Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ALİ EFENDİ (Hünkâr imamı Tanbûri)
Geçen asır sonları ile asrımızın ilk yıllarının büyük ve velûd bestekârı, büyük ve sihirkâr tanbûr virtüozu; Mustafa Rona’nın «50 yıllık Türk musikisi” adındaki eserindeki kayda göre 1845 - 1850 arasında Midilli Adasında doğdu; Türk musiki tarihi üzerindeki bilgisine itimad edilir T.Y. Öztuna ise İstanbul Ansiklopedisine tevdi ettiği notta sanatkârın doğum tarihini 1836 olarak kaydediyor ve: «Hâfız Enîs Efendi ahfâdından Hâfız Bekir Efendinin oğlu olup yedi sekiz batın ötesine kadar bütün ecdadı hâfızı Kur’andır; Ali Efendi de an’aneye uyarak yedi yaşında Kur’anı Kerimi hıfzeyledi” diyor. Yine Öztuna, Midilliden İstanbula pek genç yaşında geldiğini, Medrese tahsili yaptığını, büyük istidâdı bulunan musîkiye çalıştığını ve Sultan Abdülâzizin cülûsunda, (yâni 1861-1865 arasında) Enderunu Hümayuna alınarak müezzini şehriyârî olduğunu, birkaç sene sonra da Kudüs kadılığı pâyesi ile bu pâdişaha ikinci imam tayin edildiğini söylüyor. M. Rona ise Medrese tahsilini Midilli Adasında yaptığını kaydederek İstanbula gelişini mâsum bir aşk hikâyesi ile süslüyor:
Bir kıza âşık olur, mâşukasının ailesi izdivaca riza göstermez, o sırada 19 - 20 yaşlarında bulunan Ali Efendi de Midilliyi terk eder, İstanbulda gönül yarasının merhamini mûsikide bularak kısa zaman içinde Büyükşehrin kibar mahfiller...
⇓ Read more...
Geçen asır sonları ile asrımızın ilk yıllarının büyük ve velûd bestekârı, büyük ve sihirkâr tanbûr virtüozu; Mustafa Rona’nın «50 yıllık Türk musikisi” adındaki eserindeki kayda göre 1845 - 1850 arasında Midilli Adasında doğdu; Türk musiki tarihi üzerindeki bilgisine itimad edilir T.Y. Öztuna ise İstanbul Ansiklopedisine tevdi ettiği notta sanatkârın doğum tarihini 1836 olarak kaydediyor ve: «Hâfız Enîs Efendi ahfâdından Hâfız Bekir Efendinin oğlu olup yedi sekiz batın ötesine kadar bütün ecdadı hâfızı Kur’andır; Ali Efendi de an’aneye uyarak yedi yaşında Kur’anı Kerimi hıfzeyledi” diyor. Yine Öztuna, Midilliden İstanbula pek genç yaşında geldiğini, Medrese tahsili yaptığını, büyük istidâdı bulunan musîkiye çalıştığını ve Sultan Abdülâzizin cülûsunda, (yâni 1861-1865 arasında) Enderunu Hümayuna alınarak müezzini şehriyârî olduğunu, birkaç sene sonra da Kudüs kadılığı pâyesi ile bu pâdişaha ikinci imam tayin edildiğini söylüyor. M. Rona ise Medrese tahsilini Midilli Adasında yaptığını kaydederek İstanbula gelişini mâsum bir aşk hikâyesi ile süslüyor:
Bir kıza âşık olur, mâşukasının ailesi izdivaca riza göstermez, o sırada 19 - 20 yaşlarında bulunan Ali Efendi de Midilliyi terk eder, İstanbulda gönül yarasının merhamini mûsikide bularak kısa zaman içinde Büyükşehrin kibar mahfillerinde aranılan sîmâlardan biri olur, saraya intisab ederek hünkâr imamlığına kadar yükselir. Bu muharririn verdiği doğum tarihine ve yaş kaydine göre İstanbula gelişi 1865 - 1870 arasındadır.
T.Y. Öztuna mûsiki tahsilini sarayda ayptığını, hocalarının Lâtif Ağa ile Kanunî Riza Efendi olduğunu, eşsiz kudretle hâkim olduğu tanburu da Tanbûrî Küçük Osman Beyden öğrendiğini, 1885 de sarayı terk ile İzmire gidip yerleştiğini, arada Mağnisada da oturduğunu, 1890 da İzmirde vefat ederek Karşıyaka kabristanına defnedildiğini söylüyor. M. Rona ise: «Hakiki sebebi bilinmemekle beraber, tezvir eseri de denilebilir” İkinci Abdülhamidin gazabına uğrayarak İzmire sürülmüş, ömrünün son yıllarını orada geçirmiş, 1902 de vefat ederek Karşıyaka kabristanına gömülmüştür” diyor.
Tanbûrî Fahri Dimgelen İstanbul Ansiklopedisinde şöylece konuşmuştur:
«Muasırımız sayılan bu çapdaki bir üstadın doğum ve ölüm tarihleri ile hayatının safhaları üzerinde biyografların ihtilâfa düşmesi her halde hazindir. Fakat bir hakikat vardır ki herkes orada birleşir, Hünkâr imamı Tanbûrî Ali Efendi yaşadığı devrin rakibsiz tanbur üstadıdır, bestekâr olarak yüzden fazla şarkı bırakmıştır. ki hâlâ çalar ve söyleriz. Saz eseri olarak da Karcığar ve Sûzidil peşrevleri ile bir Sûzidil Sazsemâisi yapmıştır, bilhassa bu son iki nefis eserle Sûzidil makamının babasıdır denilse yeridir”.
Kendisinden feyz almak isteyen gençlerle çok ciddî alâka ile meşgul olmuş, pek çok talebe yetiştirmiş, bunların arasında Tanburî Cemil Bey ve Tanbûrî Dürri Bey ve bestekâr Râkım Elkutlu Türk musikisinin büyük şöhretleri olmuşlardır.
Aşağıdaki satırlar T.Y. Öztunanın notlarındandır:
«Sesi pek lâtif olup üstâdane okurdu. Sarışın, mâvi gözlü, son derecede nâzik ve kibardı. Eserlerini oğlu Tanbûrî Aziz Mahmud Bey külliyât halinde toplamış ise de Aksaray yangınında yanmıştır. Velûd bestekâr karîhası, sûzidilden sekiz eseri, ki Türk musikisinin en büyük âbidelerindendir, bir ay içinde bestelemesiyle sâbittir.
«Tambur virtüozu olarak, bu sazın icrasında tamamen lirik ve romantik bir üslûb tesis etmiştir ki talebesi Cemil Bey ile bu üslûb itilâ noktasına erişmiştir.
«Fevkalâde san’atlı, yüksek ve her türlü sun’îlikten sıyrılmış olan eserlerinde içli samimiyet, ince bir hüzün gâzesine bürünmüştür; Sûzidildne bestelediği sekiz eser lâyemûttur, Ali Efendi yalnız asrının değil, mûsikî târihimizin en büyük bestekârlarından biridir.
«Bir kısım eserleri kaybolmuştur, elimizde 85 parça eseri vardır; bunları şöylece tasnif mümkündür:
«1 dinî eser (Şugl-arabca ilâhî), 6 saz eseri (4 peşrev, 2 saz semâîsi), 14 beste, 13 semâî, 51 şarkı”.
«Bu 85 eserde bestekâr, şu makaamları kullanmıştır: 8 Evc, 8 Sipihr, 8 Sûz-i Dil, 6 Uşşâk, 5 Hüseynî, 4 Hüzzâm, 4 Karcığar, 4 Nihâvend, 4 Nîşabûr, 4 Râst, 5 Muhayyar-Zengûle, 3 Hicâzkâr, 3 Sûznâk, 2 Isfahân, 2 Muhayyer-Sünbüle, 2 Sabâ, 2 Segâh, birer Acem-Kürdî, Bestenigâr, Evcârâ, Ferahfezâ, Muhayyer, Şehnâz, Şevk-Efzâ ve Yegâh, cem’an 26 makaam”.
Avâmî bir fıkradır; Tanbûrî Cemil Beyi on iki, on üç yaşında iken üstâda getirip tambur çaldırmışlar, Ali Efendi:
- Bu çocuğu dinledikten sonra ben artık bu sazı elime alamam!..
demiş.
Fıkrayı bayağılıktan kurtarmak lâzımdır; o kibar adamın cevabı şöyle olmak gerekir:
- İşte, demiş, sazımı emânet edecek elleri buldum...
Hünkâr imamı Ali Efendi
(Resim: H. Çizer)
Hünkâr imamı Ali Efendinin bir bestesi
Theme
Person
Contributor
H. Çizer
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM020196
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
H. Çizer
Description
Volume 2, pages 648-650
Note
Image: volume 2, pages 648, 649
Theme
Person
Contributor
H. Çizer
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.