Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ALİKETHÜDA CAMİİ
Boğaziçinde Sarıyerde, çarşı içindedir; ilk yapı tarihi ile camie adını veren Alikethüdanın hayatı hakkında bir kayda rastlanamadı. Evliya Çelebi, on yedinci asır ortasında Sarıyerden bahsederken “Bir camii vardır” diye ise de, adını yazmıyor, fakat bu mabet olduğu muhakkaktır. Hadikatül-evami, (H. 1133) 1720 de Nevşehirli İbrahim Paşanın damadı Kethüda Mehmed Paşa tarafından bu camie bir tuğla minare yaptırıldığını yazıyor ki, bu kayıttan, bu tarihte camiin bir ahşap yapı olduğu, minaresinin de ahşap olduğu çıkarılabilir.
Üçüncü Selim ve ikinci Mahmud devirlerinde tanzim edilmiş Bostancıbaşı defterlerinde, Sarıyerin eski iskelesi (vapur devrinden evvel), bu camiin hemen yanı başında ve Yenimahalle tarafında görülüyor; meselâ, Yeniçeri Ocağının lağvından az evvel tanzim edilmiş bir defterde, bu sahil boyu, Sarıyerden Yenimahalleye doğru şöylece tesbit edilmiştir: Şeyh Ahmed Efendinin yalısı, yanında Hacı Mustafanın yalısı; yanında pazar kayığı limanı (vapur iskelesinin yeri olacak, ki, doldurulmuş bir sahadır); Hacı Mehmedin kayıkhanesi, Tosyalı Mehmed Ağanın kayıkhanesi, Ali Kethüda camiişerifi; yanında Sarıyer iskelesi.
Aşağıdaki notlar 1946 yılında tesbit edilmiştir. Alikethüda camiinin, geçen asır ortalarında, denize doğru müstatil bir plân üzerine kârgir yapı olarak temelind...
⇓ Devamını okuyunuz...
Boğaziçinde Sarıyerde, çarşı içindedir; ilk yapı tarihi ile camie adını veren Alikethüdanın hayatı hakkında bir kayda rastlanamadı. Evliya Çelebi, on yedinci asır ortasında Sarıyerden bahsederken “Bir camii vardır” diye ise de, adını yazmıyor, fakat bu mabet olduğu muhakkaktır. Hadikatül-evami, (H. 1133) 1720 de Nevşehirli İbrahim Paşanın damadı Kethüda Mehmed Paşa tarafından bu camie bir tuğla minare yaptırıldığını yazıyor ki, bu kayıttan, bu tarihte camiin bir ahşap yapı olduğu, minaresinin de ahşap olduğu çıkarılabilir.
Üçüncü Selim ve ikinci Mahmud devirlerinde tanzim edilmiş Bostancıbaşı defterlerinde, Sarıyerin eski iskelesi (vapur devrinden evvel), bu camiin hemen yanı başında ve Yenimahalle tarafında görülüyor; meselâ, Yeniçeri Ocağının lağvından az evvel tanzim edilmiş bir defterde, bu sahil boyu, Sarıyerden Yenimahalleye doğru şöylece tesbit edilmiştir: Şeyh Ahmed Efendinin yalısı, yanında Hacı Mustafanın yalısı; yanında pazar kayığı limanı (vapur iskelesinin yeri olacak, ki, doldurulmuş bir sahadır); Hacı Mehmedin kayıkhanesi, Tosyalı Mehmed Ağanın kayıkhanesi, Ali Kethüda camiişerifi; yanında Sarıyer iskelesi.
Aşağıdaki notlar 1946 yılında tesbit edilmiştir. Alikethüda camiinin, geçen asır ortalarında, denize doğru müstatil bir plân üzerine kârgir yapı olarak temelinden yenilenerek tamir edildiği görülür; bu arada, minaresi de kesme taştan yapılmıştır. Altı bodrum, deniz tarafı da iki göz kayıkhanedir; bu kayıkhaneler önü, bugün her ne kadar darca bir yol ise de, kırk elli yıl evvellerini hatırlıyanların da görmemiş olmalarına rağmen, denizin, camiin son yapısı sıralarında kayıkhanelere kadar geldiği, Alikethüda camiinin lebideryada olduğu muhakkaktır.
Camiin yapısı sanat kıymetinden mahrumdur. Fakat içi, kendisine mahsus bir garabete sahiptir; şöyle ki: sokak kapısına dört basamak çimento merdivenle çıkılır; kapının üstünde genişçe ve kalın bir saçak vardır. Son cemaat yeri de, binanın ana duvarlariyle çevrilmiş ve ayni çatı altındadır. Sağda bir muvakkithane vardır; yanındaki ahşap merdivenden mahfile ve minareye çıkılır. Asıl cami ve mescitd plânlarından tamamen ayrılmıştır; hüküm yerindedir: Bir klüp, sazlı kahve veya tiyatroyu andırmaktadır.
Kapıdan girilince, tavana kadar uzanan, sağlı sollu yedişerden on dört ahşap sütun sıralanmıştır; mihrap dıvarından başlayıp yine mihrap dıvarına kavuşmak üzere köşeleri doksan derecelik zaviye ile kıvrılmış at şeklinde bir mahfili vardır ki, yukarıdaki hükmü verdirten de bu mahfildir. Mahfilin kapı üstüne rastlayan kısmında da, yarım daire şeklinde bir müezzin balkonu yapılmıştır.
Kapıdan girildiğine göre, sağa gelen dıvarın altı kısmı penceresizdir; üstte, mahfil kısmında yedi pencere vardır; sola gelen dıvarın alt kısmında altı pencere üstte mahfil kısmında sekiz pencere vardır; ki, bu pencerelerden son ikisinin mütenazırı iki pencere, aşağıda, son cemaat mahallinde kalmıştır Denize bakan mihrap dıvarında da altlı üstlü dörderden sekiz pencere bulunmaktadır.
Sütunların üst kısmına ve çatının müezzin balkonu üstüne rastlayan kısmına, dairevî çerçeveler içinde on üç levha konulmuştur; müezzin balkonunun üstündeki levhada Bilâl Habeşînin, sağdaki sütunların üzerindeki levhalarda, mihrap dıvarından itibaren: Hz. Ebûbekirin, Osmanın, Hasanın, Said ibni Zeydin, Saad ibni Ebivakkasın, Abdürrahman bin Avfin; soldaki levhalarda, yine mihrap divarından itibaren Hz. Ömer’in, Alinin, Hüseyinin, Talhanın, Ebâ Ubeydenin ve Zübeyir ibni Avfin isimleri yazılıdır. Mihrap dıvarının çatı ile birleştiği yerde İsmi Celâl ile İsmi Resulü ihtiva eden- ayni üslûpta iki levha bulunmaktadır; mihrap duvarı ayrıca müteaddit levhalar ve dört adet Kâbe resmi ile tezyin edilmiştir.
Yine mihrap dıvarında, at nalı şeklindeki mahfilin sol yanı nihayetinde farsça tâlik hat ile bir levha vardır ki, camilerde bu dil ile yazılmış levha ve kitâbelere pek az rastlanır.
Camiin sair tezyinatından ortada büyük bir demir top kandil, dört küçük demir top kandil, mihrap önünde bir küçük âvîze, mihrap dıvarı önünde dört pirinç şamdan, kapıdan girince sağlı sollu toplu ve rakkaslı iki büyük saat vardır ki soldaki kıymetli bir saattir.
Dıvarlar, tavan, sütunlar, ahşap minberi, ahşap vâiz kürsüsü, mahfil parmaklıkları serapa filizî yağlı boya ile boyanmıştır. Bu monoton renk, bol ışık ve camiin garip plânı, insanın üzerinde garip bir tesir bırakmaktadır. Bu tesir, muhakkak ki, rûhaiyet ve huşu değildir.
Elektrikle tenvir edilmiştir. Mâbedin çarşıya bakan köşesinde, cephe dıvarında beş, Yenimahalleye bakan dıvarında 9 tane ki, hepsi 14 adet abdest muslukları vardır; musalla taşı da yan sokağın deniz ucunda ters çevrilmiş bizatin bir lâhid kapağından ibarettir. Beş vakit namazda cemaati pek çok olan bir camidir; hemen lebaleb dolmaktadır. Her taraf tertemizdir.
Sarıyerde Alikethüda Camii
(Resim: Nezih)
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM020263
Tema
Yapı
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Emeği Geçen
Nezih
Tanım
Cilt 2, sayfalar 674-676
Not
Görsel: cilt 2, sayfa 675
Tema
Yapı
Emeği Geçen
Nezih
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.