Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ALİ EFENDİ (Moralı Esseyid)
On sekizinci asırda Osmanlı devlet adamı. 1757 (?) de Morada doğmuştu; doğduğu kasaba tesbit edilemedi, 13-14 yaşlarında İstanbula geldi; rumcayı anadili gibi bilirdi, kulaktan dolma fransızca da konuşuyordu, bu bakımdan Moranın sahil kasabalarının birinden olduğu söylenebilir Maliye kaleminden yetişti; gayet zeki, yumuşak huylu, son derecede cevval olduğu için çabuk terakki etti; Üçüncü Selim zamanında Fransaya bir daimî elçi gönderilmesine karar verildiği zaman ilk hâtıra gelen Moralı Ali Efendi oldu. Vazifesi Rusyaya karşı Türk - Fransız dostluğunu kuvvetlendirmek, bir Türkiye - Fransa ittifakı için Fransa efkârı umumiyesinin de sempatisini kazanmıştı; bir ittifak akd edemedi ama şahsı ve Türkler hakkında alaka ve sevgi toplamaya muvaffak oldu.
Aşağıdaki satırları merhum Ahmed Refik’in Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuasında intişar etmiş bir makaalesinden alıyoruz:
«Hükûmeti Osmaniyenin Londra, Berlin, Petersburg ve Viyanaya sefirler îzâmı Fransanın gururuna dokunmuş, Fransadaki Direktuvar hükûmetinin İstanbul murahhası Mösyö Verninac tarafından vuku bulan müracaat üzerine Moralı Esseyid Ali Efendinin elçilikle Parise gönderilmesine karar verilmişti.
«Değerli, muktedir bir devlet adamı idi. O sırada Fransanın İstanbul sefiri bulunan Aubert du Baillet Ali Efendiden bahsederken: «Ke...
⇓ Read more...
On sekizinci asırda Osmanlı devlet adamı. 1757 (?) de Morada doğmuştu; doğduğu kasaba tesbit edilemedi, 13-14 yaşlarında İstanbula geldi; rumcayı anadili gibi bilirdi, kulaktan dolma fransızca da konuşuyordu, bu bakımdan Moranın sahil kasabalarının birinden olduğu söylenebilir Maliye kaleminden yetişti; gayet zeki, yumuşak huylu, son derecede cevval olduğu için çabuk terakki etti; Üçüncü Selim zamanında Fransaya bir daimî elçi gönderilmesine karar verildiği zaman ilk hâtıra gelen Moralı Ali Efendi oldu. Vazifesi Rusyaya karşı Türk - Fransız dostluğunu kuvvetlendirmek, bir Türkiye - Fransa ittifakı için Fransa efkârı umumiyesinin de sempatisini kazanmıştı; bir ittifak akd edemedi ama şahsı ve Türkler hakkında alaka ve sevgi toplamaya muvaffak oldu.
Aşağıdaki satırları merhum Ahmed Refik’in Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuasında intişar etmiş bir makaalesinden alıyoruz:
«Hükûmeti Osmaniyenin Londra, Berlin, Petersburg ve Viyanaya sefirler îzâmı Fransanın gururuna dokunmuş, Fransadaki Direktuvar hükûmetinin İstanbul murahhası Mösyö Verninac tarafından vuku bulan müracaat üzerine Moralı Esseyid Ali Efendinin elçilikle Parise gönderilmesine karar verilmişti.
«Değerli, muktedir bir devlet adamı idi. O sırada Fransanın İstanbul sefiri bulunan Aubert du Baillet Ali Efendiden bahsederken: «Kendisine şu noktayı hissettirdim ki âdâbı islâmiyeye riâyet etmek her ne kadar lâzım ise de âdâtı umumiye de mevcuttur ki onlara riâyet edilmediği takdirde de hatâ edilmiş olur. Kendisine celbedeceği ihtirâmatı azaltacak, bizdeki nezâket âdâbına uymayacak bâzı ittiyatlarından vazgeçireceğimi anlattım. Ali Efendi de bu nasihatlarımın cümlesini tuttu, (Télémaque) Telemak’ı terceme etmeğe başlıyarak fransızca öğrenmişti. Kendisine Fransız kadınlarından ne derece mennun, müsahabelerinden ne rütbe zevkiyâb olacağını söylediğim zaman Ali Efendi: — İhtiyarlara vâlide, hem sinnim olanlara hemşire, gençlerine de evlâd muamelesi etmek isterim!.. demişti” diyor.
«Süvari yüzbaşısı Colincour mihmandar tâyin olunmuştu. Ali Efendi maiyetinde onsekiz kişi ile İstanbuldan Marsilyaya mütevecciyen 24 mart 1797 de Kaptan İspiro’nun kumandasındaki Fiore del Levante gemisi ile hareket etti.
«Mesinada dokuz gün kaldı. Osmanlı sefiri hakkında her türlü ihtirâmat ibzal olundu. Marsilyada onaltı gün karantine beklendi; kendisine mükellef bir dâire tahsis olunduğu, sofrası çiçeklerle tezyin edildiği halde son derece sıkıldı, on altı gün içinde belki bin defa şikâyette bulundu.
«Bu sırada Direktuvar hükûmeti Osmanlı sefirinin resmi kabulü hazırlığına başlamıştı, on altı maddelik bir program hazırlığına başlamıştı, on altı maddelik bir program hazırlanmıştı; devlet arşivindeki evrak tetkik edildi, 1717; 1721, 1742 tarihlerinde Pârise Türk elçileri gelmişti, fakat üçü de muvakkat elçi idi, ilk defa, Pârisde oturacak bir dâmî elçi geliyordu.
«Karantina müddeti bittikten sonra Ali Efendi Marsilyada gördüğü hüsnü kabulden son derece memnun oldu, her gece tiyatrolarda eğlendi, Otele dönerken bütün sokakların tenvir edildiğini görüyordu; hariciye nazırı Charles Delacroix’ya bir teşekkürnâme gönderdi. Marsilyada ikameti müddetince Fransa hükûmeti hayli masraf etmişti, hariciyeye Marsilyadan gönderilen raporda: «Osmanlı sefiri gayet nâzik ve sevimli, kendisine dâimâ ihtirâmâtı askeriyede bulunan karakolları nâzikâne selâmlamıştır. Ahâlinin kendisini görmek istediğinden son derecede mahzuz olmuştur” deniliyordu.
«Tulondan geçerken tersâneyi ve mühim fabrikaları ziyâret etti. Eks’den geçerken halk Efendinin nezâketine meftun oldu. Parise gelinceye kadar her şehirde büyük hürmet gördü. Bu seyahat boyunca Fransa hükûmetinin şenlik ve ziyafet masrafı 25.000 altın frangı buldu.
«Parisde ikametgâh olmak üzere Sen-Dominik sokağında Monako prensinin konağı tahsis edilmişti; gayet mükellef bir bina idi, park denilecek kadar büyük bahçesinde havuzlar, heykeller, korular vardı; müzik ve yemek salonları ile yatak odası ve kütüphanesi pek zarifti.
«O sırada Talleyrand hariciye nâzırı olmuştu; Ali Efendi çok nâzik bir tebriknâme gönderdi ve resmî temasını onunla yaptı.
«Türk elçisi Parise yerleştikten sonra şehirde, bilhassa sevdiği Monso (Monceau) parkında gezip dolaşmağa başladı. (Parkda çubuğunu içti, namazını kıldı), Fransızlar Esseyid Ali Efendiyi her seferinde dikkatle seyrettiler; Efendi de kendisini seyir için toplaşan işvekâr kadınlara karşı nezâket ibrâzından geri durmadı, onlara dondurmalar, şerbetler ikram etti. Halkın en ziyâde merak ettiği şey, Osmanlı sefirini Direktuvarın ne suretle kabul edeceği idi. Programın bir nüshası Ali Efendiye gönderilmiş, Efendi istediği tâdilatı yapmış, resmi kabul şöylece tesbit edilmişti:
Elçi doğruca Lüksemburg Sarayına gidecekti, altı beygirli arabada yalnız oturacaktı; elinde nâmei hümayun bulunduğu için sarayda uzun uzadıya beklemeden merâsim başlıyacaktı. Saraya bir öğleden sonra müdebdeb bir alayla gitti, sağında maiyeti erkânından biri sırmalı kumaşa sarılı bir çekmece içinde nâmei hümâyunu götürüyordu; sefâret heyetinin sâir erkânı elçinin arabasını yaya olarak tâkip ediyordu.
«O gün bütün Paris ayaklanmıştı. O devirde Parisde intişar eden «Miroir» gazetesinin beyanı veçhile Ali Efendinin etrafında yürüyen hizmetkârların tezellülkârane vaziyetleri gibi fikri cumhuriyete o derece muvafık olmıyan bu manzarayı temâşaya gelen halk, asker tarafından pek güç zabtedilebilmişti.
«Lüksemburg Sarayı bayraklar ve çiçeklerle donanmıştı. Esseyyid Ali Efendi Talleyrand tarafından Direktuvar erkânına takdim edildi; Efendi Üçüncü Sulta Selimin nâmesini Direktuvar reisi Lazare Carnot’ya takdim etti ve bir nutuk irâderek Sultanül berreyn ve Hâkaanül bahreyn, Hâdimül Haremeyn üşşerifeyn Essultan İbsüssultan Sultan Selim Hân’ın Fransa ile Babıâli arasında kadimden câri olan dostluğun inâyeti Bâri ile teyidi zımnında kendisini sefir nasbetmiş olduğunu beyan etti. Carnot buna kısa bir nutuk ile cevap verdi, merâsim bitti.
«O gün, Fransanın hürriyet şenlikleri yapılacaktı. Ali Efendi seyirci olarak şenliklerde hazır bulundu; (bu bulunuş Parislileri teshir etti), konağına parislilerin büyük ihtiram tezâhürâtı ile döndü; fakat ertesi günü Paris gazeteleri sefirin kabul merâsimi anlatırken bir çok noktaları tenkid ettiler, bir gazete de «bir nevi maskaralık» diye yazdı; bilhassa muhalefet, Osmanlı devletinin Direktuvara karşı gösterdiği itimâdı çekememişti.
«Moralı Esseyid Ali Efendi tam bir ay sarığı, çubuğu, yüryüşü, söyleyişi ile umumun merakını celbeylemişti; o derecede ki, dışarı çıkmasa bile, kendisini perde arkasında görmek için halk ikametgâhı etrafında toplanıyordu; bu hususta da ileri gidenler Paris kadınları idi. Her tarafta, moda esnafı sarık şapkalar, alaturka esvaplar imâl ediyorlardı. Osmanlı sefirinin Parise kelmesi eğlencede dâima tenevvu ve teceddüd arayan Paris kadınları için yeni bir hâdise olmuştu.
Bu devir Paris kadınlarının en serbest gezdikleri bir devirdi; bâzılarının Şanzelize (Champs - Elyyées) ve yalnız ince bir tül fistan giyerek çıktıkları, sokaklarda işvekârlık ettikleri görülürdü. Ali Efendi bu âleme katılmış eğlence yerlerinde, tiyatrolarda, balolarda vakit geçirmeğe başlamıştı. Bir gün Talleyrand tarafından kendisine mükellef bir ziyafet çekilmiş, akşam da Odéon’da şerefine bir balo verilmişti. O gece Parisin bütün güzelleri Odeon’da idi; Madam Tallien ile Madam Lange, Osmanlı sefirinin nazarı dikkatini çekmek için olanca sanatları ile süslenmişlerdi; o derecede ki Madam Lange’ın melâhatı Esseyid Ali Efendiyi teshir etmiş: «Pek hoş şey!..” demişti. O geceden itibâren bütün kadınlar Efendinin hoşuna gitmek için birbiriyle rekabet etmeğe başlamışlardı. Madam Tallien ertesi gün Elysées Bourbon’da verilen bir baloda tekrar Esseyid Ali Efendinin yanına gitmiş, çubuğundan çıkan dumanları yutmaya katlanarak kendisini beğendirmeğe çalışıyordu; Ali Efendi garbın bu hüsnü müstesnâsını temâşa eylediği zaman «Beauté republique» diyecek iken:
— Beatué publique!..
deyivermişti. Ertesi gün bütün gazeteler sefirin bu sözleriyle meşgul olmuşlardı. Artık Ali Efendi Parisin Kıralı mesâbesinde idi; bütün balolarda isbatı vücud etmesi temenni olunuyordu, bir şenlik tertib olunduğu zaman heyeti tertibiye derhal Monako konağına giderek Ali Efendinin teşrifini istirham ediyordu. Efendi bazan sayfiyelere çıkıyor, Paristen birkaç gün için gaybûbet ediyor, o zaman bütün gazeteler köylülerin hissiyatından bahsediyor, Paris halkı Efendinin avdetini dört gözle bekliyordu. Bir çok kocalar zevcelerinin Ali Efendiye karşı olan havaîliklerine göz yumuyordu. Hattâ «Journal des Hommes Libres» 2 ağustos 1797 tarihli nüshasında Ali Efendinin muvaffakiyatından, kuvvei bedeniyesinden bahseden uzun bir fıkra dercetmiş idi. O zamana kadar giyilen Yunânî kıyafetler terkedilmiş, yerine odalık ve sultan kıyâfetleri kaaim olmuştu. Madam Tallien Odeonda verilen bir baloda sırf alaturka giyinmişti. Her tarafta şark usulü şapkalar moda olmuştu. Bir çok kadınlar Ali Efendiye takdim olunuyor, ertesi gün isimlerini gazetelerle neşrettiriyorlardı.
Fakat bu hal az devam etti, Ali Efendi bir hâdisei cevviye gibi bir müddet parladıktan sonra General Bonaparte’in ikbal yıldızı karşısında elîm bir surette üfûl etmişti. Paris kadınları şark kıyafetlerini atmışlar, Ali Efendiyi ziyâret etmez olmuşlardı” (Ahmed Refik, Moralı Ali Efendinin Paris sefâreti).
Moralı Ali Efendi Parisde üç sene kaldı; İstanbula döndükten sonra, Şıkkı Sâlis Deftardarı, Tersâne Defterdarı, Defteremini, Tophâne Nazırı, Bahriye Nazırı oldu, Üçüncü Selimin ıslâhatına tarafdar devlet adamlarından biri olduğu halde Kabakcı Musatafa ihtilâlinde kendisini ihtilâlcilerden korumaya muvaffak oldu. Alemdar Paşanın hükûmet darbesinde Paşanın yârânı arasına katıldı; «Çağlayan İttifak Senedi» ni imzalayanlardan biri oldu (B. : Çağlayan İttifak Senedi); Alemdar Vak’asında (B. : Alemdar Mustafa Paşa Vak’ası) sarayda pâdişahın yanında bulundu. Dördüncü Sultan Mustafayı öldürtenlerden biri olduğu söylenir; Yeniçeriler hükûmete hâkim olunca Saraydan kaçmaya ve gizlenmeye muvaffak oldu; bir müddet sonra Yeniçeri Ocağı erkânına yedirdiği büyük bir rüşvet karşılığı verilen teminat üzerine meydana çıktı, Alemdar zamanında yeniçeri düşmanlarından iken bu sefer yeniçerilere dayanarak devlet işlerine karıştı, Padişaha bir Türkiye - Fransa ittifakının zarureti üzerine bir lâyiha verdi. İkinci Mahmud İttifak Senedini imzalayanlara karşı aslında bir kin besliyordu. Moralı Ali Efendinin son fikir televvünü ise ondan büsbütün nefretini mucib oldu; Ali Efendi evvelâ Akdeniz boğazı muhafızlığı ile boğaz kalemine gönderildi, ardından yollanan idam fermanı ile orada boğuldu; kesik başı İstanbula getirilip padişaha gösterildikten sonra Makmudpaşa Camii haziresine defnedildi (1809).
Moralı Esseyid Ali Efendinin Paris sefarethanesi Osmanlı tarih Enecümeni tarafından basılmıştır.
Moralı Ali Efendi ve fransızca imzası
(Resim: Hüsnü)
Theme
Person
Contributor
Hüsnü
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020211
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Hüsnü
Description
Volume 2, pages 653-656
Note
Image: volume 2, page 654
See Also Note
B. : Çağlayan İttifak Senedi; B. : Alemdar Mustafa Paşa Vak’ası
Theme
Person
Contributor
Hüsnü
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.