Maddeler
İstanbul Ansiklopedisi'nin A harfinden Z harfine tüm maddelerini bir arada inceleyin.
Ciltler
1944 ile 1973 yılları arasında A harfinden G harfine kadar yayımlanmış olan ciltlere göz atın.
Arşiv
Reşad Ekrem Koçu'nun, G ve Z harfleri arasındaki maddelerle ilgili çalışmalarını keşfedin.
Keşfet
Temalar veya belge türlerine göre arama yapın; ilk kez erişime açılan arşiv belgeleri arasında gezinin.
ALAMANA AĞLARI
Sahilden uzakça, on on beş kulaç sularda dolaşan balıkları avlamak için iki kayık içinde balıkları çevirmek suretiyle kullanılan ağlardır; İstanbul sularında has mânada büyük balıkçılık, alamana ağları ve alamana kayıklariyle yapılır. Alamana ağlariyle torik ve palamut, bazan da lüfer ve kefal avlanır, ağın gözleri de torik ve palamut gözüdür; «çakar» ve «gırgır» denilen ağlar da alamana gibi kullanıldığından, bu ağları alamananın çeşitlerinden olarak göstermek de doğru olur (B. : Çakar ve Gırgır).
Alamana ağını kullanan alamana kayıkları üç, dört, yahut umumiyetle görüldüğü üzere beş çifte olur (B: : Alamana Kayıkları). İki kayık bir reisin idaresinde bir takım teşkil eder; her iki kayığın iki reisi yerinde birer de palacısı (dümencisi) vardır; alamanaların dümenleri varsa da , avda dümen kullanılmaz, «Boyna» da denilen «Pala» kullanılır.
Alamanalarla balık avı eylûl ayının girmesiyle başlar, aralık sonuna kadar, toriğin Marmarada kışladığı yıllar, aralıktan sonra da devam eder.
Alamana ağının uzunluğu 200 - 250 kulaç, eni (yüksekliği) de 7,5 - 25 kulaç arasında değişir. Dibi taşlı denizlerde çevrilecek alamana ağlarının mantar tarafı çifte fanyalı, ortası tek fanyalı olup kurşun tarafına 15 - 20 göz sade ağ konulur; sebebi de, taşlık kayalık zeminde ağlar çabuk bozulur, sade ağ...
⇓ Devamını okuyunuz...
Sahilden uzakça, on on beş kulaç sularda dolaşan balıkları avlamak için iki kayık içinde balıkları çevirmek suretiyle kullanılan ağlardır; İstanbul sularında has mânada büyük balıkçılık, alamana ağları ve alamana kayıklariyle yapılır. Alamana ağlariyle torik ve palamut, bazan da lüfer ve kefal avlanır, ağın gözleri de torik ve palamut gözüdür; «çakar» ve «gırgır» denilen ağlar da alamana gibi kullanıldığından, bu ağları alamananın çeşitlerinden olarak göstermek de doğru olur (B. : Çakar ve Gırgır).
Alamana ağını kullanan alamana kayıkları üç, dört, yahut umumiyetle görüldüğü üzere beş çifte olur (B: : Alamana Kayıkları). İki kayık bir reisin idaresinde bir takım teşkil eder; her iki kayığın iki reisi yerinde birer de palacısı (dümencisi) vardır; alamanaların dümenleri varsa da , avda dümen kullanılmaz, «Boyna» da denilen «Pala» kullanılır.
Alamanalarla balık avı eylûl ayının girmesiyle başlar, aralık sonuna kadar, toriğin Marmarada kışladığı yıllar, aralıktan sonra da devam eder.
Alamana ağının uzunluğu 200 - 250 kulaç, eni (yüksekliği) de 7,5 - 25 kulaç arasında değişir. Dibi taşlı denizlerde çevrilecek alamana ağlarının mantar tarafı çifte fanyalı, ortası tek fanyalı olup kurşun tarafına 15 - 20 göz sade ağ konulur; sebebi de, taşlık kayalık zeminde ağlar çabuk bozulur, sade ağın tamiri de nisbeten kolaydır; dibi kumluk denizlerde çevrilen alamana ağlarının yarısı çifte, yarısı tek fanyalıdır ki, balıkçılık ıstlaniyle birincisine «difane», ikincisine «iskoriçila» denilir. Tamamen çifte fanyalı alamana ağları da vardır, bunlar da torik gözleri dörder parmak, fanya gözü on altı parmaktır (B. : Çifte fanyalı ağ).
Alamana ağlarının kurşun ve mantar yakaları parmak kalınlığında kazıl ile donatılmış olup eksen okka ağırlığında bin parça mantar ve yine seksen okka ağırlığında bin tane kurşun takılır; gündüzleri ağın alt yakasının deniz dibini bulması şarttır, bunun için de kurşun yakasına her üç kulaçta bir taş bağlanır; eğer gündüzleri deniz dibinde küçük bir aralık kalırsa, çevrilen balıklar buradan kaçarlar; geceleri bu tehlike yoktur.
Aslı iki parça olan alamana ağları, birbirine bağlandıktan sonra kayıkların kıç tarafına istif edimir ve kayıklar kıçkıça bağlanır; reisin bulunduğu birinci kayık baş tarafı istikametinde, ikinci kayık da arka arka hareket eder; reis, birinci kayığın başında bir gözcü yeri bulunan direğe tırmanır ve balık gözler; bazan ikinci kayıkta da bir direk, bunun üzerinde de ikinci gözcü bulunabilir; bu direğe «Albora» tabir edilir. Gündüzleri, balık bulunan sahada deniz yüzünde bu mütehassıs balıkçıların gözünden kaçmıyan bir su titremesi olur, geceleyin de yakamozlar görülür.
Gündüzleri balık daima dibe doğru gittiğinden, mantar yakası deniz yüzünden iki kulaç kadar aşağı inse de ehemmiyeti yoktur, gece avında ise, mantarların suyun yüzünde bulunması lâzımdır. Geceleyin ağın eninden derin sularda balık çevrilemez, eğer balıkların başı açığa doğru ise, direkteki reis, bir küfe içinde alınmış irice taşlardan birkaç tanesini ileriye fırlatarak balıkları sahile doğru çevirir ve istenilen yere gelince: — Mola!.. diye bağırır, iki kayığı birbirine bağlıyan ve «Kama» denilen ağaç parçası derhal çekilir ve her iki kayık, yekdiğerine raptedilmiş alamana ağlarını denize dökerek kendi baş tarafları istikametinden ve aksi istikamette biribirinden ayrılırlar ve geniş bir daire çevirerek ayrıldıkları noktanın hizasında birleşirler ve ağların ucundaki su kabaklarını, bir düğüm çapraziyle denize atarlar, balık, alamana ağlariyle çevrilmiş olur. Bundan sonra balıkları ağlara doğru kışkırtmak için, gece ise Bodima vurulur; Bodima, balıkçı ağzı ile, tayfaların ayaklariyle kayığın döşeme tahtalarında tepinip gürültü çıkarmasıdır; bazan kışkış taşları atılır, «puntal» çarpılır; puntal balıkları ürkütmek için suya vurulan uzun sırığa denilir. Balıklar ağa girip takıldıktan sonra ağlar kayıklara alınır.
Eğer avlanan balık lüferden gayri bir balık ise, ağ denizden çekildikçe balıklar ağdan çıkarılıp kayığa atılır, bir taraftan da ağlar istif edilir; eğer lüfer avına çıkılmış ise, bu balığın dişleri keskin olduğundan, ağdan diri olarak çıkarılmak istenilirken hem balıkçıların ellerini ısırır, hem de ağları dişleyip koparır, bundan ötürü lüfer avında ağlar, balıklar alınmadan çekilip istif edilir, üzerine de hemen çuvallar atılarak balıklar öldürülür ve ondan sonra ağdan alınır. Lüfer avında, ayrıca, kayığa, çuval, teneke yahut kovalarla ince kum alınır, ağlar denizden alınıp istif edilirken üzerine kat kat kum atılır ki lüferin ağları dişleyip parçalamasına mâni olur.
Altın para zamanında bir takım alamana ağı 70 - 120 lira arasında mal olurdu.
İstanbul ve bilhassa Boğaziçi balıkçılığı hakkında geniş ve sağlam bilgi sahibi olan merhum A. Câbir Vada, «Boğaziçi Konuşuyor» adındaki küçük fakat pek kıymetli eserinde, alamana ağalarının İstanbul balıkçıları tarafından artık terk edilmiş olduğunu, onun yerini hemen tamamen gırgır ağının aldığını söylüyor: «Alamanacılık pek meşakkatli ve muayyen mevsim ve mahalde icra edilen bir sanat iken, gırgır, meşakkati yüzde yetmiş beş raddesinde azaltılmış, avlanma sahalarını genişletmiş ve avlanma mevsimini hayli uzatmıştır. Alamana usulü külliyen terk edilmiş ise de, ismini yadigâr bıraktığından, gırgır usulü balıkçılığa da hâlâ alamana ve bu işte kullanılan kayıklara da alamana kayığı denilmektedir» diyor.
Bibl. : K. Deveciyan, Balık ve Balıkçılık.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.
TÜM KAYIT
Kod
IAM020002
Tema
Diğer
Tür
Ansiklopedi sayfası
Biçim
Baskı
Dil
Türkçe
Haklar
Açık erişim
Hak Sahibi
Kadir Has Üniversitesi
Tanım
Cilt 2, sayfalar 577-578
Bakınız Notu
B. : Çakar ve Gırgır; B: : Alamana Kayıkları; B. : Çifte fanyalı ağ
Bibliyografya Notu
Bibl. : K. Deveciyan, Balık ve Balıkçılık.
Tema
Diğer
Emeği Geçen
Tür
Ansiklopedi sayfası
Paylaş
X
FB
Bağlantılar
→ Kullanım Şartları
→ Geri Bildirim
İstanbul Ansiklopedisi kayıtlarıyla ilgili önerilerinizi istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org adresine gönderebilirsiniz.