Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ALİ PAŞA (Kılınç)
On altıncı asrın en namlı amirallerinden ve imparatorluk Kaptanı derylarından; “Kılınç” unvanını (Lepanto) İnebathı deniz muharebesinde gösterdiği yararlıktan sonra alan ve o tarihe kadar Uluc lâkabı ile anılan Ali Paşanın nereli olduğu ve doğum tarihi, gençlik hayatı hakkında Türk kaynaklarında hiçbir kayıt yoktur; yalnız denizciler arasında “Uluc” lâkabının mühtedilere verildiği söylenir. Deniz lisesi tarih muallimi merhumu Fevzi Kurtoğlu “Türk Deniz Tarihi” adındaki büyük eserinin bu amirala tahsis ettiği dördüncü cildinde, ilk yılları için yabancı kaynaklardan istifade ederek şu mâlûmatı veriyor: Kalabriya sahillerinde Kolon burnu civarında, ölümündeki yaşına göre 1497 de, Likasto adındaki bir balıkçı kasabasında doğmuştur.
Çocukluğu (belki yorucu, yıpratıcı bir şekilde) balıkçı kayıklarında, gemilerde geçmiştir; ve günün birindi, Ali Ahmed adında mühtedi bir korsanın eline düşmüş, uzun yıllar da, Ali Ahmedin gemisinde forsa hayatının elem ve ıstırabını çekmiştir; kellik illetine tutulmuş, kendisine arabca Elfarta (Kel) lâkabı verilmiştir. İslâmiyeti kabulden sonra forsalık zincirinden kurtulmuş, kısa bir müddet sonra da, Akdenizin en namlı korsanlarından biri olarak tanınmış; meşhur Turgudun yanında, büyük Korsan - Amiralin sağ eli olmuştur. 1550 den sonra İstanbula gelerek ...
⇓ Read more...
On altıncı asrın en namlı amirallerinden ve imparatorluk Kaptanı derylarından; “Kılınç” unvanını (Lepanto) İnebathı deniz muharebesinde gösterdiği yararlıktan sonra alan ve o tarihe kadar Uluc lâkabı ile anılan Ali Paşanın nereli olduğu ve doğum tarihi, gençlik hayatı hakkında Türk kaynaklarında hiçbir kayıt yoktur; yalnız denizciler arasında “Uluc” lâkabının mühtedilere verildiği söylenir. Deniz lisesi tarih muallimi merhumu Fevzi Kurtoğlu “Türk Deniz Tarihi” adındaki büyük eserinin bu amirala tahsis ettiği dördüncü cildinde, ilk yılları için yabancı kaynaklardan istifade ederek şu mâlûmatı veriyor: Kalabriya sahillerinde Kolon burnu civarında, ölümündeki yaşına göre 1497 de, Likasto adındaki bir balıkçı kasabasında doğmuştur.
Çocukluğu (belki yorucu, yıpratıcı bir şekilde) balıkçı kayıklarında, gemilerde geçmiştir; ve günün birindi, Ali Ahmed adında mühtedi bir korsanın eline düşmüş, uzun yıllar da, Ali Ahmedin gemisinde forsa hayatının elem ve ıstırabını çekmiştir; kellik illetine tutulmuş, kendisine arabca Elfarta (Kel) lâkabı verilmiştir. İslâmiyeti kabulden sonra forsalık zincirinden kurtulmuş, kısa bir müddet sonra da, Akdenizin en namlı korsanlarından biri olarak tanınmış; meşhur Turgudun yanında, büyük Korsan - Amiralin sağ eli olmuştur. 1550 den sonra İstanbula gelerek İmparatorluk hizmetine girmiş, kendisine yevmiye 80 akça bağlanarak bir fenerli kaptanlık verilmiştir. Sinan Paşa kumandasında 1552 ve 1553, Piyâle Paşa kumandasında 1556, 1557 ve 1558 deniz seferlerine iştirâk etmiş, Turgudun Malta cenginde şehid düşmesi üzerine mirimiran rütbesile Trablusgarb beylerbeyi tayin olunarak “paşa” unvanını almış,
1895 de İstanbul Limanı
(Macar ressamı D. Ciragy’nin suluboya tablosundan. Hacı Vesim Paşa torunu Neş’ecan Hanımefendi koleksiyonu)
Türkiye Klişehanesi Nurgök Matbaası
1568 de Hayreddin Paşazâde Hasan Paşanın yerine Cezayir beylerbeyi olmuştur. 1570 temmuzunun 19 uncu günü, Malta kanalında Şövalye Saint - Clément kumandasında kuvvetli bir Malta filosunu imha etmesi, Akdenizin hıristiyan sahillerinde büyük akisler uyandırdı. Bir yıl sonra da İnebahtı deniz muharebesine iştirak etti. Türk deniz tarihinin ilk büyük felâketi olan bu muharebeden evvel, donanma İnebahtı limanında iken Serdar Pertev Paşanın riyasetinde toplanan harb meclisinde, ilk olarak söz alan Uluc Ali Paşa, çok kuvvetli bulunan müttefik donanma ile körfezde bir harb kabul edilemeyeceği fikrini ileri sürdü: “Mühimmatımız noksandır, altı aydır deniz yüzünde geziyoruz, gemilerimiz bozgundur, İnebahtıya gelirken, sefer dönüşüdür diye, cenkci efrattan sipahiler ve yeniçeriler, izinli izinsiz karaya çıkıp dağıldılar. İnebahtı limanı boğazındaki hisarlar varken, düşman donanması içeri girip bize hücum edemez. Kış mevsimini bu limanda geçirelim. Müttefik düşman donanması kışı geçirmek üzere üslerine dönmek, dağılmak zorundadır; bahara, toplanmalarına meydan vermeden düşman filolarını ayrı ayrı yakalayıp tepeliyebiliriz” yollu mütalâada b ulundu. Çekirdekten denizci olanlar, Uluc Paşanın mütalâasını tasdik ederek s ükût ettiler; Serdar Pertev Paşa da ona iştirâk etti; fakat denizcilikten anlamıyan, sadece gayet cesur bir zat olan Kaptanı deryâ Müezzinzade Ali Paşa, buna şiddetle itiraz etti: — Her gemiden beşer onar adam eksik olmakla ne olur? Sizde islâm gayreti ve pâdişah âr ve nâmusunu muhafaza himmeti yok mudur? dedi. Barbaros Hayreddinin oğlu Hasan Paşa da Müezzinzâdeye hak veren müessir bir hitabede bulununca, limandan çıkıp körfez ağzını tutmuş olan kuvvetli düşman donanması ile harbin kabulüne karar verildi. Bunun üzerine Uluc Ali Paşa tekrar söz aldı: — Mademki dövüşeceğiz, sahilden açılalım, düşmanı sahil ile aramızda bırakalım.. Hayreddin Paşa ve Turgud Paşa ile beraber deniz cenklerinde bulunmuş olanlarımız pekâlâ bilir.. Bir gemiye top dokunduğu gibi, denize yabancı olan içindeki cenkci efrad, batmak korkusyile gemiyi baştankara ettirirler. Bu da diğer gemiler üzerinde kötü tesirler yapar.. Deniz bozgunları bundan olur. Gemilerden kumandanlık alâmetlerimiz olan fenerleri çıkarıp bayraklarımızı indirelim.. Düşman bütün şiddetiyle hangi noktaya saldıracağını kestiremesin! dedi. Müezzinzâde buna da itiraz etti, Uluc Paşayı korkaklıkla itham etti ve: — Biz korsan cengi etmiyoruz! dedi. Son söz kendisinin olan Serdar Pertev Paşa “pâdişah ırz ve nâmusunu muhafaza himmetinden mahrum” olmakla ithamdan çekinerek, sükût etti.
İnebahtı deniz muharebesinin tafsilâtı, bu sütunların mevzuu dışında kalır; Uuluc Ali Paşanın korktuğu felâket bütün dehşeti ile, ve tahmin ettiği gibi tahakkuk etti (7 birinciteşrin 1571 pazar). 224 parça gemiden mürekkep Türk donanmasından 117 tanesi 5000 e yakın mürettebatiyle düşman eline geçti; 65 gemi de battı veya baştan kara etti; yalnız, birkaç gemi İnebahtı limanına kaçabildi; 35 - 37 parça gemiyi de, ki Uluc Ali Paşanın sol cenah filosunu teşkil ediyordu, kumandanın mahareti sayesinde, düşmanın kendi karşısına çıkan sağ cenahını iyice hırpaladıktan sonra kurtulmağa ve İstanbula dönmeğe muvaffak oldu. Müezzinzade, muharebenin şehidleri arasında idi.
Uluc Ali Paşa, İstanbulda büyük takdir ile karşılandı; Kaptanı deryâlığa tayin edilerek Uluc lâkabı Kılınç unvanına tahvil edildi ve yalnız bir kış mevsiminde, İstanbul tersanesinin insan gücünün üstünde, akla durgunluk veren gayreti ve devrin Sadırâzamı Sokollu Mehmed Paşanın yardımı ile mahvolmuş donanmayı ihya eden Kılınç Ali Paşa, 1527 baharında Akdenize açıldığı zaman, cihan hayret içinde kaldı (B. : Mehmed Paşa, Sokollu; Mustafa Ağa, Kadırga mimarı).
Kılınç Ali Paşa, ölümüne kadar, on altı yıl Kaptanpaşalık yaptı; 1574 Tunus seferi müstesna, bu yıllar, Akdenizde mutlak bir Türk hâkimiyetine, bu hâkimiyetin neticesi bir Türk sulhuna rastlar. 27 haziran 1587 de doksan yaşında öldü; Tophânede Mimar Sinana yaptırttığı büyük camiin avlusunda yine ayni mimarın eseri olan türbesine defnedildi; bekâr yaşamıştı, 500.000 duka altını tahmin edilen muazzam servetini devrin hükümdarı Üçüncü Murada bırakmıştı.
Eski bir korsan karakterini ölünceye kadar muhafaza etmişti; fevkalâde cömertti, mahbubperest idi ve ölünceye kadar bâkire cariyeler istifraşından da vazgeçmemişti. Muasırı bir müverrih, Selânikli Mustafa Efendi bu büyük amiralin ölümünü söylece anlatır:
990 recebinin evâsıtında Kaptan Kılınç Ali Paşa Tophâne camiinde cuma namazını eda edip sadaka vermeğe pek düşkün olduğundan ne miktar akça getirdi ise cümlesini fukaraya dağıtıp sarayına gitmişti. Yirmi günden fazladır tehlikeli bir hastalığa (?) tutulmuştu, tabibi hâzık, marazını teşhis edip faydalı ilâçlarla kemali sıhhat ve afiyet bulmuştu. Lâkin yaşı doksana yaklaşmış olduğu halde hasnâ ve müstesnâ cariyelere mukaarenetden kaçmazdı. Tabip ise: Zinhâr sohbeti zenandan perhiz etmek vaciptir, ömrü nâzenin ele girmez diye tenbih etmişti. Mesmû olmayıp o gece bir bâkire cariyeye mübaşeretinde ruhu bedeninden âlemi ukbaya tayeran olduğu haberi divâna geldi. 60.000 altun nakdi çıktı; ilk ağızda satılan eşyası 500.000 altun tuttu; sair eşyasının satışı da nice zaman sürüp hasıl olan akçaları hazineye irad kaydolundu”.
Yine Selânikli Mustafa Efendi, Hicrî 994 (M. 1586) yılı vakaları arasında Kılınç Ali Paşaya ait şöyle bir fıkra nakleder:
Cezayir Beylerbeyi Hasan Paşa, koca Kapudan Kılınç Ali Paşa hakkında bir adamına padişaha arzuhal sundurmuş, Ali Paşa için: “Emred oğlanlar istihdamında mütehâlik korsan ve kurnazdır, hattâ Cezayer beylerbeyisi Hasan Paşanın hadım ettirdiği Ali adındaki sevgili hazinedar oğlanını ayardub yanına almış, yüz akça ulûfe ile Fenerli gemiye (Amiral gemisine) vermiş, hiçbir şeyden sakınmayıp her günahı işler zalim dinsiz” diye ihbarda bulundurmuş.. Üçüncü Murad bundan fevkalâde müteessir olmuş.. hattâ ihbar tahakkuk ederse, Kılınç Ali Paşanın gazaba gelmesi bile muhtemel imiş.. Kapdan Paşa hükümdarın mala karşı hırsını bildiğinden, hazinedar Aliye Hasan Paşanın servetini nerelerde sakladığını söyletmiş, sonra padişaha: “Hasan Paşanın hamam külhanı altında yüz otuz bin nakid altunu ve on kantar gümüşü vardır ki benim malımdır, hizmetkârım iken çalmış, define etmiştir; hazinedar oğlanı yanıma almaktan müradım defineyi bilmek idi, pâdişahıma mübarek olsun” diye haber yollamıştı. Bunun üzerine Defterdar İbrahim Efendi Cezayire gönderilip hamam külhanı altından bu hazineyi çıkarmış, biçare Hasan Paşa hem Alisinden, hem definesinden olmuştu.
İstanbulda, Tophanede bir büyük camii, bir büyük hamamı ve bir medresesi vardır (B. : Kılınçalipaşa Camii, Hamamı, Medresesi).
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020286
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 2, pages 688-690
Note
Image: volume 2, page 688E1
See Also Note
B. : Mehmed Paşa, Sokollu; Mustafa Ağa, Kadırga mimarı; B. : Kılınçalipaşa Camii, Hamamı, Medresesi
Theme
Person
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.