Entries
Examine all the Istanbul Encyclopedia entries from A to Z.
Volumes
Browse A to G volumes published between 1944 and 1973.
Archive
Discover Reşad Ekrem Koçu's works for the entries between letters G and Z.
Discover
Search by subjects or document types; browse through archival docs that are open access for the first time.
AKINTI, BOĞAZİÇİNDE AKINTI
Aşağıdaki notlar İstanbul Limanı Rehberinden nakledilmiştir:
“Rüzgâr hangi cihetten eserse essin, akıntının ciheti Karadenizden Marmaraya doğrudur. Karadenizin tabahhuratı azdır. Tuna, Dniepr, Diniester, Don ve Kızılırmak gibi büyük ırmaklar bu denize her saniye pek bol su dökerler, tabahhurat ile muvazene temin edemeyince, fazla sular, Karadenizin tek kapısı Boğaziçine akar. Akıntının umumî ciheti kanalın gidişini takip ederse de Boğazdaki dönüm noktalarına akıntının çarpmasile karşı akıntı yani anaforlar ve bazı burunlarda da döner anaforlar (aynalar) hasıl eder.
“Akıntının mihveri umumiyetle Boğazın ortasıdır. Bu mihverin iki tarafı, ayni sahil üzerinde burundan buruna çekilen hattı müstakim istikametini takip ettiği kabul olunabilir. Yalnız Yeniköy burnu müstesna olup burada akıntı Yeniköy bangının etrafında bir münhani resmeder. Akıntı mihverinin her iki tarafının her iki sahilde burundan buruna takip ettiği bu hattı müstakim istikameti, koylarda ve burunların gerilerinde ana cereyanın şiddet ve sürati nisbetinde anaforlar hasıl eder.
“Boğazdaki akıntının şiddeti hiçbir yerde muntazam değildir. Sebeplerinden biri, Boğazın genişliğinin değişmesidir. Fakat akıntının cihet ve süratindeki büyük değişiklik, en ziyade iki sahilin dönemeçli teşekkülâtına ve burunların bazı yerlerde...
⇓ Read more...
Aşağıdaki notlar İstanbul Limanı Rehberinden nakledilmiştir:
“Rüzgâr hangi cihetten eserse essin, akıntının ciheti Karadenizden Marmaraya doğrudur. Karadenizin tabahhuratı azdır. Tuna, Dniepr, Diniester, Don ve Kızılırmak gibi büyük ırmaklar bu denize her saniye pek bol su dökerler, tabahhurat ile muvazene temin edemeyince, fazla sular, Karadenizin tek kapısı Boğaziçine akar. Akıntının umumî ciheti kanalın gidişini takip ederse de Boğazdaki dönüm noktalarına akıntının çarpmasile karşı akıntı yani anaforlar ve bazı burunlarda da döner anaforlar (aynalar) hasıl eder.
“Akıntının mihveri umumiyetle Boğazın ortasıdır. Bu mihverin iki tarafı, ayni sahil üzerinde burundan buruna çekilen hattı müstakim istikametini takip ettiği kabul olunabilir. Yalnız Yeniköy burnu müstesna olup burada akıntı Yeniköy bangının etrafında bir münhani resmeder. Akıntı mihverinin her iki tarafının her iki sahilde burundan buruna takip ettiği bu hattı müstakim istikameti, koylarda ve burunların gerilerinde ana cereyanın şiddet ve sürati nisbetinde anaforlar hasıl eder.
“Boğazdaki akıntının şiddeti hiçbir yerde muntazam değildir. Sebeplerinden biri, Boğazın genişliğinin değişmesidir. Fakat akıntının cihet ve süratindeki büyük değişiklik, en ziyade iki sahilin dönemeçli teşekkülâtına ve burunların bazı yerlerde yekdiğerine karşı dirsek teşkil edecek veçhile kurulmuş olmasına atfolunabilir. Meselâ Kanlıca ile Kandilli arasında akan suların şiddet ve ciheti cereyanı birinci cihetin tamamile mâkûsudur.
“Rüzgârlar mevsimlerde Boğazdaki akıntının şiddetini değiştiren sebeplerdendir. Meselâ karların eridiği ve şimal ve şimali şarkî rüzgârlarının estiği zamanlarda akıntının şiddeti âzamî miktara ulaşır. Bu zamanlar da, haziranın sonu ile ağustosun başı arasında geçen müddettir. Bu esnalarda kanalın bazı noktalarında akıntının şiddeti 5 ilâ 6 nokta kadar çıkar ki müsait rüzgâr olmadıkça yelken gemilerinin Boğazdan yukarı çıkmalarına imkân yoktur. Cenup rüzgârları ile akıntının bu şiddeti azalır. Akıntının şiddetlenmesi bais olan sebepler ortadan kalkınca dahi akıntının sürati azalır.
“Sonbaharda ilk cenup rüzgârları Boğazdaki cenuba doğru cereyan eden akıntıyı durdurur ve rüzgârın şiddetine göre şimale doğru bir cereyan tevlid eder, bazan bu cereyan 2 - 3 mile kadar sürat alır. Bu mâkûs akıntı cenup rüzgârları kesildikten sonra bir gün kadar devam eder.
“Bazan ağustos aylarında hiçbir sebep olmaksızın Boğazda akıntı cereyanının kesildiği vaki olursa da şeytan akıntısı ile Sarayburnunda suların yine cereyan ettiği görülür.
“Umumiyetle Karadenizden Boğaza girildiği zaman akıntının sürati takriben 2 mil olup Anadoluhisarı açıklarında şiddeti çoğalır ve şimali şarkî meltem rüzgârlarında gündüzün akıntının sürati çoğaldığı halde gruptan sonra azalır.
“Karadenizden gelen akıntı lodos cihetine doğru cereyan edip Kireçburnuna kadar Rumeli sahiline muvazi akar ve Kavakburnunda Boğaz daraldıkça akıntını sürati de fazlalaşır.
“Kavak ile Macartabyası arasındaki koyda karşı anafor mevcud olduğu gibi bu anafor Büyükdere koyunda daha şiddetli ve Umuryeri koyunda ise pek az hissolunur derecededir.
“Kireçburnunda ana akıntı cereyanının ciheti tebeddül edpi Keşişleme istikametini alarak Paşabahçeye ve oradan Kanlıcaya kadar Anadolu sahilini takip eder; buradan tekrar Rumeli sahiline doğru Rumelihisarına ve buradan da Kandilli burnuna doğru akar. Beykoz koyunda oldukça şiddetli bir anafor mevcuttur. Yeniköyün cenubunda ve İstinye koyu açığında ve kezalik Bebek koyunda anafor hissolunur. Anadolu çağında ve Kanlıca körfezi hizasında da sahile yakın hafif bir anafor mevcuttur.
“Rumelihisarı burnu ile Anadoluhisarı arasında 5 mil süratle akan akıntı Arnavutköy burnunun garbına çarpar ve burnun hizasında âzamî sürat hasıl eder. Arnavutköy burnundan itibaren akıntı Kızkulesine kadar Anadolu sahilini takip eder. Kuruçeşme koyunda arasıra şiddet kesbeden anafor cereyanı mevcuttur.
“Kızkulesine geçen akıntı oradan Sarayburnuna doğru şiddetle akar ve buraya çarparak iki kola ayrılır; cenuba ayrılan büyük kol Marmaraya ve garbe ayrılan diğer kol Haliçe akar; Haliçe gelen kol yeni köprüye dahil olmadan dağılır, yok olursa da Galata ve Tophane açığında sahile yakın anafor hasıl eder. Sarayburnu ve Galata arasındaki mıntıkada mevcud anafor cereyanlarının cihetleri her altı saatte bir değişir. Bu sahil boyundaki anafor cereyanı bazan kesildiği halde bazan Defterdarburnuna kadar devam eder ve burada tekrar ana akıntı cereyanına karışarak Boğazdan aşağı akar. Umumiyetle Galata açığındaki anafor saat 9 ile 10 arasında başlar ve akşam olunca azalır.”
Ruşen Eşref Ünaydın, aşağıdaki satırlarla Boğaziçi akıntısını Türk edebiyatına mal etmişti:
“Kendi tarifesine göre değil, gönlümün istediğine göre giden gemimle ta Yenimahalleden akıntı ardına düşerdim. Onunla birlikte ortalardan koşardık. Akıntı, anaforlarla çatıştıkça ayna dedikleri o iri, fakat dönücü düzlükler ve çağıltılı, hoplayışlar arasında kendini Kireçburnunda, Tarabya, Yeniköyburunlarından belli ede ede Tokmakburnuna çarpardı. Dönüp Anadolu yakasında Çubuklu burnuna geçerdi. Orada ona Çakal derledi. Fakat orada da dinlenmezdi; Rumelihisarına çevrilir, Şeytan adı alırdı. Yalıların rıhtımlarını döğe döğe buradan da kaçardı, gene karşı tarafa, Kandilli burnuna.. Ondan da dirsek yeyince, büsbütün hızlanır, Arnavutköyü burnuna öfkeyle varırdı. Rıhtım kenarlarında, görünmez birer ağır çuval taşır gibi eğilmiş yedekçi omuzlarına bin eziyet çektirerek; yukarı aşacak gemileri geri geri iter gibi yavaşlatarak o azgınlıkla tekrar Anadolu yakasına atılırdı. Çengelköyü burnunda bir daha hırçınlaşınca ona Maskara derlerdi. O, burada da durmaz, Beylerbeyi ve Üsküdar önünden Sarayburnuna akar, Güneşli Marmarada gözden kaçardı...
“Hey başını kayadan kayaya çarpa çarpa engine can atan sular! Gözlerimle gördüğüm, ellerimle tutamadığım günlerim mi idiniz ki geçer giderdiniz!”
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.
TÜM KAYIT
Identifier
IAM011033
Theme
Folklore
Type
Page of encyclopedia
Format
Print
Language
Turkish
Rights
Open access
Rights Holder
Kadir Has University
Description
Volume 1, pages 517-519
Theme
Folklore
Contributor
Type
Page of encyclopedia
Share
X
FB
Links
→ Rights Statement
→ Feedback
Please send your feedback regarding Istanbul Encyclopedia records to istanbul.ansiklopedisi@saltonline.org.