansarayda oturan dayım Koço Kalfa arabacıydı, büyük bir ahırı vardı, bekârdı, ahırda yatardı; Ayvansarayın da sayılı tulumbacılarından idi. Anamla çekişip dayımın ahırına gittim; o gece ...
⇓ Read more...
1945 - 1950 arasında büyük Kapalıçarşı esnafının içinde en meşhur simalardan bir manifaturacı idi; “Deligâvur” lâkabı ile şöhreti, İstanbuldan mal almıya gelen tüccarlar vasıtasiyle Anadolunun hemen her köşesine yayılmıştır.
1858 e doğru, İstanbulda, Edirnekapıda doğdu, babası Yangıncı Angeli adında bir dülger kalfasıdır, Yeniçeri ocağının lağvından sonra mahalle tulumbacı ocakları kurulurken, Edirnekapıda ilk tulumbacı teşkilâtını, vergi muafiyeti karşılığı olarak bu Yangıncı Angeli vücuda getirmişti derler.
Çocukluğu haşarı ve gençliği uçarı geçen Deligâvur, on beş yaşlarında iken, baba mesleğine yardımcı olarak bir marangozun yanına çırak verilmiş ise de ancak bir hafta kadar çalışabilmiş, işini bırakmağa karar vermiş, anası tarafından azarlanınca da Ayvansarayda oturan dayısı Koço Kalfanın yanına kaçmıştı. Evinden kaçan bir cocuğu Büyükşehrin hay ve huyuna alıştıracak ilk macera ile de hemen o gece karşılaşmıştı; ki bu macera, kendisine uzun yıllar için “İncir hırsızı” lâkabına mal olmuştur; yetmiş üç yıl sonra, seksen sekiz yaşında sağlam bir hâfızaya sahip olan Delgâvur şöylece anlatır:
“Ayvansarayda oturan dayım Koço Kalfa arabacıydı, büyük bir ahırı vardı, bekârdı, ahırda yatardı; Ayvansarayın da sayılı tulumbacılarından idi. Anamla çekişip dayımın ahırına gittim; o gece ahırda yattım... Gece yarısına yakın idi ki, yangın var!.. sesiyle dayım fırladı... Yangın Ortaköyde imiş.. benim de en ateşli zamanım.. tulumba taşımış falan değilim amma tulumbacılığa hevesim var.. dayım ile beraber soyunup Ayvansaraylılara takıldım.. biz Tophâneye gelmiştik ki yangın bastırılmış... döndük.. dönmemizle beraber, sonra öğrendim ki Balatlılar imiş, basıldık.. hemen sille, yumruk, usturpa.. galiba bıçaklarla da birbirine girdiler.. benim gibi çocuk aralarında kaldı mı ezildi gitti.. hemen yan karanlık sokaklardan birine daldım.. ve tabanları yağladım.. arkama baktığım yok.. Balata geldim..bacaklarım durdu.. bir kapının eşiğine oturdum.. ne kadar geçti bilemem.. dayandığım kapı aralandı, tatlı bir kadın sesi: “Çocuk.. gel! gel!” dedi. Girdim.. bir şamdanın ışığında tâze, güzel, gecelik kıyafetiyle bir yahudi dilberi.. kadın nedir daha bilmiyorum.. hemen beni musluğa götürdü.. elimi, yüzümü, ayaklarımı yıkadım.. kendime geldim.. kadın beni bir odaya aldı.. toyum, acemiyim amma yüzüm gözüm açılmağa istidadım varmış.. Çok geçmedi.. kapı vuruldu.. aman kocam geldi diye, beni zampara masallarında olduğu gibi musandıranın üstüne çıkardı amma, bizimkilerle dövüşen Balat tulumbacılarından biri olan evin erkeği, ki iri yarı bir adamdı, kapıdan girer girmez etrafına şüpheyle şöyle bir bakındı, bir iskemleye binince de beni musandıra üstünde yakaladı.. Kuşağında bıçağının sapını görüyorum.. beni kıtır kıtır kesecek.. kurt önünde kuzu gibi melûl melûl bakakaldım... Sert bir sesle.
— İn aşağı!.. dedi; indim.
— Ne işin var burada? diye sordu; anlattım.
Filozof adam imiş:
— Kabahat senin değil, benim kaltağın! Ben sana ilişmiyeceğim, bu karıyı boşıyacağım amma, sen de benim namusumu kurtaracaksın.. Bahçeden incir çalmağa geldin değil mi?! dedi.
— Evet.. incir çalmağa gelmiştim!.. dedim.
Beni kolumdan tuttu.. mahalle tulumbacılarla ayaklanmış.. Beni zaptiyeye incir hırsızı diye teslim etti ve şahsen dâvcı olmadığını söyledi.. O geceyi zaptiyede geçirdim. Sabahleyin dayımın ahırına gidip esvabımı giydim ve incir hırsızlığından da beş gün hapse mahkûm oldum... Çorap söküğü böyle başladı... Düşünün başımdan daha neler geçmiştir ki, adım unutulup altmış üç yıldır içinde bulunduğum çarşının Deligâvuru oldum.”
Hoş sohbet, rind meşreb ve 1946 da dinç bir ihtiyar olan Deligâvur, eski İstanbulu, türlü köşe bucağına varınca en iyi tanıyanlardan biriydi. Ayrıca akşamcılığı ile meşhur olan bu adamın hatıraları muhakkak ki bir folklor hazinesi idi. Maalesef binlerce emsâli gibi onları kalem diline veremeden göçmüş olacaktır.
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020560
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 860-861
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.