Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AKŞAM GAZETESİ
1958 de kırkıncı yılını tamamlamış İstanbulun en eski büyük gazetelerinden; ilk sayısı 20 Eylûl 1918 de çıkmıştır.
Bu büyük gazetenin tarihçesi bu ansiklopedi için iki muharririn kalemi ile tesbit edilmiştir. Şevket Radonun 1946 da yazdığı ilk makale aynen derc edilmiştir, gazetenin 1958 deki durumu da İrfan Derman tarafından tesbit edilmiştir. R. E. Koçu’nun işâreti ile Mehmed Koçu da her iki muharririn unutduğu bazı notları ilâve etmiştir.
***
“Akşam” adile bir gündelik gazete çıkarmak fikri ilk defa Kâzım Şinasi Dersan’ın aklına gelmiş, o zaman Darülfünunda usulü tarih profesörü Mortman’ın muavini olan ve Tanin gazetesinde de yazı işleri müdürlüğü eden Kâzım Şinasi Dersan, fikrini Ahmed Ağaoğluna açmış ve Akşam gazetesinin imtiyazını beraber almışlardır. O sırada Kafkasyaya murahras olarak giden Ağaoğlu daha gazete basılmadan bu işten vaz geçmiş, imtiyaz yalnız Kâzım Şinasinin üzerinde kalmıştır. Bunun üzerine Vakit gazetesinde çalışan arkadaşlarından Darülfünunda İçtimaiyat bürosunun genç profesörlerinden Necmeddin Sadak ile Ali Naci Karacan’a müracaat eden Kâzım Şinasi “Akşam” gazetesini beraber çıkarmak hususunda onlarla anlaşmış, her biri 250 şer lira koyarak 750 lira sermaye ile gazeteyi çıkarmaya başlamışlardır. Necmeddin Sadak gazetenin başmuharriri olmuş, Ali Naci Ka...
⇓ Read more...
1958 de kırkıncı yılını tamamlamış İstanbulun en eski büyük gazetelerinden; ilk sayısı 20 Eylûl 1918 de çıkmıştır.
Bu büyük gazetenin tarihçesi bu ansiklopedi için iki muharririn kalemi ile tesbit edilmiştir. Şevket Radonun 1946 da yazdığı ilk makale aynen derc edilmiştir, gazetenin 1958 deki durumu da İrfan Derman tarafından tesbit edilmiştir. R. E. Koçu’nun işâreti ile Mehmed Koçu da her iki muharririn unutduğu bazı notları ilâve etmiştir.
***
“Akşam” adile bir gündelik gazete çıkarmak fikri ilk defa Kâzım Şinasi Dersan’ın aklına gelmiş, o zaman Darülfünunda usulü tarih profesörü Mortman’ın muavini olan ve Tanin gazetesinde de yazı işleri müdürlüğü eden Kâzım Şinasi Dersan, fikrini Ahmed Ağaoğluna açmış ve Akşam gazetesinin imtiyazını beraber almışlardır. O sırada Kafkasyaya murahras olarak giden Ağaoğlu daha gazete basılmadan bu işten vaz geçmiş, imtiyaz yalnız Kâzım Şinasinin üzerinde kalmıştır. Bunun üzerine Vakit gazetesinde çalışan arkadaşlarından Darülfünunda İçtimaiyat bürosunun genç profesörlerinden Necmeddin Sadak ile Ali Naci Karacan’a müracaat eden Kâzım Şinasi “Akşam” gazetesini beraber çıkarmak hususunda onlarla anlaşmış, her biri 250 şer lira koyarak 750 lira sermaye ile gazeteyi çıkarmaya başlamışlardır. Necmeddin Sadak gazetenin başmuharriri olmuş, Ali Naci Karacan yazı işleri müdürlüğüne geçmiş, Kâzım Şinasi de idare işlerini üzerine almıştır.
Akşam gazetesinin ilk nüshaları Ebussuud caddesinde Necmi İstikbal matbaasında dizilmiş, Sabah matbaasının bir makinesinde basılmıştır. Gazetenin idare ve yazı işleri Necmi İstikbal matbaasının üst katındaki bir küçük odada görülüyordu.
Akşam gazetesi çıktıktan bir ay sonra Bulgar cephesi çöktü. Mütareke ilân edildi. İlk günlerde ancak beş, altı bin nüsha basan “Akşam” siyasî hâdiselerin sevkile birdenbire iki üç misli arttı. Fakat İstanbulun işgali üzerine gazetelere sansür konulunca baskı sayısı yeniden düştü. Bu sırada Akşam sahipleri İtilâf sansürü ile mücadele halinde idiler. Her türlü tehlikeyi göze alarak memleket menfaatlerini koruyan yazıları sansürden kaçırmak için türlü çarelere başvuruyorlardı. Falih Rıfkı Atay o zaman Akşam gazetesinde “Günün fıkraları” nı yazıyor, Ferid Paşa hükûmetine hücum ediyordu. Akşam gazetesi hükûmet nazarında, şüpheli görülüyordu. Hattâ Falih Rıfkı bir aralık tevkif edilerek Kürt Mustafa Paşa divanı harbine sevkedildi, kendisini güçlükle kurtardı.
Akşam gazetesi kurulduğundan az bir müddet sonra idarehanesi Necmi İstikbal matbaasının üst katındaki küçük odadan çıkarak Reşid Efendi hanında kiralanan bir daireye geçti. Sonra idarehane İkdam yurdunun bitişiğindeki binaya nakledildi (Şimdi Türkiye Yayınevi binası). Millî Mücadele açılınca Akşam gazetesi sahipleri Anadoluda başlayan kurtuluş hareketini kalemlerinin bütün kuvvetile desteklediler. Bu neşriyat halkın hislerine tercüman olduğu için gazetenin satışı tekrar yükseldi. O zaman Akşam bir düz makinede ve çok büyük boyda dört sayfa olarak çıkıyordu. Fakat düz makinede gazete süratle basılamadığı için akşam gazetesini okumak istiyen herkese yetiştirmek mümkün olamıyordu. İstiklâl harbinin heyecanlı günlerinde gazete daha matbaanın önünde kapışılırdı. Makine bir taraftan gazeteyi basar, basılan nüshalar kapıda biriken halka dağıtılır, kapıya birikenler, gazetelerini almadıkça gitmezlerdi.
Akşam Anadoludaki İstiklâl savaşı haberlerini İstanbul halkına yetiştirmek için bütün tazyiklere rağmen her çareye başvuruyor, muhabirler, ekseriya Karadenizden gelen takacılardan son haberleri öğrenip gazeteye yetiştirioyrlardı. Fuad Duyar (Cumhuriyet gazetesinin istihbarat şefliğinden emekli) çok iyi bir gazeteci olan merhum Sadeddin, Bilâl Akba o zaman Akşamın fedakâr muhabirleri idiler. Hayatlarını tehlikeye koymak bahasına istiklâl harbine dair son Anadolu haberlerini öğrenmiye çalışır, halka en heyecanlı günleri yaşatırlardı.
Lozan sülhü sırasında Akşam sahipleri “Sabah” gazetesinin rotatif makinesini satın aldılar. Ancak bu rotatif makinede gazete basılmaya başlandıktan sonradır ki, her isteyene bir akşam gazetesi yetiştirmek kabil oldu.
1925 de Akşam idarehanesi Acımusluk (Cemalnâdir sokağı) sokağındaki 13 numaralı şimdiki binasına geçti. Bu bina “Basiret” gazetesi sahibi Ali Efendinin konağıdır. (B. : Ali Efendi, Basiretci) Vârislerinden satın alınmış, içerisi baştan aşağı denecek şekilde yıkılarak tamir edilmek suretile bir gazete idarehanesi ve matbaa haline getirilmiştir.
Akşam gazetesi, 1928 de harf inkılâbı sırasında halka yeni harfleri öğretmekte büyük bir mektep olmuştur. Akşam gazetesinin bugünkü yaşlı okuyucularından çoğu o zaman Akşam gazetesini okumaya alışmış olanlardır. Gazete bir müddet iri puntolu harflerle basılmış, sonra Necmeddin Sadakla Kâzım Şinasinin büyük bir isabetle seçtikleri en okunaklı harfler, arap harflerinden lâtin harflerine geçen okuyucuları bu gazeteye muhabbetle bağlamıştır.
Akşam gazetesinin başmuharriri, gazetenin birinci nüshasından itibaren Necmeddin Sadaktır. Ali Naci Karacan 1926 da hissedarlıktan çıkmıştır.
Akşamın eski mensupları, Ali Naci Karacanın hem hissedar, hem de yazı işleri müdürü olduğu devre ait pek hoş hikâyeler anlatırlar. Ali Naci o devirde ateşli bir Fenerbahçeli imiş. Maçların tafsilâtını da bizzat kendi yazarmış. Galatarasayla Fenerbahçenin en hararetli rekabet seneleri olan o devirlerde Ali Naci, gazete tam basılmak üzere iken matbaaya gelir, birinci sayfadaki bütün dizilmiş haberlerin dağıtılmasını emreder, kendisinin oturup maç tafsilâtını yazacağını bildirir, hakikaten sütunlarca yazar, bunlar dizilinceye hayli vakit geçtiğinden gazete çıkma saatine yetiştirilemez, daima geç kalırmış. O zaman Akşam gazetesinin rakibi olan “Son Saat” gazetesi de bu gecikmelerden istifade ederek tutundu diyenler vardır.
Ali Naciden başka Akşam gazetesine hissedar olarak ilk yıllarda Rifat Müeyyed ile Falih Rıfkı Atay da girmiş, sonradan ayrılmışlardır.
Akşam gazetesinin siyasî mesleğinde daima memleket menfaatleri hâkimdir. Bu düstur ilk çıktığı günden itibaren değişmemiştir. Akşam İstanbulda Millî Mücadelenin en hararetli müdafilerinden biri olmuş, millî hükûmetin kuruluşile başlayan bütün inkılâp hareketlerini desteklemiş, ikinci dünya harbinde de Türk milletinin menfaatlerini her türlü siyasetin üstünde tutarak müdafaa etmiştir. Umumî kütüphanelerdek koleksiyonları bunun en âdil şahididir.
İki eski arkadaş ve iki eski ortak olan Necmeddin Sadakla Kâzım Şinasi işleri aralarında çok iyi taksim etmişlerdi. Necmeddin Sadak Akşamın yazı işlerine, Kâzım Şinasi de idare işlerine bakar. Bir yazının gazeteye girmesinde tereddüt hâsıl olursa Necmeddin Sadaka sorulur. Gazetenin takip ettiği politikada onun görüşleri hâkimdir. Eski bir sosyoloji hocası olan Necmeddin Sadak gazeteciliğe başladıktan sonra da öğreticilik mesleğini bırakmamış, gazetesinde çalışanların daima hocası ve yetiştiricisi olmuştur. Olgun şahsiyeti karşısındakine daima hürmet telkin eder. Patron gibi değil arkadaş gibi muamele etmesi etrafındakileri kendisine hayran bırakır (B. : Sadak, Necmeddin).
Kâzım Şinasi Dersan Akşam gazetesinin idare işlerini büyük bir intizamla yürütür. En küçük teferrüata kadar alâkadar olur. O da eski bir hoca olmakla beraber Akşamı kurduktan sonra, bütün dikkat ve gayretini gazeteye hasretmiştir. Akşamın idare işleri onun devamlı alâkasile bir saat gibi işler. İntizamsızlıktan nefret eder. İnsan seçmesini bilir. Gazetenin istihbarat kısmında çalışmak üzere türlü kanallardan gelip staja başlayanları o görür. Bazısını, sadece yüzü kendisine emniyet telkin etmediği için gazeteye almaz. “Belki de iyi adam ama suratı hoşuma gitmedi” diyerek kabul etmedikleri çok olmuştur. Bilhassa sarhoş muharrirden nefret eder. Onun için Akşam gazetesinde ayyaş muharrir tutunamamıştır. Ne kadar kıymetli olursa olsun Kâzım Şinasi bir ayyaş gazeteci ile beraber çalışmayı reddeder (B. : Dersan, Kâzım Şinasi).
Kâzım Şinasi Dersan gazeteye bir adamı çok güç alır, fakat bir gazeteci ilk iki sene gazetede kaldı mı çıkması güçleşmiş demektir. Patron kendisinden memnun olmuştur. Bunun içindir ki, Akşamın muharrir kadrosu pek az değişir. Senelerdenberi daima ayni insanlar gazeteyi çıkarır.
Yazı işleri müdürü Enis Tahsin Til 20 senedir Akşamda çalışır. Yazı işleri müdür muavini Hilâli Siğman yirmi iki senedir bu müessesededir. Hikmet Feridun Es de o kadar eski. Mustafa RagıpEsatlı, Muharrem Feyzi Togay, Vâlâ Nureddin Vâ-Nû, Cemal Refik, Cemaleddin Bildik yirmi veya daha fazla senedenberi Akşamdadırlar (B. : Til, Enis Tahsin; Siğman, Hilâlî; Es, Hikmet Feridun; Esatlı, Mustafa Ragıb; Togay, Muharrem Feyzi; Vâ-Nû, Vâlâ Nureddin; Cemal Refik; Bildik, Cemaleddin).
1946 da Akşamın daimî yazı kadrosu şu zatlardan mürekkeptir:
Başmuharrir: Necmeddin Sadak.
Yazı işleri müdürü: Enis Tahsin Til.
Yazı işleri müdür muavini: Hilâli Siğman.
Sekreter muavini: Cemaleddin Bildik.
Fıkra muharrirleri yaş sırasile: Refik Halid Karay, Vâlâ Nureddin Vâ-Nû, Cemal Refik, Hikmet Feridun Es (ayni zamanda neşriyat müdürü) Şevket Rado.
İstihbarat şefi: Mustafa Ragıp Esatlı.
Polis ve adliye muhabiri: Remzi Tozanoğlu.
Belediye ve maarif muhabiri: Sadeddin Gökçepınar.
İktisadî mahafil muhabiri: Ecvet Güresin.
Muhtelif istihbarat ve reportaj: Halûk Durukal.
Spor muhabiri: Şazi Tezcan.
Musahhihler: Şevket Talaykurt, İhsan Tayşılı.
Fransızca, ingilizce, almanca, ruscadan başka daha birçok lisanlar bilen Muharrem Feyzi Togay Akşama hemen her dilden tercümeler yapar.
Hepsi terbiyeli, nazik, efendiden insanlar olan bu topluluk Akşam gazetesinin ağır başlı şahsiyetini vücude getirir.
En kıdemli gazetecilerimizden biri olan Enis Tahsin Til son derece nazik ve kibar bir zattır. İntizama bu kadar düşkün insan da nadir bulunur. Masasının üzeri daima tertemizdir. Gazeteleri okumadan evvel katlayıp üstüste koyduktan sonra teker teker okumaya başlar ve mutlaka yine katlayarak bir kenara kor. Eğer kapıdan girince Enis Beyi odada görmezseniz onun gelip gelmediğini masanın üzerine bakarak anlıyabilirsiniz. Eğer masada kâğıtlar katlanmış itizamla duruyorsa Enis Bey gelmiştir, kütüphanede bir ansiklopedi karıştırıyor veya resim arıyor demektir. Eğer masanın üzeri karmakarışık ise o gün Enis Bey gelmemiş, yerine Hilâli Siğman çalışıyor demektir. Çünkü Hilâli masanın üzerini bir türlü intizama sokamaz.
Matbaaın en çelebi siması Enis Tahsin Til’in hayatında nadir rastlanan en sert sözlü şu çerçeveyi aşamaz: Kütüphane memuru Mösyö Düraso Türkiyeyi az bildiği için Enis Beyin verdiği kupürlerle resimleri arasıra yanlış zarflara kor. Meselâ “Harbi umumî” adlı bir kitabı “Umumî” kelimesini esas tutarak mutlaka “U” harfi gözüne koymuştur!. Tabiî bu kitabı Enis Bey aramaya kalkınca bulamaz. Fena halde kızar:
— Mösyö Düraso çok rica ederim, bir daha dikkat ediniz!. der.
Düraso’nun da şirin potları vardır, bir kere “Ata sözleri” adlı bir kitabı Atatürkün sözleri zannederek Atatürk dosyasına koymaya kalkmıştı!
Enis Tahsin Til’in Ansiklopedik bilgisi pek geniştir. Belli başlı memleketlerin ikinci, üçüncü derecede siyaset adamlarının isimlerinden ve mesleklerinden tutun da cenubî Amerikanın, pasifik adalarının en ehemmiyetsiz liman ve şehirlerine varıncaya kadar hepsini bilir. Hikmet Feridun Amerikaya gidip geldikten sonra Enis Beyin bilemiyeceği bazı şehir ve liman isimlerini öğrendiğini sanmıştı. Fakat hangisini söylese Enis Bey kendisinden evvel etraflı izahata girişiyordu. Bu karşılıklı şakalaşma gazetede bir müddet devam etti ve Hikmet Feridunun “pes” demesile nihayet buldu.
Enis Tahsinin gazeteci olarak en büyük meziyetlerinden biri Akşam gazetesi okuyucularının hangi yazıları okumaktan hoşlandıklarını bilmesidir. Senelerdenberi ve hâlâ Akşam gazetesinin kadın ve ev sayfalarını, sinema sütunlarını bizzat kendisi hazırlar. Sinemaya hemen hiç gitmediği halde Türk okuyucularına en son sinema haberlerini, en yeni yıldızları o haber vermiştir.
Enis Tahsin Til Cumartesi günleri izinlidir. O günler yazı işleri müdürü olarak Hilâli Siğman çalışır. Enis Bey varken haftanın altı günü daima sessiz, sakin olan Akşam gazetesi cumartesi günleri en gürültülü hayatını yaşar. Hilâli gürültülü çalışır. Hademeye bağırır, kahveciye bağırır, zilleri çalar, mürettiplere seslenir. İstihbarat odasında herkes biribirile yüksek sesle konuşur. Hilâli de odasından öbür odadaki lâflara karışır, şakalaşırken Hikmet Feridun Es rum şivesile Hilâliye dair mübalâğalı hikâyeler anlatır.
Hilâli Siğman Giritlidir. Çok iyi rumca, fransızca bilir. Rivayete göre rumca konuştuğu zaman Türk olduğu anlaşılmazmış. Fakat türkçeyi de hâlâ hafif bir rum şivesile söyler.
Gazetecilere verilen ziyafetlerde rum garsonlar hizmet ediyorsa en akıllıca hareket Hilâlinin masasına oturmaktadır. Çünkü o garsonlara rumca birkaç cümle söyledi mi bütün garsonlar onu rum zannederek iltiması arttırır, masasını yemeklere, içkilere garkederler. Hilâli de kıs kıs gülerek bunları etrafındakilere ikram eder. Çok hesabî olduğu için Hilâliden ancak böyle yerlerde ikram görmek kabildir.
Vazifesine son derece düşkündür. Kâzım Bey kendisini ne zaman çağırsa “Acaba noksan bir iş mi yaptık?” diyerek yüreği hoplar. Emirlere pek riayetkârdır. Gazeteyi mahkemeye götürmesi çok uzaktan muhtemel bir yazıyı onun elinden geçirmek mümkün değildir. Tehlike olmadığını anlatmaya kalkmak boşunadır. Münakaşa büyüdü mü meseleyi kökünden halletmek üzere yazıyı Necmeddin Sadaka, yahut Kâzım Şinasiye gösterir. Onlar da ekseriya yazının gazeteye girmesinde mahzur görmezler. Fakat Hilâlinin rahat etmesi için mesuliyeti patronların kabul etmesi lâzımdır.
Hilâli Siğman’ın en korktuğu şeylerden biri de hanımı telefon ettiği zaman kendisini gazetede bulamaması ihtimalidir. Şayet telefon edilmiş de kendisi bulunmamışsa gelir gelmez haberi alır ve derhal telefonu açarak evin ufak tefek ihtiyaçlarını tedarik etmek üzere Balıkpazarına kadar gittiğini söylemeyi ihmal etmez.
İstihbarat şefi Mustafa Ragıp Esatlı Akşamın belli başlı şahsiyetlerinden biridir. Yakın tarihi, bilhassa İttihad ve Terakki tarihini en gizli sahnelerine varıncaya kadar bilir. “İttihat ve Terakki tarihinde esrar perdesi”, “Manastırda patlayan tabanca”, “İttihat ve Terakki tarihinde suikastler ve entrikalar” adile üç büyük eser yazmıştır. İttihad ve Terakki hâdiselerile o kadar meşgul olmuştur ki, günün vakaları üzerinde konuşulurken bile İttihad ve Terakki tarihinden misaller getirir.
Çok dalgındır ve çok cigara içer. Çantası, cepleri ve masasının gözü yığın yığın evrakla doludur. Sinemadan haberi olmayan bir adam varsa o da Mustafa Ragıptır. Bir gün sinema ilânları arasında Janette Mac Donald’ın yeni bir film çevirdiği gözüne çarpmış, bunu meşhur İngiliz Başvekili Mac Donald sanmış. Akşam üzeri gazeteye Muharrem Feyzi Togay geldiği zaman İngiliz devlet adamlarını pek iyi bildiği için :
— Kuzum Muharrem Feyzi Beyefendi, şu Mac Donald’ın sinema artistliği var mıdır? diye sormuş.
Pek nazik ve her arzuyu mutlaka yerine getirmek istiyen Muharrem Feyzi Togay da birdenbire duraklamış:
— Hiç rastlamadım ama bu akşam hayatını bir tetkik edeyim, diyip gitmiş.
Günlerce aramış, taramış. Nihayet Mustafa Ragıp Esatlı’ya:
— Mac Donaldın sinema artistliği ettiğine dair bir kayda rastlamadım, demiş, belki akrabalarından biridir?
— Nasıl olur Muharrem Feyzi Beyefendi, ben geçen gün gazetede gördüm. Yeni bir film çevirmiş.
Bunun üzerine Muharrem Feyzi Togay tekrar tetkikata girişmiş, bu sırada Janette Mac Donald’ın bir kadın sinema artisti olduğu, Başvekil ile alâkası bulunmadığı meydana çıkmış.
Mustafa Ragıp İstanbul şehrini bilhassa Nişantaşı ve havalisini meşhur şahsiyetlerin oturdukları binalara varıncaya kadar bilir. “Saray ve konakların dili” adlı bir eseri vardır. Gazetenin istihbarat şefi olduğu gibi belediye haberlerini de o yazar. Vilâyet ve belediye teşkilâtının içini dışını bilir. Mesleğine âşıktır. Haksızlıklara isyan eder. Son derece merhametlidir. Onun kadar iyilik yapmasını seven adam zorbulunur. Kimin başı sıkışsa hemen Mustafa Ragıba baş vurur. O da kendi işlerini bir tarafa bırakarak sağa sola telefon eder. En derin zevki darda kalmış birine yardım ettiği zaman duyar.
Gazeteye yeni giren genç gazeteciler Mustafa Ragıpta pek çekinirler. Çünkü o gençlerin yakın tarihi bilmemelerinden şikâyetçidir. Pek te yanlış olmayan bir düşünce ile Kâmil Paşadan, Mahmud Şevket Paşadan, Enver Paşadan, Talât Paşadan, Yakup Cemilden haberi olmayan adam isterse en büyük mektepleri bitirsin onca cahildir. Zaten eski harfleri bilmiyenlerin ilmine de itimadı yoktur.
Akşam gazetesi işlerini daima vaktinde yapan gazetecilerden mürekkeptir. Kâzım Şinasi Dersan ile Enis Tahsin Til’in intizamı herkesi muntazam olmaya mecbur etmiştir. Gazetede günün ortasında Enis Beyden başka kimse yoktur. Muhabirler sabah erkenden, 7 ile 10,30 arasında gazetede bulunur. Gazete 12 de basılmış, satışa çıkmıştır. Öğleden sonra ancak saat 17 de tekrar gelir, ertesi gün çıkacak haberlerden bir kısmını yazarlar.
Necmeddin Sadak öğleden sonra gelir, bir müddet yazı işleri odasında oturup gazeteleri karıştırdıktan ve konuştuktan sonra kendi odasına çekilip başmakalesini yazar. Yeni harfler kabul edildiği günden itibaren Necmeddin Sadakın eski harflerle bir satır yazı yazdığı görülmemiştir. Hiç zahmet çekmeden yazar. Başmakalesini, kelimeleri çizip karalamadan pek az bir zaman içinde bitirir.
Refik Halit Karay yazılarını evde hazırlar. Gazeteye iki günde bir, akşam üzeri saat 17 den sonra yazı bırakmaya ve muharrirlerle sohbet etmiye gelir. O sırada Vâlâ Nureddin bir fıkra, bir de Dikkatler yazmak ve Kalamışta oturduğu için 6,45 vapuruna yetişmek mecburiyetindedir. Böyle zamanlarda Vâlâya sual sormaya gelmez. Çünkü siz ne sorarsanız sorun, o yazısile meşguldür. Gayet kısa cevaplar verip tekrar yazısına dalar. İşiniz bitmiş de, gevezelik etmek istiyorsanız Vâlâya yeniden bir sual sorduğunuz zaman onun parmaklarile kulaklarını tıkamış olduğunu görürsünüz. Misafirler artarsa Vâlâ dayanamaz, büyük bir nezaketle müsaade istiyerek, yahut kaşla göz arasında kâğıtlarını toplayıp içeriki odaya kaçar.
Haftada bir veya iki gün saat 17 den sonra doktor Adnan Adıvar çıkacak olan yazısını tashih etmek üzere gelir. Enis Tahsin Til kendisine bir çay ısmarlar, hademe de simit aramaya koşturulur. Doktorun gazeteye geldiği zaman en sevdiği ikram bu çayla simittir. Yazısını mutlaka kendisi tashih eder. Bu sırada arkadaşlarla tatlı tatlı konuşur. Doktor Adnan Adıvar mühim bir rahatsızlık geçirdikten sonra her zaman Akşam gazetesinin iki merdivenini birden çıkamıyor. önce birinci katta Kâzım Şinasi Dersanın odasına kadar gidiyor, orada bir müddet dinlenip sonra yazı işleri odasına çıkıyor. Öyle sanılır ki, doktor Adnan Adıvarın en sevdiği oda bir gazetenin yazı işleri odasıdır. Bu odaya çıkamadığı günler Kâzım Şinasi Dersan’ın odasından telefonu açıp yazı işleri odasına telefon eder, biraz dünya ahvalinden bahsetmek üzere Enis Tahsin Til ile bu satırları yazanı aşağıya çağırır. Hasis olmamakla beraber lüzumsuz masraflara meydan vermiyen Kâzım Şinasi Dersan pek sevdiği doktor Adnan Adıvar’ın ayni binada iki oda arasında telefonla görüşüp lüzumsuz bir mükâleme kaydettirmesine ses çıkarmaz. Çünkü yazı işleri odasile Kâzım Şinasi Dersan’ın odası arasında Duo-Fone tertibatı vardır. Fakat doktor Adnan Adıvar bu âleti kullanmayı sevmez.
Hikmet Feridun Es gazeteye en az uğrayan muharrirlerdendir. Sadece yazı bırakmak üzere günün gayri muayyen saatlerinde, o da birkaç dakika için uğrar ve daima gittiği belli olmıyacak şekilde gözden kaybolur. Pek nadir olarak yazılarını gazetede yazar. Yaptığı reportajlarla insana pek girgin bir adam olduğu hissini veren Hikmet Feridun en çekingen, mahcup gazetecilerimizden biridir. Kendisine telefon edecekler diye ödü kopar. Ne kadar uğraşsanız bir şey sordurmak üzere ahbabına bir telefon ettiremezsiniz. Kapıcılar, arayan olursa Hikmet Feridunun gazetede olmadığını söylemiye alışmışlardır.
O yakası açılmamış halk nüktelerile dolu olan mahkeme reportajlarını ve İstanbul hayatını yazan Cemal Refik de gayet sessiz bir adamdır. Kalemi eline alınca bülbül gibi şakıyan bu halk muharriri gazetede en az konuşanlardandır.
Akşam gazetesinin okuyucularına akseden yüzünde bir durmuş oturmuşluk göze çarpar: hiçbir vakit ortalığı heyecana vermez. Büyük başlıklar ancak büyük hâdiseler olduğu zaman konur. Akşam gazetesinde büyük, kara başlıklar yoksa dünyada fevkalâde hâdise de yok demektir. Hâdiseler korkulu bir gidiş almış olsa bile başlıklar arasına bir ümitli cümle mutlaka sıkıştırılır.
Akşamın bir hususiyeti de kahveci olmamasıdır. Kâzım Şinasi Dersan, pisliğe sebep olacağı düşüncesile binanın içinde bir kahve ocağı açılmasına müsaade etmemiştir. Onun için muharririn kahvesi, binaya en az yüz metre uzaktaki bir kahvehaneden gelir (1946).
Şevket Rado
Akşam gazetesine yıllarca hizmet etmiş, gazeteye şöhret ve rağbet sağlamış üç büyük isim Şevket Radonun makalesinde maalesef unutulmuştur; bu üç büyük adam müverrih Ahmed Refik, yaşadığı devri üslübkâr kalemi ile tarihe mal eden Sermed Muhtar ve büyük hümorist - karikatürist Cemal Nâdirdir (B. : Altınay, Ahmed Refik; Alus, Sermed Muhtar; Güler, Cemal Nâdir).
İstanbulun büyük yevmi gazetelerinden Hürriyet’in intişarı, bu gazetede magazin sayfalarına geniş ölçüde masraflarla son derecede ehemmiyet verilmesi, bu sahada rakibsiz olan Akşam’ın satışı üzerine ilk ağır darbeyi indirmiştir.
Kuruluşundan beri Akşam’ı daimâ ayakda tutan bel kemiğinin de Necmeddin Sadak olduğunu, bu diplomat muharririn ölümünün tezine başlayan sarsıntı göstermiştir, Akşam, İstanbulun en az satılan gazeteleri arasına düşmüştür. Akşam’ın ağır zararlar karşısında neşriyatını tâtil etmesi, İstanbul şehri için muhakkak ki pek elîm bir kayıb olurdu. Gazetesinin mukadderâtı yalnız kendi eline kalmış olan Kâzım Şinâsi Dersanın isâbetli bir kararı, Akşam Gazetesini, yeni bir hamle yapabilecek genc nesle devri, hem enerjisi, hem bilgisi, hem de kudreti mâliyesi bu durumdaki büyük gazeteyi kurtarabilecek olan Mâlik Yolaç ile arkadaşlarının Akşam ile gazetecilik mesleğine atılması, adı inkilâb târihimize mal olmuş bu gazeteye hayatiyet zerketmiştir. Yeni bir gazete tesisinden çok zor olan bu teşebbüs, iki yıl gibi kısa bir zaman içinde başarı yoluna girmiştir. İstanbul Ansiklopedisi Akşam Gazetesi denilen büyük târihî ismi lâyık olduğu durumda görmek ister.
Mehmed Koçu
Akşam gazetesi 19 Nisan 1957 de sahip değiştirdi. Malik Yolaç, Sabri Çifkurt ve Vedat Durusel Komandit Şirketi bu tarihten itibaren Akşam’ı idare etmektedirler. Fakat imtiyazı genç ve enerjik bir armatör olan Malik Yolaç tarafından alındı ve gazetenin genel politikası onun direktifleriyle ve yeniden çizildi. Gazete kadrosu kısmen değiştirildi ve yeni ilâveler yapıldı. İlk yenilik öğleden sonraları çıkmakta olan Akşam bir sabah gazetesi oldu (8 Haziran 1957). Gazetedeki hareket durmadı ve daimi bir oluş içinde gelişti. Bu gelişme Yeni Sabah gazetesi yazı işleri müdürü olan Osman N. Karaca’nın umum neşriyat müdürü olarak Akşam’a gelmesinden sonra hızlandı ve gazetenin şeklinden hurufata ve hattâ yazı masalarına kadar her şey değişti. Bu arada önemli bir değişiklik de eski ve emektar rotatif yerine modern bir makine alınması oldu. Rotatif için ek bir bina yapıldı ve mürettiphane ile arşiv ve spor seksiyonları bu binaya taşındı. Uzun bir çalışma ve hazırlanma devrinden sonra Akşam yepyeni bir şekilde intişar etti (7 Mayıs 1958). Bu hamlede gazetenin tirajı üç misli ve satın alınma tarihindeki tirajın da 20 misline yükseldi. Gazete sadece İstanbulluların yerine bütün memlekete hitap etmeye başlamıştı.
Mazisi olan her müessesede olduğu gibi gazetede de eski ile yeni bir arada yaşamaktadır. Mürettiphanedeki ustalardan ikisi 39, üçü 36, ikisi de 33 yıldanberi çalışmaktadırlar. Bu arada Hilâli Siğman evden telefon edilince yine telâşlanmakta, Düraso resimleri yine yanlış zarflara koymakta ve haftada bir defa emektar saatı kurmaktadır. Bilmeceleri eskiden olduğu gibi Şevket Talaykurt hazırlamakta ve Remzi Tozanoğlu müsahhih olarak çalışmaktadır. Tabii eskisi gibi yine pek az konuşmaktadır. Eskiler gazetedeki modern ve yeni zihniyete çabucak uymuşlardır.
Gazetenin en dikkati çeken tarafı sahibi bulunan Malik Yolaç ile Neşriyat müdürü Osman N. Karaca’nın aralarındaki boy farkıdır. Bazılarına göre bu fark 35 santimi geçmektedir. Hâdiseleri pratik bir zaviyeden mütalâa eden Malik Yolaç’la Osman N. Karaca tam bir tezat teşkil ederler. Bununla beraber biribirlerini tamamladıklarından gayet iyi anlaşmaktadırlar. Gazetedeki diğer bir yenilik de bir kahve ocağının açılması olmuştur. Fakat burada sadece çay ve ıhlamur satılmaktadır.
Hâdiseleri realist bir şekilde tahlil eden Feridun Ergin’nin merhum Necmeddin Sadak’n yerini doldurduğu okuyucularca ifade edilmektedir. Feridun Ergin yol tekniğinden diş macunu imaline kadar her konuda bilgi sahibi olduğundan gazetede bir şey sormak isteyenler kendisini merakla beklerler. Gazetenin fıkra yazarlarının ayrı bir odaları vardır. Fakat hiç bir yazarı burada bulmak mümkün değildir. Aziz Nesin iki üç günde bir defa uğrar. Çetin Altan ekseriya Ankaradadır ve Müşerref Hekimoğlu kokteyl partileri dışında memleket meselelerini münakaşa eder. Haberler şefi Muammer Kaylan ender rastlanan mutazam insanlardandır. Ekseriya İlhan Turalı ile münakaşa eder. Muhabirler yine eskisi gibi gürültülü çalışmaktadırlar.
1958 de Akşam’ın yazı ailesi şu idi:
Umumî Neşriyat Müdürü: Osman N. Karaca,
Baş yazar: Feridun Ergin ,
Fikir yazarları: Müşerref Hekimoğlu, Aziz Nesin, Çetin Altan,
Sekreterler: Orhan Koloğlu (Gece), Özdemir Tuncer (Teknik), Seyhan Bilbaşar (Magazin ve spor).
Habelre Şefi: Muammer Kaylan; yardımcıları: İrfan Derman (Memleket Haberleri), Nadir Dayı (Dış haberler).
Muhâbirler: İlhan Turalı (Deniz, Tekel),
Haberler Şefi: Muammer Kaylan; yardım- Tunçkol (Partiler), Meryem Abigadol (Beyoğlu), Nâil Güreli (Vilâyet, Belediye), Vecihi Ünal (Adliye), Handan Akalar (Maarif)’ Bilgin Peremeci (Zâbıta).
Spor: Doğan Koloğlu (Şef), Orhan Menemencioğlu, Eyyub Karadayı, Aydın Öztürk, Turgud Dinsel.
Magazin: Kasım Yargıcı
Ressam: Firuz Aşkın
Müsahhihler: Orhan Şıpka, Şevket Talaykurt, Remzi Tozanoğlu, Altan Deliorman, Sâdi Borak.
Türkiye ve Dünyada Akşam’ın 154 muhabiri devamlı olarak haber göndermektedir. Ayrıca Ankara (Attila Bartınlı -Şef-, Güngör Yerdeş, Orhan Tokatlı), İzmir (Nejat Türkeli) ve Eskişehirde (Naci Gelendost) büroları bulunmaktadır ve Adana, Bursa ve Zonguldakta temsilcileri vardır (1958, Kasım).
İrfan DERMAN
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Creator
İrfan Derman
Identifier
IAM011080
Theme
Other
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 545-551
See Also Note
B. : Ali Efendi, Basiretci; B. : Sadak, Necmeddin; B. : Dersan, Kâzım Şinasi; B. : Til, Enis Tahsin; Siğman, Hilâlî; Es, Hikmet Feridun; Esatlı, Mustafa Ragıb; Togay, Muharrem Feyzi; Vâ-Nû, Vâlâ Nureddin; Cemal Refik; Bildik, Cemaleddin; B. : Altınay, Ahmed Refik; Alus, Sermed Muhtar; Güler, Cemal Nâdir
Theme
Other
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.