Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ANADOLUKAVAĞI
Boğaziçinin Anadolu yakasında son köydür; bir müslüman balıkçı köyüdür; eskiden Şirketi Hayriye, bu satırların yazıldığı 1958 yılında da Denizcilik Bankası vapurlarının Anadolu yakasında son uğrağı, iskeledir.
On yedinci asır ortalarında, Evliya Çelebi, seyahatnamesinin birinci cildinde bu köyü şöylece tarif eder:
“Anadolu Kilidülbahir kalesinin cenubunda, lebi deryâda bir limanı azimin sahilinde sekiz yüz hâneli, bağ ve bahçeli serâpâ müslim hâneleridir. Bir camii, yedi mescidi, bir hamamı, iki yüz miktarı dükkânları ve bekârhaneleri, mestebi sibyanı, bir çeşmesi vardır. Suları âbı hayat misalidir. Halkı cümle gemici, bahçıvan ve tüccardır. Cümlesi Anadoludandır. Üsküdar mollasının bir nâibi bulunur ve kalenin dizdarı da idare eder; gece ve gündüz bostancıbaşı kayıkları ile dolaşıp idaresinde istiklâle sahiptir. Yaz ve kış limanında üçyüz gemi eksik olmaz. Dağlarının kestanesi, ahlatı ve bahçelerinin armudu meşhurdur”. Bu satırlar pek aydın olarak anlatır ki, on yedinci asır ortasında Anadolukavağı, pek mamur bir köy imiş.
Mehmed Râif Bey merhum “Mir’âtı İstanbul” adındaki meşhur eserinde İkinci Abdülhamid devri sonlarındaki Anadolukavağı hakkında şu malûmatı veriyor:
“Sayfiye ittihaz olunmuş yalıları ve köylü hâneleri ile beş mahalledir.
“Mirşah Mehmedefendi Mahallesi — Bu maha...
⇓ Read more...
Boğaziçinin Anadolu yakasında son köydür; bir müslüman balıkçı köyüdür; eskiden Şirketi Hayriye, bu satırların yazıldığı 1958 yılında da Denizcilik Bankası vapurlarının Anadolu yakasında son uğrağı, iskeledir.
On yedinci asır ortalarında, Evliya Çelebi, seyahatnamesinin birinci cildinde bu köyü şöylece tarif eder:
“Anadolu Kilidülbahir kalesinin cenubunda, lebi deryâda bir limanı azimin sahilinde sekiz yüz hâneli, bağ ve bahçeli serâpâ müslim hâneleridir. Bir camii, yedi mescidi, bir hamamı, iki yüz miktarı dükkânları ve bekârhaneleri, mestebi sibyanı, bir çeşmesi vardır. Suları âbı hayat misalidir. Halkı cümle gemici, bahçıvan ve tüccardır. Cümlesi Anadoludandır. Üsküdar mollasının bir nâibi bulunur ve kalenin dizdarı da idare eder; gece ve gündüz bostancıbaşı kayıkları ile dolaşıp idaresinde istiklâle sahiptir. Yaz ve kış limanında üçyüz gemi eksik olmaz. Dağlarının kestanesi, ahlatı ve bahçelerinin armudu meşhurdur”. Bu satırlar pek aydın olarak anlatır ki, on yedinci asır ortasında Anadolukavağı, pek mamur bir köy imiş.
Mehmed Râif Bey merhum “Mir’âtı İstanbul” adındaki meşhur eserinde İkinci Abdülhamid devri sonlarındaki Anadolukavağı hakkında şu malûmatı veriyor:
“Sayfiye ittihaz olunmuş yalıları ve köylü hâneleri ile beş mahalledir.
“Mirşah Mehmedefendi Mahallesi — Bu mahallede ahâlinin iânesi ile 1245 (M. 1829 - 1830) da binâ olunmuş bir mescid ile bitiştiğinde bir kız mektebi ve bir de hamam vardır. Midillili Hacı Ali Reisin hayır eseri Camiişerif de bu mahallededir.
“Ayazma Mahallesi — Bir ayazma bulunduğundan bu nam ile yâd olunur, yalnız tarihsiz bir çeşme vardır.
“Taşlık Mahallesi — Bu mahallede 1292 (M. 1895) de inşâ olunmuş biri büyük diğeri küçük iki çeşme vardır, büyüğünün manzum kitâbesi şudur:
Ahmedi âlî himem, kıldı bu hayri kerem
Ola heman muhterem, feyzi Ahad aşkına
Vâlidi hayr ittisam, Yâni Muhammed müdâm
Cenneti ida makaam, sırrı Ahmed aşkına
Yek kalem oldu revan, oldu bu tarih ayan
Çeşmeden âbı revan, iç Muhammed aşkına.
“Çeşme Mahallesi — Bu mahallede 1270 (M. 1853-1854) de bina edilmiş bir büyük çeşme vardır. Bu mahalledeki fevkaanî camiişerif Kösem Sultanın hayır eseridir.
“Tolay Mahallesi — Mahallenin yalnız adı kaydedilmiştir.
“Anadolukavağının oldukça büyük bir çarşısı olub dahilinde cesîm bir çeşme ile 1278 (M. 1861) de Veznedar Ali Bey tarafından hayrat edilmiş bir zincirli kuyu vardır”.
Şirketi Hayriyenin 1330 (1914) de Boğaziçi adı ile neşrettiği eserde, şu malûmat vardır:
“Köprüden 13,70 mil mesafededir. Karadeniz Boğazının ağzında ve boğazın hemen sonundadır. Etrafında bazı mühim istihkâmlar vardır. İki ciheti yüksekçe iki dağa dayanmış olup, köy, bu dağlar arasındaki vâdide kurulmuştur. Poyraza karşı olduğundan tebdilhava yerlerindendir. Kuyuları pek derin olmamakla beraber suları gayet tatlıdır. Yerli ahalisi balıkçılık ve kayıkçılıkla geçinir. 180 evdir, nüfusu 1000 kişi kadardır. Bir karantine merkezidir”.
Anadolukavağı köyü, Türkiyede, birinci Meşrutiyetin ilânında mebus seçimi için tanzim edilmiş ve basılmış resmî defterde, Beykoza bağlı bir mahalle ve 157 hâne olarak gösterilmiştir. 1946 yılında ise yerli halkının rivayetine göre 270 - 280 hâne olduğu öğrenilmiştir; ki, on yedinci asır ortasında pek mamur bir halde iken geçen asır sonunda sönükleştiği, son zamanlarda yeni bir inkişaf devresine girdiği anlaşılır. Halkının dörtte üçü balıkçı olan bu köyün geri kalan dörtte biri, bahçıvan ve civar fabrikalarda ameledir. 1946 mayısında, Anadolukavağı balıkçıları ile İstanbul Ansiklopedisi adına görüşülürken şu dertleri dinlenilmiş ve tesbit edilmiştir:
Başta Anadolukavağı gelmek üzere, Anadolu ve Rumeli Hisarlarından Boğaz ağzına kadar, yani yukarı Boğaziçinde nüfus tutarı elli bini bulan balıkçı ailesi vardır. Bu yukarı Boğaz balıkçılarının da, bütün bir yıl içinde yüzlerini güldüren, geçim kaynaklarının temeli kılıç balığı avıdır. Son yıllarda, kılıç balıklarının yumurtalı zamanında (Mayıs ayı), bu balıkların Marmarada deniz yüzüne çıktığı sırada, bir takım türedi adamlar zıpkın ile avlamaya başlamışlardır. Halbuki deniz yüzünde yatıp dinlenen yumurtalı kılıçlar hasta sayılır; gözleri pek az görür; zıpkınlanan balıkların yüzde yetmişi denize gömülüp mahvolmakta yüzde otuzu balıkhanede, yumurtasını dökmüş makbul Boğaz balığının kıymetini düşürmektedir ve ayrıca, zıpkıncılık ile bu balığın neslinde de ağır tahribat yapılmaktadır. En az on kuşaktan balıkçı birçok kimseler, kılıç mevsiminde kazanamayınca, kayığı çekip ağını asarak, başka sahada iş aramağa mecbur kalmakta, balıkçılıktan ameleliğe geçmekte, Boğaz balıkçılığı ölmektedir.
Anadolukavağının bir şöhreti de incirdir. İstanbulda “Kavak incirleri” diye meşhurdur. 1946 da incir ağaçlarının büyük bir kısmı da kesilmiş, Kavak incirleri de kaybolmak tehlikesine maruz bulunuyordu.
Gayet tatlı, “Abı hayat misal” suları ile tanınmış olan bu köyde altı çeşme vardır: Çeşmelerde akan sular Dolay Suyu ve Çınardibi Suyudur; köyün kaynakları gayet yakın diğer meşhur suları, Abdihoca, Abıhayat ve Kumdöken sularıdır; bu sonuncusu, adından da anlaşılacağı üzere mide, bağırsak ve böbrek hastalıkları için şifalı bir sudur. Geride bir de ayazması vardır.
Köyün beş sınıflı bir ilkokulu, dört tane büyük balıkçı kahvesi vardır. Hemen hepsi ulu çınarlar altında deniz kenarında olan bu kahvehaneler, çınar dallarına asılmış balık ağları ve etrafına çekilmiş kayık ve taka tekneleri ile, pitoresk yerlerdir. Müşterilerinin kıyafeti de dekora uygundur; sohbetleri hemen daima deniz ve balık üzerine olan ihtiyarlar, delikanlılar, çocuklar, uluya daima hürmetkâr kalmak şartı ile, levendâne bir serbesti ile ülfet halindedirler.
1946 yılında Anadolukavağının, doktoru, eczahanesi, hamamı ve diplomalı ebesi yok idi; köylü hastasını, kayıklı karşı sahildeki Sarıyere götürmekte, ilâcını, kayıkla gidip oradan tedarik etmekte idi; köylü, geceleyin, hattâ fırtınalı havalarda, bir tabibin müdahalesinden başka çâre bulunamıyan ağır hastalarını bile kayığa koyup karşıya götürdüklerini söylemekte idiler. Köye, elektrik de 1941 de gelmiştir.
İkinci Mahmud devrine ait olup yeniçeri ocağının lâğvından az evvel tanzim edilmiş bir Bostancıbaşı defterinde Anadolukavağı kalesi ile (B. : Anadolukavağı Kalesi) Macar tabyası arasında uzanan bu köyün sahil boyu şöylece gösterilmektedir:
Anadolukavağı kalesi; tabye, tebye içinde ağa, zâbit ve nefer odaları; bostancılar kışlası; yanında beylik bahçe; kavak kalesi ağalarının beylik yalısı, camiişerif, imaret ve mektep; Hacı Mustafa Ağanın kahvesi ve kayıkhanesi; Murad Mollazâdenin ekmekçi fırını; üç adet kahve dükkânları; çarşı iskelesi, serapa kahve dükkânları; Osman Beşemin yalısı ve kahvehanesi; imam efendi yalısı; Enişteoğlu Mustafanın yalısı; Ahmed Alemdarın yalısı; Hacı Ahmedoğlunun köhne yalısı; Ali Reisin kayıkhanesi; İbrahim Ağanın yalısı, Keleş Ahmedin yalısı; Tabakoğlu Mehmedin hanesi; Yoros imamının hanesi; Şileli Mehmed Ağa yalısı; Derviş Alinin yalısı; Halil Haseekinin hanesi, Macar tabyası.
1946 da, Anadolukavağı köyü, memnu askerî bölge içinde bulunuyordu; köye ecnebi sokulmamakta, vapur iskelesinde de hüviyet cüzdanları zabıta tarafından muayene edilmekte idi.
O zamanın İstanbul Vâlisi muhterem Dr. L. Kırdar ile İstanbul Merkez Kumandanlığından müsaade aldıkları halde R. E. Koçu ile arkadaşları merhum Muzaffer Esen ile ressam Nezih bu köyü gereği gibi gezmekten çekinmişler, vapur iskelesi civarında dolaşmakla iktifa etmişlerdir.
Bu balıkçı köyünün yetiştirdiği büyük şöhret, Türkiye Cumhuriyeti Mareşali Fevzi Çakmak’tır; Fevzi Çakmak, askerî idadide ve Harbiye mektebinde okurken, o devrin asker ocağı ananesine göre “Fevzi Kavak” diye anılırdı (B. : Çakmak, Mareşal Fevzi).
1918 de Anadolukavağı
(Mühendis Necib Beyin İstanbul Rehberinden)
Geçen asır sonlarında Anadolukavağı
(Resim: Foto Sebah’ın resminden A. Tomruk eli ile)
Theme
Location
Contributor
A. Tomruk
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020485
Theme
Location
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
A. Tomruk
Description
Volume 2, pages 828-831
Note
Image: volume 2, pages 829, 830
See Also Note
B. : Anadolukavağı Kalesi; B. : Çakmak, Mareşal Fevzi
Theme
Location
Contributor
A. Tomruk
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.