Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
ALECSANDRİ (Vasile)
On dokuzuncu asrın büyük Rumen şairlerinden; 1819 yılında Moldavyada Bacau şehrinde doğmuştur. 1834 den itibaren beş yıl Pariste tahsilde bulunduğu sırada Fransız romantiklerinin renk dolu, hayâl dolu, ümid dolu edebiyatı ile beslenmiştir. Memleketine şair olarak dönmüştür.
Hayran olduğu şarkın incisi İstanbula beş defa gelmiş, uzunca müddetler kalmış, güzellıklerini tatmış, şiirlerinde tasvir etmiş, hattâ aşkını İstanbula gömmüştür.
Alecsandri (Aleksandri) İstanbulu ziyarete ilk defa Ağustos 1845 de gelir Tuna üzerinde Galati’den bindiği vapurda Fransız ressamı Doussault ile tanışır, birlikte Büyükşehre inerler. Şair burada üç ay kadar kalır, kendi ifadesine göre «81 gün». İstanbul onu fethetmiştir: 14 Ağustos akşamı saat 7 de Boğaza giren vapurundan seyrettiği güzellikleri seyahat defterine şöyle kaydeder:
«Tarabya, Arnavutköy, Yeniköy semtleri tamamen şarklı olan uslubundaki yenilikle, rengârenk boyanmış evleri ve koyu yeşil çamların süslediği büyüleyici bahçeleri ile insanı hayran ediyor... İnsan görmeye, duymaya doyamıyor... Ya Boğaziçinin manzarası... İki veya daha fazla direkli gemilere benzeyen camileri... denizde dolaşan binlerce sandal ve kayık... Avrupalıların bilmedikleri o teshir edici şark havası... Bu manzara hakikaten hayalimde canlandırdıklarımı kat kat aştı. İst...
⇓ Read more...
On dokuzuncu asrın büyük Rumen şairlerinden; 1819 yılında Moldavyada Bacau şehrinde doğmuştur. 1834 den itibaren beş yıl Pariste tahsilde bulunduğu sırada Fransız romantiklerinin renk dolu, hayâl dolu, ümid dolu edebiyatı ile beslenmiştir. Memleketine şair olarak dönmüştür.
Hayran olduğu şarkın incisi İstanbula beş defa gelmiş, uzunca müddetler kalmış, güzellıklerini tatmış, şiirlerinde tasvir etmiş, hattâ aşkını İstanbula gömmüştür.
Alecsandri (Aleksandri) İstanbulu ziyarete ilk defa Ağustos 1845 de gelir Tuna üzerinde Galati’den bindiği vapurda Fransız ressamı Doussault ile tanışır, birlikte Büyükşehre inerler. Şair burada üç ay kadar kalır, kendi ifadesine göre «81 gün». İstanbul onu fethetmiştir: 14 Ağustos akşamı saat 7 de Boğaza giren vapurundan seyrettiği güzellikleri seyahat defterine şöyle kaydeder:
«Tarabya, Arnavutköy, Yeniköy semtleri tamamen şarklı olan uslubundaki yenilikle, rengârenk boyanmış evleri ve koyu yeşil çamların süslediği büyüleyici bahçeleri ile insanı hayran ediyor... İnsan görmeye, duymaya doyamıyor... Ya Boğaziçinin manzarası... İki veya daha fazla direkli gemilere benzeyen camileri... denizde dolaşan binlerce sandal ve kayık... Avrupalıların bilmedikleri o teshir edici şark havası... Bu manzara hakikaten hayalimde canlandırdıklarımı kat kat aştı. İstanbul gerçeğin hayal üzerine elde ettiği en muazzam ve en parlak zaferidir.»
İstanbula bu hislerle giren Alecsandriye önceden tavsiye edilen Dr. Edvard Dikson refakat eder. Sarayları, camileri, kiliseleri, pazarları onunla gezer. İstanbula mahsus renk âlemini, gecelerinin füsunlu havasını, denizin sihrini içine o zaman sindirir.
Bu ikameti sırasında Alecsandri bir müddet Büyükadada kalır (20 Ağustos - 10 Eylûl). Yanında dostu ressam Lucain de bulunmaktadır. Giacomo’nun - (Boğdandan gelip yerleşmiş bir İtalyan) - otelinde tuttukları odadan İstanbula, Asya kıyılarına ve diğer adalara «şâhâne bir görüş» vardır. Şair Marmaranın oynak sularını seyretmeğe doyamaz ve zarif şiirler kaleme alırken arkadaşı Lucain de resim çizmektedir. Bir ara Aya Yorgi’ye eşeklerle çıktıklarını anlatan şair, Büyükadadaki ikametine son vermek mecburiyetinde kalır; hastalanmıştır ve öylesine ki bilâhare bu hususta «az kalsın ölecektim» diye yazar. Büyükadadan İstanbula indiği günler bayram şenliklerine rastlar. Şair Üsküdara geçer ve eğlenen İstanbul halkını seyreder.
Bütün bu mâcerâ şairin bilâhare yazdığı birçok şiirlerinde görülmekte ise de Büyükşehrin havasını, kokusunu, ahenk ve füsununu daha sonraki yazılarında verecektir.
1846 yılında sevgilisi Elena Negri hekimlerin tavsiyesi ile sıcak iklimlere, İtalyaya tedaviye gider. Bu ayrılık Alecsandri’ye çok dokunur; dayanamaz, memuriyetinden istifa eder ve Haziran 1846 da deniz yolu ile ikinci yolculuğuna çıkar. İtalyaya Elena Negrinin yanına gitmektedir. İstanbula inince burada bir müddet kalmaya karar verir, üç ay kalır. Temmuzda kendisine Bursada raslamaktayız. Sevgilisi için yazdığı : «Sevimli Meleğim» adlı şiirinin altında Bursa kayıtlıdır. Ağustos ayında İstanbula döner ve burada sevgilisine ikinci bir şiir, «Saadet Şarkısı» nı yazar. Zarif, içli bir parça olan «Boğazın Balıkçısı» adlı güzel şiirini de tahmin edildiğine göre o zaman yazmıştır.
Alecsandri Eylûl ayı içinde İstanbuldan Venediğe hareket eder. Burada sevgilisini bulur. Sonbaharın harikulâde günlerini beraber geçirdikten sonra kış yaklaşınca Sicilya adasına geçerler, Palermoya yerleşirler. Fakat Elena Negri beklenilen şifâyı burada da bulamaz, Nisan ayında ailelerinin yanına dönmeye karar verirler.
Deniz yolu ile yapılan yolculuk sonuna yaklaştığı sırada, İstanbul açıklarında, Büyükada önünde Elena Negri amansız hastalığı yenemeyerek haya gözlerini kapar. Alecsandri aşkını İstanbula gömer. Sevgilisini Beyoğlu Rum Kilisesinin avlusuna soğuk mermerin altına terk eder. Kalan iz, bir taş üstündeki şu yazılardır:
Elena Negri
Moldavia
4 Maiu 1847
Kabristan Caddesinde olduğu kaydedilen bu kilisedeki hazin venaze merasiminde, acele olarak çağrılan Elena Negrinin kardeşı Costache Negri, kızkardeşi Zulnia ve hizmetçileri de bulunur. Bu acı hadiseden sonra Alecsandri derhal memleketine döner.
Alecsandri coşkun mizaçlı bir tiptir. Fransanın hürriyet, müsavat fikirleriyle beslenmiş, bu mefhumların âşıkı ve fedâisidir.
1848 İhtilâli Fransada patlak verir vermez (22-24 Şubat), hızla Avrupayı baştan başa sarmış, Eflak ve Bağdad (Romen Eyaletleri) gelip dayanmıştı. Osmanlı himâyesinde olan bu eyâletlerin aydınları ihtilâli bir fırsat bilerek millî emellerin tahakkukunu düşünmüşler ve işgal kuvveti olarak bulunan Ruslara karşı ayaklanmışlardır. Avrupa semâlarını çınlatan hürriyet nidâlarına burada millî ve içtimaî acıların sesi de katılmıştı.
Alecsandri bu sırada soğuk algınlığından yatmaktadır. Pariste olup bitenlerden kendisini haberdar eden dostu Balcescu mektubunda: «Büyük Fransa ayaklandı, insanlığın hürriyeti kurtarıldı» demekte ve Alecsandri ve arkadaşlarını harekete dâvet etmektedir.
Paraya doymayan, halkı sömüren, milleti hürriyetsizlik içinde inleten memleketi soyup soğana çeviren Prense karşı Romen aydınları da baş kaldırmışlardı. Toplantılar tertiplenir, caddelerde Alecsandrinin o an için yazdığı «Uyan» marşı çalınmaktadır.
Toplantılara bir müddet göz yummuş olan hükûmet yasaklarını koymakta geçikmez, münevverlerden elebaşları olarak tanınan on üç genç yakalanır, zincire vurulup hapse atılır. Bir müddet sonra da içlerinden on biri İstanbula gönderilmek üzere Galati’de Osmanlı makamlarına teslim edilir. Ruslar ise bu hâdiseleri istismar ederek memleketi istilâlaya koyulunca Hürriyet savaşçıları firar etmeye başlarlar. Alecsandri de Transilvanyaya geçer ve 1848 Kasımında Parise ulaşır. Burada ilk yaptığı şey İstanbulda bulunan İon Chica ile teması temin etmek olur. İon Ghica daha 17 Mayıs 1848 de İhtilâl Komitesi tarafından İstanbula temsilci olarak gönderilmişti. (İ. Chica Türkiyede 10 yıl daha kalmış ve 1854-1859 yıllarında Sisam Adası beyi olmuştur B. : Ghica, İon).
Pariste Alecsandri Fransa Müessisler Meclisinin çok ileri gelenleri ile görüşmeler yapmakta diğer mülteci ırkdaşları ile Kurtuluş Komitelerini genişletmektedir.
Bu sırada Rusların Eflak-Buğdana asayişi temin bahanesiyle asker sokmuş olmaları keyfiyeti üzerine İstanbulda görüşmeler yapılmaktadır. Alecsandri Pariste tâkib etmekte olduğu kurtuluş propagandasını daha iyi yürütebilmek gâyesiyle bu görüşmeleri günü gününe öğrenmek için İon Ghica ile devamlı olarak mektuplaşmaktadır. O devirde Marsilya - İstanbul arasında ayda üç defa muntazam vapur seferleri sayesinde bu haberleşme mümkün olmaktadır. Pariste yayınlanan mülteci Romen neşriyatından «Album MoldoValaque» ise Osmanlı erkânı ileri gelenlerine, paşalara ve sefirlere dağıtılmak üzere gönderilmektedir.
(İstanbuldaki Rus Sefiri, Romen mültecilerden çoğunu Bursaya sürdürdü).
Alecsandri mektuplarında İon Ghica’nın İstanbuldan ayrılmamasını istemektedir. Nisan 1849 da Parise yeni mültecilerin gelmesi ve Komite faaliyetlerinin yeni gelenlere devredilmesi imkânının bulunması üzerine Alecsandri 5 Nisan 1849 da vapurla İstanbula gelir. Burada İon Ghica’dan başka babası, Costache Negri ve daha birçok mülteci bulunmaktadır.
Bu ikameti sırasında Alecsandri, ihtilâlin ilk günlerinde İstanbula getirilenlerden Gigore Romalo’nun ölümüne şahit olur. Hapse atıldığı zaman Prensin muhafızları tarafından başı dipçikle yarılmış, kaburga kemikleri ezilmiş olan bu genç idealist tedavi edilmediği için verem olmuş ve 29 yaşında iken Beyoğlu Fransız Hastahanesinde 31 Mayıs 1849 da hayata gözlerini kapamıştı. Bu hazin olan «Gr. Romalo’nun mezarında» adını taşıyan ve İstanbulda yazılmış olan şiirin konusunu teşkil eder.
Alecsandri İstanbulda Temmuz ayının sonlarına kadar kalır ve gene deniz yoliyle Parise döner.
Paristeki mülteciler ile İstanbuldakiler arasındaki devamlı mektuplaşma neticesinde Türklerin himâyesinde olarak Romen eyaletlerinin birleştirilmesini temin için tek komite halinde çalışmaya karar verilir. Alecsandri telkin ettiği büyük itimada lâyık olarak gerek İstanbul gerekse Paristeki mülteciler tarafından 5 kişilik komiteye âza seçilir.
Ağustos 1849 da Macar İhtilâlinin bastırılması bütün mülteciler gibi Alecsandri’yi de ümitsizliğe düşürür. Her türlü faaliyetten vazgeçen şair parasız kalır, babasının da ısrarları üzerine istemeye istemeye memleketine döner.
Ruslar romen eyaletlerinden çekilmiş Osmanlı Hükümetinin tasvib ettiği Prensler iş başına geçmiştir. Fakat ihtilâl ruhu sönmemiştir. Aydın gençler ise işlerden uzak tutulmaktadır. Alecsandri teselliyi edebiyatta bulur. İstanbulda kalmış olan dostu İon Ghica’ya mektup yazmakta devam eder, hattâ çıkaracağı dergi için ondan yazı da ister.
Alecsandri için İstanbulun hatırı iki bakımdan önemlidir: İlk aşkını sinesinde saklayan mukaddes bir toprak; hürriyet aşkına da sahne olmuş bir siyaset merkezi.
1851 de Pariste kalan mültecilerden Balcescu memlekete döneceğini ve İstanbula da uğrayacağını kendisine bildirdiği zaman Alecsandri ona Elena Negrinin mezarına gitmesini ve bir demek çiçek koymasını istemekle (ki Balcesu bunu yapmıştır). İstanbula olan bağlılığını bir kere daha ispat eder.
Kırım harbi yıllarında Alecsandri tekrar İstanbula gelir. Pariste açılan Dünya Sergisinden dönüşünde İzmire uğrar. Buradan İstanbula giden bir vapura biner, yolda dostu İon Ghica’ya raslar. Ghica, Sisam beyidir, iki jandarma nezaretinde meşhur rum eşkiyası Hiotoğlunu İstanbula götürmektedir. İstanbulda iki dost, C. Negri ve Ralte’ye rastlarlar. Negri ve Ralte İstanbulda müşahit sıfatiyle bulunmaktadırlar. Hep beraber Maslakta Ghica’nın kurduğu pansiyon-çiftlikde bir müddet kalırlar. Alecsandri İstanbula 25 Ekimde ulaştığı için Eylûl ayında İstanbuldan geçmiş olan Fransız hariciyesi dostu Grenier’ye rastlayamadığı için üzülür. Fakat başka bir eski dostuna, «Presse dOrient» gazetesinin İstanbul muhabiri Baligot de Beyne rastlar, birlikte Kırıma giderler.
Alecsandri Kırım harbi dolayısiyle Rus topraklarını görmekten büyük bir haz duyar: Asırlarca ruhunda ve bedeninde Rus baskısını hissettikten sonra yere serilmiş bir Rusyanın toprağında yürümek şâir için inşirah verici olmuştur. Bunu yazılarında ifâde eder. Sekiz gün süren bu yolculuktan İstanbula dönen Alecsandri Aralık sonunda Büyük şehirden ayrılır.
Kırım harbinin neticeleri ufukta belirmeye başlayınca Türkiyeye güvenen mülteciler İstanbulda kalmakta olan C. Negri vasıtasiyle Bâbıâliden 20-24 Eylûl 1859 tarihinde Eflak ve Boğdan için bir tek Prensi tasvib eden fermanı alırlar. Netekim 1859 Ekiminde C. Negri her iki eyâletin temsilcisi olarak tanınır. Nihayet 1860 Eylûlünde Romen Prensi Cuza İstanbulda Türk makamları tarafından içten ve nazik şekilde karşılanır; Alecsandri de hariciye nazırıdır. Alecsandrinin şiirlerinde İstanbul tuttuğu yer mühimdir İstanbulda yazdığı sekiz şiirden beşi Büyükşehri terennüm eder. Bunlardan en başarılı saydığımız «Boğaziçi» (Bosforul) bir pasteldir; geniş bir tasvir ve sâkin bir ritm ile Boğazın bütün güzelliğini anlatır. Bu şiirde Victor Hugo’nun «Cinler» ini hatırlatan bir taraf varsa da Alecsandrinin kullandığı un surların çoğu orijinal ve yaşanmış hakikî hallerdir.
«Boğaziçinin Balıkçısı» şiirinde, balıkçıların hayatını tasvir ederken bir aşktan bahseder; Balıkçı Abdullah, Üsküdarda deniz kıyısında bir çimenliğe uzanır.. varı yoğu bir kayığından ibâret, fakat bir güzel kıza vurgundur ve Topal’ın o güzel kızının kalbini de yakalayabilmiştir:
Dalgalar
Gezdirin beni âlemde
Adsız bir yaprağı
Yüzdürdüğünüz gibi...
Şâir «Allaha Ismarladık» şiirinde de Boğaziçine şöyle vedâ ğediyor:
Aşk perisi, bırakıyorum seni..
Hayatımın saadeti
Ve gönlümün taşkın hasreti ile...
«Seyahatlerim ve Diplomatik Vazifelerim» adlı kitabındaki seyahat yazılarında sık sık İstanbulu hatırladığı görülür, meselâ İspanyada dolaşmakta olduğu bir sırada yolculuk arkadaşı bir İngilize Türklerin inanılmaz misafirseverliğini anlatması üzerine İngilizin ertesi yıl muhakkak Türkiyeye gideceğine dair yemin ettiğini yazar. Diğer taraftan Prens Cuza’yı temsilen Londraya vazife ile gönderildiği zaman devrin İngiltere Hariciye Nazırı Lord Malmaresbury ile olan konuşması esnasında Romen milletinin Türkiye ile kader birliğine olan inancını anlatması istinad ettiği tarihî hakikatler ve zaruretler bakımından cidden mühimdir.
Alecsandri İstanbulun Rumen edebiyatında seçkin bir yazar olarak 1890 da ölmüştür.
Bibl. : V. Alecsandri, Galatorii şi misiuni diplomatice-Craaiova 1940; Elena Radulescu Pogoneanu, Vasile Alecsandri: Poezii - Graiova 1940 N. Arnautu, Douze invasions russes ve Roumanie - Buenos Aires 1956.
Enver Esenkova
Vasile Alecsandri
(Resim : Nezih)
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
Enver Esenkova
Identifier
IAM020019
Theme
Person
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Contributor
Nezih
Description
Volume 2, pages 585-588
Note
Image: volume 2, page 585
See Also Note
B. : Ghica, İon
Bibliography Note
Bibl. : V. Alecsandri, Galatorii şi misiuni diplomatice-Craaiova 1940; Elena Radulescu Pogoneanu, Vasile Alecsandri: Poezii - Graiova 1940 N. Arnautu, Douze invasions russes ve Roumanie - Buenos Aires 1956.
Theme
Person
Contributor
Nezih
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.