Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ALİ SÜAVİ EFENDİ
Muallim, muharrir; büyük mâcerâperest ve ihtilâlci; İstanbulda Aksarayda (H. 1255-1256) 1839-1840 arasında doğdu; aslı Çankırının Çay köyünden olup İstanbulda yerleşmiş ve kâğıd mühreciliği yapmış Hüseyin Efendi adında birinin oğludur. medreseden yetişmiş, gayet zeki, cevval, cerbezeli idi, gençliğinde bazı taşra rüştiyelerinde muallimlik yaptı, sonra İstanbulda Mısırlı Yekçeşim Mustafa Fazıl Paşaya intisap etti; Paşa Avrupaya gidip genç Osmanlıların hâmisi tavrını takındığında, eski bendesi olan Suavi de yanına geldi ve Mustafa Fazıl Paşanın himayesinde Londraya giderek İstanbuldaki Abdülâziz idaresi aleyhine neşriyata başladı; Londrada genç ve güzel bir İngiliz kızı ile evlendi.
Abdülâzizin tahttan indirilmesini müteakip İstanbula geldi; İkinci Abdülhamidin mabeyin ferîki olup İngilizceye ve İngilizlerin âdetlerine vukufundan ötürü İngiliz lâkabı ile anılan Said Paşaya intisap etti, Bâsiret gazetesinde Midhat Paşa aleyhindeki yazılarının tesiri ve bu zatin delâleti ile saraya çattı, Galatasarayı Mektebi Sultanisine Müdür tâyin edildi; fakat çok geçmeden aczi anlaşılarak azledildi; bunun üzerine Sultan Abdülhamide karşı bir kin beslemeğe başladı; eski softalığını takınarak başına sarık sarıp Ayasofya camiinde vâizlik yaptı, bazı gazetelere ve, bu arada Basiret gazetesine bazı ma...
⇓ Devamını okuyunuz...
Muallim, muharrir; büyük mâcerâperest ve ihtilâlci; İstanbulda Aksarayda (H. 1255-1256) 1839-1840 arasında doğdu; aslı Çankırının Çay köyünden olup İstanbulda yerleşmiş ve kâğıd mühreciliği yapmış Hüseyin Efendi adında birinin oğludur. medreseden yetişmiş, gayet zeki, cevval, cerbezeli idi, gençliğinde bazı taşra rüştiyelerinde muallimlik yaptı, sonra İstanbulda Mısırlı Yekçeşim Mustafa Fazıl Paşaya intisap etti; Paşa Avrupaya gidip genç Osmanlıların hâmisi tavrını takındığında, eski bendesi olan Suavi de yanına geldi ve Mustafa Fazıl Paşanın himayesinde Londraya giderek İstanbuldaki Abdülâziz idaresi aleyhine neşriyata başladı; Londrada genç ve güzel bir İngiliz kızı ile evlendi.
Abdülâzizin tahttan indirilmesini müteakip İstanbula geldi; İkinci Abdülhamidin mabeyin ferîki olup İngilizceye ve İngilizlerin âdetlerine vukufundan ötürü İngiliz lâkabı ile anılan Said Paşaya intisap etti, Bâsiret gazetesinde Midhat Paşa aleyhindeki yazılarının tesiri ve bu zatin delâleti ile saraya çattı, Galatasarayı Mektebi Sultanisine Müdür tâyin edildi; fakat çok geçmeden aczi anlaşılarak azledildi; bunun üzerine Sultan Abdülhamide karşı bir kin beslemeğe başladı; eski softalığını takınarak başına sarık sarıp Ayasofya camiinde vâizlik yaptı, bazı gazetelere ve, bu arada Basiret gazetesine bazı makaleler, bentler yazdı; yazılarında, bazı safdilleri kolayca kandırabilecek hak ve hakikat müdafii, hürriyet mücahidi gibi göründü. Doksan üç Rus seferinin felâketleri karşısında şaşırmış olan halk arasında büyük bir şöhret kazandı. Rumeli mühacirlerinden etrafına topladığı bazı zavallıları Üsküdar yakasından mavnalara bindirerek, Beşinci Muradı tekrar tahta çıkarmak üzere, bu mecnun hükümdarın ikametine tahsis edilmiş olan Çırağan sarayına çıktı, rıhtımdaki nöbetçileri kaçırtarak cebren saraya girdi, ve o sırada ne olduğunu bilmiyen Sultan Muradı bularak eline bir tüfenk verdi ve yanındaki mühacirlerle: “Padişahım çok yaşa!” diye bağırmağa başladılar. Suavi Efendi, Sultan Muradı Anadolu yakasına geçirmek üzere mavnaya almağa çalışırken Beşiktaş muhafızı Hasan Paşa bir müfrezenin başında bizzat Çırağan sarayına koştu; Suavililerle asker arasında bir müsademe oldu; mühacirlerden beş on kişi öldü ve bu arada Ali Süavi Efendi, bizzat muhafız Hasan Paşa tarafından başına indirilen ağır bir cop-baston darbesiyle telef oldu 1878 (B. : Çırağan sarayı Baskın Vak’ası).
Gerek vak’a esnasında, gerek vak’adan sonra yapılan takip ve tevkifler dolayısiyle, pek çok kimsenin felâketine sebep olan Ali Süavi Efendi hakkında, Namık Kemal, Abdülhak Hâmide gönderdiği mektupta şu ağır hükümleri veriyor:
“... Ali Süavi, hiç de senin tahminin gibi adam değildi. Bir çehre nümayişine aldanmışsın. İki sene arkadaşlık ettim, o adam öyle biraz garazkâr, biraz da mağlûbi emel değil, dünyada misli görülmedik bir şarlatan idi. Ben kolaylıkla her şeye aldanmam, öyle iken bana kendini –doğru arabçadan başka bir lisanda bir sayfa okuyamazken– yedi sekiz lisan bilir suretinde gösterdi. O kadar cahil, cehaletiyle beraber o kadar da mağrur idi ki, türkçe üç satır bir şey yazsa maskarai âlem olurdu. Daha Avrupadan gelmeden evvel, kendini dâvet ettirmek için usulü meşveret aleyhine yazdığı bendler, Vakit gazetesinde kulaklarını sallayıp duruyor... Bırakalım o kabilden olanların kavlinden, fiilinden, vasfından, tavrından, zikrinden, fikrinden, hiçbir vakit, hiçbir türlü hayır mutasavver değildir” (Osmanlı tarih encümeni mecmuası).
Vakanüvis Abdurrahman Şeref Efendi de, Ali Süavi hakkında Namık Kemali tasdik yollu kalem kullanmıştır.
“Midhat Paşaya azli ve Avrupaya tebaüdü iradesi, mabeyin feriği İngiliz Said Paşa tarafından sarayda tebliğ olunup hanesine avdet ve çoluğu ve çocuğu ile vedâ etmeden hemen İzzeddin vapuruna sevkolunduğu sırada Midhat Paşanın izharı teesürat eylediği ve Said Paşaya öyle bir zamanda bilâ sebep iş başından ayrılması devletce mucibi vehâmet olacaktır gibi sözler söylediği o vakit şuyu bulmuştu. Saraya iyice çatmağa vesile arayan Ali Suavi, ertesi günü Basiret Gazetesine yazdığı bir makalede Mahmud Paşayı Velî (Fâtihin veziri âzamı) ve Midhat Paşa arasında ruhsatsız bir mükayese yapıp ve Mahmud Paşayı Köprülü Mehmed Paşa ile karıştırıp (ki kapkara cehlinin korkunç höccetidir). Mahmud Paşanın katline fermanı kaza cereyan sadir olduğu kendisine haber verildikte Paşanın: “Ben Efendi kapısına yüz akçelik bır köle olarak geldim, yine kıymetim odur, devlet beni ifnâ etmekle büyük zarara uğramıyor!” Kavli meşhûri mutâvaatkârisini mezkûr makalede yanlış ve kırık dökük hikâye eyledikten sonra Mithat Paşanın hengâmı teb’idinde: “.. ben gidersem devletin hali nice olur” dediğini yâd ile: İşte büyük adam! İşte küçük adam! hükmünü vermişti”.
“Midhat Paşanın İstanbuldan Avrupaya teb’idinde Basiret gazetesine bir takım bendler yazmış ve bu sayede sarayı hümâyuna hulûl etmişti. Bir aralık Mektebi Sultanî müdüriyetine tâyin kılındı. Gayetle idaresiz ve culpaz bir adam idi. Kapamacılardan aldığı hazır bir kostüm ile zibidi kıyafeti, bilenlerin gözü önündedir. Mektebin idare ve tedrisatını hercümerç etti.
“Hem güftarı, hem etvarı perişan idi; hazırcılardan aldığı yakası düşük caket ve paçaları yerde sürünür pantalonu ile mektep içinde dolaşması aski softalık halini hatıra getirir, ve badîi hande olurdu. Gûya muallimesi sıfatiyle Avrupadan peşine taktığı bir güzel kadın ile mektepe beytutet etmek saygısızlığında bulunduğu cihetle o yolda dahi ayrıca lisana gelmişti. Mektep müdürlüğünde bekaası caiz olmadığından azlolundu. Ve mazûl kalınca sürünmiye başladı. Sürünmekten kurtulmak için bir tafrei azime ile yekten bâlâya fırlamak yoluna saptı. Sakin olduğu Üsküdar semtinde bir takım sâdedil mühacirini başına toplayıp ve anları türlü türlü vait ve duruğ ile iğfal eyleyip Sultan Muradı tekrar iclâs etmek sevdasına düştü. Müsellâh mühacir yâranın bir mavnaya doldurarak Kuzguncuktan Sultan Muradın uzletgâhı olan Çırağan sahilsarayına alelgafle yanaştı...
“Çırağan bahçesinden tüfenk sesleri uzak yerlerde dahi işitildiğinden herkes ne olduğunu bilmeyip Rusyalılar İstanbula hücum etmişler, muharebeye başlanmış diye halk arasında bir velvele koptu ve İstanbul ve Galata semtlerinde dükkânları kapandı ve ahalinin telâşından ve koşuşmasından çarşıda bayılan kadınlar oldu. Tüfenk sesleri o günü Eyyub tepelerinde sem’i âcizâneme kadar vâsıl olmuştur” (A. Şeref, Tarih müsahabeleri).
Cesedi Yıldız Sarayı civarında bir yere gömülmüştü, yeri koybolmuştur (B. : Basiret Gazetesi).
Ali Süavî Efendi
(Resim: H. Çizer)
Tema
Kişi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM020337
Tema
Kişi
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tanım
Cilt 2, sayfalar 711-713
Not
Görsel: cilt 2, sayfa 711
Bakınız Notu
B. : Çırağan sarayı Baskın Vak’ası; B. : Basiret Gazetesi
Tema
Kişi
Emeği Geçen
H. Çizer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.